EKONOMİDEN SORUMLU ESKİ DEVLET BAKANI & TOBB ÜNİ.ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ.DR.ABDÜLLATİF ŞENER ANSİAD'IN KONUĞU OLDU


ANSİAD’ın Sheraton Hotel’de düzenlediği üçüncü olağan toplantısına Ekonomiden Sorumlu Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.Abdüllatif ŞENER konuşmacı olarak katıldı. ŞENER, ekonomideki iyi gelişmelerin bünyesinde bazı riskleri de barındırdığını, bu riskleri bir sonraki döneme taşıyabildiğini de belirterek şunları söyledi: “59. Hükümette Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev aldım. Pek çok kurum bana bağlandı. Bunlardan biri özelleştirmeydi. Özelleştirmeyle bağlantılı olarak 59. Hükümetin daha ilk ayında anlaşamadık ve bırakmak zorunda kaldım. Arkasından bankacılık sektöründe yabancı payının yüzde 10’un altında olduğu dönemde, yabancı payının artmasının doğru olmadığını söyledim. Ve şimdi yüzde 40’ı aşmıştır. Borsa payıyla birlikte 50’ye yaklaşıyor. Finans sektörü elimizden çıkmak üzere. Önümüzde Halk Bankası var. Muhtemelen bu özelleştiği takdirde yabancıların alacağı bellidir. Bu demek ki, hızla % 60’a doğru gitmekteyiz.” Cari açığı kapatmak için finans sektörünün elden çıkmasına göz yumulduğunu söyleyen Şener, “bu durumun devam ettirilmesi gerektiğini düşündüğümüzde para giriyor. Türkiye cari açığı sürdürebilmek için dünyanın en yüksek faizini vermektedir. Japon ev kadınları bile, Türk bankalarına para yatırıp, kar ediyorlar. En fazla para kazandıran ülke Türkiye. Bize ait olmayan yabancı para çıktığı zaman, döviz açığı ortaya çıkıyor. O da sorun demektir” dedi. Ekonomideki bir diğer tehlikenin de düşük kur olduğunu ileri süren Abdüllatif Şener, ekonominin geleceğinin, küresel rekabette güçlü olmaya bağlı olduğunu kaydetti. Bunun sağlanabilmesi için, ekonominin yönetiminden sorumlu tüm birimlerinin, kurumsal temek refleksini, küresel rekabete çevirmesi gerektiğini vurgulayan Şener şöyle devam etti: Türkiye’de kur sürekli düşüyor. Bu rekabet gücünü artırıyor mu, azaltıyor mu? Türkiye ile gelişen, yükselen diğer ekonomi piyasaları arasında bazı farklar var. 2000’den bugüne kadar olan gelişme trendi itibariyle bizde cari açık var, onların hepsi cari fazla veriyor. Onlarda kur düşmemiş, bizde sürekli düşmüş. Onların rezervleri yüksek… Hükümet veya siyasiler açısından kurun düşüyor olması temel riski ortaya çıkarıncaya kadar bir mahsur teşkil etmiyor. Kur düştüğü zaman milli gelir artıyor aslında. Yani gerçekte artmıyor da, rakamsal olarak artıyor. Milli geliri Türk Lirasından hesaplıyorsun, düşük kurdan da dövize çevirip, kişi başına milli gelir 2.600 Dolar’dı, şimdi 7.000 Dolar’a çıktı dediğimiz zaman, kişi başına milli gelirin 3 kat arttığı ortaya çıkıyor. Yani bir siyasi olarak (sizi ne kadar zenginleştirdim) diyorsunuz. Bu güçlü bir söylem. Onun için kur düşüyor diye işin başındaki siyasetçi rahatsız değil.” Merkez Bankası da mutlu. Çünkü kur düştükçe, enflasyon düşüşüne etki yapıyor. Maliye Bakanlığı da mutlu. Çünkü dış borçların veya döviz cinsinden borçların faizleri kur düştükçe küçülüyor. Hazine de memnun, çünkü o da, milli geliri Türk Lirasından hesaplayıp, dış borçları da döviz cinsinden düşük kurdan ona göre oranlarsa, bir bakarsın ki, borçların milli gelire oranı sürekli düşüyor. Özel sektörde, 150 milyar dolara yakın dış kredi borcu çıktı. Şimdi onlar da düşük kurdan mutlular. Ama düşük kurdan dolayı herkesin mutlu olması bu ülkenin ekonomisinin doğru, sağlıklı olduğunu gösterir mi? Yarın hepsinin de saçını başını yolacağı bir noktaya götürür mü? Bence ikinci seçeneğe götürür.” Yaşanan bu ekonomik gelişmelerin ardından Türkiye’de cari açığın gün geçtikçe arttığını da ifade eden Şener, “2006 yılı cari açığı 36 milyar dolar, 2007 yılı cari açığı 38 milyar dolar. Cumhuriyet tarihinin en yüksek cari açıkları” dedi. Yabancı sermayenin Türkiye’de sadece kar marjı yüksek olan hizmet sektörüne girdiğini, ancak diğer sektörlerle ilgilenmediğini de belirten Şener, bunun gelecek için tehlike oluşturduğunu söyledi. ABD’deki Mortgage krizinin etkilerinin 2009’a kadar süreceğinin belirten Abdüllatif ŞENER, ABD’deki bu krizin Türkiye’yi de etkileyeceğini ileri sürdü. ABD merkezli finans kuruluşlarının, merkezdeki sorunlarını çözebilmek amacıyla Türkiye’deki paralarını çekeceği öngörüsünde bulunan Şener, “O para Türkiye’den gittiği zaman sorun var demektir. Türkiye tehlikeli bir sürece girmek üzeredir” diye konuştu. Konuşmasından sonra davetlilerin sorularını da yanıtlayan Şener’e CHP Antalya Milletvekili Hüsnü ÇÖLLÜ, Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın “öfke, bir hitabet sanatıdır” sözlerini hatırlattı. Çöllü’nün “sizce de öfke bir hitabet sanatı mıdır?” sorusuna Şener, “öfkeli konuşmak bir sanat olamaz. Hitabet biçimi olabilir, ama hiçbir zaman öfkeli konuşmak bir hitabet sanatı olamaz. Diğer taraftan bu biçim de, şık bir biçim olmaz. Faydalı bir biçim olmaz. Yanlış, zararlı bir hitabet biçimi olur” diye cevapladı. Siyasetçiler arasındaki söz düellosunu nasıl değerlendiriyorsunuz? şeklindeki bir soruya da, “maalesef Türkiye’de soğuk savaş dönemi siyaset tarzı devam ediyor” cevabını verdi.