TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş. GENEL MÜDÜRÜ ERSİN ÖZİNCE ANSİAD TOPLANTISINDA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU!


Ersin Özince, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (ANSİAD) olağan toplantısında, ''Küresel Gelişmeler, Sermaye Hareketi, Türkiye Ekonomisine, Finansal Sektöre ve Banka Sistemine Yansımaları'' konulu bir konferans verdi. Özince, konferansın ardından da iş adamlarının sorularını yanıtladı. Özince, bir soru üzerine, ne şimdi, ne de Kasım ayında yapılacak genel seçiminden sonra döviz kurunda bir patlama beklemediğini vurguladı. Özince, önceki hükümet döneminde uygulanan ''dövizde çıpa'' politikası konusunda Bankalar Birliği Başkanı olarak ''açığa düştüğünü'' belirtti. Kurun çıpa doğrultusunda olacağını söyledikten bir yıl sonra Türkiye'de döviz kurunun dalgalandığını ve ardından Kemal Derviş'in Türkiye'ye geldiğine değinen Özince, şöyle devam etti: ''Uluslararası para hareketlerinin çok önemli bir bölümü, Türkiye'de pozisyon alırken, ciddi bir kur riskine girerek pozisyon alıyor. Dolayısıyla, kimse zarar realize edip, masadan kalkmaz. Ama finans bilimi şunu emrediyor: Alabileceğiniz finansal risklerin altına girin. Şu an benim bankam bu riski alıyor. Ama tamamen klozların emrettiği kadar. Kur riskini mümkün olduğunca almamak lazım. Türk Lirası karşısında da para birimleri karşısında da fazla risk almamak lazım. Alacaksanız da mali gücünüz yettiği kadar almak lazım.'' Özince, başka bir soru üzerine de ekonomide de siyasi alanda da kriz beklemediğini ifade ederek, şöyle devam etti: ''Kriz beklemiyoruz. Siyasi açıdan da bir kriz beklemiyoruz. Niye beklemiyoruz? İstemiyoruz da ondan. Herkes aynı şeyi yaparsa döviz patlamaz. Seçimden sonra da patlamaz. Türkiye gibi, bu kadar genç insanın yaşadığı bir ülkenin sürprizlere hiç bir zaman yer vermemesi lazım. Ne döviz kurunda, ne domatesin fiyatında sürpriz olmamalı. Serbest piyasanın oynaklık, spekülasyon olmadığını kanıtlamak lazım.'' ''EKONOMİ İYİYE GİDİYOR'' Özince, bir soruyu yanıtlarken, hem finans sektöründe, hem de ekonominin tamamında Türkiye'nin makro düzeyde iyiye doğru gittiğine değindi. Özince, ''Ekonomi iyiye gidiyor ama bir nekahet döneminde olduğumuzu da unutmamamız lazım'' diye konuştu. Özince başka bir soruya, ''Türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye girişi devam edecek. Çünkü yabancı sermayenin gidebileceği başka güvenilir pazar yok'' yanıtını verdi. Türk bankalarının yabancı bankalara satışına ilişkin görüşlerini de açıklayan Özince, Türkiye'nin büyüyebilmesi için sermayeye ihtiyaç duyulduğunu, sermayenin ekonominin kalbi olduğunu ve piyasaya kan pompalaması gerektiğini kaydetti. Özince, ''Türk bankacılık sektörü Basel kriterleriyle çalışacaksa, sermaye lazım. Sermaye de bizde yok. Ben bundan mutlu değilim. Ama (Bankalar bizde kalsın, ben sizin ihtiyaçlarınıza cevap vermeyeyim) demek gibi bir saçmalık olur mu?'' diye sordu. Kamu maliyesinde önemli düzelmeler olduğunu belirten Özince, bu durumun AB kriterlerine ulaşmak için gösterilen çabalar ve yapılan reformlar sayesinde gerçekleşebildiğini kaydetti. Özince, sosyal güvenlik yasasının yeniden ertelendiğine değinerek, sosyal güvenlikte büyük bir kara delik bulunduğunu söyledi. Dünyada 500 milyar dolar civarında fonun dolaştığını ve yatırım yapacak sakin liman aradığını anlatan Özince, bunun yüzde 10'unun Türkiye'ye gelmesinin, Antalya'nın eski küçük limanına bir transatlantiğin girmesi anlamına geleceğini, bunun gereksiz olduğunu ifade etti. ''YABANCI ORTAK ARAYIŞIMIZ YOK' Özince, başka bir soruyu ise ''Yabancı ortak arayışımız yok. Niyetimiz bankamızı satmak değil'' diye cevapladı. Özince, Ziraat Bankası ile Halk Bankası'nın İş Bankası modeliyle özelleştirilmesinin yeterli olacağına inandığını, bu bankaların stratejik ortaklara blok halinde satılmayacağını belirtti. Özince, bankaların özelleştirilmesinin illa yabancılara satılması anlamına gelmeyeceğini de ifade etti. Özince, bir işadamının, Türkiye'nin 15 yıl sonrasını nasıl gördüğüne ilişkin sorusu üzerine de ''15 yıl sonra Türkiye çok büyüyecek. Özellikle Antalya çok daha fazla büyüyecek ve Türkiye'nin en büyük bir kaç ilinden biri olacak'' karşılığını verdi.