ANSİAD TANITIM FİLMİ- 2018





24.05.2018- ANSİAD BAŞKANI SADİ KAN’IN EKONOMİK GELİŞMELERE İLİŞKİN AÇIKLAMASI


Türkiye gibi ekonomisi ve dinamizmi son derece yüksek olan bir ülkede süreçler önemlidir. Seçimler dolayısıyla ortaya çıkan belirsizliklerin negatif etkilerini iş dünyası olarak hissediyoruz. Dövizdeki bu hareketin kendi kendini besleyen bir güvensizlik türbülansına dönüşmesi engellenmelidir. Bu çerçevede ulusal paramızı koruyacak bütün adımların hızlı bir şekilde atılmasını bekliyoruz.

Merkez Bankası bütün araçlarını bağımsız ve kararlı bir şekilde kullanmalıdır. Politika faizi ve döviz likiditesini artırılmalıdır. Ekonomi yönetimi, bütçe disiplininin güçlendirilmesi konusunda yeni adımlar atmalıdır. Yerli ve yabancı sermayeye güven tesisi için sermaye kontrollerine gidilmeyeceği konusunda net açıklama yapılmalıdır. Toplumsal mutabakat sağlanmalı, yapısal reformlar geniş ve katılımcı bir zeminde tesis edilmelidir. Yabancı sermayenin tam olarak teşvik edilmesi için hukuk devleti ve demokratikleşme yönünde adım atılmalıdır. Demokratikleşmeden beklentimiz ise her alanda şeffaflığın ve katılımcılığın artması ve hukuk devleti prensipleridir. Bu adımlar birlikte olmalıdır ki bu panik ya da dolar krizi daha fazla büyümeden önlenebilsin.

Merkez Bankası tarafından atılan adım son iki haftadır yaşanan sürecin bir nebze olsun rahatlamasına vesile olmuştur. Tercihimiz müdahalelerin zamanında olması ve piyasalar açısından Merkez Bankası kredibilitesinin güçlü olmasıdır. Zamanında ve doğru müdahaleler yapılmazsa, bu faiz artışı da boşa çıkabilir. Bu müdahalenin yapısal reformlarla da desteklenmesi gerekir. Yerli ve yabancı sermayeye güven tesisi ve yabancı sermayenin teşviki için ülkemizin küresel imajının güçlendirilmesi ve ekonomik, hukuki, siyasi önlemler birlikte ele alınmalıdır.

Bütçe açığı nedeniyle yaşanan bozulmalar, ülkenin iç tasarruf konusunda yeterliliği söz konusu değilken kamu açığının da artırılması kaynak ihtiyacını da artırmaktadır. Ekonominin cari açık ve bütçe açığı girdabında olması TL’nin değeri üzerinde baskı yaratıyor. Maalesef bu da Türkiye’nin kredi notunda düşüşlere neden oluyor. Önüne geçilebilmesi için ise ekonomik dengelerin sağlanması zorunludur.

Yapısal reformlar ile değişimi sağlamak ve dış kaynak bağımlılığını azaltmak ülkemiz adına doğru bir adım olacak, ancak reformların sürekli ertelenmesi daha büyük sorunların karşımıza çıkmasına sebebiyet verebilecek. Ülkemizin kendi gerçekliğinde politikalar üretmesi ve günübirlik tedbir ve paketlerle ülke ekonomisinin sürdürülmemesi gerektiği gün gibi açıktır. İçinde bulunduğumuz gerçekliğe uygun politikaların üretilmesi ve bu gerçeğin kabul edilmesi gerekmektedir.

Merkez Bankası politikalarının bağımsızlığı, doğru ekonomi yönetimi, yerli ve yabancı sermayeye güven tesisi ve yabancı sermayenin teşviki için ülkemizin küresel imajının sağlanması ve birlikte adımların atılması ile yaşanabilecek ekonomik krizin önüne geçilebilir.

M. Sadi Kan

Yönetim Kurulu Başkanı




ANSİAD 23. AKDENİZ TOPLANTISI- TÜRKİYE CUMHURİYETİ DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU





19.04.2018- NÜKLEER PANELİ/ SADİ KAN


BASIN BÜLTENİ                                                                             ANTALYA, 19 Nisan 2018

2018 / 14

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) olarak Antalya’da enerji, sanayi ve tarım alanlarında nükleer uygulamalar konulu bu paneli Akdeniz Üniversitesi ile birlikte düzenlemekten duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek isterim.

Çoğumuzun bildiği üzere Türkiye kamuoyu nükleer bilimler ve nükleer enerji konusunda yıllar boyunca çok fazla bilgi sahibi olamadı. Oysa ülkemizde atom enerjisi komisyonu 1956’da kurulmuş, 1962 yılında da Çekmece’de deney reaktörü kurulmuştur. 1976’da Akkuyu için yer lisansı verilmiş, yani 42 yıl önce ilk nükleer santral projesi gündeme alınıp, ihale şartnamesi hazırlanmıştır. 1986’da Çernobil felaketi sonrası Türkiye’de bütün çalışmalara ara verilirken, 1993-97 yılları arasında nükleer santral çalışması yeniden ilerlemiş, fakat daha sonra bu ilerlemeler devam ettirilememiştir. Yani, Türkiye’de nükleer enerji tarihi yarım asırlık gizemli bir tarih olup, garip bir şekilde de Türkiye’de bir tabu olmuştur. Bugün ise ülkemiz, Mersin ve Sinop’ta iki nükleer santral için adım atmıştır.

Bugün panelde ele alınacak çok önemli konulardan biri de nükleer enerjide uranyum yerine ülkemizin, dünyanın en zengin rezervine sahip olduğu Toryum’un kullanılması konusudur. Toryum konusu uzun yıllardan bu yana dünyada tartışılan, sayın Saleh Sultansoy’un da Türkiye’de yıllardır ısrarla dile getirdiği önemli bir konudur. Dünyadaki nükleer enerji santrallerinde Toryum’um enerji üretiminde kullanılması söz konusu olmamakla birlikte bu konuda büyük çaplı araştırma ve geliştirme çalışmalarının başlatılması gerektiği de çok açık ve nettir. Bu nedenle toryum konusunda stratejik bir ar-ge hamlesini Türkiye hızla gerçekleştirmelidir. 30 yıldan bu yana çözemediğimiz cari açık sorununu, toryum araştırmalarına kaynak yaratarak çözebilir, büyük ihtimalle kendi enerjimizi de kendimiz yaratmış oluruz.

Değerli katılımcılar,

Nükleer denince aklımıza nükleer enerji, atom bombası, Çernobil ve ya Fukuşima felaketleri geliyor. Oysa, yaşamımızda nükleer enerji olmasa steril malzeme bile olamıyor. Nükleer tıp, nükleer fizik, sağlıkta ve ekonomide, özellikle tarımda ve sanayide, yani insan hayatının her alanında yoğun biçimde kullanılıyor.

İyonize radyasyon, tohum geliştirmede ve gıda güvenliğinde kullanılan ve de kullanılması gereken teknolojilerdir. Nükleer iz teknikleri de su ve toprak yönetiminde önemli faydalar sağlamaktadır. Yani nükleer enerjinin sadece bir felaket, ya da savaş aracı olmadığı, savaştan daha çok barışa hizmet eden bir bilim dalı ve teknoloji olduğu daha iyi kavranmalı ve bu konuya hem devlet hem özel sektör olarak sahip çıkmalıyız.

Bu konuların ülkemiz ve Antalya için ne kadar önemli olduğunu belirtmeme ihtiyaç yok. Bununla birlikte ülkemiz söz konusu alanlarda son zamanlara kadar tamamen dışa bağımlı bir ülke olarak kalmıştır. Şimdi gerek Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve Askeri Elektronik Sanayii (ASELSAN)’ın gerekse üniversitelerimizin bu alanda teknoloji üretmek için yoğun bir çaba içerisine girmiş olduklarını görmekten mutluluk duyuyoruz.

Antalya tarımda, sağlık hizmetlerinde, gıda üretiminde yerel, ulusal ve uluslararası ölçekte iddialı bir şehirdir. Tarım ve gıda ihracatımız halen olması gereken noktada değildir. Bu konuda nükleer teknolojiye güvenebilirsek daha kaliteli üretimle başarımızı artırabiliriz. Tohumculuk sektöründe, çalışmalarını yakından takip ettiğimiz derneğimiz üyesi başarılı firmalarımız var ve nükleer teknolojiyi daha verimli kullanabilirler. Ayrıca tıp alanında, tıbbi malzemelerin üretimiyle maliyetlerimizi azaltabiliriz. Antalya’da su ve toprak korunmasında nükleer teknolojilerden daha etkin yararlanabiliriz. İşte bütün bunlar için bu panelin güzel bir başlangıç ve ilerleme vesilesi olmasını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar,

Bütün şehirler ve bütün üniversiteler her konuda her şeyi yapamazlar. Mutlaka belirli alanlarda uzmanlaşmalı ve küresel kalitede üretim yapabilmeliyiz. Antalya, biyoteknoloji, genetik, tıbbi malzeme üretimi gibi alanlarda ve dijital teknolojilerde belirli ürünlerde stratejik hedefler belirlemeli ve bu yönde ilerlemelidir.

Kamu kurumları ve özel sektör olarak bu yönde daha güçlü bir işbirliği ve koordinasyon içerisinde olmamız gerektiğine inanıyorum. Üniversitelerimiz yatırımlarını, açacakları fakülte ve bölümleri, araştırmalarını, önceliklerini özel sektöre sormalı ve özel sektör de yatırım projelerini üniversiteye danışmalıdır.

Bu beraberliği başardığımızda tarım, sanayi, sağlık, enerji gibi bütün önemli alanlarda daha iyi bir ilerleme sağlayacağımıza inanıyor, buradan çıkacak sonuçlarla Antalya iş dünyasına başarılı bir panel olmasını temenni ediyorum.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 

 
 

 




ANSİAD 10. OLAĞAN TOPLANTISI'NIN KONUĞU CHP ANTALYA MİLLETVEKİLİ DENİZ BAYKAL





05.02.2018- ANSİAD BAŞKANI SADİ KAN'IN E-TİCARET ZİRVESİ KONUŞMA METNİ


Öncelikle Antaya’da bu toplanyı düzenlediği için Hepsiburada’ya teşekkür ediyorum. Elektronik ticaret hızlı gelişen bir ticaret şekli olmaya başladığı için hem genç girişimcilerin hem de bütün şirketlerin var olması gereken bir dünya.

Son yıllarda dijital ekonomi konusu en sıklıkla üzerinde durduğumuz ve altını çizdiğimiz konu. Bilgi, üretim süreçlerinde bir destek unsuru değil, bizzat üretimin yaratıcı ve itici gücü konumunda. Odak noktası “bilgi ve iletişim teknolojileri” olan dijital ekonomi, hem bireylerin hem de kurumların yaşamlarında müthiş değişimlere yol açıyor ve yeni fırsatları önümüze getiriyor.

ANSİAD olarak e-ticareti dijital dönüşüm programının unsurlarından biri olarak görüyoruz. Geçen yıl dijital dönüşüm Antalya programını başlattık. Antalya’da bütün girişimcilerin ve bütün sektörlerin bu dönüşüme hazırlanması ve uyum sağlaması gerektiği ortadadır.

Tüketici tercihlerinin sınır tanımadığı ve beklentilerin hızla yükseldiği bir dönemdeyiz. Ve bu eğilim artarak devam edecek. Bu koşullarda verimlilik ve rekabet baskısı yenilikçi fikirlere yatırım yapmayı ürün ve hizmetlerin tasarım, üretim ve sunumunda teknolojiyi odağa almayı gerektiriyor. Kısacası, kurumların dijitalleşmesi, gelecekte hayatta kalabilmeleri için yaşamsal ve en kritik konu haline geliyor. Bu nedenle de, teknolojiyi ve dijitalleşmeyi iş dünyasının, eğitim programlarının odağına almaya, farkındalık yaratmaya kararlıkla devam etmeliyiz.

Küresel dinamiklerin hızla değiştiği günümüzde, hedefimiz dev dijital dönüşüm dalgasında ayakta kalacak ekonomiler arasında yer almak olmalıdır. Bu nedenle, hem rekabet etmekte olduğumuz ülkelerdeki hem de ulaşma hedefi güttüğümüz en ileri ekonomilerdeki gelişmeleri yakından takip etmeliyiz. Dijital dönüşümü sağlayacak tedbirleri eş zamanlı hayata geçirmeye kararlılıkla devam etmeliyiz. ANSİAD olarak biz de bu anlayışla dijital ekonomiyi çalışmalarımızın merkezine koyarak, bu konunun üstünde durmak kararlılığındayız.

Kurumlarımızın dijital devrimde ayakta kalmaları için, dijital vizyona sahip liderliğe ve dijital stratejilere ihtiyaç duyulduğu konusunda farkındalık yaratmak, e-ticaret yapan ANSİAD üyelerimizin bu konuda model oluşturmaları, tecrübelerini paylaşmaları için programlar oluşturarak katkı koymak için çalışıyoruz. 

Türkiye’de internet üzerinden yapılan ödemeler geçen yıl 70 milyara kadar çıkmıştır, fakat bunun ticaret kısmı daha azdır.

Ülkemizde alınan pay dünyanın gerisinde. Dünyada e-Ticaretin toplam perakendeden aldığı pay yüzde 8.5’lara ulaşmış vaziyette. Ülkemizde de e-ticaret büyümesini sürdürüyor. Yakalanan ivmeye rağmen, e-ticaretin toplam perakendeden aldığı pay 2016 itibarıyla yüzde 3.5 seviyesinde.

E-ticaret sektörümüzün sahip olduğu güçlü potansiyeli göz önünde bulundurduğumuzda, halen önümüzde önemli bir gelişim alanı mevcut, gidecek daha çok yolumuz var diyebiliriz. Bu gelişim alanındaki fırsatları doğru şekilde değerlendirdiğimiz takdirde e-ticaret sektörümüz ekonomide hak ettiği payı alacaktır.

Bir süre önce Sayın Başbakanımız 2023’te 350 milyar lira hedefini dile getirmiştir. Ülkemizde perakende ticarette e-ticaretin payı henüz Rusya ve Hindistan’a yakın bir düzeyde, %4’ün altındadır ve dünya ortalamasının yarısındadır. Çin’de %20’ye yaklaştığını dikkate alırsak halen gidilecek çok yolumuz bulunmaktadır. Geçen yıl online satış yapan girişimlerin oranı %10’du. Toplumda internet üzerinden sipariş veren ve satın alan kişilerin oranı daha yeni yüzde 24’e çıktı. Önemli bir kesim güven duymadığı için internetten alışveriş yapmamaktadır.

E-Ticarette daha hızlı gelişme mümkün olabilirdi, fakat kamu tarafında gecikme olduğunu söyleyebiliriz. E-Ticaretin kanunu ancak 2015’te yürürlüğe girmiştir. E-ticaret.gov.tr bilgilendirme platformu Aralık ayında açıldı. Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi (ETBİS)’nde halen tam bir veri tabanı yok, güven damgası uygulaması ise yeni başladı.

E-ticarette, kamu gecikmiş, fakat her zaman olduğu gibi Türk özel sektörü boşluğu doldurmuştur. Hepsi burada gibi şirketlerimiz e-ticaret kültürünün gelişmesinde önemli bir rol oynamışlardır.

İş dünyası tarafına baktığımızda yenilikçi iş modelleri ve ticaret olanakları, günlük iş hayatımıza giren robotlar, dronelar gibi teknolojik unsurlar hem üretimi ve hizmet sunum süreçlerini, hem de kurumların yapı ve işleyişlerini baştan aşağı dönüştürmekte.

Bundan sonraki aşamada asıl bakmamız gereken konu ise uluslararası rekabettir. Eğer ihracatımızı artırmak, cari açığımızı azaltmak istiyorsak, Amazon’un, Ali Baba’nın gelmesine ve rekabetlerine dikkat etmeliyiz.        E-ticaretten, e-ihracata geçmeli, bu alanda küresel oyuncular çıkarmalıyız.

Burada ayrıca Hepsi Burada gibi şirketlerimizin girişimciliğin ve yenilikçiliğin gelişmesine katkısı üzerinde durmak istiyorum. Türkiye olarak sanayi 4.0’ın istihdam üzerindeki yıkıcı etkisine hazırlanmalıyız. Milyonlarca gencimizi kamuda veya düşük katma değerli işlerde istihdam etmemiz mümkün değildir. Eğitim sistemimizi tümüyle değiştirip, üretici, girişimci, bilişimci, yazılımcı olan gençler yetiştirmeliyiz.

E-ticaret, özellikle Hepsi Burada gibi girişimcilere kapı açan sistemler, artık girşimci olmanın, ticaret yapmanın önündeki engelleri kaldırmıştır. Tek eksiğimiz bilgi ve beceridir. Bu nedenle bu tür toplantılarla bilgilendirme yapılması da son derece yararlıdır.

