ANTALYA İKLİM KRİZİNE KARŞI BİRLEŞTİ


Son yıllarda yaşanan doğal hadiselerden kaynaklanan felaketler bilim insanlarını iklim değişikliğinin nedenini bulma yönünde araştırmalar yapmaya itmiştir. Dünyada ve ülkemizde karşılaştığımız ve geçmişte benzeri nadir rastlanan doğa olayları incelendiğinde sera etkisinin en önemli unsur olduğu sonucuna varılmıştır.

Sera gazı olarak nitelendirilen, çoğunlukla fosil yakıt kaynaklı karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit vb. gazlar yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının tekrar yeryüzüne dönmesini sağlar. Bir battaniye işlevi gören sera gazları, yeryüzündeki ortalama sıcaklık, insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hayatını sürdürmesine imkân verecek ısı düzeyinin oluşmasını sağlar.

Atmosferdeki sera gazlarının oranı 1750’li yıllarda başlayan sanayi devrimi sonrası artmaya başlamış, fosil yakıtların aşırı kullanımı ve ormanların yok edilmesi gibi etmenler sebebiyle sera gazlarının artış dengesinde bozulma yaşanmıştır.

Bilim insanları tarafından yapılan, geriye dönük araştırmalar, son 650 bin yılın hiçbir döneminde karbondioksit oranının bugün ki düzeyine kadar yükselmediğini göstermektedir. Araştırmalara ve genel kabule göre söz konusu artış tamamen insani kaynaklar sebebiyle gerçekleşmiştir. Hükümetler arası yapılan iklim değişikliği paneli, insan faaliyetlerinin atmosferde yarattığı etkinin sonucunda küresel ortalama sıcaklıklarda artış yaşandığını net olarak ortaya koymuştur.

İklim değişikliğinin etkisi doğrudan sıcaklıklardaki artışları ile ilgili değildir. Sıcaklıkların yükselmesi buzulların erimesine neden olurken, yeryüzünde daha fazla güneş enerjisi kalmasında, dünya genelinde iklim sistemlerinin değişmesine ve gelecek yıllar için ekosistemde büyük tahribatlar yaratacağını düşündürtmektedir. Doğal dengenin bozulması pek çok bitki ve hayvan türünü yok olma tehlikesiyle karşı kaşıya getirirken, oluşacak su sıkıntılarından da tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin zarar görmesi, göç ve kıtlıkların ortaya çıkması beklenmektedir. Diğer yandan kutuplardaki buzulların eriyerek okyanuslara eklenmesiyle dünya genelindeki deniz seviyesinin yükselmesi, denize kıyısı olan ülkelerin kıyı şeridinin sular altında kalması tehlikesini de gündeme getirmektedir.

Bilim dünyası iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için ortalama sıcaklardaki artışın azami 2°C ile sınırlanması gerektiğini belirtmektedir. Normal şartlar altında atmosferde bulunan karbondioksit 280 ppm iken günümüzde ölçülen karbondioksit oranı 394 ppm’e ulaşmıştır. Bilim insanlarının önerdiği 2°C artış sınırlanmasını kabul ettiğimizde, atmosferdeki karbondioksit oranının 450 ppm seviyesini aşmaması gerekmektedir. Dünya Bankası karbondioksit emisyonlarının şu andaki artış hızıyla 2060 yılında ortalama sıcaklıklardaki artışın 4°C bulacağı uyarısı yaparken, bu artışın etkilerinin özellikle yoksul kesimlerce hissedileceğini belirtiyor. Sadece Akdeniz havzasında gerçekleşecek 2°C artışı, beklenmeyen hava olayları, sıcak hava dalgaları, orman yangınlarının sayısında ve etkisinde artış, kuraklık ve bunlar dolayısıyla biyolojik çeşitlilik kaybı, turizm gelirlerinde azalma ve en önemlisi kuraklık sonucu oluşacak gıda kıtlığı sebebiyle göç olarak etkilerini hissettirecektir.

İklim bilimcilerin gelecek yıllar için çizdiği karamsar tablo ülkeleri bilinçlenerek tedbir almaya yöneltmektedir. Bu kapsamda dünyayı küresel ısınma tehlikesinden korumak ve yaşanabilir bir ortam sağlamak için 1970’li yılların sonlarından itibaren uluslararası alanlarda girişimler başlatılmıştır. Küresel ısınmaya yönelik ilk uluslararası mutabakat 1992 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ile gündeme gelmiştir. Akabinde 1997 yılında Kyoto Protokolü imzalanmış, 2009 yılı itibariyle de Türkiye taraf olmuştur.

