ANSİAD BAŞKANI ALİ EROĞLU’NUN 24.KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KONUŞMA METNİ


Sayın Bakanım

Sayın Valim,

Sayın Milletvekillerimiz

Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım,

Protokolümüzün kıymetli mensupları

Sevgili Ansiad üyeleri ve eşlerimiz,

Basınımızın değerli mensupları

Hanımefendiler, beyefendiler,

 

Bugün ANSİAD kuruluşunun 24. yılını,  ödül törenlerimizin 19.sunu sizlerin değerli katılımları ile gerçekleştiriyoruz. Katılımlarınız için hepinize teşekkür ediyorum.

Bu akşam ödül verdiğimiz değerli sanatçılarımızı, Sayın Ayhan BEKTAŞ’ı ve basın mensuplarını gönülden kutluyorum ve başarılarının devamını diliyorum.

Ödül vermek de, ödül almak da çok onurlu bir olaydır. Ödül vermek de güzeldir. Çünkü takdire layık insanları bulmak, onları motive edecek ortamı oluşturmak, başarıyı yücelterek insanlara değer vermek çok önemlidir ve Türkiye’nin böyle ortamlara ihtiyacı vardır.

Değerli misafirlerimiz,

Böyle bir akşamda, Türkiye’de son bir ay içerisinde yaşananları tanımlamak, tariflemek ve analizler yapmak istemiyorum. Her konu yeterince konuşuldu, yeterince gerginlik ve üzüntü zaten var.  Ben de aynı şeyleri tekrarlayarak can sıkmak istemiyorum. 

Ama Dante diyor ki, ‘cehennemin en karanlık köşesi, ahlaki kriz zamanında sessiz ve tarafsız kalanlara ayrılmıştır’.

Bu nedenle burada bir kez daha demokrasi ve hukuk konusuna vurgu yapma ya ihtiyaç duyuyorum.

Ansiad, gelişmelere soğukkanlı ve ilkesel bakma geleneğine sahiptir. 24 Yıl önce derneğimiz tüzüğünde Ansiad’ın “demokratik, laik hukuk devletine bağlı olduğu” yazılmıştır. 1990’da hukuk devletine, demokrasiye vurgu yapılması önemli bir olaydır ve doğaldır ki, güncel durum ne olursa olsun, biz gelişmeleri bu çizgimizle değerlendiririz.

Eskiden Rusya'da 5 altın öğüt varmış:

Birinci öğüt şuymuş: Düşünme

2. Öğüt: Düşünsen de konuşma

3. Öğüt: Eğer düşünüyor  ve  konuşuyorsan, hiç olmazsa yazma

4 öğüt: Düşünüp, konuşup, yazıyorsan bile sakın imzalama

Ve son öğüt: Eğer bütün bunları yaptıysan, bütün sürprizlere hazır ol.

Ne kadar şanslıyız ki Türkiye ne olursa olsun konuşulan ve tartışılan bir ülke. Türkiye artık demokrasinin önemini kavramış bir ülke. Artık hepimiz görüyoruz, anlıyoruz ki, demokrasi olmadan ekonomik gelişme olmuyor. Hukuk devleti olmadan modern devlet, gelişmiş ekonomi ortaya çıkmıyor. İşte bir kez daha bir siyasi ve hukuki çalkantı yaşıyoruz ve bir kez daha Türkiye ekonomisi tökezliyor. Ekonomimiz kur sıçraması, dış finansman sorunu, güvensizlik nedeniyle durgunluğa girmek üzere. Türkiye yaz aylarından bu yana demokrasinin ve hukukun zayıfladığı, kendi içinde büyük çatışma yaşayan, bu nedenle dünyada gücünü kaybeden bir ülke görünümündedir.