Büyük ölçekli şirketlerden KOBİ’lere kadar, dijital dönüşüm için gerekli altyapı, insan kaynağı gibi temel gereksinimleri doğrultusunda kentimiz ve bölgemiz dinamikleri ile uyumlu ve etkin çalışmalar içerisinde olmaya devam edeceğiz. 

Dijitalleşme süreci içerisinde, ekonominin itici gücü olabilecek, son derece güçlü potansiyele sahip “elektronik ticaret” de bu anlamda ilgi alanımızda. E-ticaretin önümüze getirdiği fırsatların farkındayız. Dünyada e-ticaretin güçlü bir büyüme trendi sergilediğini de biliyoruz.

Antalya ticaretinin e-ticaret ile gelişmesi de ayrıca önemlidir, çünkü Antalya ticareti 10 milyon yabancı turiste ev sahipliği yapan bir kentin ticaretinin olması gerektiği yerde değildir. Antalya ticareti halen ucuz taklit ürünleri kaldırımda satarak gelişmeye çalışmaktadır. Oysa artık çağ değişmiştir, geleneksel esnaflık ancak özgün üretim, özgün ürün ve hizmetle devam edebilir. Onun dışında herkes internetteki ticaret dünyasında yerini almalıdır.

Bu kapsamda atılması gereken adımların, son derece etkin bir program çerçevesinde, sektörün ve kamunun katılımıyla ve hızla hayata geçirilmesini çok önemli görüyoruz. Sektör ve idari yapı arasında etkili ve yapıcı iletişimin ve kamu tarafında e-ticaret ile ilgili eşgüdümü güçlendirici bir mekanizmanın çok faydalı olacağını da düşünüyoruz.

Son olarak bir hususu daha vurgulamak istiyorum. Biraz önce kamunun bu konuda geç kaldığını söyledim. Türkiye’de devletimizin bazen gecikmesi de hayırlı  olmaktadır. Çünkü devletin aşırı denetimi bir sektörün gelişmesini kısıtlayabilmektedir. ETBİS gibi güven vermeye dönük uygulamalar elbette gereklidir, fakat internetin küresel ve özgür bir alan olduğunu da unutmamak gerekir. Girişimciliğin ve yenilikçiliğin temelinin özgürlük olduğunu da unutmamamız gerekir.

E-ticaret, e-devlet döneminden sonra akıllı ticaret, akıllı devlet dönemi gelmektedir. Bu dönemin bir koşullu iyi yönetişim modelidir. Artık yönetimden yönetime geçmek gerektiğini, sektörel düzenlemeleri sektörün paydaşlarıyla birlikte yapmayı öğrenmemiz gerektiğini de belirtmek isterim.

Kurumlarımızın dijital devrimde ayakta kalmaları için dijital vizyona sahip liderliğe ve dijital stratejilere ihtiyaç duyulduğu bu noktada farkındalık yaratacak, Hepsiburada tarafından gerçekleştirilen bu zirvenin çok faydalı olacağına inanıyorum. 

Bu düşüncelerle bu toplantının Antalya ticaret ve girişimcilik kültüründe yeni bir gelişme yaratmasını diliyor ve Hepsi Burada yönetimine tekrar teşekkür ediyorum. Ayrıca bütün katılımcıları da tebrik ediyor ve başarılar diliyorum.



05022018

ANSİAD 10. OLAĞAN TOPLANTISI'NIN KONUĞU DENİZ BAYKAL - KANAL D- 2017





ANSİAD 10. OLAĞAN TOPLANTISI'NIN KONUĞU DENİZ BAYKAL - NTV- 2017





ANSİAD 10. OLAĞAN TOPLANTISI'NIN KONUĞU DENİZ BAYKAL - HALKTV- 2017





ANSİAD 10. OLAĞAN TOPLANTISI'NIN KONUĞU DENİZ BAYKAL - CNNTÜRK- 2017





14.04.2017 ANSİAD 5. OLAĞAN TOPLANTISI'NIN KONUĞU ÇETİN OSMAN BUDAK OLDU





28.02.2017 ANSİAD 4. OLAĞAN TOPLANTISI'NIN KONUĞU MENDERES TÜREL OLDU





23.12.2017- ANSİAD'IN DEVLET OKULLARINDA AKUSTİK İYİLEŞTİRME PROJESİ TANITILDI





ARÜV Çevre Müh. Müş. Hizm. İnş. San. Tic. A.Ş.


Çağlayan Mah. 2051 Sok. No: 44 Muratpaşa / ANTALYA




19.06.2017- Antalya Vergi Dairesi Müdürü'nden ANSİAD'a ziyaret





16.08.2017 ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü üyeleri, İl mİlli Eğitim Müdürü Yüksel Arslan'ı makamında ziyaret etti.





16.08.2017- ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ATSO Başkanı Davut Çetin'i makamında ziyaret etti





12.09.2017- ANSİAD Olağan Toplantısı, Mehmet Yüksel ve Burak Özkan'ın sunumuyla 'İçimizden Birinin Tecrübe Paylaşımları' olarak gerçekleştirildi





13.09.2017- ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri YÖREX Fuarı açılışına katıldı





20.09.2017- ANSİAD 6. Kahvaltılı Toplantısının konuğu Nizamettin Şen oldu





26.09.2017- ANSİAD 13. Olağan Toplantısı'nın konuğu, Dünya Gazetesi Ekonomi Yazarı Uğur Civelek oldu.





27.09.2017- ANSİAD Girişimcilik Komitesi paydaşlarla bir araya geldi.





05.10.2017- ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, AKP İl Başkanı Av. Rıza Sümer'i makamında ziyaret etti.





10.10.2017- ANSİAD 14. Olağan Toplantısı'nın konuğu CHP Milletvekili, Ekonomist ve İktisatçı Doç .Dr. Selin Sayek Böke oldu.





10.12.2017- ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanları, Bursa Sanayici ve İşadamları Derneği (BUSİAD)’ne nezaket ziyareti gerçekleştirdi





16.10.2017- ANSİAD Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü projesi olarak hayata geçirilen ‘Küçük Felsefe Okulu’ ilk mezunlarını vererek, ikinci dönem derslerine hazırlanıyor





14.10.2017- ANSİAD'dan 17 kişilik heyet, 'ANSİAD Bursa İş Gezisi' kapsamında Bursa’da iş insanlarıyla bir araya geldi.





18.10.2017- ANSİAD 7. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz oldu.





20.10.2017- ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve Sektör Başkanları, üyelere yönelik nezaket ziyeretleri kapsamında Antalya OSB’de ANSİAD üyesi sanayicilerle bir araya geldi





24.10.2017- ANSİAD 15. Olağan Toplantısı'nın konuğu, Av. Prof. Dr. Ersan Şen





02.11.2017- ANSİAD 1. Dönüşüm Zirvesi, ‘İş Dünyasında Teknolojik Dönüşüm Çözümleri’ Akra Hotel’de gerçekleştirildi.





14.11.2017- ANSİAD’DA YAPAY ZEKA VE KRİPTO PARA KONUŞULDU





15.11.2017- ANSİAD’DAN YAPEX’E ÜYE ZİYARETİ





22.11.2017- ANSİAD 8. Kahvaltılı Toplantısı, ‘İşçi-İşveren Hakları ve Arabuluculuk Hizmetleri ile İlgili Yapılan Son Yasal Düzenlemeler’ başlığında gerçekleştirildi.





ANSİAD ‘İŞ FİKRİ’ YARIŞMALARINDAN YATIRIMCI KARŞISINA


BASIN BÜLTENİ                  

2017 / 23

ANSİAD ‘İŞ FİKRİ’ YARIŞMALARINDAN YATIRIMCI KARŞISINA

Girişimcilere uluslararası ek yatırım ve networking fırsatı sunan, dünyanın en büyük "Melek Yatırımcı Ağı" Keiretsu Forum Türkiye'ye kurumsal üye olan ANSİAD, Girişim Tarama Toplantıları'nı Antalya’ya taşıdı.

