DEVLET ESKİ BAKANI & YAZAR YILMAZ KARAKOYUNLU ANSİAD'A KONUK OLDU


Devlet Eski Bakanı & Yazar Yılmaz Karakoyunlu ANSİAD'a konuk oldu

KARAKOYUNLU: “60 İHTİLALİ OLMASAYDI, TÜRKİYE EKONOMİSİ PATLAYACAKTI”

“VARLIK VERGİSİ İLE ANADOLU SERMAYESİ İSTANBUL'A SAHİP OLDU”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (ANSİAD) 2014 faaliyet yılı 20. ve yılın son olağan toplantısına konuşmacı olarak katılan Devlet Eski Bakanı & Yazar Yılmaz Karakoyunlu,  1960 ihtilali yaşanmamış olsaydı, şu anda yaşları 75-80 civarındaki o dönemin genç ve dinamik iyi eğitim ve aile terbiyesi almış iş dünyası Türkiye'yi uçuracaktı. Türkiye patlayacaktı. Ekonomik gelişme maalesef orada kaldı. Planlanan ekonomik model gerçekleştirilemedi” diye konuştu. Türkiye'nin iki önemli dönüm noktasına işaret eden Karakoyunlu, Varlık Vergisi ile Türkiye'de servetin, 6-7 Nisan olayları ile de sermayenin el değiştirdiğini belirterek, “Bu iki olay Anadolu Sermayesi'nin İstanbul'a hakim olmasına ve 'Türkiye'nin teşebbüs gücünün ortaya çıkmasını sağladı” dedi.

ANSİAD Kurucu Üyesi Hüseyin Acarlıoğlu'nun oturum başkanlığını yaptığı Akra Barut Otel'deki toplantıda “Türk Ekonomisinde Özgür Girişimci Başarısı” konusunda bir sunum yapan Yılmaz Karakoyunlu, konuşmasının ilk bölümünde işadamlarına Antalya'yı anlattı. Antalya'ya ilk geldiği 1955 yılında nüfusun 50 bin olduğunu hatırlatarak, “Bugün bakıyorum tarihi karakteristiği bile değişti. Aslında bugün Türkiye'nin toplumsal olarak değerlerini tartışır hale geldik. Kavramlar, değerler değişti. Bu değişimde Antalya da küçük bir kasabadan devasa bir şehir oldu. 1969'da Türkiye'nin 29. ili Antalya bugün 5. il oldu” dedi.

Kentin bir veri bankasının olmamasını eleştiren, TOBB ve Nüfus İdaresinin sitelerinde Antalya ile ilgili bilgi bulamadığını dile getiren Yılmaz Karakoyunlu, “Ben size söyleyeyim; Şu anda Antalya'nın nüfusu 2 milyon 120 bin, 1927'den 2007'ye kadar değişmeyen bir artış var. Ancak 2007'den itibaren bir tespit var. Kent merkezi Antalya genel nüfusunun üçte ikisini barındırıyor. Bu da 1 milyon 420 bin eder” diye konuştu. Dünya Kenti Antalya'yı demografik yapısı ile birbirine uyan ABD'nin 1 milyon 200 bir milyon 200 bin nüfuslu San Diego kenti ile mukayese ettiğini dile getiren Karakoyunlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

San Diego ve Antalya

“Antalya'nın biri Alanya'da, ikisi vakıf, biri devletin üç üniversitesi var. San Diego'ya baktım, 27 üniversite var. 17'si evrensel anlamda dünyanın en iyi üniversiteleri, gerisi 4 yıllık kolej. Bu üniversitelerde 9 Hukuk Fakültesi var. ABD'deki üniversite sayısı ise 3812.  İki alışveriş merkezine gittik, birisi Mark, diğeri Özdilek. Heyecan yok. Alışveriş eden de yok. Devlet Opera Balesi ve Devlet Tiyatrosu var mı diye baktım, bu konuda Antalya olarak talihlisiniz. Biz İstanbul'da 1968'de alel acele yaptığımız sanat binalarını şimdi yıkıyoruz. Devlet Opera ve Bale sayısını öğrenmek istedim, hiç bir istatistik yok. San Diego'ya baktım 7 Filarmoni Orkestrası var, burada 1.  4 Senfoni Orkestrası,  tiyatro gani...  Ve San Diego her konuda iddialı bir kent”

Üniversitede Antalya ile ilgili hiç bir araştırma yok

Konuşmasında Antalya'nın nüfus artış hızına da dikkat çeken Karakoyunlu, 1927'de Antalya'da nüfus Türkiye nüfusunun binde 2'si, şimdi ise yüzde 2,5. Nüfus 35 bin kişiden 1 milyon 421 bine çıkmış. Yıllık ortalama artış hızı anormal. Nüfus 2006'da 906 bin, 2007'de 1 milyon 127 bin. Bu hızlı artış, ülkedeki değişkenlikten kaynaklanmıyor, farklı bir şey bu. Elimizde Demografik değerlerin yüklendiği bir bilgisayar yok. Bir araştırması var mı, maalesef o da yok. İşte burada üniversitelere görev düşüyor. Tarihimizi bilmemiz lazım. Master ve doktora tezi olarak öğrencilere verilecek bir ders bu. Burada üniversiteye o kadar çok iş var ki; Antalya sermayesini nasıl biriktiriyor, hangi alanlara yatırım yapar? Bu konularda Akdeniz Üniversitesi’nin bir araştırması yok. ATSO'da da yok. Türkiye'nin en yüksek turizm katsayısına sahip kentsiniz, Ege bölgesi il ve ilçeleri ile size bu konuda yaklaşamaz. Ama bir istatistik bulamadım. Üniversitede Antalya ile ilgili hiç bir araştırma yok” dedi.

Vehbi Koç'un isteği ve servetin el değiştirmesi

Ünlü işadamı Vehbi Koç ile dostluklarından örnekler veren Yılmaz Karakoyunlu, birlikte yürüttükleri bir çalışma ile ilgili de şu bilgileri aktardı:

“Vehbi Bey bir gün beni davet etti. Üst düzey yöneticileri ile toplandık. Bize 'Cumhuriyet'ten başlayarak Türkiye'nin ekonomik gelişmesini anlat' dedi. Uzun araştırmalar yaptım. Cumhuriyet ilanının ilk günü 29 Ekim 1923 akşamı Anayasa nasıl olsun konuşuluyor. İzmir Limanı’na aynı saatlerde bir gemi geldi. Geminin kargo bölümünden 23 piyano, her biri ortalama 40 metre 180 top Lion İpeği, Merve Kamışından yüzlerce baston (Dünyanın en sağlam kamışıdır), çengelli iğne, toplu iğne, kopça vs. vardı. İstanbul'da hanımefendiler ipek giymekten vazgeçmemişlerdi. Bizim üretimimiz yoktu ve Fransa bizden Isparta'nın tüm güllerini parfüm için alıyordu, hala da alıyorlar. O zaman İstanbul'un nüfusu 50 bin. 800 Ermeni Aile var, bir o kadar Yahudi aile. 2 bin civarında da Rum yaşıyor. Ekonomi onların elinde. Vergi var, ama valiler uygulamıyor. Başbakan Rüştü Saraçoğlu, çok kazanan dan,- ki azınlıklardan-  Varlık Vergisi alınması için talimat veriyor. Yasa çıkıyor ve İstanbul'daki Yahudi, Ermeni ve Rum tüccarlardan çok iyi para toplanıyor. O zaman bütçe 370 milyon, bunun 310 milyonu İstanbul'da Varlık Vergisi olarak tahsil ediliyor. Sıkıntıya düşen azınlıklar mallarını satmaya başlıyor ve o zaman Anadolu'da herkes, Türk Müteşebbisliğinin ilk örneklerini, sergileyerek İstanbul'a akın ediyor. Anadolu Sermayesi, İstanbul'a böylece hakim oluyor. İktisat ilminde buna servetin el değiştirmesi deniyor.  Ancak sıkıntılı bir süreç başladı. Anadolu'nun tecrübesi yok, profesyonel yöneticiye işi devredecek durumda da değiller. Yetişmiş eleman olmadığı için sermayenin bu dönüşümü ekonomik olmadı. Bu dönemde olanları 'Salkım Hanımın Taneleri' kitabımda aktardım”

6-7 Eylül olayları

Aradan geçen zaman içinde Anadolu iş dünyasının İstanbul'da tecrübe kazandığını anlatan Karakoyunlu talihsiz 6-7 Eylül olaylarını bizzat yaşadığını anlatarak, “6 - 7 Eylül 1955'te İstanbul'da yaşayan başta Rumlara olmak üzere azınlıklara yönelik tahrip ve yağma hareketine üniversite girişi sınavlarına katılmak için gittiğimde gözlerimle tanık oldum. Bu gördüklerimi oturdum romanlaştırdım. Adı da 'Güz Sancısı'. Bu kitabım yazarlar Birliği'nden ödül aldı, ilk kitabımın filmi çekildi, Altın Portakal'da 7 ödülün altısını kazandı” dedi.

60 İhtilali olmasaydı?

6-7 Eylül olaylarının ardından bu kez Sermayenin el değiştirdiğine dikkat çeken Karakoyunlu, “Türkiye'nin teşebbüs gücü böylece ortaya çıktı. Ülke biriktirdiği değerlerle, birlikte ihracata yöneldi. Çocuklar yurt dışında iyi eğitim gördü. O kadronun yaşı şu anda 75-80 arasında. İyi eğitim almış, iyi aile terbiyesi almış çocuklar. Bu çocuklar işin başında iken 1960 ihtilali oldu. 60 ihtilali yaşanmamış olsaydı, bu ekip Türkiye'yi uçuracaktı. Türkiye patlayacaktı. Ekonomik gelişme maalesef orada kaldı. Planlanan ekonomik model gerçekleştirilemedi” diye konuştu.

Soru cevap bölümünde işadamlarının sorularını yanıtlayan Karakoyunlu, bir soru üzerine işadamlarının çocuklarına, işini sevmesini, işin terbiyesini ve iyi ahlaklı olmayı öğretmesini, ancak o zaman işlerin sürdürülebilir olacağını belirtti.

Kastelli ve Uzanlar Ailesinin olaylarında her iki şirkette de üst düzey yönetici olduğunu dile getiren Akkoyunlu, her ülkede finansal dengelerin bozulması sırasında ekonominin sağlamlaştığına dikkat çekerek, “Kastelli böyle bir ortamda ortaya çıkmıştır. Devletin beceriksiz finansman modeli Kastelli'yi yaratmış, altından kalkamayınca da el koymak zorunda kalınmıştır. O dönemde Kastelli'de yatan para, Türk bankacılık sisteminde Kastelli'yi Ziraat, İş ve Akbank'dan sonra 4. büyük banka yapmıştı. Sonunda, garantili tahviller satılarak 109 milyar borç ödendi, artan 6 milyarı da har ve haraç diye devlet aldı” dedi. Uzanlar'ın durumunun daha da farklı olduğunu söyleyen Karakoyunlu, “Patronun hatası ve yöneticisine güvensizliği her şeyi mahveder” demekle yetindi.

Toplantının sonunda ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ile Toplantı Başkanı Hüseyin ACARLIOĞLU, Karakoyunlu'ya bir plaket verdi.