Bu nedenle işadamları olarak hangi gerekçeyle olursa olsun demokrasiden ve hukuktan taviz verilmemesini, hukukun her zaman herkese gerekli olduğunun görülmesi gerektiğini ve bu durumdan ancak ileri demokrasi ve gerçek bir hukuk devleti olarak çıkabileceğimizi ifade etmek istiyorum. Kanunlar ve kurumlar bir kesimin değil, herkesin faydası ve mutluluğu için vardır. Devlet halktan aldığı vergiyle yaşar, görevi de bütün vatandaşlara eşit şekilde hizmet etmektir. Dolayısıyla Türkiye hızla, yolsuzluklarla mücadele eden, kanunların herkese eşit şekilde uygulandığı, kuvvetler ayrılığını esas alan bir yapı kurmalı veya bir yapıya geçmelidir.

Böyle bir akşamda ben iyimser olmak istiyorum. Halen yaşadığımız olaylar, adını ister çalkantı, ister kriz, ister kaos koyalım, Türkiye’de hukuk devletinin ve gerçek demokrasinin öneminin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır.

Artık daha ilkeli bir siyaset ihtiyacımız, yeni bir anayasa ihtiyacımız, daha çoğulcu ve katılımcı bir demokrasi ihtiyacımız, daha şeffaf ve hesap veren bir siyaset ve kamu yönetimi ihtiyacımız açıkça görülmektedir ve bu dalgalanma Türkiye’yi bu yöne gitmeye zorlayacaktır.

Churcill'in bir sözü var, diyor ki; “kötümserler her fırsattaki zorlukları görürler, iyimserler ise her zorlukta fırsatları görürler. Biz iyimser olalım ve Türkiye'nin bu sıkıntıları demokrasi ve ekonomik gelişme yönünde fırsatlarla aşmasını dileyelim.

Değerli misafirler,

Bu akşam, Ansiad olarak kültür sanat ve basın ödülleri vermemizin anlamını da bir kez daha vurgulamak istiyorum.

İlkeli, etik değerleri olan bir basın, demokratik gelişmenin, aydınlanmanın ve oto kontrolün sağlanması açısından en temel ihtiyaçtır. Basın özgürlüğü olmadan diğer özgürlüklerin gelişmesini sağlamak mümkün değildir.

Kültür sanat ise hem demokrasinin hem de kalkınmanın önemli araçlarından birisidir. Büyük Atatürk’ün dediği gibi, “herkes herşey olabilir, ama sanatçı olamaz”. Biliyoruz ki, bir ülke ancak ve ancak sanatla kalkınabilir. Sanat dünyaya bakışı zenginleştirir, dünyaya farklı açılardan bakmasını öğrenmiş bir ülkede demokrasi daha iyi gelişir, yaratıcılık gelişir, yenilikler, tasarımlar gelişir ve ekonomi gelişir.

Antalya dünya kenti olma iddiası olan bir kenttir ve bu iddiayı gerçekleştirecek olan temel araç da Antalya’nın evrensel, altını çiziyorum, evrensel sanata ev sahipliği yapmasıdır. Dünyanın imrenilen kentleri sanatla gelişmiş kentlerdir. Ansiad olarak popüler sanata değil, evrensel sanata verdiğimiz değeri bu yıl Sayın Gürer AYKAL ve Sayın Derya BARDAKÇI simgeleştirdiler. Eğer Türkiye gelecekte binlerce Aykal ve Bardakçı yetiştirebilirse gelişmiş bir ülke olacaktır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde dünyaca ünlü fikir adamlarının, dünyaca ünlü bilim adamlarının, sanatçıların heykelleri yapılır, isimleri önemli eserlere ve üniversitelere verilir. Ümit ederim ki, Türkiye de gelecekte bunları yapacaktır.

24. Kuruluş yıldönümümüzde Ansiad olarak dileğimiz Türkiye’nin gelişmiş demokrasi, gelişmiş ekonomi ülkeleri arasına girmesi ve bunun için büyük sanatçılarına değer veren, sayın BEKTAŞ gibi işadamlarının önünü açan bir ülke olmasıdır.

Hepinize tekrar katılımlarınız için teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.