ONATÇA: “TÜRKİYE'NİN ÜÇ İSTANBUL'A DAHA İHTİYACI VAR”


Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Süleyman Onatça ANSİAD'a konuk oldu

ONATÇA: “TÜRKİYE'NİN ÜÇ İSTANBUL'A DAHA İHTİYACI VAR”

EROĞLU, SİYASİLERİ UYARDI, “ARTIK ÖNÜMÜZE BAKMAMIZ GEREKİYOR” DEDİ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)ın, 7. olağan toplantısında konuşan Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Onatça, Orta Gelir Tuzağından çıkışı anlattı ve “Türkiye’nin, batısındaki İstanbul gibi doğusunda, güneyinde ve kuzeyinde olmak üzere 3 İstanbul’a daha ihtiyacı var” dedi. Onatça, Türkiye’nin büyüme sürecinde finansal rakamlar kadar demokratikleşme çabalarının da büyük önem taşıdığını anlattı.

Seçim sürecinden Türkiye'nin olumsuz etkilendiğini söyleyen ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu,  “Seçim süreci sona erdi. Artık önümüze bakmamız gerekiyor” dedi. Eroğlu, “Yapılacak bir balans ayarı ile kin ve nefret oluşturacak, ayrıştırıcı ve ötekileştirici her türlü eylemden tüm siyasi partilerimizin uzak kalmasını arzu ediyoruz” şeklinde konuştu.

ANSİAD Geçen Dönem ve BAKSİFED Başkanı H. Ergin Civan'ın toplantı başkanlığını yaptığı Su Otel'deki gecenin açış konuşmasını ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu yaptı. Eroğlu, gelişmekte olan ülkelerin en önemli sıkıntılarından biri olan orta gelir tuzağına girmenin çok kolay, ancak çıkmanın zorluğunu anlatarak, “Durağanlık dönemlerinde ekonominin büyüyemediği ve gelişmediğini görüyoruz. Türkiye'de bu konuyu ilk kez bir gazeteci gündeme getirdi. Ardından MÜSİAD ve TÜRKONFED ele aldı. Ülke kalkınması için önem arz eden bu konuyu olağan toplantımızda işleyerek üyelerimizle paylaşmak istedik” dedi. Güncel konularda da görüşlerini anlatan Eroğlu şöyle devam etti:

“Bir seçim geçirdik. Bu süreç Türkiye'nin seçimler tarihine çok özel girecek. Çünkü bu sürecin toplum üzerinde yarattığı olumsuzluklar hala etkisini sürdürüyor. Seçim bitti, artık önümüze bakmak gerekiyor. Çünkü Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ardından yapılacak genel seçimler iş dünyası açısından net görünmüyor. Tasvip etmediğimiz ve bir siyasi partinin liderine yapılan çirkin bir eylemle sonuçlanan sürecin hiç de hoş olmadığını söylemek ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Yapılacak bir balans ayarı ile kin ve nefret oluşturacak, ayrıştırıcı ve ötekileştirici her türlü eylemden tüm siyasi partilerimizin uzak kalmasını arzu ediyoruz.”

TÜRKONFED Başkanı Süleyman Onatça, konuşmasına başlamadan önce, Türkiye'de bünyesinde 10 binin üzerinde işadamını barındırdığı 145 derneğin bir araya geldiği 19 federasyon tarafından kurulan TÜRKONFED'in tanıtım filmini gösterdi. Konfederasyon olarak ülke sorunlarını raporlarla bilimsel olarak ortaya koyduklarını, ülkenin bölgesel kalkınma modelini seçmesi gerektiğini savunduklarını, gelişmekte olan bir ülke olarak orta gelir tuzağından kurtulmadan bölgesel kalkınmanın gerçekleşmeyeceğini de bildiklerini anlattı. Yurt dışında da iş geliştirme programlarına ağırlık verdiklerini dile getirdi. 

ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu'nun konuşmasına atıfta bulunan ve “Siyasiler söyledikleri ile toplumu germeden, ülke gündemini bozmadan sıkıntı yaratmadan süreci devam ettirmeliler” diyen Onatça, 3 yılda hazırladıkları “Orta Gelir Tuzağı ve Çıkış Stratejileri” konulu sunumunu gerçekleştirdi.

 

Dünya ekonomisinde durum

Türkiye'nin dünya ekonomisine entegre bir ülke olduğu için analize dünya ekonomisindeki gelişmelerle başlamak gerektiğini söyleyen Süleyman Onatça, durumu şöyle özetledi:

“ABD ve AB’nde olumlu gelişmeler var. Buna rağmen işsizlik ve borçluluk AB ülkelerinin hala en büyük sorunu. Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasına batı dünyasından tepkiler sürüyor. Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi Japonya, yıllardır mücadele ettiği deflasyona karşı önlemleri meyvesini alıyor.Bu yıl Türkiye gibi gelişmekte olan Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Brezilya’da da seçim var.”

Ardından Türkiye'nin ekonomi gündemine değinen Onatça, Türkiye'nin 2014'e 17 Aralık tarihinde yaşananların gerginliği ile girdiğini belirterek, “Seçim sürecinde sert üslup ve kutuplaşma vardı. Seçim yerel olmasına rağmen genel seçim havası hakim oldu. Bu durum beklentilerin bozulmasına yol açtı. Bu seçimin iki sevindirici tarafı vardı. Katılımı yüksek bir seçim ve az sayıda kadın aday olmasına rağmen başarı oranının yüksekliği idi. Yerel seçimin geride kalmasına rağmen önümüzdeki dönemde iki seçimin daha gerçekleştirilecek olması piyasalar üzerindeki baskıyı kaldıracağa benzemiyor” diye konuştu.

Düşük Büyüme

Ekonominin performansının istenen seviyede olmadığını dile getiren Süleyman Onatça, Türkiye için düşük büyümenin adeta standartlaştığını da anlatarak, “Dış talep ve iç talepte azalma var. İşsizlik artışta. İran’a yapılan altın ihracatının durmasının ihracatı olumsuz etkilediği görülüyor. Üretim yatay bir seyir izlediği için istihdam kapasitesi düşüyor. Bunların yanı sıra geleceğe ilişkin yoğun bir belirsizlik var. Ekonomideki bu belirsizliklerin üzerine peş peşe gelen seçim ortamına girmenin getirdiği de belirsizlikler de mevcut” dedi.

Bölgesel farklılıklar gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunu

Bölgeler arası farklılıkların tüm ülkelerin yaşadığı bir sorun olduğunu söyleyen, bu farklılıkların kültürel, ekonomik hatta ideolojik olarak değişkenlik göstermesine de dikkat çeken TÜRKONFED Başkanı Süleyman Onatça şöyle devam etti:

“Sosyo-ekonomik sorunlarla mücadele, ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde, orta gelirli ya da fakir ülkelere göre daha azdır. Örneğin, gelir dağılımının daha adaletli olduğu İsveç’te zengin/yoksul bölge gelirleri arasındaki fark 1.6 kata kadar iniyorken, adaletsizliğin daha fazla olduğu Kanada’da 2.7 kata ulaşıyor. Ancak, orta gelirli ülkelerde bu fark 4-5 kat civarında. Ülkemizde ise zengin/yoksul bölge gelirleri arasındaki fark 4.3 kattır.”

Örnekleri ile orta gelir tuzağı ölçeğinde üç ayrı Türkiye'den söz eden Onatça, İstanbul ve İstanbul'dan etkilenen çevresindeki 14 ilde orta gelir tuzağı riski bulunmadığını belirterek, “İç Anadolu'da bu risk altında 40 il var. Bu illerde kişi başı gelir ortalama 8500 dolar civarında. Antalya 11 bin dolarla tuzaktan uzaklaşma ve birinci bölgeye girme gayretinde. Ancak Doğu ve Güneydoğu'da 27 il var ki, farklılığı da yaratan bu illerde kişi başı gayrisafi milli hasıla 3500 dolar civarında. İşte sorun da burada. Bölgelerarası bu adaletsizliğin kesinlikle düzeltilmesi lazım. Türkiye'nin bu adaletsiz bölgesel dağılımı eğitimde, sosyal yaşamda da paralel olarak sürüyor.” dedi.

Orta Gelir Tuzağı’ndan Çıkış Stratejileri 

TÜRKONFED olarak bu tuzaktan kurtulmanın yollarını bilim adamlarına hazırlattıkları çözüm önerileri ile çare aradıklarını dile getiren Onatça, “Değerli hocalarımızın yaptığı çalışmayı gözlerimizde daha iyi canlandırabilmek için sanırım şöyle bir benzetme yapabiliriz. Bugün zengin Türkiye’deki vatandaşlarımız, Portekiz’in yaşam standartlarına sahip. Yoksul Türkiye’deki vatandaşlarımız da Ermenistan’ın yaşam standartlarında hayatlarını sürdürüyor. Böyle devam ederse 2025 yılına geldiğimizde zengin Türkiye, İtalya’nın bugünkü yaşam koşullarına ulaşacak, yoksul Türkiye ise Çin olacak. 2025 Yılında kişi başına gelir satın alma gücü paritesine göre yaklaşık 34,8 bin dolar olacak. Japonya 34,3 bin dolar, İngiltere 35,3 bin dolara ulaşacak” dedi.

Çözüm önerileri

Türkiye’nin sadece batının sürüklediği büyüme modeliyle sağlıklı kalkınamayacağını, yeni metropollere ihtiyaç olduğunu söyleyen Onatça çözüm önerilerini de şöyle sıraladı:

“1) Türkiye’nin,  batısındaki İstanbul gibi doğusunda, güneyinde ve kuzeyinde olmak üzere 3 İstanbul’a daha ihtiyacı var. Yeni metropollerin altyapı çalışmalarına hız verilmeli 

2) Bölgesel gelişmişlik farklılıklarını kabul edilebilir oranlara düşürmeyen Türkiye, orta gelir tuzağından çıkamayacak. Yoksulluk tüm Türkiye’yi geri çekiyor. Yoksulluk tuzağındaki kentlerini bu tuzaktan kurtaran Türkiye’nin  orta gelir tuzağındaki kentleri de daha hızlı büyüyecek. Mevcut teşvik modeli yoksulluk tuzağındaki bölgelerimizde nispi iyileştirme sağlamış olsa da tek başına tuzaktan çıkışı sağlayamayacak. Bu çerçevede kent ölçeğinde mikro kalkınma modellerine ihtiyaç var.  

3) Eğitim eksikliği büyümenin en önemli engelleri arasında yer alıyor. Orta gelir tuzağı ve yoksulluk tuzağındaki bölgelerde konuşlandırılacak üniversiteler ve mesleki eğitim merkezleri altyapısı güçlü olmak şartıyla, bu bölgelerin tuzaktan kurtulmasında önemli rol oynayacak. 

4) Merkezi planlama kentlerin ve bölgelerin kendi rekabet üstünlükleriyle büyümelerine engel oluyor. Her ne kadar Kalkınma Ajansları ile bölgesel planlamalar yapılıyor olsa da, daha etkin, merkezi müdahaleden uzak ve uzun vadeli planlamalara ihtiyaç var. Bu planların hayata geçebilmesi için yöresel projeleri finanse edecek. Bölgesel Kalkınma Bankaları kurmak da akılcı bir yaklaşım olabilir.    

5) Türkiye’nin büyüme sürecinde finansal rakamlar kadar demokratikleşme çabaları da büyük önem taşıyor. Bulgular gösteriyor ki orta gelir tuzağının bir yansıması da orta gelişmiş bir demokrasi  tuzağı. Türkiye orta gelişmiş demokrasi tuzağından kurtulamadıkça, yönetimden yönetişime geçmedikçe, katılımcı bir karar alma süreci benimsemedikçe, ekonomi politikaları ne olursa olsun  orta gelir tuzağından kurtulamayacak. Ya tam gelişmiş bir demokrasi olacağız ya da orta gelir tuzağından çıkmak da, 2023 hedeflerini gerçekleştirmek de bir hayal olacak. Şayet Türkiye'de üretkenlik teşvik edilirse, Zengin Türkiye dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girerek İngiltere gibi, Yoksul Türkiye ise bugünün yükselen piyasa ekonomileri (Sırbistan) arasına girer.”

Konuşmasının son bölümünde Antalya’nın da içinde yer aldığı TR61 bölgesinin orta gelir tuzağında yer alan bölgeler arasında ilk sırada olduğunu söyleyen ve bu grubun, bir üst gelir grubuna atlama imkanı olduğunu anlatan Onatça, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gelecek için çok daha güçlü adımlar atabilecek potansiyele sahip bir ülkeyiz. Ve bizler iş dünyası olarak üzerimize düşen tüm görevleri layıkıyla ve eksiksiz olarak yerine getirmeye hazırız.”

Soru ve cevap bölümünün ardından, Süleyman Onatça'ya, Toplantı Başkanı H. Ergin Civan ile Ansiad Başkanı Ali Eroğlu gecenin anısına bir plaket verdiler.