ANSİAD GEÇEN DÖNEM BAŞKANI ALİ EROĞLU'NUN ANSİAD 26.KURULUŞ BALOSU AÇILIŞ KONUŞMASI


Değerli Konuklar,

 Bu akşam, hem ANSİAD’ın 25. yaşını hem de ödül alan arkadaşlarımızı kutluyoruz. Benim için bir başka kutlama vesilesi daha var. Ben de bu akşam ayrıca, 3 yıl süren nöbetimi kazasız belasız tutmuş olarak, nöbeti gönül rahatlığıyla devrediyor olmamı kutluyorum.

Bugün ilk kez ANSİAD tarihinde asır sözcüğünü kullanıyoruz. ANSİAD’ın kurucuları çeyrek asır önce Antalya sevgisiyle, Türkiye sevgisiyle bir yol açtılar ve çok sayıda ekonomik,  sosyal girişime öncülük ettiler. ANSİAD, üyelerine ve Antalya’ya yeni ufuklar açtı.

 Bu süreçte Türkiye çalkantılı dönemlerden geçti, sivil toplum örgütleri için zor zamanlar yaşandı, ama ANSİAD tarafsızlığını, saygınlığını ve birlikteliğini başarıyla korumasını bildi. Bu başarı ANSİAD’ın kurumsal kültürünün ürünüdür ve bu nedenle bu kültürün oluşmasında ve yaşatılmasında katkısı olan bütün üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum ve sizleri Ansiad 25.yıl filmini izlemeye davet ediyorum.

 Değerli konuklar, sevgili arkadaşlarım,

 Bu geçen 25 yılda Sovyetler Birliği dağıldı, internet hayatımıza girdi, küreselleşme hızlandı, 25 yıl önce ismi konuşulmayan Çin ve Uzak Doğu ülkeleri dünyanın üretim merkezi oldular. Latin Amerika demokrasiye geçti. Açlıkla boğuşan Afrika kalkınmaya başladı. Bu dönemde en az gelişme gösteren ülkeler İslam ülkeleri oldu. İslam coğrafyası maalesef terör ve mezhep çatışmalarıyla nesiller kaybediyor.Bu 25 yılda en çarpıcı gelişme bilgi teknolojisindeki hızlanmadır. Son 2 yılda üretilen bilgi, insanlık tarihinin bilgi birikiminin %90’ına karşılık gelmektedir. Ancak, dünyada teknoloji ve zenginlik gelişirken, insanlığın aynı ölçüde gelişmediğine de dikkat çekmek isterim. Bir yanda bilgi teknolojileri ilerlerken, diğer yanda popüler kültür ve kitlesel cehalet yayılmıştır, maddi imkanlar artarken, manevi yoksulluk, vicdan fakirliği de artmıştır. Dünya bir yanda uzayın keşfinde yol alırken, diğer yanda Ayvalık açıklarında boğulan çocukları seyrediyor.  İnsanlığın verimsiz bir dönemini yaşıyoruz. Yeryüzü bir küresel köy oldu, ama dünya çapında lider, filozof, yazar, hatta müzisyen çıkmıyor artık.

 Sevgili dostlar,

Türkiye bu 25 yılda önemli ekonomik başarılar elde etti. Ancak, özellikle bugünlerde yaşadığımız sorunlar, geleceğe gurur, heyecan ve güvenle bakmamızı engelliyor. Bu nedenle, ANSİAD’ın kuruluş ilkelerinden ve 25 yıllık birikiminden hareketle, önemli gördüğüm birkaç konuda değerlendirmelerimi paylaşarak veda etmek istiyorum.

 

Son aylarda ve haftalarda terör saldırıları hepimizi derinden etkilemiştir. Türkiye, 1970’lerden bu yana neredeyse aralıksız terörle yaşamaktadır. Son 30 yılda PKK terörü sadece askerimizi, polisimizi şehit etmekle, sivil insanların, kadın, yaşlı ve çocukların hayatlarına mal olmakla kalmamış, aynı zamanda demokrasinin gelişmesine engel olarak Türkiye’nin geleceğini çalmıştır. Türkiye elbette, tarihte ve dün milli birliğini nasıl savunmuşsa, bugün de yarın da savunacaktır. Bununla birlikte, terörün, demokrasiyi, vicdanları, sağduyuyu esir almasına, nefret tohumları ekmesine, sosyal depresyon ve şizofreni yaratmasına izin vermemeliyiz. Hangi savaş olursa olsun, en güçlü silah, kalem ve sözdür, yani fikirdir. Bu nedenle terörle mücadelede demokrasi ve özgürlüklerin en önemli araçlar olduğuna dikkat etmeliyiz.

 ABD Başkanı Obama'nın hafta başında yaptığı geleneksel konuşma maalesef basınımızda ilgi görmedi. Obama konuşmasında paranın siyasetteki etkisinin, seçimleri bir avuç ailenin ve gizli çıkarların finanse etmesinin engellenmesi gerektiğini söyledi ve ABD halkına şöyle seslendi: "Millet olarak gücümüz, geleceğe iyimser bakışımız, iş ahlakımız, keşifçi ve yenilikçi ruhumuz, çeşitliliğimiz ve hukuka saygımızdır. Bunlar bize gelecek nesillere refah ve güvenlik sağlamak için ihtiyacımız olan herşeyi sağlamaktadır... Büyük bir ülkeyiz. Farklı bölgelerimiz, görüşlerimiz, çıkarlarımız var, fakat bu da bizim güç kaynağımızdır. Demokrasi yurttaşlar arasında güven bağı gerektirir. Bizden farklı düşünenlerin tuzak peşinde olduğuna, siyasi rakiplerimizin hain olduğuna inanıyorsak demokrasi işlemiyor demektir. Uzlaşma çabasının olmadığı, en temel konularda uzlaşılmadığı, sadece bizim gibi düşünenleri dinlediğimiz yerde demokrasi biter"…

