ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU’NUN VERGİ ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMA METNİ


Değerli konuklar

 

2015 Yılı vergi ödül törenimizi yeni bir hükümeti kuruluş aşamasında olduğu ve yeni hükümetten reform beklentilerinin yükseldiği bir dönemde yapıyoruz. Kuşku yoktur ki, vergi reformu en önemli reformlardan birisidir.

 

Avrupa ülkelerinde vergi gelirinin üç eşit ayağı vardır. Gelirin üçte biri doğrudan vergidir, yani gelir ve servet üzerinden alınır, üçte biri dolaylı vergidir yani mal ve hizmet tüketiminde KDV, ÖTV gibi vergilerle alınır. Kalan üçte bir ise sosyal güvenlik primidir.

 

Türkiye'de ise vergi sistemimiz topaldır. Kayıtdışı ekonomi nedeniyle vergilendirilmeyen önemli bir kesim bulunmaktadır. İstihdamın yarıya yakını da kayıtsız olduğundan yeterli SGK primi de alınamamaktadır. Vergi sistemi tek ayakla gitmekte olduğundan, bu ayakta kim varsa onun üzerine basılmaktadır. Bu ayakta işini dürüst bir şekilde yapan işadamı, SGK primini düzgün ödeyenler, gelir vergisinden kaçamayan ücretliler ve her tüketiminde dolaylı vergi yükünü paylaşan bütün bir millet vardır.

 

Gelir dağılımını bozan, kayıtdışı ekonomiyi besleyen ve etik sorunlara neden olan önemli bir sorun rantın vergilendirilmemesidir. Özellikle imar rantının vergilendirilmesi Sayın Ali Babacan tarafından dile getirilmiş, ancak o noktada kalınmıştır. Bir ekonomide rant geliri en yüksek gelirler arasındaysa ve vergilenmiyorsa o ekonomide sanayileşme aksar, gelir dağılımı bozulur, etik sorunlar veya yolsuzluk da artar.

 

Bu nedenle yeni hükümetin el atması gereken en önemli üç konu hukuk, vergi ve eğitim reformudur. Bu reformlar başarıyla gerçekleştirilirse Türkiye'nin önü açılır, aksi halde aynı konuları konuşmaya devam ederiz.

 

Bu reform çerçevesinde vergi idaresinin, vergi denetiminin özerk kurum haline getirilmesi de mutlaka düşünülmesi gereken bir konudur. Vergi oranları elbette siyasi bir konudur, ancak vergi denetimi siyasi bir konu değildir. Gelişmiş ülkelerin bir kısmı sektörel düzenleme ve denetleme kurumlarını, merkez bankası gibi kurumları özerk hale getirerek, siyasi etki sahasından çıkararak başarılı olmuşlardır. Türkiye'de vergi dahil bütün mevzuat o kadar karmaşık ve yoruma açıktır ki, lastik gibi hangi yöne çekilirse o yöne uzamaktadır. öyle kurallar vardır ki, nasıl uygulanacağı belirsizdir, öyle kurallar vardır ki, uygulanamaz haldedir, yani kuralsızlığı teşvik eden bir sistem söz konusudur. Vergi mevzuatının da artık lastik olmaktan çıkarılması ve vergi denetiminin standart prosedürler haline getirilmesi gereklidir.

 

 

Değerli konuklar,

İş dünyası olarak gündemimizde asgari ücretin artırılması da bulunmaktadır. Ücretler üzerinden alınan SGK priminde işveren payı ülkemizde halen yüksektir. Asgari ücretin artırılmasını biz de istiyoruz, ancak bunun enflasyonu, işsizliği, kayıtdışılığı artırmayacak biçimde yapılması gerekir. Bunun yolu da bütün vergi yapısını, sosyal güvenlik sistemini, kayıtdışı ile mücadeleyi birlikte ele almaktan geçmektedir. Asgari ücret vergi dışı olmalı, kayıtdışı ile etkin mücadeleyle vergi yükümüz azaltılmalıdır. Kayıtdışı ile mücadele yıllardır konuşulan bir konudur, ancak yasal sınırlamalara rağmen Türkiye halen büyük ödemelerin nakit parayla yapılabildiği ve bunun sorgulanmadığı bir ülkedir.

Diğer taraftan Türkiye'de kamu harcamalarında verimlilik ve şeffaflık da önemli bir konu olmaya devam etmektedir. Gündemde yeni bakanlıklar kurulması bulunmaktadır. Ülkemizde bakanlık demek, görkemli binalar, makam odaları, resmi araç filoları, hizmetliler, koruma orduları demektir. Devlet yüce, kutsal bir kurum değildir, kutsal olan milletin hakkıdır. Kamu makamları imtiyaz yaratmamalıdır. Devlet yöneticileri VIP salonlarıyla kendilerini halktan ayırmamalıdır. Türkiye'deki bazı uygulamalar Avrupa ülkelerinin çoğunda yoktur.Dünya küresel durgunluğun devam etmesinin, göç dalgalarının ve terörün kaynağında küresel boyutlu gelir adaletsizliği olduğunu konuşmaktadır. Ne biz iş dünyasının ne de siyasetçilerin bunları göz ardı etme lüksümüz yoktur. Dünyanın en zengini Bill Gates, uçaklarıyla, lüks otolarıyla hava atmak yerine, zamanını Afrika'da kirli suyu arıtma projeleriyle geçiriyorsa, Afrikalıların kirli sularından arıtılmış suyu içerek örnek yaratmak için çalışıyorsa, ondan alacağımız dersler vardır.

 Adaleti, paylaşmayı, vicdanlı, ahlaklı olmayı, dünya nimetlerini israf etmemeyi unutursak önce insanlığımızı, sonra refahımızı, huzurumuzu kaybederiz.

 Bu düşüncelerle vergisiyle Antalya'ya, Türkiye'ye katkı yapan üyelerimizi yürekten kutluyor, hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum.