19.04.2018- NÜKLEER PANELİ/ SADİ KAN


BASIN BÜLTENİ                                                                             ANTALYA, 19 Nisan 2018

2018 / 14

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) olarak Antalya’da enerji, sanayi ve tarım alanlarında nükleer uygulamalar konulu bu paneli Akdeniz Üniversitesi ile birlikte düzenlemekten duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek isterim.

Çoğumuzun bildiği üzere Türkiye kamuoyu nükleer bilimler ve nükleer enerji konusunda yıllar boyunca çok fazla bilgi sahibi olamadı. Oysa ülkemizde atom enerjisi komisyonu 1956’da kurulmuş, 1962 yılında da Çekmece’de deney reaktörü kurulmuştur. 1976’da Akkuyu için yer lisansı verilmiş, yani 42 yıl önce ilk nükleer santral projesi gündeme alınıp, ihale şartnamesi hazırlanmıştır. 1986’da Çernobil felaketi sonrası Türkiye’de bütün çalışmalara ara verilirken, 1993-97 yılları arasında nükleer santral çalışması yeniden ilerlemiş, fakat daha sonra bu ilerlemeler devam ettirilememiştir. Yani, Türkiye’de nükleer enerji tarihi yarım asırlık gizemli bir tarih olup, garip bir şekilde de Türkiye’de bir tabu olmuştur. Bugün ise ülkemiz, Mersin ve Sinop’ta iki nükleer santral için adım atmıştır.

Bugün panelde ele alınacak çok önemli konulardan biri de nükleer enerjide uranyum yerine ülkemizin, dünyanın en zengin rezervine sahip olduğu Toryum’un kullanılması konusudur. Toryum konusu uzun yıllardan bu yana dünyada tartışılan, sayın Saleh Sultansoy’un da Türkiye’de yıllardır ısrarla dile getirdiği önemli bir konudur. Dünyadaki nükleer enerji santrallerinde Toryum’um enerji üretiminde kullanılması söz konusu olmamakla birlikte bu konuda büyük çaplı araştırma ve geliştirme çalışmalarının başlatılması gerektiği de çok açık ve nettir. Bu nedenle toryum konusunda stratejik bir ar-ge hamlesini Türkiye hızla gerçekleştirmelidir. 30 yıldan bu yana çözemediğimiz cari açık sorununu, toryum araştırmalarına kaynak yaratarak çözebilir, büyük ihtimalle kendi enerjimizi de kendimiz yaratmış oluruz.

Değerli katılımcılar,

Nükleer denince aklımıza nükleer enerji, atom bombası, Çernobil ve ya Fukuşima felaketleri geliyor. Oysa, yaşamımızda nükleer enerji olmasa steril malzeme bile olamıyor. Nükleer tıp, nükleer fizik, sağlıkta ve ekonomide, özellikle tarımda ve sanayide, yani insan hayatının her alanında yoğun biçimde kullanılıyor.

İyonize radyasyon, tohum geliştirmede ve gıda güvenliğinde kullanılan ve de kullanılması gereken teknolojilerdir. Nükleer iz teknikleri de su ve toprak yönetiminde önemli faydalar sağlamaktadır. Yani nükleer enerjinin sadece bir felaket, ya da savaş aracı olmadığı, savaştan daha çok barışa hizmet eden bir bilim dalı ve teknoloji olduğu daha iyi kavranmalı ve bu konuya hem devlet hem özel sektör olarak sahip çıkmalıyız.

Bu konuların ülkemiz ve Antalya için ne kadar önemli olduğunu belirtmeme ihtiyaç yok. Bununla birlikte ülkemiz söz konusu alanlarda son zamanlara kadar tamamen dışa bağımlı bir ülke olarak kalmıştır. Şimdi gerek Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve Askeri Elektronik Sanayii (ASELSAN)’ın gerekse üniversitelerimizin bu alanda teknoloji üretmek için yoğun bir çaba içerisine girmiş olduklarını görmekten mutluluk duyuyoruz.

Antalya tarımda, sağlık hizmetlerinde, gıda üretiminde yerel, ulusal ve uluslararası ölçekte iddialı bir şehirdir. Tarım ve gıda ihracatımız halen olması gereken noktada değildir. Bu konuda nükleer teknolojiye güvenebilirsek daha kaliteli üretimle başarımızı artırabiliriz. Tohumculuk sektöründe, çalışmalarını yakından takip ettiğimiz derneğimiz üyesi başarılı firmalarımız var ve nükleer teknolojiyi daha verimli kullanabilirler. Ayrıca tıp alanında, tıbbi malzemelerin üretimiyle maliyetlerimizi azaltabiliriz. Antalya’da su ve toprak korunmasında nükleer teknolojilerden daha etkin yararlanabiliriz. İşte bütün bunlar için bu panelin güzel bir başlangıç ve ilerleme vesilesi olmasını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar,

Bütün şehirler ve bütün üniversiteler her konuda her şeyi yapamazlar. Mutlaka belirli alanlarda uzmanlaşmalı ve küresel kalitede üretim yapabilmeliyiz. Antalya, biyoteknoloji, genetik, tıbbi malzeme üretimi gibi alanlarda ve dijital teknolojilerde belirli ürünlerde stratejik hedefler belirlemeli ve bu yönde ilerlemelidir.

Kamu kurumları ve özel sektör olarak bu yönde daha güçlü bir işbirliği ve koordinasyon içerisinde olmamız gerektiğine inanıyorum. Üniversitelerimiz yatırımlarını, açacakları fakülte ve bölümleri, araştırmalarını, önceliklerini özel sektöre sormalı ve özel sektör de yatırım projelerini üniversiteye danışmalıdır.

Bu beraberliği başardığımızda tarım, sanayi, sağlık, enerji gibi bütün önemli alanlarda daha iyi bir ilerleme sağlayacağımıza inanıyor, buradan çıkacak sonuçlarla Antalya iş dünyasına başarılı bir panel olmasını temenni ediyorum.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511