ANSİAD BAŞKANI MEHMET HACIARİFOĞLU'NUN 7.OLAĞAN TOPLANTI KONUŞMASI


ANSİAD BAŞKANI MEHMET HACIARİFOĞLU’NUN

 

24 NİSAN 2009 TARİHLİ OLAĞAN TOPLANTI KONUŞMASI

 

 

 

İçinde bulunduğumuz dönemde ekonomik açıdan iç ve dış sorunlarla karşı karşıya olduğumuz açıktır. Türkiye olarak kendi iç sorunlarımızı çözmeye çalışırken, Küresel Ekonomik Kriz bizim de kapımızı çaldı. Bu noktadan itibaren ekonomik krizin aşılması dünya krizinin gidişatına bağlıdır. Ancak ülke olarak bizim de hala hızla atmamız gereken adımlar vardır.

 

 

Bu adımlardan bazıları:

 

 

-         IMF destekli yeni bir makro ekonomik uyum programı hemen hayat geçirilmelidir.

 

-         Finansman kanalları açılmalı, Kredi Garanti Fonu’nun etkin kullanılması sağlanmalıdır.

 

-         Yurtiçi üretim teşvik edilmelidir.

 

-         Orta ve uzun vadeli kredi imkanlarının geliştirilmesi yoluyla istihdam yaratacak yeni yatırımların önü açılmalıdır.

 

-         Aktif işgücü politikaları hemen devreye sokulmalıdır.

 

 

Ülkemiz krizden önce düşük büyüme rejimine girmişti. 2001 Yılındaki -%5,7 küçülmenin ardından yüksek büyüme rakamları yakalanmış, ancak 2007’den itibaren düşük büyüme başlamıştır. 2007 Yılında % 4,7 büyüyen Türkiye 2008 yılında yalnızca % 1,1 büyüme sağlayabilmiştir. 2008 Yılının 4. çeyreğini % 6,2 daralma ile kapatmıştır. 2009 Yılındaki tahminlerde yaklaşık % 5 küçülmeyi işaret ediyor. Bütün bunların sonucunda önümüze en önemli sorun olarak çıkan işsizlik, çok yüksek büyüme dönemlerinde bile aşağı çekilememiştir. 2008 Yılı son çeyrekte % 13,4’ü bulan işsizlik oranı, 2009 Ocak ayında rekor kırarak % 15,5 olarak gerçekleşmiştir. İşsiz sayısı geçen yıla göre bir milyon beşyüzbin artarak 3 milyon 650 bin kişiye ulaşmıştır. 2009 Yılı sonuna kadar işsiz sayısının 4,3 milyonu bulması bekleniyor. İşsizlik oranı 2010 Ocak ayında % 18 olacaktır. Doğu ve Güneydoğu’da bu oran % 40’ları buluyor. İşsizlik tabii ki sadece bizim sorunumuz değil, krizin OECD ülkelerinde 25 milyon kişinin işsiz kalmasına neden olacağı söyleniyor.

 

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı “Toplum yararına çalışma projesi” başlattı. Geçici bir sürede 500.000 kişinin çevre temizliğinden müstahdemliğe yaklaşık 400.000 kişinin mesleki eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak proje kapsamında değerlendirilmesi ve işsiz kalanların işlerine geri dönmeleri durumunda sigorta primlerinin işsizlik ödeneğinden karşılanması çalışmasını olumlu adımlar olarak görüyoruz.

 

 

İşsizliğin getirdiği sosyal huzursuzluk batı ülkelerinde bir numaralı kaygı kaynağı durumuna geldi. Kitlesel eylemlerin körüklenmesi sonucunda hükümetlerin ve hatta rejimlerin tehlikeye girmesi konuşulmaya başlandı. Bu tehlike Türkiye için bu boyutlarda değil tabii ki; yardım kurumlarının sağladığı destek, aile içi yardımlaşma ve halkın zor günlerdeki dayanışması ile bu zor günlerin aşılacağını düşünüyoruz.

 

 

 

Önümüzdeki günlerde iyimser olabilmemiz için de birçok neden var.

 

-         Enerji ve ulaştırma fiyatları geriliyor, bu da dış ticaret dengemizi olumlu etkiliyor.

 

-         Faizler ve enflasyonun tarihin en düşük seviyelerine gelmesi,

 

-         Kurların ihracatı destekleyecek düzeyde olması,

 

-         Bölge ülkeleriyle ticari ilişkilerimizin artması olumlu yansıyacak gelişmelerdir.

 

 

 

Değerli konuklar,

 

 

Rekabetçi bir duyarlılık, daha iyiye ulaşmak, daha başarılı olmak için çaba göstermek şeklinde anlaşıldığında, rekabet krizden çıkışın bir imkânı olmaktadır.

 

 

Kriz sonrasında değişecek küresel koşullara uygun yeni bir büyüme modelini şimdiden oluşturmak gereklidir.

 

 

Düşük faizle, düşük enflasyon, kurların ihracatı destekleyecek düzeyde olması rekabet gücü yüksek üretim yapısı için yeni bir fırsat sunmaktadır. Bu fırsatı değerlendirmek için inovasyonu ve Ar-Ge’yi teşvik eden, bölgesel kalkınmışlık farklarının azaltılmasını hedefleyen yeni bir model oluşturulmalıdır. Bu modelin gerektirdiği adil rekabet ortamının sağlanması için kayıt dışı ekonomiyle mücadele hızlandırılmalı ve Türk Ticaret Kanunu bir an önce çıkarılmalıdır.

 

 

Ülkemizin finansal imkânlarının iyileştirilmesi kadar önemli bir diğer konu, farklı düşünmek ve farklı çözüm yolları aramak, yeni ortaklıklar kurup, birleşerek maliyet, fiyat ve pazar analizi yaparak kriz sonrası dünya pazarlarına hazırlanmaktır. Dünya pazarlarına, dünya kaynaklarına ulaşmayan ekonomiler geri kalmaya mahkûmdur. Paranoyalara kapılıp, dünyayı bize düşman sanarak dünya kaynaklarına ve pazarlarına ulaşamayız.

 

 

Krizi atlatma ve yeniden yapılanma, geleceğe daha iyi hazırlanma amaçlı düzenlemelerle yakalanabilecek bir ivme ülkelerin kaderini değiştirebilir.

 

 

Bir yandan ekonomik açıdan güven duygusunu pekiştiren uygulamaların gerçekleştirilmesinin, bir yandan da demokratik ve laik bir hukuk devleti olmanın gereklerinin istisnasız ve koşulsuz olarak yerine getirilmesinin hükümet, bürokrasi, sivil toplum ve kamuoyu nezdinde takipçisi olacağız.        

 

 

 

Saygılarımla,