ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU'NUN VERGİ ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI


11 HAZİRAN 2013, HOTEL SU

Bu akşam Antalya’nın vergi sıralamasında ilk 100’e giren üyelerimize ödül vererek üyelerimizin başarılarını takdir etmeyi, ANSİAD’ın Antalya ve Türkiye ekonomisine katkısını vurgulamayı, vergi konusunda farkındalık ve duyarlılık yaratmaya katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

Bilindiği gibi, bir ülkenin sürdürülebilir büyümesi, sosyal adaletin sağlanması adaletli bir vergi sisteminden ve işadamları başta olmak üzere herkesin vergi sorumluluğuna sahip olmasından geçmektedir. 

ANSİAD sosyal sorumluluğa ve ticaret ahlakına önem veren başarılı, örnek girişimciler topluluğu olarak vergi sorumluluğu konusunda da öncü rol oynamaktadır. 

15 üyemizin kurumlar vergisinde, 4 üyemizin gelir vergisinde, 3 üyemizin gayrimenkul sermaye iradı gelir vergisinde ilk yüz rekortmen arasında olmasından gurur duyuyoruz. Bütün üyelerimize, daha fazla başarı, daha yüksek kazanç ve daha yüksek vergi diliyoruz.

Sadece 15 üyemizin kurumlar vergisi, Antalya kurumlar vergisi toplamının %10’udur. Bu bile ANSİAD olarak Antalya ekonomisindeki yerimizi göstermektedir. ANSİAD üyelerinin gelişmesi Antalya’nın gelişmesidir.

Değerli konuklar,

Vergi gelirinin ulusal gelirimize oranı OECD ortalamasında % 34’tür, ülkemizde ise %27’dir.  Maliye bakanımız Türkiye’de vergi yükünün düşük olduğunu söylemektedir. Ancak şunu da dikkate almak gerekir. OECD ortalaması %34’tür, ama bu oranı küçük Kuzey Avrupa ülkeleri yükseltmektedir. Oysa ABD ve G. Kore’de vergi yükü Türkiye’den daha düşüktür, %25’tir. Meksika ve Güney Amerika ülkelerinde %20’nin altındadır. Yani, Türkiye’nin vergi yükü kendi gelir grubuna göre yüksektir.  

Bundan çok daha önemli olan husus, Türkiye’de vergi tabanı yeterince geniş olmadığı için vergi yükünün kayıtlı ekonominin üzerinde ağır bir yük olarak kalmasıdır.

Vergi sistemimiz bir taraftan kayıtlı ekonominin yükünü artırırken diğer taraftan tasarruf oranının yetersiz kalmasına da katkı yapmaktadır. Düşük tasarruf oranı ve yüksek maliyetler yüzünden sanayimizin rekabet gücünü kaybetmesi cari açığımızın en önemli nedenidir. 

Türkiye’nin tasarruf oranını yükseltmesi, girişimin, yatırım ve üretimin önünü açması gereklidir. Bu nedenle kayıtdışıyla mücadele, özellikle verimsiz rantların daha fazla vergilendirilmesi ve üretim üzerindeki, girdiler üzerindeki vergilerin düşürülmesi çok önemli konulardır.

Bu çerçevede vergi reformu uzun yıllardır beklediğimiz bir reformdur, halen bir tasarı olduğunu biliyoruz ve reformun doğru yönde olması için bizlerle istişare edilerek daha fazla zaman kaybedilmeden gündeme gelmesini bekliyoruz.


Değerli konuklar,

Bizler sanayici ve işadamları olarak ekonomik konularla uğraşırken, ülkemiz olağanüstü olaylar yaşamakta ve artan siyasi gerilim ekonomiyi de olumsuz etkilemektedir. Bugün açıklanan %3 büyüme ve Nisan ayında 8 milyar dolar cari açık ekonomimizin hassas bir yapıda olduğunu ve gelişen dünya konjonktüründe bu olayların devam etmesi halinde her anlamda daha büyük bedel ödeyeceğimize işaret etmektedir. 

Son iki haftadır gördüğümüz olaylardan, can kayıplarından, çok sayıda kamu görevlisi ve sivil vatandaşımızın yaralanmış olmasından büyük üzüntü duyuyoruz. Artan gerilimin ülkemizde güven ortamını sarstığını, özel sektör kuruluşlarının bu gergin tartışmanın içine çekildiğini izliyor ve bundan endişe duyuyoruz. 

Bu olayları, daha fazla büyütmeden, sağduyuyla, hoşgörüyle, empatiyle, uzlaşmayla Türk demokrasisinin olgunlaşması ve Türkiye’nin imajının güçlenmesi yönünde bir fırsata çevirmek mümkündü ve mümkündür. Türkiye’de değişik kesimlerden yükselen taleplerin iyi anlaşılması, doğru cevaplar verilmesi ve bu gerilimin biran önce sona erdirilmesi gerekir.   

Bu sorunlar kutuplaşma, kutuplaştırma ile değil, uzlaşma, hoşgörü ve karşılıklı saygı ile çözümlenmelidir. Türkiye, Türk siyaseti, çoğunlukçu anlayıştan çoğulcu anlayışa geçmeli, siyasi partilerimiz çok sesliliğe alışmalıdır. 

Bu gerginlik artarsa, kutuplaşma artarsa çok tehlikeli sonuçlara gider. Türkiye kaosa sürüklenirse Türkiye’deki hiç kimse bundan kazanmaz. Kazanan sadece ve sadece dışarıdaki güç odakları olur. Bu nedenle herkes tutumunu gözden geçirmelidir.

Değerli konuklar,

Türkiye’nin ancak ve ancak daha fazla demokrasiyle, katılımcı bir yönetim anlayışıyla, güvenilir hukuk devleti ilkeleriyle gelişebileceği açıktır. Siyasi istikrarsızlıktan ekonomik istikrar ve gelişme çıkamaz. 

Bunun yanında Türkiye’nin ancak yenilikçi, çevreci, sorumlu, dürüst, vergisini veren girişimcilerle kalkınacağını herkes bilmelidir. 
Bu akşam vergi ödüllerimizle bu konuya bir kez daha dikkat çekmiş oluyoruz. Türkiye’nin gerçek gündemine dönmesini arzu ediyoruz.
Bu düşüncelerle rekortmen üyelerimizi tekrar kutluyor, başarılar diliyor ve gelecekte bütün üyelerimizin ödül almasını ümit ediyorum.
Bu akşam bizimle birlikte olduğunuz için hepinize teşekkür ederim.