HABERTÜRK YAZARI YILDIRIM; “BATIDAN KOPMANIN BEDELİ 600 MİLYAR DOLAR”


HABERTÜRK YAZARI YILDIRIM; “BATIDAN KOPMANIN BEDELİ 600 MİLYAR DOLAR”

 

2017 yılına girerken ekonomide ne olacağı sorusunu ANSİAD için yanıtlayan Habertürk Ekonomi Yazarı Abdurrahman Yıldırım, “Bizim Batı ile küsme lüksümüz yok, ekonomi bize batıyla kavga lüksünü vermiyor. Ne yapıp edip Batıyla iyi geçinmenin yolunu bulmamız lazım, Batı’dan kopmanın bedeli 600 milyar dolar” dedi

 

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 18’inci Olağan Toplantısı’nda yılın son konuğu, Habertürk Ekonomi Yazarı Abdurrahman Yıldırım oldu. Akra Barut Otel’de gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD Üyeleri katıldı. Toplantı moderatörlüğünü ANSİAD Üyesi Murat Özekici’nin yaptığı toplantıda, Abdurrahman Yıldırım “2017’ye Girerken Türkiye Ekonomisi” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Batı ile ekonomik bağlarımızın olduğunun altını çizen Yıldırım, “Bizim Batı ile iyi geçinmemiz gerekiyor. Fonlamanın devamının gelmesi ve Türkiye’ye ekonomik bir yaptırım yapmamaları gerekiyor ki Türkiye büyümesini sürdürebilsin” dedi. Batı’nın Türkiye’ye vermiş olduğu kredilerin, sıcak para akışının 400 Milyar Dolar olduğunu kaydeden Yıldırım, “Kredileri yenilemiyorum dedikleri zaman başka bir yerden bulup ödememiz lazım ki bunun bir karşılığı yok. Biz sadece kredileri konuşuyoruz, Batı’nın Türkiye’ye vermiş olduğu kredilerin toplam boyutu yaklaşık 200 milyar dolar. 200 milyar dolara çok yakın miktarda da sıcak para var ve 200 milyar dolar da sabit yatırımlar söz konusu. Yaklaşık 600-650 milyar dolar arasında değişiyor” diye konuştu. İlişkiler bozulunca kredilerin de duracağını ifade eden Yıldırım, “Kredilerde de geri dönüş başlayınca o 200 Milyar Dolar sıcak parada da çözülme oluyor. İlişkileri daha da kötüleştirirseniz, o doğrudan sermaye dediğimiz fabrikaları da satmaya başlıyorlar. Dolayısıyla bizim böyle bir lüksümüz yok, ekonomi bize batıyla kavga lüksünü vermiyor. Ne yapıp edip Batı ile iyi geçinmenin yolunu bulmamız lazım, Batı’dan kopmanın bedeli 600 Milyar Dolar” dedi.

 

TRUMP RİSK YA DA FIRSAT OLACAK

2017 yılına girerken Amerika, Avrupa, Çin ve küreselleşmeye bağlı olarak Türkiye ekonomisinin haritasını çıkartan Habertürk Ekonomi Yazarı Abdurrahman Yıldırım, “Amerika’nın yeni faiz artırımı, Amerika’nın yeni başkanı ve bu yeni başkanın girişeceği yeni maceralar yaşayacağımız, belki çok inişli çıkışlı dalgalarla boğuşacağımız bir dönem olacak. En büyük riskimiz Amerikan Başkanı Donald Trump, muhtemelen onun yanına en büyük fırsatımız da o olacak. Sebep, şimdiye kadarki bütün başkanlara benzemiyor. Maceracı, radikal, patavatsız, mevcut ekonomiyi geriye götürücü, küreselleşme karşıtı milliyetçi gibi bütün sıfatları taşıyor. Bunun ne kadarını yapacağını ne kadarını yapamayacağını yıl boyunca izleyip göreceğiz, yapabilirse dünyayı karıştıracak” dedi.  