Kyoto Protokolü’nün 2020 yılında sona erecek olması sebebi ile 2015 yılında Fransa’nın Paris kentinde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP21), Paris İklim Anlaşması kabul edilmiştir. Anlaşmanın uzun dönemli hedefi, küresel ortalama sıcaklık artışının sanayileşme dönemi öncesi verilerine göre 2°C’nin altında tutulması, mümkünse 1,5°C’nin altında tutulmasına yönelik küresel çabaların sürdürülmesi olarak ifade edilebilir. Gerek belirtilen hedeflerin ulaşmada gerek diğer maddelerde uygulamada “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler” ilkesi prensip olarak belirtilmiştir. Buna göre ülkelerin küresel iklim eylemlerine, kendi imkânları doğrultusunda mümkün mertebe katkı sunmaları öngörülmüştür. Ülkelerin ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler ilkesi uyarınca, emisyonlarında gerçekleştirecekleri azaltım, uyum, finans, teknoloji transferi ve kapasite inşası konusundaki anlaşmanın temel hedefini yerine getirmesine yönelik faaliyetlerin yer aldığı ulusal katkı beyanını her 5 yılda bir sunmaları öngörülmüştür.

Türkiye, Paris İklim Anlaşması’na taraf olmadığı dönem olan 30 Eylül 2015 tarihinde, sera gazı emisyonlarının 2030 yılı içi yapılan referans senaryoya uyum göstermek amacıyla %21 oranına kadar azaltacağını sözleşme sekretaryasına sunmuştur.

ABD’de Donald Trump yönetiminin Paris İklim Anlaşması’ndan çıkması sonrasında sekteye uğrayan çalışmalar, Joe Biden yönetiminin iktidara gelmesi ile yeniden hız kazanmıştır. Biden’ın göreve gelmesi sonrasında Beyaz Saray’daki ilk saatlerinde, ilk imzaladığı kararnamelerden biri de iklim değişikliği politikalarının uygulanması ve ülkenin Paris İklim Anlaşması’na tekrar katılması olmuştur. Biden, iklim değişikliği ile ilgili endişelerini ABD’nin ulusal güvenliğinin ve dış politikasının yanı sıra yerel planlamanın merkezine yerleştirerek bir ‘bütün devlet yaklaşımını’ ortaya koymaktadır.

2021 yılı Nisan ayı içerisinde ve Joe Biden başkanlığında iklim değişikliği konusunda ülke başkanlarının yer aldığı geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirilmiştir. Akabinde konu haziran ayındaki NATO zirvesinde ele alınmış, temmuz ayında AB İklim Yasası’nın hazırlanması ile ilgili olarak ilk hedef çalışmalarını yayınlamış, kasım ayında Glasgow’da COP26 2021 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı toplantısı yapılarak ciddi bir mesafe kaydedilmiştir.  Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 6 Ekim 2021 tarihinde Paris İklim Anlaşması’nı onaylamıştır. Su Şurası’nı toplamış ve 2022 Şubat ayında İklim Şurası’nı düzenlemiştir. İklim şurasının amacı, ilk iklim kanunun alt yapısını oluşturmaktır. İklim kanunun neler getireceği sanayi sektörünü nasıl etkileyeceği, sosyal hayata yapacağı etkilerin neler olacağı hususu kapalı grup toplantıları ile çalışılmış, T.C. Cumhurbaşkanlığı tarafından şura kararlarının değerlendirilmesi beklenmektedir.

ANSİAD olarak iklim değişikliği sebebi ile temsil etmiş olduğumuz sektörlere, ticaret hayatına ve insanlığa olan sorumluluğumuz gereği büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanacağı hedeflenen süreçlerde; gerek ABD’de gerek AB ve İngiltere’de gerekse ülkemizde iklim değişikliği kapsamında yürütülen mevzuat süreçlerinin sektörleri nasıl (olumlu/olumsuz) etkileyeceği, sosyoekonomik yapıda meydana getirmesi muhtemel değişikliklerini, altyapı ihtiyacı ve finansmanı, yönetim anlayışının değişmesi, bu değişikliklerin insan hayatında yaratacağı etkilerin  tartışılacağı konu ile ilgili tüm sivil toplum örgütlerinin  katılacağı ticari hayatın sesinin duyulacağı ortak bir zirve düzenlemek istiyoruz.

Zirvede ele alacağımız konular;

1.       Çevreye karşı bilerek veya bilmeyerek işlenen suçlar, verilen zararlar, zararların cezası ve tazmini, EKO SUÇ kavramının tartışılması,

2.       Karbon vergisi, karbon ayak izi, su ayak izi, karbon sertifikası, karbon bankası konu ve kavramlarının tartışılarak tüm taraflar nezdinde netleştirilmesi, Batı Akdeniz Bölgesi’nde yer alan doğal kaynak envanterinin iklim değişikliği kapsamında karbon nötr şartlarının bölgesel olarak sağlanıp sağlanamayacağının, sağlanması için yapılması gereken işlemlerin net olarak ortaya konması,

3.       Fosil yakıt kullanımının azaltılmasına yönelik alınacak olan tedbirler,

4.       İklim değişikliği koşullarında tarımsal üretim ürün desen değişikliği, üretim teknolojisi değişikliği ve kıtlık konusunun tartışılması,

5.       Peyzaj uygulamalarının karbon emisyonlarını azaltmada etkin kullanımı, Batı Akdeniz Bölgesi’nde iklim değişikliği sebebiyle küresel ısınma sonucunda hava sıcaklıklarının artması sebebiyle tarımsal ve peyzaj ürün desenlerinde yapılacak olan muhtemel değişikliklerin ortaya konması, öneri ve projeler geliştirilmesi,

6.       Şehir planlamasının iklim değişikliği sebebiyle meydana gelebilecek olumsuz etkilerini minimize etmekteki rolü, akıllı şehir çalışmalarından elde edilecek verilerin planlamaya katkısı, çevreye ve karbon emisyonlarına duyarlı akıllı bina üretimi, izolasyon ve yalıtım ile mimari seçenekler,

7.       Enerji dönüşümü ve yenilenebilir enerji kaynaklarının (Hidroelektrik enerji, Güneş enerjisi, Rüzgâr enerjisi, Jeotermal enerji, Biyoenerji, Hidrojen enerjisi, Dalga ve akıntı enerjisi) efektif kullanımı ve alan planlaması,

8.       Nükleer enerji ve doğalgazın enerji üretiminde kullanılmasının iklim değişikliği kapsamında alınacak olan tedbirlere sağlayacağı katkı değerinin tartışılması,

9.       İklim değişikliği sebebi ile turizm sektöründe karşılaşılacak etkiler ve çözüm önerileri,

10.    İklim değişikliği sebebi ile yaşanacak olan göç dalgasını önlemeye yönelik tedbirler, ülkemizin atması gereken adımlar, iklim değişikliğinin nüfusun demografik yapısına olan etkisi, nüfus artışının doğal kaynak kullanımına etkisi, nüfus planlamasının karbon emisyonlarının azaltılmasındaki etkisinin ortaya konması,

11.    İçme ve kullanma suyu olarak kullanılan yeraltı ve yerüstü doğal su ortamlarının etkin korunmasına yönelik alınacak tedbirler,

12.    Deniz suyunun içme ve kullanma suyu olarak arıtımı, denizlerin mevcut kirlilik durumu, denizlerin ekolojik yapısına iklim değişikliğinin etkileri, küresel ısınma sonucunda deniz suyunun ısınması neticesinde biyolojik yapının değişmesi hususlarının ortaya konması,

13.    Evsel ve endüstriyel nitelikli arıtılmış suların kullanma suyu olarak geri kazanımı, 

14.    Evsel ve endüstriyel atık yönetiminin verimli olarak uygulanması,

15.    Ulaşım altyapısının (hava, kara, deniz) iklim değişikliği kapsamında alınacak tedbirler çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi,

16.    İklim değişikliğinin sosyal hayata ve sosyoekonomik yapıya yapacağı etkiler ve bu etkilerin minimize edilmesi için geliştirilecek olan sosyal projeler ile gençlere yönelik farkındalık çalışmaları ve eğitimler düzenlenmesi,

17.    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakat sürecine uyumu

Konularında yapılacak olan planlama ve organizasyon ile iklim değişikliği konusunu Antalya, Burdur, Isparta ekseninden başlayarak, bölgemiz, ülkemiz ve dünya ölçeğinde tartışmak, gündem oluşturmak, farkındalık yaratmak, çözüm önerileri üretmek ve ülkemizde hazırlanmakta olan iklim kanununa bir ışık tutmak niyeti ile çıktığımız bu yolda, bölgemiz ölçeğinde faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütleri ile yüksek çalışma azmi ile görev yapacağımızı kamuoyunun bilgilerine sunarız.

 

Bildiriye imza atan kurumlar;

1.       Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD)

2.       Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ)

3.       Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ)

4.       Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ)

5.       Antalya Bilim Üniversitesi (ABÜ)

6.       Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO)

7.       Antalya Ticaret Borsası (ATB)

8.       Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB)

9.       Antalya Organize Sanayi Bölgesi (Antalya OSB)

10.    Antalya Barosu

11.    TMMOB Makina Mühendisleri Odası Antalya Şubesi (Antalya MMO)

12.    TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi (Antalya İMO)

13.    TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Antalya Şubesi (Antalya HKMO)

14.    TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi (Antalya ZMO)

15.    TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şubesi (Antalya PMO)

16.    TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi (Antalya ÇMO)

17.    TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi (Antalya ŞPO)

18.    Antalya Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (ASMO)

19.    Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED)

20.    Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD)

21.    Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KONYSİAD)

22.    Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD)

23.    Döşemealtı Sanayici ve İşadamları Derneği (DÖSİAD)

24.    Genç Organize Sanayi Derneği (Genç OSD)