Bölge ekonomisine “Melek Yatırımcılık” kavramlarının öğretilmesinde gönüllü ve potansiyeli olan melek yatırımcı adaylarını girişimcilerle buluşturmak adına, girişimcilik ekosisteminin en önemli ayağını oluşturan Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), Keiretsu Forum ortaklığında bir etkinliğe imza attı. ANSİAD Girişimcilik Günleri kapsamında gerçekleştirilen ‘İş Fikri’ yarışmalarında startuplarını tamamlayan 6 proje ‘Melek Yatırımcılar’ ile buluştu. İş fikirlerini yatırımcılara sunan 6 proje sahibi girişimci, iş insanları, mentörler, yatırımcılar ve ‘Melek Yatırımcı Ağı’ üyesi iş insanlarıyla projelerini buluşturarak projelerine katkı sağladı. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan’ın gerçekleştirdiği toplantıya, Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Can Methson, Keiretsu Forum Üyeleri & Melek Yatırımcıları, Intel Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Tunç Özgül ve IHS Kurumsal A.Ş Kurucusu Emre Sayın, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Melek Yatırımcı Mustafa Talat Sözen, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Antalya Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Hasan Ulaş Yıldırım, Yörük Sanayici ve İşadamları Derneği (YÖRSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Ersuna, Antalya İşadamları Derneği (ANTİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Musa Saraç, Antalya Genç İşadamları Derneği (ANTGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Barutçu, Keiretsu Forum Üyeleri Orçun Açan ve Nezih Hacıalioğlu katıldı.

BAŞARILI ÇIKTILARIN SONUCUNU ALIYORUZ

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, “ANSİAD Girişimcilik Komitesi olarak, çalışma ve etkinliklerini 12 aya yaydığımız Girişimcilik Günleri’ni, bizimle birlikte 4 üniversite ve 20’ye yakın dış paydaş ile yürütüyoruz. Bu etkinliklerle üniversite öğrencilerini ‘Fikir Kapmları’ ile fikirlerine katkı koyacak şekilde destekliyor, aldığımız başarılı çıktıların sonucu olarak bugün,  Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği ve Keiretsu Forum olarak demoday etkinliğimizi gerçekleştiriyoruz” dedi. Kan, “Kasım 2016 yılında Keiretsu Forum İstanbul’a kurumsal üyelik gerçekleştiren ANSİAD, Antalya’da oluşturulan “Melek Yatırımcı Ağı” temsilciliğini de üstlenmektedir. ANSİAD Girişimcilik Komitesi 2017 çalışma hedefleri içerisinde yer alan etkinlikte, startuplarını tamamlamış, farklı endüstri ve sektörlerden altı girişim sunumunu bugün gerçekleştirecektir” diye konuştu.

ANSİAD GİRİŞİMCİLERİ PROJELERİNİ ANLATTI

ANSİAD Girişimcilik Günleri, ‘İş Fikri’ yarışmalarında startaplarını tamamlayan 6 projenin sunumunna ilk olarak 2016 ANSİAD 14. Girişimcilik Günleri ‘4. İş Fikri Yarışması’ birincisi Sultan Aras’ın ‘Misol Ameliyat İpliği Üretim Firması’ ile başlandı. Mühendis Sultan Aras ve Proje Üyesi Ufuk Elibüyük’ün gerçekleştirdiği sunumda, kök hücre ile modifiye edilen ısırgan otu liflerinden ameliyat ipliği projesi anlatıldı. Ardından, Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve İş Geliştirme Merkezi AKGİM’in, TÜBİTAK1601 projesi kapsamında düzenlediği “Fikir Çatısı Proje Yarışması” birincileri Kemal Sığırcı, Emir Yiğit, Hakan İlhan’ın Türkiyedeki e-Spor severlere medya ve ürün tedariki sağlamak için planladığı e-SporTurkiye.com sunumu gerçekleştirildi. Antalya Teknokent A.Ş.’nin bünyesinde startup aşamasındaki projelerin sahipleri, Solitsan Mühedislik Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Genel Müdürü Barış Açıkgöz’ün ‘Lityum İyon Akü Paketi Tasarımı ve Üretimi’ projesi ve yüksek hızda ve doğrulukta görüntü işleme yöntemi ile çalışan ‘Tohum Sayma Makinasının’ fikir sahibi Hakan Aktaş sunumları gerçekleştirildi. ANSİAD 13. Girişimcilik Haftası kapsamında ‘Fikrimden Girişim Çıkar’ sloganıyla yola çıkılan ve 2015 yılında düzenlenen ‘3. İş Fikri Yarışması’ birincisi, 2016 yılı ‘4. İş Fikri Yarışması’ üçüncüsü Çağdaş Kızıl, ‘Grafen Temelli Enerji Depolama Ürünleri’nin sunumunu gerçekleştirdi. Son olarak, 2014 ANSİAD 12. Girişimcilik Haftası, ‘2. İş Fikri Yarıçması’ birincisi Dr. Hasan Basri Savaş’ın ‘Deselürize ve Demiralize Kemik doku Matriksi Elde Edilen Hastalarda Doku Grefiti Olarak Kullanımı’ projesinin sunumu yapıldı. Kapanışta konuşan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, “Bir demosunu gerçekleştirildiğimiz etkinliği sonbaharda Keiretsu Forum ile birlikte ‘Girişim Tarama Toplantıları’ olarak Antalya’ya taşıyacağız” dedi. Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Can Methson, “Antalya’dan bu denli güzel projelerin çıkması bizi heyecanlandırdı. Beklentilerimizin çok çok üzerinde fikirler ve çalışmalar olduğunu söyleyebilirim. Önümüzdeki yıllarda Antalya adına daha güzel etkinlikelrde buluşacağımıza inanıyor, ANSİAD’a bize bu fırsatı sunduğu için teşekkür ediyoruz” dedi. Konuşmaların ardından final sorularıyla etkinlik sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

 

 



08062017

19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN!


19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN!




RAMAZAN BAYRAMINIZI KUTLARIZ!





MİLLET OLARAK DEMOKRASİDEN TAVİZ VERMEMELİYİZ


Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü için açıklamada bulundu. Erdoğan, “15 Temmuz günü yaşadığımız alçak kalkışma ve ülkeyi işgal etme girişimini püskürtmemizin 1’inci yıldönümünde 249 şehidimize Allah’ta rahmet, gazilerimize de sağlık dilekleriyle birlikte minnetlerimizi sunuyoruz. Yaklaşık 100 yıl önce istilaya uğramış olan ülkemizi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde nasıl kurtarmışsak, bugünde yine Başkomutan Cumhurbaşkanımız liderliğinde büyük Türk milleti geri püskürtmüştür. Milet olarak demokrasi mücadelesinden taviz vermeden, yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığından ödün vermeden biat kültüründen uzak, fikri hür, vicdanı hür, sorgulayan ve eleştiren bir nesil yetiştirme mecburiyetimiz vardır. Bu duygularla 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’müzü kutluyorum.” ifadelerini kullandı.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr




KURBAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN


Bayramlarımız, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir. Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle.

Kurban Bayramımız Kutlu Olsun.

Abdullah Erdoğan

Yönetim Kurulu Başkanı




30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!


“Sevgili Ata'm

Antalya iş dünyası olarak, laikliğin ve hukukun üstünlüğünün esas alındığı bir kalkınma anlayışını güçlendirerek, ülkemizi ileriye taşıma sorumluluğu ve gayreti içinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Önderliğinizde bu zaferi bize armağan eden istiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi şükranla anıyoruz.

Ruhunuz şad olsun.”




TÜM HALKIMIZIN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN


BASIN BÜLTENİ                                                            

2017 / 26

TÜM HALKIMIZIN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN

Başkan Erdoğan, “1922 yılı 26 Ağustos’unda başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan 30 Ağustos, milletimizin kurtuluş destanını zaferle taçlandırdığı tarihtir”

ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, bağımsızlık yolunda birlik olan Türk milletinin, 30 Ağustos 1922’de yazdığı şanlı destanın birlik beraberliğimizin en güzel resmi olduğunu kaydetti. Erdoğan, “1922 yılı 26 Ağustos’unda başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan 30 Ağustos, milletimizin kurtuluş destanını zaferle taçlandırdığı tarihtir. Tüm halkımızın 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun” diye konuştu.

İLELEBET BAĞIMSIZ VE BİR ARADAYIZ

Modern Türkiye’nin temellerinin atıldığı 30 Ağustos Zaferi’ni bizlere armağan edenlere çok şey borçlu olduğumuzu kaydeden Erdoğan, “Dünyanın en hassas coğrafyasında yaşayan Türk Milleti, bugün de Atatürk ve silah arkadaşlarına layık olma bilincinde ve kararlılığında olacaktır. Şehit kanlarıyla sulanan bu topraklarda gurur dolu geçmişinde olduğu gibi ilelebet bağımsız ve bir arada yaşayacaktır” dedi.

