PROF. DR. ÖZLALE: DIŞ KAYNAK SAĞLAMADAN BU SÜREÇTEN ÇIKMANIN MALİYETİ ÇOK YÜKSEK OLUR


Covid-19 salgınından önce Türkiye ekonomisinin zaten kırılgan bir yapıda olduğunu belirten Prof. Dr. Özlale, Türkiye’nin bu süreçten dış kaynak sağlayacak itibarlı ve yeni bir programı uygulamadan çıkmaya çalışmasının çok yüksek maliyetler içerdiğini kaydetti.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını kaynaklı geleneksel toplantılarını gerçekleştiremediği olağanüstü dönemde güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere çalışmalarını dijital platforma taşıdı. ANSİAD Online Toplantılarının ilki, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi & Toplantı Yönetmeni, Akant Okulları sahibi Sarper Dermut’un moderatörlüğünde, Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale’nin katılımıyla, “Covid-19 Sürecinde ve Sonrasında Dünya ve Türkiye Ekonomisi” söyleşisiyle başladı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, “Yaklaşık bir aydır gerek iş, gerekse sosyal hayatlarımızda tüm alışkanlıklarımızı bıraktık ve kendimizi korumaya aldık. İşin aslı pek farkında değiliz ancak dünya tarihinin dönüm noktalarından birine tanıklık ediyoruz” dedi. Sürecin tamamlanmasıyla sosyal hayatta ve iş hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını kaydeden Akıncı, “Bu sürecin medeniyet, para, teknoloji, demokrasi ve insan hakları gibi değerleri bile önemsiz kıldığını görüyoruz. Dünya başka bir yere gidiyor, dijitalleşmede çağ atlıyoruz diyorduk, bir anda gördük ki ülkeler hangi düzene imkana sahip olurlarsa olsunlar bir virüs nedeniyle çaresiz kalabiliyorlar. Yeni dünya düzeninde ahlak, adalet, bunlara bağlı olarak insan hayatı ve değeri nasıl değişecek, adalet, paylaşım hak ve özgürlüklerinin nasıl dönüşeceğini hep birlikte yaşayıp göreceğiz” diye konuştu.

İŞSİZLİK HER DÖNEM 400 BİNİ AŞACAK

Covid-19 Sürecinde ve Sonrasında Dünya ve Türkiye Ekonomisi başlıklı sunumunu gerçekleştiren Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı & ANSİAD Fahri Üyesi Prof. Dr. Ümit Özlale, “Çok derin, tedirginlik verici ve yakın tarihte daha önce hiç karşılaşmadığımız bir süreç yaşanıyor” dedi. İç ve dış ticarette daralan bir ekonomiyle karşı karşıya olunduğunu ve işsizlik ödeneği başvurularındaki artışa dikkat çeken Prof. Dr. Özlale, “İşsizlikte yüzde 20 sınırına çok rahatlıkla geleceğiz” diye konuştu. Kronik talep açığı dolayısıyla, Covid-19 salgını öncesinde de küresel ölçekte düzelme ve iyileşmenin, istisnai gevşek para politikasına rağmen çok yavaş olduğunu dile getiren Özlale, “2019 negatif reel faizlere rağmen Avrupa’nın küresel krizden beri en düşük büyüdüğü, bütün dünyada ise artan gelir dağılımı eşitsizliği ile beraber büyüme endişelerinin arttığı bir yıldı” dedi. Covid-19 sürecinde ekonomiyi değerlendiren Prof. Dr. Özlale, “Her seferinde daha da düşük faizlerle artan bir borç problemi ve varlık fiyatlarında bir şişme yaşanıyordu” diye konuştu.

İŞ SAHALARI VE MESLEKLER DEĞİŞECEK

Covid-19 sonrasında iş sahalarında ve mesleklerde değişiklikler olacağını altını çizen Prof. Dr. Özlale, “Covid-19 sonrasında ülkelerin sağlık teknolojilerine daha fazla yatırım yapacağı bir süreç yaşanacak” dedi. Dijitalleşen ekonomi ve toplumun veri analitiği, yapay zeka gibi alanlara yöneliminin artıracağını belirten Özlale, “Covid-19 sorasındaki süreç, uzaktan çalışma ve evde daha fazla zaman geçirme pratiklerini arttıracağı için veri analitiği, oyun (gaming), e-ticaret ve eğitim teknolojileri gibi alanlarda yatırımlar artacak” diye konuştu.

