AGT CEO'SU SÖYLEMEZ, M. AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ'NDE ''DUYGUSAL SERMAYE'' Yİ ANLATTI


Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) ın düzenlediği ''Girişimcilik Haftası'' programı çerçevesinde AGT Şirketi Ceo'su ve Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Semih Söylemez, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde Duygusal Sermaye'yi anlatı. 'Duygusal sermayenin bir işyerinde tüm çalışanların pozitif düşüncelerinin toplamı olduğunu belirten Söylemez, ''Çalışanları mutlu ise o işyerinde başarı kendiliğinden gelir'' dedi.

Mehmet Akif Üniversitesi Konferans salonunda düzenlenen konferansın açılış bölümünde konuşan ANSİAD Girişimcilik Haftası etkinliklerinden sorumlu Yönetim Kurulu üyesi ve Başkan Yardımcısı Ali Eroğlu, bu yıl 10.cusu gerçekleştirilen ANSİAD Girişimcilik Haftası'nın bir markaya dönüştüğünü belirterek, ''Girişimcilik ruhunu üniversite sıralarında kazanacaksınız. Girişimler sonucunda istihdam artacak, istihdamın arması ile ekonomik anlamda işsizlik rakamları aşağıya çekilecek. Kurumlarımızın ve firmalarımızın daha iş yapabilmesi toptan kalkınmamızı sağlayacak. Neticede devlete ödenecek vergi miktarı artacak, sosyal adalet bununla beraber dağılacak. Kişisel kazançlarımız artacak ve daha mutlu, daha müreffeh bir ülke haline geleceğiz'' dedi. Eroğlu, girişimcilik haftası etkinliklerinde hedef kitlenin, meslek seçimi aşamasındaki lise öğrencileri ile meslek seçimi yapmaya hazırlanan üniversitede öğrencileri olduğunu da dile getirdi ve  ''Hayata atılmaya hazırlanan sizlere yeni bir bakış açısı vermeyi arzu ediyoruz'' dedi.

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatçi de, 6 yaşında genç bir üniversite olarak büyümek istediklerini belirterek, ''Ancak büyümek iri olmak anlamında da değil. Sahip olduğumuz değerlerle büyümek, elimizde ne varsa onlarla markalaşarak büyümek. Mehmet Akif Üniversitesi sahip olduğu tüm birimleri ile adından söz ettiren hale gelmelidir. O fakülteyi de açalım, bunu da açalım hepsi bizim olsun böyle bir mantık bizde yok. Hedefimiz yatay değil dikey büyüyen bir üniversite, marka olarak adından söz ettirebilecek bir üniversite'' dedi.

Son yıllarda girişimciliğin ülkemizin her yerinde konuşulduğuna dikkat çeken Rektör Saatçi, Türkiye'de ilk kez üniversitelerinde hangi bölümde okursa okusun her öğrencinin girişimcilik dersi alabileceğini de belirterek, ''Veteriner, fen, eğitim, mühendislik hangi fakültede okursanız okuyun isterseniz bu dersi alabilecek ve mezun olurken de diploma yanında girişimcilik sertifikasını alacaksınız.  Hayata çok farklı bir adımla başlayacaksınız. Bununla da kalmadık KOSGEB’le anlaşma yaptık. Hazırlayacağınız projelere hibe krediler almanıza yardımcı olacağız.  Bu yıl ANSİAD'ın paneli ile başlıyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren Girişimcilikle ilgili birçok atılımı gerçekleştireceğiz. Mezun olduğunuzda elinizi kolunuzu bağlayıp devletten iş bekler duruma gelmeyeceksiniz. Almış olduğunuz eğitim yanında size verilen donelerle bir-kaç arkadaşınızla birleşip ortak iş kurma becerisine kavuşacaksınız'' diye konuştu

Toplantı Başkanlığını Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi "Sanayi İşbirliği, Girişimcilik ve İş Geliştirme, Araştırma ve Uygulama Merkezi" Müdürü Dr. Ahmet Sarıtaş'ın yaptığı konferansa öğrencilerin ilgisi büyüktü.

"Duygusal Sermaye" konulu bir sunum yapan AGT Ceo'su ve Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Semih Söylemez, sözlerine kitabını da yazdığı Duygusal Sermaye'nin tanımını yaparak başladı. ''Şüphesiz hepimizin hayalleri var. Ancak şunun farkında olmalıyız. Bizler hayallerimizi ancak diğer insanlarla birlikte gerçekleştirebiliriz. Tek başımıza yapamayız. O yüzden insanlarla nasıl bir iletişimimiz var, etkileşimiz var? Önce buna bakmalıyız. Hepimiz yıldız tozundan yaratıldık, hepimiz birer yıldızız diyebiliriz. Tüm inanışlar bunu destekler. Bizim yaratılışımız evrenle beraber olan bir şey. Duygusal Sermaye'yi anlatırken bana hep sorarlar 'Duygusal bir işadamı mısınız' diye 'Hayır ben duygulu bir işadamıyım' yanıtını veririm'' diyen ve duygusal sermayenin para olmadığını, bir kurumu oluşturan tüm insanların, işyerine dair üretmiş olduğu duyguların ve etkileşimlerin toplamı olduğunu anlatan Söylemez şöyle devam etti:
 ''İşte Kurumu oluşturan insanlar, ortaya koydukları duygulanımlar ile bir 'sinerji' üretirler. Bu üretilen sinerji, sistemi harekete geçiren enerjidir. Şirketler, bir 'farklılık' oluşturmak zorundadırlar. Çalışanlar ve yöneticiler farklılık çabalarının merkezindedir''
Duygusal Sermaye kavramının 1975'de Amerika'da ortaya çıktığını, kendisinin de katkı vermek adına bu konu üzerinde çalıştığını söyleyen Mehmet Semih Söylemez, ''Deneysel olarak ispatlanamasa da, bizim enerjilerimiz birbirimizi etkiliyor. Afrika'da aç çocuğun Antalya'da yaşayan bir çocuğu etkileyen bir enerjisi var. İkincisi aramızda bir iletişim var. Ne zaman başlıyor bu. İki insan birbirini fark ettiği an iletişim başlıyor. İki insan birbiriyle karşılaştılar. Birbirlerine 'günaydın' demeden geçtiler. Bizde maalesef böyle oluyor. Ama kötü niyet yok. Amerika'da bu çok ayıpken, bizde normal. Örneğin kız 'ben bir aile kızıyım, tanımadığım insanlara günaydın demem' diyebilir. Erkek de  ' saygı duyuyorum. Ben de sana günaydın demiyorum' Bu bir aşağılama değildir. Türkiye’de ama Avrupa'da ya da Amerika'da günaydın demezseniz 'Seni yok sayıyorum' anlamına gelir. Bütün bunlara rağmen iki kişi birbirini fark ettiğinde iletişim başlıyor. Konuşmalarına bile gerek yok. Bir insanın düşündükleri sizin için önemli ise o insanla ilişkiniz var demektir. Bu baba, anne, arkadaş, sevgili olabilir" diye konuştu.

'' 2000-2010 yılları arasında 50 kat büyüyen, Türkiye'nin ilk 500 firması arasına giren, bugün 60 ülkeye ihracat yapan, 700 çalışanı olan , 2 yıl sonra da çalışan sayısı 1000 kişi olacak bir firma. Düşünün 10 yılda 50 kat büyümede kaç kişinin emeği var? Bu insanlarla gerçekleşiyor tabi. Peki insanlar sizin hayalinizin gerçekleşmesi için size yardımcı olsunlar? Bir amaçları olması lazım. Bu hepimiz için geçerli. Öncelikle farklı olmanız gerekiyor. Her konuda farklı olmalısınız ki öne çıkabilelim. Farklı olmak sadece siz değil, bir şirketi düşündüğümüzde yönetim kurulu üyeleri farklı olacak, mühendisler, tüm çalışanlar farklı olacak, ama tabii ki bu tepeden başlıyor.  Şirketin başındaki kişi ne kadar imkan tanırsa duygusal sermaye dediğimiz pozitif duygular artacaktır.  Çevremizde hep bizim gibi düşünen insanların olmasını isteriz. Yanlış çevrenizde gıcık olduğunuz insanlar olsun bu sizi geliştirecektir''
Duygusal sermayenin üç katmanı olduğunu anlatan Mehmet Semih Söylemez, ''Yönetimden yönetime, yönetimden çalışana, çalışandan çalışana'' adını verdiği bu katmanları ve özelliklerini de şöyle dile getirdi:

''Aile şirketlerinde olsun, diğer ortaklıklarda olsun, evliliklerde ve ilişkilerde olsun birçok şeyi karşımızdakine söylemekten çekiniyoruz.  Konuşulmadığı için de içinizi kemiren bir duyguya dönüşüyor, sizi strese sokuyor, içinize attığınız için enerjiniz yarısını alıyor. Konuşursanız rahat edeceksiniz, fakat kültürümüz gereği örneğin erkek çocukların babası ile konuşmaları biraz zor. Şimdi size soruyorum. Buradaki arkadaşlarımızdan kaç tanesi babasına 'seni seviyorum' diye sarılmıştır? Garip değil mi yüzde 10 bile çıkmıyor. Türkiye'de böyle bir sorun varken baba ile konuşamazsınız. Bunu yapın arkadaşlar, baba da tedirgin olacaktır belki 'otoritem sarsılıyor mu acaba' diyecektir ama konuşun. Şaşıracaktır, ama mutlu olacaktır emin olun. Evliliklerde de bu böyledir. Evlidirler, konuşmazlar, o yüzden ilişkileri yoktur. Ayrı dünyalarda yaşıyorlardır. Paylaşmak aynı şekilde size ne kadar aykırı gelse de söyleyebilmeliyiz.
Bir de kutlama kültürümüz var. Biz toplum olarak can sıkmayı çok iyi beceririz. Ama her şey yolunda giderse, haydi yenisine bakalım diyoruz. Kutlamayı, ödüllendirmeyi, tebrik etmeyi bilmeyiz. Yılsonunda hedefe ulaşılır. Haydi, yeni bütçeyi yapalım deriz. Tayland’da bir fabrika bize kırmızı renk bir kumaş üretiyor. İstediğimiz tonu bulduklarında orada çalışan mühendisler toplanıp alkışlıyorlar. Kutluyorlar.

Birbirinizi hissedin. Hani bir söz vardır ‘Küçük kararları aklında, büyük kararları kalbinle al’. Önümüze gelen ve karar almayı gerektiren bazı konularda gerçekten rantabl olmayabilir. O kararı alırken hissetmeniz lazım işte.  Hissetmek kelimesi üzerine odaklanmanızı tavsiye ederim faydasını görürsünüz. Anlamaktan daha etkin bir kelimedir. Bir de birey olmak. Kendin olmak bizim için çok önemli. Doğan Cüceloğlu ile ortak seminerlerimiz var. Hocamdır. 8 üniversiteye gidiyoruz. Konu kendin olmak... Ben ne hissediyorum, ben kimim? Sorularını yanıtlayın''.

Duygusal Sermaye'nin doğal sonucu olarak ortaya çıkan kendi işyerindeki bazı uygulamalardan örnek veren Söylemez, elde ettikleri başarının ve büyümenin sırlarını da anlattı:
''2003 yılında fabrikada sigaradan kurtulalım dedik. Çalışanlarımız sigara kullanmasın dedik. Büyük bölümü sigarayı bıraktı. Son 20 kişi kaldı 'bırakamıyoruz' dediler. Onları ücretlerini biz ödedik, terapi gördüler, tedavi, gördüler ve bıraktılar. Şimdi işyerimizde sigara içen yok.  2005'de psikolojik sorunu olanların psikologa gitmesini sağladık, isimleri gizli tutuldu ve giderleri tarafımızdan ödendi. 2005 yılında bir aile hekimi ile anlaştık. Eşiyle problemi olanların gitmesini sağladık.  Beraber çalıştığım insanların eşi ile problemleri benim işim. Çözmezseniz ne olur arkadaşlar. 3 ay önce OSB'de başka bir fabrikada iş kazası oldu. Çok dikkatli, 10 yıldır hiç hata yapmamış bir operatör iş kazasında öldü. Neden olsun? Öğrendim ki bir haftadır eşinde ayrıymış... İlgilenmezseniz bu olur.  Ne olabilirdi? Yıllık izne çıkabilirdi, eşiyle barışması, olmuyorsa boşanması sağlanabilirdi. Ama o makineyi kullanmamalıydı. Bunu sağlayabilirdik. Daha sonra kilo sorunu olan arkadaşları diyetisyene gönderdik, son olarak da yeni evlenen, yeni çocuğu olanlar için ana-baba okulu açtık. Otomobil kullanmak için ehliyet gerekiyorsa, ana-baba olmak için de evlilik için de ehliyet gereklidir. İşte onlar hayatlarında mutlu ise AGT'den başarıda, hedeflere ulaşmaktan söz edebiliriz. Bir de çalışanın çalışanla iletişimi önemli. Kendi aralarında bir iletişim yoksa şirketin de ilerleme şansı yok.