ANSİAD 12.GİRİŞİMCİLİK HAFTASI'NDA TEKNO GİRİŞİMCİLİK TARTIŞILDI


ANSİAD 12. Girişimcilik Haftası etkinliklerinde “Tekno Grişimcilik” tartışıldı

PROF. ÖMER ÖZKAN “İNSAN KLONLAMAYA HAZIRIZ”

PROF. CANPOLAT “ARAŞTIRMACI ÜNİVERSİTE MODELİ” ÖNERDİ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (ANSİAD) 12. Girişimcilik Haftası'nın ikinci gününde bilim adamları “Tekno Girişimcilik Geleceği Yaratmak” üzerine konuştu. Türkiye'de ilk başarılı yüz naklini yaparak Tıp Tarihine geçen Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Plastik ve Rekonstrüktif Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, kök hücrenin felçten, migrene, kalp krizinden , Parkinson'a hatta hemoroite kadar her derde deva olduğunun ortaya çıktığını belirterek, “Kök hücre insan vücudunun ana hücresi. Organ ve dokuya dönüşebiliyor. Sonsuza kadar bölünebilme ve çoğalma yeteneğine sahip. Bilimsel olarak bir insanın aynısının üretilmesi mümkün. Yasalar elverse İnsan Klonlamaya artık hazırız” dedi.

Panelin, ABD'den Türkiye'ye gelen diğer konuşmacısı AÜ Biyamedikal Optik Araştırma Ünitesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Canpolat’da üniversiteleri eleştirerek, “Üniversitelerin misyonu toplumun hayat standardını yükseltecek ürün geliştirmek, istihdam yaratmak ve bulundukları bölgede ekonominin motoru olmaktır. Neden olmuyor? Üniversitelerde akademisyenlerin atamalarında kriterler yeterli değil ve Türkiye'de üniversiteler araştırmacı üniversite modeli ile yönetilmiyor” dedi.

AÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve AKİŞMER Teknoloji Transfer Merkezi Müdürü Ayşe Odman Boztosun'un oturum başkanlığında AÜ Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Tekno Girişimcilik ve Geleceği Yaratmak” konulu panele özellikle lise son sınıf öğrencileri büyük ilgi gösterdi. Toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu ve Yönetim Kurulu üyeleri ile iş adamları da katıldı. 

Oturum Başkanı Prof. Boztosun, ANSİAD'ın aralıksız 12 yıldır sürdürdüğü Girişimcilik Haftası'nın öğrencilerin mesleğe geçişlerine büyük yarar sağladığına inandığını belirterek, düne kadar pek ciddiye alınmayan inovasyona olan ilginin arttığını, bilgi toplumuna geçme hazırlığındaki hükümet politikası haline geldiğini anlattı. “Kurumsallaşmada ileri bir aşamaya geldik. İmkanlarımızı tüm iş dünyasına ve öğrencilerimize sunuyoruz. ANSİAD'ın düzenlediği proje yarışmasında fikirden ürüne giden yolda, girişimci gençlerimize yardımcı olacağız” dedi.

Prof. Dr. Ömer Özkan

Panelde ilk sunumu yapan Prof.Dr. Ömer Özkan,”Organ Nakli, Kök Hücre ve Tekno Organizasyon” başlıkları üzerinde durdu. Girişimciliği futbolcuya benzeten Özkan, “Futbol takımında kaleci olursanız gol yememek için, forvet oynarsanız gol atmak için oynarsınız. İşte diğer insanlardan farklı olmaktır bu. İnsan hayatında tesadüflerin de önemi tartışılmaz. Nobelli bilim adamı, küf mantarının olduğu yerde bakterinin üremediğini tesadüfen keşfediyor ve Nobel ödülü kazanıyor” dedi.

Antalya'nın dünyada sadece turizm şehri olarak bilindiğini dile getiren Özkan, “Ancak Antalya'nın başka vasıfları da var. Potansiyeli geniş, altyapısı oluşmuş bir kent. 1990'lı yılların başında kurulan bu üniversitenin kurucu rektörü diğer üniversitelere fark yapacak bir hedef belirlemiş.  Bu da organ nakli. Türkiye'nin ilk organ nakli hastanesi de Japon Kredisi ile üniversitemizde yapılmış” diye konuştu.

Organ naklinin tarihçesini anlatan, ilk naklin 2 bin yıl önce köleden koparılan bir bacağın bir asilzadeye nakledilmesi olduğunu söyleyen Özkan, bizde de ilk naklin 1995 yılında Prof. Mehmet Haberal tarafından yapıldığını anlattı.

Mevzuatla 7 yıl mücadele ettik

İhtisası sorası Antalya'ya geldiğini, o tarihte Micro Cerrahi ile uğraşan olmadığını söyleyen Prof. Dr. Ömer Özkan, o günlerde yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Bir gün Vali muavini 2 kolu yanık sonrası kopmuş bir hastayı gönderdi. O güne kadar Türkiye'de 5-6 kol nakli yapılmış. 'Biz neden yapmayalım' dedik. Çalışmaya başladık mevzuat karşımıza çıktı. Hangi hastanelerin organ nakli yapacağı belirlenmiş, Antalya yok içinde. Sağlık Bakanlığı’na nakil yapmak için başvurduk. Arada bir iznin çıkıp çıkmadığını, mevzuatın değişip değişmediğini soruyoruz. Yok. Aradan beş yıl geçti, vazgeçmek üzereyiz. Tekrar sorduk, başvuru dilekçemizin kaybolduğunu öğrendik. Büyük bir moral bozukluğu. Tekrar başvurduk. 3-5 Ay sonra cevap geldi. 'Yapamazsınız. Mevzuat değişikliğini bekleyeceksiniz' diye. 2010 Yılında Sağlık Bakanlığı Müsteşarı’ndan söz aldık. Aynı yıl kol nakli için Aydın'da bir donör bulundu. Uygun hasta da vardı elimizde. Bakanlığın üst düzey yöneticileri Kemer'de bir toplantıdaydı, 24 saatte şartlı özel izin çıktı. Başarılı olursanız mevzuata girersiniz' dediler. Ameliyat başarılı oldu ve üniversitemiz organ nakli yapabilecek hastaneler arasına girdi. Bundan şunu öğrendim; hedefiniz varsa pes etmeyeceksiniz”

Kök Hücre geleceğimiz için önemli

Son yıllarda gündemin ilk sırasına oturan kök hücre ve kordon bağının tümörlerin tedavisinde kullanıldığını, ancak organ nakillerinde de hücrelerin yenilenmesinin çaresi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ömer Özkan, bu konuda da şunları söyledi:

“Kök hücrenin felçten, migrene, kalp krizinden, Parkinson’a hatta hemoroite kadar her derde deva olduğu ortaya çıktı. Kök hücre insan vücudunun ana hücresi. Organ ve dokuya dönüşebiliyor. Sonsuza kadar bölünebilme ve çoğalma yeteneğine sahip. Bilimsel olarak bir insanın aynısının üretilmesi mümkün. Klonlama artık yapılabilir duruma geldi. Ancak başta kilisenin karşı çıkması nedeniyle engelleniyor. Sadece laboratuar çalışmalarına izin veriliyor. Araştırmaları sürdürmek adına bizim de bir Sağlık Bilimleri Enstitüsü ile kök hücre laboratuarı kurmamız lazım”

Biyo medikal tıbbi cihazlar üretiyoruz

Panelde ikinci sunumu AÜ Biyamedikal Optik Araştırma Ünitesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Canpolat yaptı. Fizik Mühendisi olan ve ABD'de lazer kullanarak kanserli hücrenin tedavisinde çalışan Canpolat, yaptıkları temel araştırma ve cerrahların isteği doğrultusunda teşhis ve tedavide kolaylık sağlayabilecek medikal malzemeler ürettiklerini söyledi.

Patent başvurusu yaptıkları ürünlerden söz eden Prof. Canpolat, kadınlarda sıkça görülen meme kanseri ile mücadelede önemli bir yer tutan “Meme Lazer Tomografisi” yaptıklarını, Fototerapi cihazı ile erken doğan bebeklere seyyar, eve götürülebilir bir cihazı ürüne dönüştürmek üzere olduklarını anlattı. Ayrıca üzerinde çalıştıkları, testis tansiyonu ölçme cihazı, kıkırdak kalınlığını ölçme cihazı, mide ameliyatları sonrasında bağırsağın ne zaman çalıştığının belirlenmesini sağlayan cihazların da üretim aşamasında olduğunu dile getirdi.

Patent konusunda çok gerilerdeyiz

Patent başvurusu konusunda Türkiye'nin benzer ülkelerin çok gerisinde olduğunu söyleyen ve Kore ile mukayese eden Prof. Canpolat, Türkiye'nin 7 bin başvurusuna karşılık Kore'nin 700 bin patent başvurusu olduğunu anlattı. Yeni çıkan teknolojileri, bizim de teknoloji bulmamızı sağlayacağı için mutlaka kullanmamız gerektiğini vurgulayan Canpolat, iş adamlarının fikir ve proje üreten gençleri desteklemesi gerektiğini anlattı. Bu konuda üniversiteleri de yetersiz bulan Canpolat, “Üniversitelerin misyonu toplumun hayat standardını yükseltecek ürün geliştirmek, istihdam yaratmak ve bulundukları bölgede ekonominin motoru olmaktır. Neden olmuyor? Üniversitelerde akademisyenlerin atamalarında kriterler yeterli değil ve Türkiye'de üniversiteler araştırmacı üniversite modeli ile yönetilmiyor” dedi.

İki öğretim üyesi konuşmaların ardından lise ve üniversite öğrencilerinin sorularını yanıtladılar.

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, konuşmacılar Prof. Özkan ve Prof. Canpolat ile oturum başkanı Prof. Boztosun'a birer plaket verdi.