HARCAMALARDA DEĞİŞİKLİK SÖZ KONUSU

Dünya siyasetinde AB’nin daha fazla konuşmaya başlanacağını dile getiren Özlale, “Popülizm ve otoriter rejimlerin bu süreçten kazançlı çıkmasından, artan işsizliğin, örgütlenme ve sosyalleşme korkusunun da emeği daha da savunmasız bırakmasından endişeliyim. Bildiğimiz anlamda küreselleşme biterken doğru stratejileri geliştiremeyen ülkelerin bu süreçte çok zorlanacaklarını düşünüyorum” dedi. Türkiye’de son süreçteki iktisadi faaliyet kaybını anlamak için elektrik tüketimini incelemenin basit ama anlamlı bir yaklaşım olacağını değerlendiren Prof. Dr. Özlale, “Elektrik tüketimi 22-28 Mart haftası azalmaya başlamış, 5-11 Nisan haftasında azalmanın boyutu yüzde 17’ye varmış. Sabah 10-11 saatleri arasındaki elektrik tüketimine bakıldığında ise 15 Mart’tan 11 Nisan’a kadar olan dönemde geçen yıla göre yüzde 22 azalma olduğu görülüyor” diye konuştu. İç ticaretteki daralmaya da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Özlale, “Talepteki değişimi kredi kartı ve banka kartı harcamalarındaki işlemlere bakarak anlayabiliriz. Panik tüketiminin başladığı yılın 11’inci haftasında geçen yıla kıyasla işlem sayısı yüzde 19.4 artarken, 13 ve 14’üncü haftalarda geçen yıla kıyasla işlem sayısının yüzde 27.2, harcama miktarının ise yüzde 21.4 azalmış olduğunu görebiliriz” diye konuştu. Banka ve kredi kartı ile yapılan harcamaların değiştiğini dile getiren Özlale sözlerini şöyle sürdürdü; “Mart ayında panik tüketimiyle araç kiralama, sağlık ürünleri, elektrik elektronik eşya, internet üzerinden yapılan alışverişler, eğitim, kırtasiye telekomünikasyon gibi alanlarda artış söz konusu, bu dönemde vazgeçilen tüketimler kamu-vergi ödemeleri, seyahat acenteleri, havayolları olmuş. Zorunlu tüketimde market ve alışveriş merkezleri, çeşitli gıda gibi tüketim alanlarına yönelme söz konusu.”

IMF NE KADAR ERTELENİRSE KUR BASKISI O KADAR ARTAR

Dış ticarette Nisan ayının ilk 12 iş günü itibariyle kayıplar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özlale, “Otomotiv ihracatı yüzde 71.8, hazır giyim yüzde 65.8, tekstil yüzde 57.8, havayollarında ise Mart ayı itibariyle dış hatlarda yüzde 15.7 düşüş söz konusu. Ticaret Bakanlığı 2020 Mart ayı veri bültenine göre, ihracat yüzde 17.81 azalmış, ithalat yüzde 3.13 oranında artmıştır” dedi. Ekonomi politikasında makro kısıtları değerlendiren Prof. Dr. Ümit Özlale, “Bankacılık dışı kesimdeki bozuk bilançolar ve kısa vadeli dış finansman açığı bu süreçteki en zayıf halka” diye konuştu. Dış kaynak sağlanmazsa Türkiye’nin çok ciddi bir ödemeler dengesi problemi yaşayacağını belirten Özlale, “FED’den SWAP mekanizması ile likidite sağlansa bile bu yapısal sorunları sadece erteler. IMF’in küresel ölçekte SDR arzını arttırması ise problemi hafifletebilir ama bitirmez. Unutmamalı ki Türkiye’nin Covid-19 öncesinde de reel sektörden kaynaklı bir problemi vardı” dedi. Dış kaynağın IMF olması durumunda ise yeni bir ekonomi programı çerçevesinin oluşacağını dile getiren Prof. Dr. Özlale, “Böyle bir durumda CDS’ler düşer, dışarıdan daha az maliyetle borçlanırız. Parasal genişlemeye daha az maliyetle gidebilir, bu tür bir program ne kadar ertelenirse döviz kuru üzerindeki baskı da o kadar artar” diye konuştu.

ALTERNATİF SENARYOLAR

Dış kaynak olmadan iki senaryo olduğunu belirten Prof. Dr. Ümit Özlale, sözlerini şöyle sürdürdü; “İlk senaryoda mevcut tedbir paketleri altında iflaslarda ve işsizlikte önemli bir artış görürüz. Yetersiz T.C. Merkez Bankası rezervleri, kısıtlı ihracat ve yüksek CDS döviz kurunu arttırır. Döviz borcu olan şirketler borcu çeviremez. Yüksek kur ile beraber enflasyon da artar. İkinci senaryoda ise daha büyük bir parasal genişleme ile TL borcu olan şirketler kurtarılır. İflaslar ve işsizlik bir önceki senaryoya göre azalsa da bunun maliyeti daha yüksek enflasyon ve döviz kuru olacaktır. Bu senaryoda da yetersiz TCMB rezervleri ile beraber döviz borcu olan şirketler borcu çeviremez, İki senaryonun ortak yanı, iflas eden bazı şirketlerin Türkiye Varlık Fonu’na devredilmesi olur.”

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU YILDIRIM

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511



ansiad1.PNG
ansiad2.PNG
ansiad3.PNG
ansiad4.PNG