PROF.DR. KENAN MORTAN ANSİAD'A KONUK OLDU


Prof. Dr. Kenan Mortan, ANSİAD toplantısında “Antalya Turizminde Yeni Perspektifler”i anlattı
PROF. MORTAN: “EXPO 2016 PROJESİNİ UNUTUN”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2013 yılı 9. olağan toplantısında konuşan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Eğitmeni Prof.Dr.Kenan Mortan, “Antalya Turizminde Yeni Perspektifler”i anlattı. Expo ile birlikte bölgeye yeni kamu yatırımları gerektiğini, ancak hükümetin bu konuda çok da hevesli görünmediğini söyleyen Prof. Dr. Kenan Mortan “Expo 2016 projesini unutun” dedi.

ANSİAD üyesi Dr.Yusuf Mehmet Örnek'in başkanlığını yaptığı toplantının açılışında konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Eroğlu, düzenledikleri olağan toplantılarda ülke ve kent meselelerine çözüm üretmeye çalıştıklarını söyledi. Eroğlu, Manisa OSB'ye düzenledikleri gezinin çok başarılı geçtiğini belirterek, Ufuk Tarhan'ın konuk olacağı 11 Haziran toplantısında vergi rekortmeni üyelere de ödül vereceklerini söyledi. ANSİAD'ın Kalite Yönetim Sistemi gereği yaptıkları üye memnuniyeti anketi sonuçlarını da anlatan Eroğlu, değişen dünya ile birlikte beklentilerin de değiştiğine dikkat çekti ve faaliyetlerde çeşitliliğe verdikleri önemi anlattı.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Eğitmeni Prof.Dr.Kenan Mortan, ANSİAD'a 90lı yıllarda Güngör Pekşen'in konuğu olduğunu hatırlatarak,  “Aradan 20 yıl geçmiş, yeniden çağrı almak güzel şey. ANSİAD kurumsallaşmış bir sivil toplum örgütü. Garanti Bankası ile uzun zamandır devam eden Turizm konusundaki çalışmamızda elde ettiğimiz bazı sonuçları bu akşam sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunu yaparken de turizmi felsefe ile nasıl buluşturacağımızın cevabını da vermeliyiz. Ünlü yazar Ahmet Hamdi Tanpınar; medeniyeti sorgularken turizmin ateşle imtihanı gibi Türkiye'nin her konusunun, bir uygarlık konusu olduğunu söyler. O yüzden konuşacaklarımızı uygarlık dışına çıkmadan yapmamız gerekiyor. Her konuyu “bir uygarlık meselesidir” diyerek irdelemeliyiz” dedi.

Antalya'ya çok misyon yükledik
2000'den sonra, turizmdeki gelişmeye paralel olarak Antalya'ya olduğundan çok misyon yüklendiğini ve bu nedenle Antalya'nın Marka kent olarak anılmaya başlandığını söyleyen Mortan,  şöyle devam etti:
“1966 Yılında rahmetli Sancar Divitçioğlu Antalya kitabını yayınladı. 1966'da Antalya'yı 20 bin nüfuslu dar imkanlı, girdisi, çıktısını karşılamayan, üretmeyen bir il olarak tarif eder. ODTÜ çıkışlı Bahattin Akşit 1967'de Elmalı bölgesinde yaptığı araştırmaların sonuçlarını bir kitapta toplamış. Hoca o tarihte Antalya'nın bizar durumunu anlatır. 'Az gelişmiş kapitalizm' tarifini yapar bölge için...  Aradan 45 yıl geçmiş, sene 2012, bir turizm sohbeti sırasında tanıştığımız Yusuf Hoca (Yusuf Örnek)  'Bizim misyonumuz var. Antalya'da biz turizm meselesini bir uygarlık sorunu olarak görmeliyiz' diyor. Misyonu olan insanları dinlemek lazım. Biz de öyle yaptık.”

Antalya ile ilgili yapılan araştırmalardan kesitler veren Mortan, Antalya'nın en yoğun göç alan illerin başında gelirken, üç ilçesinin göç verdiğini, kırsalda okur-yazar oranının yüzde 85'ler civarında olduğunu belirtti.

Ali Sabancı'nın başkanı olduğu URAK'ın yaptığı iller arası rekabetçilik sıralamasında Antalya'nın 8. sırada olduğuna dikkat çeken Mortan, “Bu il'e 1990 yılında ayrılan kaynağın 2011'e gelindiğinde sadece yüzde 34'ü kullanılabilmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı 180 milyonluk yatırımla ilk sırayı almış. Bu da Kültür ve Turizm Bakanı'nın Demreli olmasından kaynaklanıyor. Bu durumu bir baskı grubu olması gereken ANSİAD ya da benzer STK'lar için çok anlamlı buluyorum” dedi.

Turizmde farklılaşma çabaları
Turizm sektöründe farklılaşma yaratmak adına Expo 2016 Yasası'nın çıkarıldığını, 2012'de bir Sağlık Turizmi platformu kurulduğunu anlatan Prof. Dr. Kenan Mortan, “Ayrıca 9 kurumun paydaşlığında, yıllardır kurulamayan Antalya Tanıtım AŞ hayatiyet kazandı. Tanıtım AŞ yönetimi işin başından itibaren çok güzel ve doğru işler yapmaya başladı” diye konuştu.

Turizmde temel eğilimler
Son 2 yıldır turizm üzerinde bu kentte ciddi çalışmalar yapıldığını ve sektörde temel eğilimlerin artık belirlendiğini anlatan Mortan, bu eğilimleri de şöyle anlattı:
“1. Bu kentin 640 kilometre sahil şeridine gelen konuk sayısında artış var. Bu artışa paralel turizm merkezileri de artıyor. 13 Yeni turizm merkezi saydım. Her yıl 20-25 bin yatak ilave ediliyor. Bu nicel verilerin perde arkası da var. Bu kente gelen konuk sayısı 10 milyonu geçerken, Olimpos'a çıkan sayı 300 bin. Sekizde biri. Dünyanın sayılı Arkeoloji müzelerinden birine sahip bu kentin müzesine gelen sayısı 174 bin . Yarısını da müze kartlılara ayır, 100 bin bile değil. Mevcut turistlerin yüzde 1'nin dahi şehri önemsemediğini görüyoruz. Antalya'ya gelen tipolojik yapı Antalya Müzesi'nin nerede olduğunu bile bilmiyor.
2. Antalya'ya gelen turistin yüzde 95'i yabancı. İç turizm hareketi yüzde beş civarında. O yüzden Antalya'da turizmin dış eksenli çalıştığını söyleyebiliriz.
3. 1800 tesis ve 432 bin yatağa karşılık, tesis sayısının 973'ü yani yarısı belediye belgeli. Bu kapasiteli ile turizm yapmamız güç.
4. Turist ortalama 6 gün kalıyor. Ortalama kalış süresi azaldı. Bunun doğal sonucu olarak da tesislerin kapasite kullanımı yüzde 50.
5. Antalya'da bu sektörden 820 bin insan ekmek yiyor. Çok önemli bir istihdam. Güney Antalya Turizm Gelişim Projesi'ni inceledim. Türkiye'nin ilk entegre turizm projesi. İlk önce 20 bin yatak, 25 bin turiste göre planlanmış. Olay şimdi nereye gelmiş bir bakın.
6. Turizmde çeşitlilik ciddi bir şekilde serpiliyor. Golf turizmi ile spor ve sağlık turizminin ciddi bir noktaya geldiğini söyleyebiliriz.
7. Antalya'dan mülk alan yabancıların sayısında özellikle son çıkan Mütekabiliyet Yasası'ndan sonra ciddi oranda bir artış var. 33 bin taşınmaz yabancıların elinde.
8 . Kitle turizmi yerine alternatif turizm çeşitleri olarak karşımıza çıkan turizm çeşitlerine yönelerek önemli bir rekabet avantajı kazanmamız gerekmektedir. Bunun adına NİŞ turizmi ya da pazarlama tekniği diyorlar. Yabancıya özel ve butik ürünler sunmalıyız. Örneğin son zamanlarda mağara turizmine bakanlık önem verdi. 50 yeni mağara turizme açıldı, bunun 7'si Antalya'da. Antalya'da açılan akvaryum bunun en güzel örneği. Benzer yatırımların bu bölgeye yeni renk getireceğini söyleyebilirim.
9. 2014'de dünyada kongreleri organize eden örgüt, kendi kongrelerini Antalya'da yapacak. Bu bizim için büyük bir fırsat. Antalya'yı görecek ve tanıyacaklar. Hazırlık yapmamız lazım. Sakıp Ağa'nın desteği ile yapılan Cam Piramit'den bu yana bu konuda tesis yapılmadı.
10. 1999 Yılından beri sürdürdüğümüz ve sürekli eleştirilen 'Herşey Dahil Sistemi'nin ekmek parası kazandırdığına inanmaktayım. Bu konuda alternatif arayışına gerek olmadığını da söylemeliyim.  Bu tür arayışlar ve eleştirilerle ritmi bozmayalım.”