 

AMERİKAN EKONOMİSİ 5 TRİLYON DOLAR BORÇLANIYOR

Türkiye ekonomisinin tek bir gerçekle yüzleşeceğini dile getiren Yıldırım, “Amerika’daki faizler yükselecek çünkü Trump dediğinin bir miktarını dahi yapsa Amerikan ekonomisi büyüyecek. Enflasyon 1.7 şu anda, hedefte 2 var ve yaklaşılmış durumda. İstihdam, yüzde 4.6 işsizlik var, orada da tam istihdam düzeyine yaklaşılmış. Dolayısıyla sınıra gelmiş Amerikan Merkez Bankası FED, faizi artırmak istiyor. Dolar değerlenecek, faizin yükseleceği, doların değerleneceği ve de Amerika’nın altyapı yatırımları için borçlanmaya gideceği bir dönem yaşayacağız. Amerika’da ekonomiyi canlandırmak adına hem alt yapı yatırımları ve vergi indirimleri, hem de şirketlere ve kişilere yönelik önemli vergi indirimleri yapılacak” diye konuştu. Bunun anlamının vergi gelirlerinin özel sektöre bırakılacağı olduğunun altını çizen Yıldırım, “Ancak altyapı yatırımlarını da yapmak için borçlanacak. Yapacağı borçlanmanın yaklaşık miktarı 5 Trilyon Dolar. Bu para şu anki Amerikan milli gelirinin yaklaşık 4’te biri” dedi.

 

5 TRİLYON ÇOK PARA

Gelişmekte olan ülkelere küresel kriz sonrasında sermaye akışıyla giden toplam paranın 2 Trilyon Dolar olduğunu kaydeden Yıldırım, “5 trilyon çok para, Türkiye’yi de böyle yüksek büyümeye iten, yaptığı az şeylerle daha iyi sonuçlar almaya iten, faizleri düşüren, büyümeyi ivmelendiren sermaye girişlerinin sebebi buydu. Kriz sonrası 2 Trilyon Doların içerisinde bir miktar Türkiye de pay aldı. Şimdi bu para geri dönmeye başlayacak. Çünkü Amerika’nın paraya ihtiyacı var, dolar yükseliyor, Amerika’da faizler artıyor. Amerika’da piyasadan 5 trilyon doları ekstra olarak borçlanacak” diye konuştu. Böyle bir dünyada gelişmekte olan ülkelerin dolar likiditesinin kısmen ve dalgalı olarak çekileceğini dile getiren Yıldırım, “Bu yaşayacağımız ana dalgalanmanın en önemli nedeni sermaye hareketleri. Türkiye’de, çeyrek asırı geçen süredir sermaye hareketleri tam serbest, yurtiçi tasarrufları düşük, ekonomi dış tasarrufları kullanmaya aşırı bağımlı. 1 yıl boyunca bulmamız gereken dış kaynak, sermaye miktarı 200 milyon dolar, ekonomimizin büyüklüğü de 850 milyar dolar. Dolayısıyla en fazla etkilenecek ülkelerden birisi Türkiye. Geçmiş aylardaki piyasa hareketleri, kur üzerindeki etkisiyle bunu göstermiş oldu” dedi.

 