MİNNET VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ

Antalya iş dünyası olarak, laikliğin ve hukukun üstünlüğünün esas alındığı bir kalkınma anlayışını güçlendireceklerinin altını çizen Abdullah Erdoğan, “Ülkemizi ileriye taşıma sorumluluğu ve gayreti içinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Önderliğinizde bu zaferi bize armağan eden istiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi şükranla anıyoruz. Ruhunuz şad olsun” diye konuştu. Bu vesileyle tüm Müslüman aleminin Kurban Bayramı’nı da kutladığını dile getiren Erdoğan, “Bayramlarımız, milli ve dini duyguların, inançların, örf adetlerin uygulanıp sergilendiği, millet olma şuurunun kuvvetlendiği günlerdir. Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle” dedi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr



29082017

ANSİAD’DA ‘İÇİMİZDEN BİRİ’ TECRÜBELERİNİ PAYLAŞIYOR


ANSİAD’DA ‘İÇİMİZDEN BİRİ’ TECRÜBELERİNİ PAYLAŞIYOR

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 12’nci Olağan Toplantısı Akra Otel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın yaptığı toplantı, “İçimizden Birilerinin Tecrübe Paylaşımları” başlığında yapıldı. ANSİAD Üyeleri, Yüksel Tohum A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yüksel ve Likya Şarapları Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özkan’ın iş hayatlarını ve tecrübelerini paylaştığı toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Sadi Kan ve Lütfi Göbüş, Yönetim Kurulu Üyeleri, Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, İlhan Karakaya, Ahmet Öztürk, Hatice Öz, Ercan Özbek ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan’ın Yüksel Tohum A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yüksel ve Likya Şarapları Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özkan’a plaket takdiminin ardından son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 



12092017

‘BİZİM EN BÜYÜK DENETÇİMİZ YABANCI TUR OPERATÖRLERİ’


ANSİAD 6. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu, Antalya Tanıtım Vakfı (ATAV) Geçen Dönem Başkanı Nizamettin Şen oldu.  

‘BİZİM EN BÜYÜK DENETÇİMİZ YABANCI TUR OPERATÖRLERİ’

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin kahvaltılı toplantısının konuğu Antalya Tanıtım Vakfı (ATAV) Geçen Dönem Başkanı Nizamettin Şen ‘Turizmde 1 yılın muhasebesi’ başlığında bir sunum gerçekleştirdi. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın Toplantı Başkanlığı’nı yürüttüğü kahvaltıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, Ercan Özbek ile ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, 2017-2018 eğitim ve öğretim yılının hayırlı olmasını temenni ederek, “Tabi bu öğretim yılında da temennimiz biat kültüründen uzak olarak aklı hür, vicdanı hür nesillerin yetişmesinin sağlanmasıdır” dedi.

SİSTEM DEĞİŞİKLİLKERİ İSTİŞARE İLE YAPILMALI

2016 PISA Testi sonuçlarının göz ardı edilmemesi gerektiğine değinen Erdoğan, “Maalesef bu son dönemlerde eğitimdeki başarısızlıklarımızla örtüşmeyen bir temenni. Kısmen Ortadoğu ve bazı Afrika ülkelerinin gerisine düşen bir eğitim sistemimiz var. Hem milli eğitimde hem de sistemde ciddi değişiklikler söz konusu. Son değişiklikle, Sayın bakanımız TEOG sınavlarını kaldırdık dedi” diye konuştu. Milli eğitimde çok sık bakan değişikliği ve çok sık müfredat değişikliği yaşandığını kaydeden Erdoğan, “Demokrasi adına, ülke adına üzüntüyle karşıladığımı ifade etmek isterim. Çok sık bakan değişiyor, çok sık program değişiyor. Bunun çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Ben öğretmen kökenli birisiyim, 70’li ve 80’li yıllarda eğitim şurası düzenlenir ve eğitimin tarafları bir araya gelirdi, birlikte istişare edilerek karar verilirdi. Maalesef bu kültürün de kalktığını görüyoruz. En önemli konumuz olan eğitimin de bir sözle değiştirilmesinin de çok doğru olmadığını ifade etmek isterim” dedi.

ANSİAD OLARAK EĞİTİME ÖNEM VERİYORUZ

ANSİAD olarak yapılan çalışmaların birçoğunun eğitim alanında olduğunun altını çizen Erdoğan, “Okullarda eğitim kalitesinin artırılması için ‘Okullarda Akustik İyileştirme’ projesini gerçekleştirdik, Antalya İl Milli Eğitim’e proje raporlarımızı teslim ettik. Anaokullarında matematiği sevdirebilmek adına ‘Matematik Kolaydır’ projemizi hayata geçiriyoruz. Onun dışında iş dünyası adına etik ve itibar panelleri düzenledik. İş dünyası için eğitim çok önemli, bizim için olmazsa olmazımız eğitim. O nedenle eğitim konularının daha katılımcı çözülmesini önemsiyoruz” diye konuştu

‘HİÇBİR PLANLAMA YAPMADIK’

Antalya turizminin geçmişine dair bilgiler veren Antalya Tanıtım Vakfı (ATAV) Geçen Dönem Başkanı Nizamettin Şen, “Turizm destinasyonumuz şekillenirken, İspanya’nın yaptığı hataları tekrarlamamak adına konuşurken, İspanya’nın da çok üstünde hatalar yaptık, bu ne derseniz hiçbir planlama yapmadık. Yaptığımız küçük ölçekli planlamaları da her zaman istismar ettik ya da onların üzerine çıktık.  Bunun en basit örneğini Belek ve Kemer’de, Side’de görebiliriz. Tabi bu acı manzara bize şunu gösterdi ki Türkiye’de hemen hemen hiçbir sektörde stratejimiz yok” dedi.

‘TURİZMİN PEK FARKINDA OLMAYAN BÜROKRATLAR TURİZMİ İDARE EDİYOR’

2023 strateji kataloğunda turizme dair yapılan çalışma hakkında konuşan Şen, “Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarihinde ilk kez bir strateji kataloğu yayınladı, turizm sektörünün orada çok fazla görüşü alınmadı, 2023 stratejisi olarak yapıldı onu da rafa kaldırdılar. Bununla ilgili de çalışma yapılmadı. Bugün o kitabın sayfalarını açsanız, hangileri gerçekleştirildi diye sorsanız, araştırsanız hemen hemen hiçbir şeyin doğru dürüst gerçekleşmediğini görebilirsiniz” diye konuştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ihtisas olarak görülmediğini kaydeden Şen, “Hatta Türkiye Ankara’dan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizmin pek de farkında olmayan bürokratları tarafından idare ediliyor ve yönlendiriliyor. Hepinizin bildiği 15 yılda Türkiye Cumhuriyeti’nde 9 tane Kültür ve Turizm Bakanı değişti. Ne yazık ki bunların hiçbiri de turizmle ilgili bakanlar değildi. Özellikle bu bakanlığın idare edilebilir bir bakanlık olarak görülmesi, bir ihtisas bakanlığı olarak görülmemesi en büyük kayıplarımızdan bir tanesi” dedi.

DÜNYADA BİR KENTİN ULAŞABİLECEĞİ EN FAZLA 5 YILDIZA ANTALYA SAHİP

Türkiye’de turizmcilerin, turizmci olup olmadığı sorusunu sormak gerektiğini belirten Nizamettin Şen, “Ne yazık Türkiye’de turizmcilerin karakteristik yapısı, yatırımcı özelliğinden kaynaklanıyor. Turgut Özal’dan bilindiği üzere turizm yatırımlarının artmasında, Özal’ın tekstilcilere ve inşaatçılara bu konuda yatırımlarını yapmalarını önermesi söz konusuydu. Alınan teşvikler güzel teşviklerdi ve hemen bir 5 yıldız furyası başladı. Şu anda da dünyada bir kentin ulaşabileceği en fazla 5 yıldıza Antalya sahip. Hatta tüm İspanya’da ki 5 yıldız sayısından yüzde 40 daha fazla otele sahibiz” diye konuştu. Otellerin 5 yıldız kaosu yaşadığını kaydeden Şen, “Bu 5 yıldız enflasyonu bize ne getirdi? Kategori olarak denetim yapılmadığı için herkesin kendi standardı ortaya çıktı ve her türden 5 yıldızlı otel var. Bu bir kaostur ve hala devam ediyor. Çünkü Kültür ve Turizm Bakanlığı bunu denetlemekten çok aciz ve sektöre de bunu denetleme yetkisini bırakmıyor” dedi. En büyük denetçilerinin yabancı tur operatörleri olduğunu dile getiren Şen, “TUI ve Thomas Cook’un yaptığı denetleme ve yıldıza bakarsanız, doğru yıldızı bulabilirsiniz. Bugün artık sanal alemin gelişmesiyle beraber ‘Tripadvisor’lar gibi sanal dünyanın favori eleştiri merkezleri ortaya çıktı. Ayrıca bunların vermiş olduğu müşteri memnuniyetinden ortaya çıkan bir denetim ortaya çıktı” diye konuştu.