Turizmde arayışlar
Antalya'nın Golf Turizminde çok başarılı bir grafik çizdiğini söyleyen Mortan, “Şu anda 18 sahamız var. 7 yeni saha da yolda. Golf oynamaya her yıl 300 bin zengin turist geliyor. Antalya'nın iklim koşulları golf için o kadar iyi ki, bu pazarda bir numara olmamamız için hiç bir sebep yok” dedi.

Antalya'ya her yıl 1500 civarında futbol takımının geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Kenan Mortan, şöyle devam etti:
“100 otelde 150 civarında antrenman sahası var. Yeterli değil. 1500 takım 30 bin sporcu ve bir o kadar da idareci ve teknik adam demek. Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz.”

Sağlık Turizmi Platformu'nun ciddi bir noktaya geldiğini, bu konuda Kültür-Turizm Bakanlığı yanında Ekonomi Bakanlığı'nın da ciddi teşvikler verdiğini kaydeden Mortan, “Bu konuda da akreditasyon eksikliğimiz var. Sağlık kuruluşlarımız uluslararası platformda tanınmıyor. Anlaşmalarımız yok.  Çocuk doğdu, bir de adı var, ama spastik olma ihtimali yüksek. İşi sıkı tutmalıyız” dedi.

Expo 2016'yı unutun
Bazı insanların misyonunun “Kral Çıplak” demek olduğunu, kendisinin de Expo 2016 konusunda “Kral Çıplak” demek ihtiyacı duyduğunu dile getiren Mortan, bu konudaki görüşlerini de şöyle dile getirdi:
“Expo düzenleyenler bu işi iyi tutturdu. Tabi büyük organizasyonlardan söz ediyorum. Antalya'da açılacak olan Expo'dan değil. Bu işin organizatörleri Expo tutunca Tematik Expo'ları piyasaya çıkardı. Bu expo; bitki, çiçek, süsleme Expo'sudur. Ben şahsen böyle bir Expo'ya ekstradan 8 milyon turistin geleceğini sanmıyorum. 4 milyar dolar gibi bir beklenti hayal olur.”

Expo ile birlikte bölgeye yeni kamu yatırımları gerektiğini, ancak hükümetin bu konuda çok da hevesli görünmediğini söyleyen Prof. Dr. Kenan Mortan, Expo eleştirisini şöyle sürdürdü:
“Expo Yasası'nın kurgusunda 21 maddenin 16'sı kamuyu tarif ediyor. Kamu her şeyin hakimi. Genel Sekreteri bile kamu tayin ediyor. Nitekim bakan özel kalem müdürünü tayin etmiş. Ama Antalya'da bugüne kadar gücünü kanıtlamış, hele hele bu tür işlerde profesyonelliği kanıtlanmış özel sektör ve sivil inisiyatif ortada yok.  Expo için ayrılan alan her yıl su baskınlarına sahne oluyor. Bunun için Aksu Çayı'nın ıslah edilmesi gerekiyor. Bu hemen bir çırpıda olacak iş değil. Siz en iyisi Expo projesini unutun.” 

Neler yapmalıyız?
Çalışmalarına 1976 yılında başlanan Güney Antalya Turizm Gelişim Projesi'nin Türkiye'nin bu konuda neler yapabileceğine en güzel örnek olduğuna dikkat çeken Mortan, bu projenin kendisine beş tespit yaptırdığını belirterek şöyle devam etti:
“Bu proje ile bölgenin 1/25000'lik ölçekte imar planı yapıldı. İkincisi ve belki de şehirlerin bugün en büyük sorunu olan kaçak yapılaşmaya izin verilmedi. Dünya Bankası da krediyi vermek için kaçak yapıların yıkılmasını zorunlu kıldı ve yıktık, geçtik. Üçüncüsü Kıyı bandının tamamen açık olması kararına uyuldu. İlk kez bu bölgede Nazım plan yapılarak İmar Yasası'nın 18. maddesi uygulandı ve kimse zarar görmedi. Son olarak da kamu ve özel sektör bir arada çalışarak Güney Antalya Altyapı Birliği GATAB'ı kurdu. Şehirleri böyle kursaydık, şimdiki çirkinlikler olmazdı.”

Mortan son olarak, “Neler yapmalıyız?' sorusuna yanıtını da şöyle verdi:
“Bence yeni bir konaklama türüne ihtiyacımız var. Yeniden pansiyonculuk sistemine dönmeliyiz. Çarşılarımızı eski, kenti yeni hale getirmeliyiz. Kaleiçi'ni mutlaka ve mutlaka rehabilite etmeliyiz. Kültürel güzergahlar oluşturmalıyız. Likya Yolu bu anlamda iyi bir projedir. Antalya'da tedarikçi sektörünü daha da güçlendirmeliyiz.”