TALİPOĞLU İŞADAMLARININ STRESİNİ ALDI


ANSİAD'ın 13. Olağan Toplantısı'na Gazeteci Tayfun Talipoğlu konuk oldu.

TALİPOĞLU; “BU ÜLKEDE 30 MİLYON İNSAN SİYASETTEN BESLENİYOR”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) 13. Olağan Toplantısına konuk olan Gazeteci-Yazar, TV yapımcısı Tayfun Talipoğlu, anlattığı “Anadolu'dan Yol Öyküleri” ile adeta işadamlarının stresini aldı. Talipoğlu, “Ortada bir pasta var. Solundan tırtıklayana solcu, sağından tırtıklayana sağcı diyorlardı. İsimler değişti belki ama pasta hala tırtıklanıyor. Bizde herkes her işi yaptığı için bakanlar da her işi yapıyor. Bu ülkede 30 milyon insan siyasetten besleniyor” dedi.

Toplantı Başkanlığını ANSİAD üyesi Dr. Tülin Özkan'ın yaptığı Su Oteldeki yemekli toplantının açılışında konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, iş dünyasının bir süre önce kaybettiği Turan Şahin'i rahmetle anarak başladığı sözlerini geçen hafta gerçekleştirdikleri Eskişehir gezisi ile sürdürdü. Eroğlu, geziye katılan üyelere teşekkür ederek, “Gezi kesinlikle verimli geçti. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, bu bölgede başarı ile uygulanan kümeleşme üzerine sohbet ettik. Eskişehir'de sinerji aldık. Biz de onların işbirliği yaptığı gibi, paydaşlarımızla aynı kültürü yaşatmak adına çalışmalar yapmak istiyoruz” dedi. Daha sonra Eskişehir OSB'de Sarar ve Eti fabrikalarına düzenledikleri gezi ve ziyaretlerle Antalya-Eskişehir maçını da anlatan Eroğlu, “İyi oynayan taraf bizdik ama şanssız bir golle yenildik” diye konuştu.

Toplantı Başkanı Dr. Tülin Şahin'in takdimi ile konuşmasına başlayan Tayfun Talipoğlu, ANSİAD toplantısına daha önce kararlaştırılmasına rağmen gelemeyiş nedeninin mantar zehirlenmesi olduğunu anlatarak, “Ben pisboğaz bir adamım. Burdur'a gidiyoruz. Yol boyu gençler mantar satıyorlar. Arkada da küçük bir tezgah kurmuşlar pişiriyorlar. Bizim de konumuz 'mantar ve mantar zehirlenmeleri nasıl anlaşılır?' üzerine... Satıcı çocuklardan garanti aldık ama, 5-10 dakika sonra, kameraman arkadaş, ardından ben zehirlendiğimizi fark ettik ve Allah'tan kana karışmadan hastaneye yetişebildik. Ölümün de bir anlamı olmalı. Bunca yol gezip, mantardan zehirlenmek anlamsızdı. Aslında benim gibi pisboğaz bir adamın bugüne kadar zehirlenmemesi mucizeydi” dedi. 

Mülkiye mezunu olduğunu hatırlatan ve öğrencilik yıllarında, işadamlarına ve genel olarak para kazananlara hep hırsız gözü ile baktıklarını söyleyen Tayfun Talipoğlu, “Ben bugün size işadamlığını öğretecek değilim. Ben memur çocuğuyum. Ömrümde ilk defa fatura kestiğimde tüm işadamlarının alnından öpmek istedim. Tahsil ettiğin paranın yüzde 40'ı hemen devlete gidiyor. Diğer girdiler, maliyet filan hariç. Pek para kazandığınız yok ama işadamlığının da bir havası var” dedi.

 “Makam arabası çok tehlikeli bir iştir”

Makam arabalarının bürokrasinin içine eden bir iş olduğunu söyleyen, Fransa'da 8500, biz de ise 125 bin makam arabası olduğunu hatırlatan Tayfun Talipoğlu, şöyle hicvetti:

“Arka kapıyı şoför açıyor ya, işte o bu işi tehlikeli hale getiriyor. O arka koltuğa oturanlar, orayı kimseye kaptırmamak için her şeyi yaparlar. Ancak bizde bu tür bürokratlar o koltuğa şahsiyet vermiyor, şahsiyeti o koltuktan alıyorlar. Kıbrıs'da Rauf Denktaş'ı arabasını kendisi kullanırken gördüğümde şaşırmıştım. Oysa Avrupa'da herkes kendisi kullanıyor. Ama bizde durum farklı. Bir de korumalar, eskortlar var ya. Kim bırakmak ister o saltanatı?”