‘HAVAALANININ KAPASİTESİ ARTTIRILMALI’

Bir destinasyon olarak Antalya’nın öne çıkan bir yapısı olduğunu belirten Şen, “Buna uygun olarak da, havaalanında özellikle bugünlerde personel açığı ve pasaport polisinin eksikliğinden dolayı zorlansakta, bir kapasitemiz mevcut. Dünyada havaalanlarının iyileştirilmesi ve çevreci yapısı çok öne çıktı ve Antalya havaalanından da bu konuda yaptıkları çalışmalardan dolayı övgüyle bahsedebiliriz. Ancak bunlar yeterli değil, eğer bizim yatak kapasitemizi olgun doluluklara götürebilmeyi düşünüyorsak bu havaalanının mutlaka genişletilmesi gerekiyor. Bunun çalışmasının şimdilerde yapılması gerekiyor, aksi halde bu havaalanı bu yatak kapasitesini doldurmakta geri kalır” dedi.

TURİZM BİR BARIŞ HAREKATIDIR

Turizmin yapılabilmesi için o ortamın da sağlanması gerektiğinin altını çizen Şen, “Bunun da en büyük tarifi demokrasi ve demokrasi ilkelerine sahip çıkılmasıdır. Turizm bir barış harekatıdır, turizmle ilgili kenti geliştirmek için bunu gerçekleştirmek önemli. Ama biliyorsunuz sayılar önemli, 8 milyonu geçtik on milyona dayandık ama sayıların getirdiği kazançlar veya sürdürülebilir ve dünyaya yansıtılabilir tarafını nasıl sağlayabiliriz? Bize özellikle söylenen deniz, kum, güneş ile bu iş olmaz, mutlaka turizmin çeşitlenmesi konusunda. Fakat öncesinde düşünülmesi gereken konular mevcut” diye konuştu. Bir destinasyonun sadece otel ve doğa demek olmadığını dile getiren Şen, “İnşaların özgür tercihlerini kendilerine bırakmaları gerekiyor. Özgürlük dediğimiz şey yani kişinin şahsi özgürlüğü her şeyin üstünde. Türkiye’ye geldiğim zaman, ben eğer Türkiye’den Twitter’a rahat giremiyorsam, doğru dürüst konuşamıyorsam, kendimi ifade edemiyorsam ve sahilde rahatlıkla bira içemiyorsam ben o destinasyona turist olarak gitmiyorum diyor kişi. Bu da çok doğrudur” dedi.

EXPO 2016 KONGRE MERKEZİ

Ankara ve İstanbul’da yapılacak olan kongre merkezleriyle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarını izlediğini dile getiren Nizamettin Şen, “Ankara’da yapılacak olan 2 bin 600 kişilik kongre merkezi, İstanbul’da yapılacak kültür merkezinin yıkılmasıyla 2 bin 800 kişilik bir kongre merkezi ve Türkiye’nin en büyük kongre merkezini yapıyoruz diyor. Vallahi şaşırdım kaldım, kendisinin himayesinde yapılan EXPO 2016’nın 5 bin kişilik, sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın da en büyük kongre merkezinin Antalya’da olduğunu nasıl düşünemedi diyerek. Biliyorsunuz 5 bin kişilik bir salonumuz var ama kapalı, gelecekte kimin tarafından çalıştırılacağı ve nasıl tasarlanacağı bilinmiyor. Keza uluslararası kongre konusunda ciddi şekilde geriledik” dedi.

İNGİLTERE’DE ARTIŞ SÖZ KONUSU

Kayıpların bugün için sayısal kayıplardan daha çok ekonomik kayıplar üzerinde yoğunlaştığını belirten Nizamettin Şen, “Gelen müşterinin harcama potansiyeli ile 2014 yılındaki müşterinin harcama potansiyelinde en az yüzde 25’lik bir kayıp var. Maliyetler açısından yüzde 40’lık bir kayıp var. Bu hesaplanmış rakamlar ve hatta bazı ülkelerden gelen paket indirimleri söz konusu olunca üstüne bile çıkabiliyor. İskandinav ülkelerinde, Danimarka’da mesela yüzde 35.51, İsveç’te yüzde 45.27 kayıp söz konusu. Bir tek artı çok ilginçtir İngiltere’de var. Gariptir, onu da vurgulamak istedim. Çok küçük bir artı ama kayıp değil. Burada en önemli ayrıntı, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkmasıyla birlikte parasının değerinin kaybolması ve otelcilerin, özellikle İngiltere’de yaptığı anlaşmalarının değer kaybetmiş para birimleriyle birlikte yapıldığı için paketlerin ucuz gelmesinden kaynaklı. Norveç’te esamemiz okunmuyor. Oradaki tur operatörlerinin de Türkiye’yi satmama gibi bir durumu söz konusu” diye konuştu. Toplantı, ATAV Geçen Dönem Başkanı Nizamettin Şen’in ANSİAD Üyelerinin soruları yanıtlamasının ardından sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 




BAŞKAN ERDOĞAN: ‘DİYALOG ÖNCELİKLİ OLMALI’


BASIN BÜLTENİ                                                                                      

2017 / 30

BAŞKAN ERDOĞAN: ‘DİYALOG ÖNCELİKLİ OLMALI’

ANSİAD Başkanı Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik seyahat vize işlemlerinin durdurulması kararına yönelik diplomasi çağrısında bulundu. ABD tarafından Türk vatandaşlarına uygulanan seyahat vizesi işlemlerinin durdurulması kararını talihsiz bir olay olarak nitelendiren ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, “Türkiye ve ABD, NATO müttefikliği ile bölgesel çıkarları açısından ortaktır ve ekonomik açıdan da geçmişe dayanan ilişkilere sahiptir. Vize krizinde diplomatik süreçler işletilmeli, uluslararası müttefik iki ülke arasında sağduyulu çözüm önerileri geliştirilmelidir” dedi. ABD’nin vize başvurularını askıya almasının ardından Türkiye’nin de vize ilişkilerini kaldırma kararı almasını ikili ticari anlaşmalar açısından sakıncalı bulan Erdoğan, “Bu karar ve sonuçları doğrultusunda iki ülke arasındaki anlaşmazlıklar, ülkeler arasında ekonomik ve sosyal ilişkilere de zarar verecektir. Bu krizin karşılıklı diyaloglarla çözümlenmesi ve anlaşmazlığın giderilmesi öncelikli gündemimiz olmalıdır” diye konuştu.



09102017

‘TORBA YASA EKONOMİK ÇIKMAZIN İTİRAFIDIR’


BASIN BÜLTENİ                                                                    

2017 / 31

‘TORBA YASA EKONOMİK ÇIKMAZIN İTİRAFIDIR’

Selin sayek Böke; “Plan Bütçe Komisyonu’nda şu an tartışılıyor olan torba yasa, bugün iktidarda olanların Türkiye ekonomisini nasıl bir çıkmaza soktuklarının da itirafı olarak okunmalı” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 14’üncü Olağan Toplantısı Akra Otel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın’ın gerçekleştirdiği olağan toplantının konuğu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili, İktisatçı, Ekonomist ve Bilkent Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Selin Sayek Böke oldu. “Kalkınma ve Demokrasi: Nasıl Bir Ekonomi Politikası, Nasıl Bir Siyaset” konusunun konuşulduğu toplantıya, CHP Genel Başkan Yardımcısı, Antalya Milletvekili ve ANSİAD Şeref Üyesi Çetin Osman Budak, Muratpaşa Belediye Başkanı Av. Ümit Uysal, CHP Antalya İl Başkanı Mustafa Erdem, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı ve ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Ali Eroğlu, Antalya Organize Sanayici ve İşadamları Derneği (OSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kasapoğlu, Burdur Sanayici Serbest Meslek Mensupları ve İşadamları Dayanışma Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kurt, Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği (AGİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Figen Sayın, ANSİAD Üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda yaşanan patlamaya ilişkin olarak sözlerine başlayan CHP Milletvekili Doç. Dr. Selin Sayek Böke, “Açıkcası bugün sabah çok aydınlık başlamadı. Bugün 10 Ekim’de kaybettiğimiz 102 canı anmak üzere Ankara Garı’na gittik. Tam da bugün konuşacağımız demokrasi, özgürlükler, ekonomin çok ihtiyaç duyduğu bir arada yaşama dair çok kara bir tabloyla karşılaştık. Çocuğunu kaybetmiş, sevdiğinde ayrılmış ve onunla ayrılığının acısını bir anıyla yaşatmak isteyenleri bir meydana sokmaya korkan bir anlayışla karşılaştık bu sabah. Doğrusu bana sorarsanız bundan sonra yapacağım her tür açıklamanın ve yarına dair hayalin temelinde tam da bunu değiştirme ihiyacı yatıyor” dedi.

TÜRKİYE EKONOMİSİ KAYNAK ÜRETEMİYOR

Rakamların gerçekliği üzerinden bir Türkiye’yi tarif ettiğini kaydeden Böke, “Türkiye bugün, korkarım ki ekonomik sistemin çökme eşiğine geldiği bir dönemden geçiyor. Bundan bir kaç yıl önce söylediğim zaman ekonomist Selin konuşuyor diye dinleniyordum, bugün söylediğim zaman muhalefet partisinden bir mensup diye dinleniyorum. Oysaki rakamların bana söylediği bir gerçek üzerinden Türkiye tarif ediyorum” diye konuştu. İktidarın, TBMM’ye getirmiş olduğu ‘Torba Yasa’nın ekonomiyi çıkmaza soktuğunu kaydeden Sayek Böke, “Plan Bütçe Komisyonu’nda şu an tartışılıyor olan torba yasa, bugün iktidarda olanların Türkiye ekonomisini nasıl bir çıkmaza soktuklarının da itirafı olarak okunmalı” dedi. Türkiye’nin kaynak yaratmakta zorlandığına dair tespit yapmak gerektiğinin kaydeden Selin Sayek Böke, “Türkiye’nin borçlanma ihtiyacı var, Türkiye’nin vergi artışına ihtiyacı var Türkiye’nin zam yapmaya ihtiyacı var, çünkü Türkiye ekonomisi artık kaynak üretemeyen ve kendisini sürdüremeyen bir yere sıkışmış durumda. Bugün, hemen hızlı kaynak yaratmak için borçlanmaya gidebilirsiniz, bugün hemen hızlı kaynak yaratmak için vergileri artırablirsiniz ama bu, sadece bugünü kurtarır” diye konuştu.

BİZ HER GÜN YÜZLEŞMEK ZORUNDA KALIYORUZ

Bugün Türkiye’de sağlam bir kurumsal yapıdan söz etmenin mümkün olmadığını belirten Selin Sayek Böke, “Bugün artık Türkiye’de kurallı işleyen bir ekonomik düzenden bahsetmek mümkün değil. Bugün her şeyin keyfi olduğu ve maalesef hiçbirimizin ne öğretisinde ne anlatısında ne de uygulamada tercih etmeyeceği, tamamen bir kişinin iki dudağı arasına sıkımış kararlarla kendisini dahil edemediği bir düzenle karşı karşıya 80 milyon” dedi. Sayek Böke, “Eğer biz ekonomideki sıkışıklığı konuşacaksak, bu tarif ettiğim siyaseti, kurumsal yıkımı ve kuralların olmadığı bir düzenin nasıl maliyetler ortaya çıkardığını partizanca değil ama Türkiye sevdalıları olarak konuşmak zorundayız. Biz bununla her gün yüzleşmek zorunda kalıyoruz zaten, ama galiba sadece siyasetçilerin yüzleştiği bir çözüm yeterli olmayacak. Siz sanayicilerin de, biz tüketicilerin de ama en önemlisi bu Cumhuriyetin vatandaşı olarak 80 milyonun bu gerçekle yüzleşmesi gerekiyor” diye konuştu.  

ORTA GELİRLİYE CİDDİ VERGİ YÜKÜ GETİRİRLİYOR

Türkiye'nin 25 milyar liralık bütçe açığıyla karşı karşıya olduğunu belirten Sayek Böke, “25 milyarlık bütçe açığı nedeniyle de 50 milyarlık borçlanmayla karşı karşıyayız. Bu torba yasayla hukuka aykırı biçimde, ek bütçe getirmeden 37 milyar lira daha borçlanmak isteyen bir iktidar var karşımızda. Yani paralar saçılıyor, sonuca baktığımızda işsizliğe çare olmamış, ileri teknoloji üretilmemiş, ekonomimiz olduğu yerde sayıyor” dedi. Bugün Türkiye’de ekonominin yönetilmediğinin altını çizen Sayek Böke, “Bu iktidar orta gelirli, senede brüt 30 binle 110 bin lira arasında kazanan vatandaş grubuna ciddi vergi yükü getiriyor. Çok açık bir sınıfsal tercih koyuyor. ‘Benim tulumbama su getirecek rant çarkını çevirenlere dokunmam’ diyor ama beyaz yakalı, KOBİ, belki sanayici, kendi yağında kavrulan ve bu işi zar zor yapan milyonlarca insana ‘size vergi getiriyorum’ diyor. Bu sınıfsal tercih şu açıdan önemli, bu iktidarın ‘Bu ülkedeki sınıfsal sorunları çözebilirimin' yanıtı bence bu torba yasanın içinde yatıyor. Çözemez, çünkü 3-5 kişinin kaynak aktarımını milyonların vergisinden daha değerli buluyor. Dolayısıyla 80 milyon ortak bir bedel ödüyoruz. Bu açmazdan kurtulmak mümkün ama bunun için bu iktidarı değiştirecek demokrasi talebimizi ve bu işi sandıkta yapma inadımızı sürdürmek zorundayız. Ve o sandık gelene dek de yeni iktidarı inşa edecek çalışmalara ortak olmak zorundayız” dedi.

‘BUNCA YIL EKONOMİ ANLATTIM, MAKUL DÜZEY DİYE BİR ŞEY DUYMADIM’

Ekonomik sistemin çökme eşiğine geldiğini vurgulayan Böke sözlerini şöyle sürdürdü, “Bugün Türkiye’de artık ekonomi yönetilmiyor, bugün ekonomiden sorumlu bakan yeni getirilmiş bir torba yasadaki bir vergi düzeyini bilmiyorsa bu ülkede ekonominin yönetildiğini iddia etmek mümkün değil. Çok derin bir tablo söyledim size orta vadeli program üzerinden, ama hiç oraya gitmeye gerek yok. 10 dakika içerisinde yanlış biliyomuşum denilebilen ve vergi için ‘makul düzeye’ çekilir diyen bir anlayışla karşı karşıyayız.  Bunca yıl ekonomide ders anlattım makul düzey diye bir şey duymadım. Verginin rakamı olur, verginin yüzdesi olur, makul düzey felsefi bir tartışmanın parcasıdır. Dolayısıyla Türkiye bugün ekonomisi yönetilmeyen başıboş bırakılmış keyfi bir düzene hapsolmuş vaziyette. Sadece kötü yönetilmiyor, yönetilmiyor bile. O zaman değişmesi gereken şey tam da bu, ekonominin yönetim biçimini değiştirmemiz gerekiyor.”

SADECE EKONOMİYİ DEĞİŞTİRMEK YETMEZ

Sadece ekonomiyi değil anlayışı da değiştirmek gerektiğini belirten Böke, “Bir tek adam rejimi inşa edildi, daha bugünden o tek adam rejimini hep birlikte yaşıyoruz. Oğullarımdan biri TEOG’a girecekti bu sene, çocuk yatağa gitmeden önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın sayfasında sınav tarihi duyurulmuştu, sınav tarihini söyledim ve yattı, ertesi sabah kalktığında gözün aydın sayın Cumhurbaşkanımız sınavınızı iptal etti dedim. Ve Milli Eğitim Bakanı da benimle ve oğlumla aynı zamanda öğrendi değişimi. Çünkü tek kişi karar veriyor. Nasıl ki Motorlu taşıt Vergisinin düzeyini ekonomiden sorumlu bakan bilmiyorsa, Milli Eğitim Bakanı da eğitimde ne olup bittiğini bilmiyor. Tek kişi karar verdiği zaman işler keyfileşiyor, kuralsızlaşıyor ve hukukun olmadığı, siyasetin her şeye karar verdiği yerde ekonomi işlemez hale geliyor. O zaman sadece ekonomi değişimini yönetmek yetmez, ekonomi yönetimini de gölgeliyor olan bu hukuksuz ve kuralsız siyasi anlayışında değişmesi gerekiyor” dedi.