2017 AVRUPA SEÇİMLERİ TÜRKİYE’Yİ ETKİLEYECEK

2017 yılında Türkiye ekonomisini Çin ve Avrupa’dan da etkileyebilecek gelişmelerin yaşanacağını kaydeden Abdurrahman Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü; “2015 yılında yaşadığımız dalgalanmanın temelinde Çin vardı. Çin’de, çift haneli büyüme yüzde 6.5 oranlarına düştü. Çin’in yaşadığı bir olumsuzluk yüzde 6.5’a oranla çok daha sert bir şekilde aşağılara düşürebilir. Belki de küresel bir krizin son ayağı Çin’de yaşanabilir. Böyle bir ihtimal, risk var. Avrupa’da ise yüzde 1.6’lık bir büyüme var. Normal büyümesi 2 civarında. Gelecek yılda yüzde 1.6 büyüyeceği tahmin ediliyor. Dolayısıyla Türkiye için stabil ancak Avrupa’nın sorunu 2017 yılında seçim olması. Ekonomik olarak yüzde 70’i oluşturan ülkelerde seçim var. Muhtemelen Amerika’dan çıkan seçim sonuçlarına paralel bir sonuç çıkacak. Yani göçmen karşıtı, Müslüman karşıtı, kısmen korumacı ve sağ iktidarlar iş başına gelebilir. Küresel rüzgar Avrupa’yı da vuracak. Buradaki asıl tehlike, banka krizi yaşaması. Almanya’da bankacılık sorunu çözülmüş değil. Zaman zaman gündeme gelen Dünya’nın türev piyasa işlemi yapan en büyük bankası Deutsche Bank’ın 52 trilyon dolarlık bir pozisyon almış olması ve zarara uğramış olması büyük risk taşıyor. Yani Almanya’da bir banka krizi, batışı söz konusu olabilir.”

 

MOSKOVA DEKLARASYONU TÜRKİYE’NİN LEHİNE

Türkiye’yi Amerika, Avrupa ve Çin ekseninde değerlendirmeye alan Yıldırım, “Bu çerçevede düşünürsek risklerde azalma yok, küresel büyüme düşük ve düşük kalmaya devam edecek, faizler Amerika’ya bağlı olarak kısmen yükselecek, gelişmiş ülkelerin döviz kurları daha yüksek olacak, sermaye hareketleri dalgalı olacak ve gelişmekte olan ülkelerden kısmen sermaye çıkacak buna bağlı olarak ülkelerin para birimleri değer kaybedecek” dedi. Türkiye’nin jeopolitik risklerinin devem etmesinin de belirli sonuçları olduğunu belirten Yıldırım, “Bu risklerde artma meydana gelebilir. Azalma nasıl olur, son Moskova’da yapılan deklarasyon uygulanır ve ilerletilirse Suriye sorununda azalma görebiliriz. Bu Türkiye’nin lehine. Rusya ile olan ticari ilişkilerimizi düzelttik, dolayısıyla 2017 yılında ihracatımızı yapabiliriz, çekebileceğimiz turisti çekebiliriz. Bu 2017 için Türkiye’nin bir kazanımı. Aynı zamanda Milli Geliri de 1 puana yakın olumlu yönde etkiler. Rusya ile eski ticari ilişkileri kurabilirsek Türkiye’nin milli geliri 0.75 civarı yükselebilir. Böyle bir kaygıyı yaşadık zaten biz, jeopolitik risklerde azalma meydana gelecek olması da pozitif bir gelişme” diye konuştu.  

 

TÜRK LİRASI YÜZDE 25 DEĞER KAYBETTİ

Bütün bu olumsuz gelişmelere ve risklere bakınca, Türkiye’den para çıkacağını belirten Yıldırım, “Bu doları artıracak. Hareketlenme 2013 yılı ortasından başladı, Türkiye’den zaman zaman güçlü para çıkışı oldu. 2013 ortasına göre Türk Lirası karşısında dolar kurunun artışı yüzde 97, Türk Lirası’nın değer kaybı 3 yılda yüzde 49 oldu. 2003 yılında 100 olan reel TL değeri şu anda 95. Aradan 13 yıl geçmiş. Normalde gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye’nin hanesine her yıl 2 puan eklenmesi lazım. 2003’te 100 olan değerin bugün 126 olması lazım. Bugün yüzde 25 değer kaybı var. Bu yüzde 25 hat korunursa, yerli mala, yerli iş gücüne, yerli hammaddeye, TL bazında fiyatlanan her şeye yatırım yapan onun üzerinden ticaret yapanlar kazanabilir” dedi.

 

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

 

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr