ANSİAD BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN'IN ANSİAD 27. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ AÇILIŞ KONUŞMASI


ANSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN’IN

ANSİAD 27.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ BALOSU VE ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMA METNİ

14 OCAK 2017  /  DELPHİN IMPERIAL HOTEL

 

Yönetim kurulumuz ve şahsım adına sizleri sevgi saygıyla selamlıyor, teşrifleriniz için teşekkür ediyorum. 2017 yılının her şeye rağmen ülkemize ve sizlere huzur mutluluk getirmesini diliyorum.

ANSİAD, temsil görevini 1 yıl önce aldık. Şu 1 yılda ve son günlerde gerek ekonomik anlamda gerekse diğer konularda çok önemli olaylar yaşandı. 15 Temmuz darbe girişimi alçaklığı zaten Cumhuriyet tarihimizde görülmemiş bir olaydır. Bu hain darbe girişiminden ders alınarak bu tür yapıların devlette kadrolaşmasına müsaade edilmemelidir. Terör örgütleriyle mücadelede aktif yönteme geçilerek teröristleri inlerinde yok etme yöntemini takdirle izliyoruz.

Anayasa değişikliği TBMM’de görüşülmeye devam etmektedir. Anayasa değişikliği 80 milyon insanımızın geleceğidir. Cepheleşme veya kutuplaşma ile sandığa gitme yerine, herkesi kucaklayan bir anlayışla devam etmelidir. Anayasa reformunu, bir tarafın zaferi, bir tarafın mağlubiyeti gibi görmemeliyiz. Ülke olarak yaşadığımız bu şartlarda artık kutuplaşma alışkanlığını geride bırakmalıyız. Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum ve Sivas Kongrelerindeki birleştirici politikalarını bugün de örnek almalıyız. Vatan için kendini feda eden şehitlerimizin hatırına bir sevgi, saygı, uzlaşma atmosferi için gayret sarfetmeliyiz. Arkasında başka güçlerinde olduğu örgütlerin arka arkaya gelen saldırılarına maruz kalıyorsak, eğer terör örgütleri canımızı bu kadar yakabiliyorsa toplumsal bünyemizdeki zafiyetler yüzündendir.

Bu zafiyetlerin önüne geçebilmek için, demokrasiden hukukun üstünlüğünden ve özgürlüklerden vazgeçmemeliyiz. Yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığından vazgeçmemeliyiz. Akla bilime ve liyakate önem ve öncelik vermeliyiz. Azınlığın çoğunluğa tahakkümünü eleştirdiğimiz gibi çoğunluğun azınlığa tahakkümünü de eleştirmeliyiz. Laiklik inanç temellerimizin güvencesidir. Devletimiz tüm inançların en büyük garantisi olmalıdır. Düşünce farklılıklarını, düşman veya muhalif olarak görmemeliyiz. Her şeyden önce her vatandaşın fırsat eşitliğine sahip olduğu, sadece külfetin değil, nimetin de adil paylaşıldığı bir adalet duygusunu yaygınlaştırmalıyız. Aralık ayında yayınlanan PISA sonuçları, eğitim düzeyimizin yetersizliğini tescil etti. Matematik ve fen bilimlerindeki başarısızlığımız kadar okuduğunu anlamayan bir gençlik yetişiyor olması da endişe vericidir.  Her şeye rağmen kötümser olmayacağız. Karamsarlık, korkaklıktır tembelliktir diyorsak ülke olarak, şirketler olarak, bireyler olarak ev ödevlerimizi iyi yapacağız ve umutlu olmaya devam edeceğiz.  Mücadele ruhumuzu kaybedersek havlu atarız. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Aksi halde girişimciliğimiz bir şey ifade etmeyecektir. Hayata pozitif baktığımızda göreceksiniz, zekamız keskinleşecek, sezgilerimiz berraklaşacaktır. Türkiye en kötü dönemlerinden, hep fırsatlar ülkesi olarak çıktı. Hep birlikte el ele vererek bu zor günleri birlikte atlatacağız.