 Biz sözler üzerinde düşünmeli ve terörün bize, geleceğin özgürlük, adalet, ahlak ve eğitim temelleri üzerinde yükseldiği gerçeğini unutturmasına izin vermemeliyiz. Adalet ve eğitim, özgürlüğü ve ahlakı da koruyan en önemli temellerdir. Hukukun herkese lazım olduğunu yakın tarihimiz defalarca ispatlamıştır. Bu nedenle, Türkiye’de adalet tanrıçasını, terazisi olmayan eli palalı bir erkeğe dönüştürmekten kaçınmalıyız. Adaletin terazisi ancak toplumsal mutabakatla kurulur. Anayasa tartışmasından önce adaletin terazisinin kurulmasına öncelik vermeliyiz.

 Değerli konuklar,

ANSİAD olarak, son yıllarda en çok çaba harcadığımız ve başarılı olduğumuz konu gençleri girişimciliğe ve yenilikçiliğe teşvik etmektir. Türkiye’de 25 yaş altında işveren ve esnaf olan genç girişimci sayısı 120 bin civarındadır, ama devlet memuru olmak için sınava giren genç sayısı 1 milyon 170 bindir. Memurluk veya kamu hizmeti elbette onurlu bir görevdir, ancak girişimcilik kalkınmanın anahtarıdır. Bu nedenle, eğitim sistemini, sınav sorusu ezberlemekten yorulmuş, erkenden yaşlanmış, sadece memur olmak isteyen gençler üreten bir sistem olmaktan çıkarmak zorundayız.Diğer taraftan, girişimciliğin teşvik edilmesi için devletin her alanda olduğu gibi, ekonomide de fırsat eşitliğini garanti etmesi gereklidir. Devlet girişimcilere, şirketlere eşit fırsatlar tanımalı, eşit ve şeffaf rekabet ortamı sunmalıdır. Devlet kapitalizminin orta gelir tuzağına mahkûm olduğunu Çin gibi örnekler de göstermektedir. Gençleri, bilim adamlarını, sanatçıları, gazetecileri, hatta işadamlarını, sivil toplumu memur yapan bir sistemden kaçınmalıyız. Girişimci, bilim adamı, sanatçı, gazeteci ve sivil toplum demokrasinin ve kalkınmanın temel unsurlarıdır. Türkiye’yi geleceğe fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller taşıyacaktır.

Sevgili konuklar,

ANSİAD’ın 25 yıllık tarihinde Antalya’nın nüfusu 2 katına, turist sayısı 15, ihracatı 12, istihdamı 4 katına çıktı.  ANSİAD üyeleri Antalya’nın gelişmesine ve vizyonuna doğrudan katkıda bulundular. Ancak, 2016 yılına girerken Rusya ile yaşanan krizin muhtemel sonuçları, Antalya’nın yeni bir vizyona ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Antalya tarımı ve turizmi, kısa vadeli çözümler dışında uzun vadeli konulara da odaklanmalı, küresel ısınma gibi, internetin bireyselleşmiş üretimi zorunlu kılması gibi risklere hazırlanmalıdır.

 Abdullah Erdoğan başkanımızın ve yeni yönetim kurulumuzun bu konularda Antalya’ya ufuk açacak çalışmalar yapacağına inanıyor ve görevimi bu güven ve huzurla devrediyorum.Bu nöbeti devrederken, ANSİAD adına değişik platformlarda yürütmekte olduğum görevlere daha fazla zaman ayırabileceğim için de huzurluyum. BAKSİFED bünyesinde Batı Akdeniz işbirliği için, Batı Akdeniz’de sanayi başta olmak üzere entegre bir kalkınma için gayret edeceğiz.Programımız yoğun olduğu için sözlerimi teşekkür borçlarımı ödeyerek tamamlamak istiyorum. Öncelikle geçtiğimiz 3 yıllık dönemde birlikte mesai verdiğim çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Biz hep birlikte sektör komiteleri, eğitimler, konferanslar ve sosyal etkinliklerle sevgi ve saygıyla çalıştık. Kurucu üyelerimizin, kıdemli üyelerimizin tecrübe ve vizyonlarıyla yeni üyelerimizin dinamizmini kaynaştırmaya gayret ettik. Siyasi kutuplaşma döneminde, sivil toplum kuruluşları için zor bir dönemde tarafsızlığımızı, kurucu ilke ve değerlerimizi koruduk.Bu süre boyunca, sabırla, hoşgörüyle, fedakârlıkla destek olan bütün üyelerimize şükranlarımı sunuyorum. Aramızda bulunan ve bulunmayan diğer sivil toplum kuruluşlarına, kamu yöneticilerine ve yolu Ansiad ile kesişmiş şahıslara katkılarınızdan dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.

Nice başarılı çeyrek asırlar diliyorum. Yeni başkanımıza ve yönetim kurulumuza başarılar diliyorum. Ödül alan değerli arkadaşlarımı tekrar yürekten kutluyor ve hepinize bütün gönlümle teşekkür ediyor, sevgi ve saygılar sunuyorum.