 “Yolun olduğu yerde yolsuzluk vardır”

En kolay işadamlığının müteahhitlik olduğunu tahmin ettiğini söyleyen Tayfun Talipoğlu, “Bir müteahhit tanıdığım var. 20 bürokratın kredi kartını ödediğini söyledi. Her biri 25 bin lira. Adam kutu gibi 1+1 daire yapıyor milyon dolara satıyor. Hele yol yapanlar. Ben hep şunu söylerim. 'Yolun olduğu yerde yolsuzluk vardır' Bu ülkede 'Nereden aldın?' diye soracak bir adalet mekanizması yok” diye konuştu. Bürokrasiyi eleştiriyi sürdüren Talipoğlu; “Tanıtım filmleri yapıyoruz. Bir belediyede başkan yardımcısı kaça yapıyorsunuz diye sordu. Ben de isteklerine göre bir filmin 60 bin lira olabileceğini söyledim. Başkan yardımcısı 'Hadi şuna 120 diyelim. Siz öyle fatura kesin' dedi. Şaşırdım. Bir başka işte 'fatura istemeyiz' diye elime bir kese kağıdı tutuşturdular. Hayatımda ilk kez kese kağıdı içinde para gördüm” dedi. 

“Bu ülkede 30 milyon insan siyasetten besleniyor”

Politikanın girdiği her yerin bozulduğunu öne süren Tayfun Talipoğlu, önceleri politikaya meraklı olduğunu belirterek; “Ephraim Kishon'un  'Tavuk Kümesinde Tilki' adlı kitabını okuduktan sonra vazgeçtim. Okumanızı tavsiye ederim” diye konuştu. Parlamento muhabiri olduğunda politikayı daha yakından tanıdığını söyleyen Talipoğlu, “Ortada bir pasta var. Solundan tırtıklayana solcu, sağından tırtıklayana sağcı diyorlardı. İsimler değişti belki ama pasta hala tırtıklanıyor. Bizde herkes her işi yaptığı için bakanlar da her işi yapıyor. Bu ülkede 30 milyon insan siyasetten besleniyor” dedi.

Askerlik anıları ve sistem

12 Eylül döneminde fişlendiğini anlatan Tayfun Talipoğlu, “Daha sonra suçum ne diye baktım. YÖK'e karşı eylem yapan kişi olarak tarihe geçmişim. Bu yüzden beni kaymakam yapmadılar” dedi.

Askerlik anılarını anlatırken, sistemin insanı nasıl değiştirdiğini dile getiren Tayfun Talipoğlu, “Bir astsubay var. Erleri devamlı dövüyor. Dayanamadım. Albay'a söyledim. Bana hayatımın dersini verdi. 'Bak' dedi. 'Sizler sivilden geldiniz. İyisiniz, hoşsunuz ama bazı şeylere aklınız ermiyor. Bak o başçavuş var ya, buradan giderken o dövdükleri o'nun elini öpecekler' Gerçekten de öyle oldu. O başçavuşun elini öptüler, beni de 125 bin lira dolandırıp gittiler” diye konuştu.

“Bu memlekette ticaret zordur”

Konuşmasının bu bölümünde dokunma üzerine Türk insanından örnekler veren Tayfun Talipoğlu, şöyle devam etti:

“Biz çorabı koklamadan kirlendiğini anlayamayan bir toplumuz. Biz malın iyisini dokunmadan anlayamayız. Politikada da dokunmanın önemi var. Politikacı vatandaşa bir dokunsun yeter. 'Geldi bana dokundu' diye dokunduğu yeri yıkamayız. Birbirlerine dokunmadıkları için olsa gerek bu memlekette ticaret zordur. Çünkü bürokrasi ile iş dünyası uyuşamaz.”

Evliliklerde erkeğin 5 halini de anlatan Talipoğlu,” 19-23 yaş arası 'Ben Onsuz Yapamam' (Aptal aşık dönemi), evliliğin beşinci yılı; 'Ben ne yaptım? dönemi', evliliğin 12. yılı 'Ben bunsuz da yaparım dönemi'. İşte bu dönem yırttınız, yırttınız, çocuklar var filan demeyip kaçın. Şayet ayrılık yoksa 4. dönem erkeğin teselli dönemidir. Bu dönem kadınlara karşı en yalaka dönemdir. Ve son dönem ise olsa da olur, olmasa da dönemidir.' Biraz da özgürlük dönemidir. Erkek için özgürlük; 'yalan söylemeden yaşadığın ortamın adıdır.' Adama neredesin, nerede kaldın? diye sorarsan üçüncü de kesin yalan söyler” dedi.

“Enseyi karartmayın”

Konuşmasının son bölümünde bu ülkede güzel şeyler olacağına inandığını dile getiren Talipoğlu, “Bu ülkenin güzel insanları birbirlerini insan oldukları için severler. Aslında bu ülkenin mayası kötü değil. Ama bu halka vere vere, ister hale getirdiler. Hepsi geçecek. Bu yüzden enseyi karartmayın. Gezi eylemlerine katılan gençlerin TÜSİAD'ı destekleyeceklerine inanır mıydınız? Her şey değişiyor, Türkiye ve dünya değişiyor. Hepimiz barış ortamının yaşandığı bir Türkiye diliyoruz.” dedi. 

Bam Teli Programının neden kaldırıldığını da anlatan Talipoğlu konuşmasını; “Programın adı siyasi imiş. Neresi siyasi? Programımda konuşan çiftçiler mazot pahalı dedikleri için programım siyasi diye kaldırıldı. Ben Bam Teli adını siyasi, bulan bir iktidarla çalışmak istemiyorum” diye noktaladı.

Toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, toplantı anısına Tayfun Talipoğlu'na iş dünyasını simgeleyen bir anı plaketi verdi.