Sevgili arkadaşlar;

Bugünlerde dövizdeki sert yükselişin de moral bozukluğu, belirsizlik ve güven kaybına neden olduğunu görüyoruz. Dövizdeki hızlı yükseliş yüzünden birçok sektör maliyet hesabı yapamaz hale geldi. Bilindiği gibi ekonomide faiz ve döviz kuru birlikte kontrol edilemez. Düşük faiz ve düşük kur istiyorsanız enflasyonu düşürmek ve verimliliği yükseltmek zorundasınız.

2016 Yılı ihracat tutarımız 142 milyar Dolar, ithalat tutarımız 198 milyar Dolar. 56 Milyar Dolar dış ticaret açığı veriyoruz. Turizm ve inşaat gelirleri düşüldükten sonra net cari açığımız halen 30 milyar Dolar’ın üzerindedir. Cari açığı azaltmak için kilogram fiyatı yüksek teknolojik ürünler ihraç etmemiz lazım. İhraç ettiğimiz sanayi mallarının kilogram fiyatı 1.4 Dolar civarındadır. Tasarım ürünlerinde kilogram fiyatı 2.5 Dolar, markalı ürünlerin kilogram fiyatı 4.5 Dolar, patentli ürünlerin kilogram fiyatı 6 Dolar/ Kilogram civarındadır. Demek ki daha çok markalı ve patentli mal üretmeliyiz. Mesela iplikte ihraç fiyatımız 4 Dolar/Kilogram iken aynı ipliği işleyip konfeksiyon yaptığımızda 16 Dolar/Kilogram’a satıyoruz. Yani ipliğe 4 kat değer katıyoruz.

İşte katma değer bu. Katma değer derken KDV’yi kastetmiyoruz, mala değer katmayı kastediyoruz. Biz elektrikli ev aletlerinin kilogramını 5 Dolar’a satıyoruz, ama 1 kilogram bilgisayarı 600 Dolar’a, 1 kilogram akıllı telefonu 2000 Dolar’a alıyoruz. Geçen yıl yazılımda bilişimde 1.250 Milyar Dolar ithalat yaptık. Hindistan yazılımında bilişiminde 120 Milyar Dolar ihracat yapıyor dolayısıyla teknolojiye, bilişim ve yazılıma önem vermeliyiz.

En önemli sorunlarımızdan olan terörü komşu ülkelerle sorunları çözerek ve sınır güvenliğimizi sağlayarak terörün dış desteklerini kesmeliyiz. Irak, Suriye, Rusya ve İsrail ile sağladığımız uzlaşmayı AB ve ABD ile de sorunları konuşabildiğimiz bir döneme girerek çözmeyi umut ediyoruz. Antalya olarak 2016 yılı turizm ve tarımda ayrıca bunların etkilediği bütün sektörlerde afet yılı oldu. Yabancı Turist sayısı 4.700.00 kişi azaldı. Bu düşüşün yarısı Rusya’dan kaynaklanıyor. Geçen yıl hükümet turizm sektörüne önemli destekler sağladı.

Bu yıl da uçak destekleri devam ediyor. Bütün bu desteklerde emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Ancak bizim için en önemli teşvik güven ve istikrardır. Güven ve istikrarın olmadığı ortamlarda yerli ve yabancı yatırımcının yatırım yapması mümkün değildir. Öncelikle ve önemle Rusya dahil bütün pazarlar özellikle AB ve ABD ile sıcak temaslar kurularak güven kaygısını giderecek adımlar atmalıyız. Güven kaygısını giderirsek, turizmde ve ihracatta çok iyi bir döneme girebiliriz. 2017’nin ekonomiye odaklandığımız, daha çok üretmeye ihracat yapmaya ve katma değer yaratmaya, istihdamı artırıp, işsizliği azaltmaya yöneldiğimiz bir yıl olmasını, sükûnetle birbirimize tahammül ederek siyasi görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakarak ülke ve Antalya sorunlarını konuşabildiğimiz bir yıl olması temennisiyle saygılar sunuyorum.