YENİ SANAYİ DEVRİMİNİ İYİ OKUMALIYIZ

“Bambaşka bir Türkiye’nin mümkün, varolan potansiyelini gerçekleştiren esnek ve dinamik yapısını siyasete ragmen ortaya koyan değil siyasetin üstünde ortaya koyan bir Türkiye uzak değil” diyerek sözlerine devam eden Sayek Böke, “Esasında müthiş bir değişim döneminde geçiyoruz ve bunu sadece ülkemiz değil bütün dünya yaşıyor. Siyasette ve uluslararası politikada ortaya çıkan bu değişimin yıkıcılığının önemli bir bölümünün de ekonomiden kaynaklandığını hepimiz çok iyi biliyoruz” dedi. Rekabet koşullarının ağırlaştığı dönemlerde rekabet edebilmek adına yeni devrimlerin doğduğunu kaydeden Selin Sayek Böke, “Biz bunu bildiğimiz yüzlerce yıllık bir geçmişten geliyoruz. Dolayısıyla bu sertleşmiş olan rekabet ortamı mutlaka kendi içinde üretim yapma biçimimizde, yaşamımızda büyük devrimlere yol açacak. Bize düşen görev karşımıza çıkan rekabet koşullarında nasıl tutunacağımız üzerine kafa yormak kadar bu rekabetin otaya çıkartacağı yeni sanayi devrimini de okumak ve karşımıza konması yerine buna şimdiden ortak olan bir ekonomik düzeni de yaşatmaktan geçiyor” diye konuştu. Üreten emekle bir arada olan anlayışa Türkiye’nin ekonomik anlamda ihtiyacı olduğunu dile getiren Selin Sayek Böke, “Bugün ortaya koyulan ekonomik çerçeve ve anlayış, üreteni değil tüketeni, üretim için yatırım yapanı değil, rant uğruna inşaat yapanı teşvik eden ve kurduğu düzenle bu rant düzenini pekiştirecek insanları tercih eden bir çerçeve sunulduğu halde sanayide direniyorsunuz’ dedi. Toplantı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Işık Yargın’ın, Doç. Dr. Selin Sayek Böke’ye plaket takdiminin ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 



11102017

ANSİAD ‘KÜÇÜK FELSEFE OKULU’ İKİNCİ DÖNEME HAZIR


ANSİAD Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü projesi olarak hayata geçirilen ‘Küçük Felsefe Okulu’ ilk mezunlarını vererek, ikinci dönem derslerine hazırlanıyor.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü projesi olarak hayata geçen, ANSİAD üyesi iş insanlarına felsefe eğitimi verilmesini amaçlayan ‘Küçük Felsefe Okulu’, ikinci döneme hazırlanıyor. ANSİAD Üyesi Dr. Yusuf Örnek tarafından, felsefe başlangıç ilkeleri eğitiminin verildiği ‘Küçük Felsefe Okulu’, katılımcıların felsefe düşüncesinden faydalanması ve felsefe disiplinlerinin öğrenilmesi amacıyla gerçekleştirilmeye devam ediyor.



16102017

ANSİAD’DAN BUSİAD’A NEZAKET ZİYARETİ


BASIN BÜLTENİ                                                                                            

ANSİAD’DAN BUSİAD’A NEZAKET ZİYARETİ

ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanları, ANSİAD Bursa Gezisi programı kapsamında, Bursa Sanayici ve İşadamları Derneği (BUSİAD)’a nezaket ziyareti gerçekleştirdi. Ziyarette her iki kurumun faaliyetleri ve hayata geçirdikleri projeler üzerinde durularak, girişimcilik alanında gerçekleştirilebilecek ortak çalışmalar değerlendirildi. BUSİAD Evi’nde gerçekleştirilen ve öğle yemeği ile başlayan programa ANSİAD Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Ahmet Erdal ve Yönetim Kurulu Üyeleri İlhami Sancar Topay, Ahmet Öztürk ve ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Ziyarette BUSİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ergun Hadi Türkay ile Yönetim Kurulu Üyeleri Buğra Küçükkayalar, Neşe Yıldırım ve Burak Anıl hazır bulundu.

‘Girişimcilik ve melek yatırımcı ekosistemiyle ilgili iş birliği projeleri geliştirebiliriz’

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Genel Sekreteri Ahmet Erdal, BUSİAD’a nazik kabullerinden dolayı teşekkür ederek, ANSİAD çalışmaları hakkında bilgi verdi ve derneğin hayata geçirdiği projeleri aktardı. ANSİAD’ın 1990 yılında kurulmuş Antalya’nın en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olduğunu ifade eden Erdal, “ANSİAD’ın 160 üyesi bulunmakta ve üye profilimizi ağırlıklı olarak turizm, sanayi ve tarım oluşturmakta. Üyelerimizin toplam cirosu 8 milyar TL’yi ve ihracatı da 220 milyon doları bulmakta. 35 bin civarında çalışan sayısı mevcut. Dernek çatısı altında hizmet, eğitim, sağlık, ticaret, tarım, sağlık ve sanayi olmak üzere çeşitli sektörel gruplarımız mevcut” diye konuştu. ANSİAD’ın kurulduğundan bu yana kente önemli kazanımlar sağladığının altını çizen Erdal, dernek bünyesinde bir Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV), (Antalya Fuarcılık ve Yatırı A.Ş) (ANFAŞ) gibi birçok kuruluşun kurulmasına öncülük ettiklerini, ayrıca Antalya Tanıtım A.Ş.’nin de kurucusu konumunda bulunduklarını kaydetti. Erdal, her yıl “Girişimcilik Haftası” etkinliğini organize ettiklerine değinerek, “16 yıl önce Türkiye’de pek dillendirilmeyen girişimciliği gündeme getirerek bu alanda önemli bir çalışmaya imza attık. Dernek olarak bu konuyu son derece önemsiyoruz. Programın bir parçası olarak üyelerimiz, lise ve üniversite öğrencilerine girişimcilik hakkında bilgiler veriyor. Girişimcilik ekosisteminin bir de yatırımcı boyutu var. O nedenle ‘Melek Yatırımcı’ kavramına da son derece değer veriyoruz. Bu konuda BUSİAD ile iş birliği yaparak ortak projeler geliştirebiliriz” diye konuştu.

BUSİAD’dan mühendisler için iki eğitim modeli

BUSİAD’ın 300’e yakın üyesi olduğunu ve bu üyelerin sahip oldukları firmalardaki çalışan sayısının 100.000’i bulduğunu ifade eden Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ergun Hadi Türkay, söz konusu firmaların toplam cirosunun 20 milyar dolar ve ihracatlarının da 6,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. BUSİAD’ın sanayi üniversite iş birliği programı çerçevesinde Uludağ Üniversitesi ile mühendislik fakültesi öğrencilerine yönelik bir seminerler dizi gerçekleştirdiğini dile getiren Türkay, eğitime ekstra önem verdiklerini ve bu çerçevede “Yeni Mesleki Eğitim Modeli” projesi ile “Ar-Ge Mühendisi Yetiştirme” projesini hayata geçirdiklerini kaydetti. Türkay, BUSİAD’ın gerçekleştirdiği etkinliklere de değinerek, BUSİAD’a bağlı komitelerin çalışmalarıyla ilgili ANSİAD üyelerini bilgilendirdi. Bursa’da tekstil, otomotiv, gıda ve makine sanayisi alanında faaliyet gösteren çok sayıda firma bulunduğunun ve üretimin çok büyük bir bölümünün kentteki organize sanayi bölgelerinde gerçekleştirildiğini kaydeden Türkay, özellikle otomotiv ana ve yan sanayinin kent ekonomisi adına oldukça büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi. Konuşmaların ardından BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ergun Hadi Türkay, ANSİAD Genel Sekreteri Ahmet Erdal’a plaket sunarken, ANSİAD Genel Sekreteri Ahmet Erdal, Türkay’a ANSİAD’ın kurucu ortaklığını yaptığı Zeytinpark A.Ş’nin üretimi olan Antalya yöresine özel bir hediye takdim etti.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 




ANSİAD ÜYELERİNDEN BURSA’YA İŞ VE KÜLTÜR GEZİSİ


BASIN BÜLTENİ                                                                                                

2017 / 34

ANSİAD ÜYELERİNDEN BURSA’YA İŞ VE KÜLTÜR GEZİSİ

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği'nden (ANSİAD) 17 kişilik heyet, Bursa’da iş adamlarıyla buluştu

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği'nden (ANSİAD) 17 kişilik heyet, Bursa'da iş adamlarıyla buluştu. Bursa iş gezisine, ANSİAD Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Ahmet Erdal, Yönetim Kurulu Üyeleri İlhami Sancar Topay ve Ahmet Öztürk, ANSİAD Üyeleri, Ali Bal, Halil Erdem, Rabiye Ülger, Mehmet Yüksel, Mehmet Salih Tuncer, M. Önder Cantürk ve Vural Özdemir katıldı. Sanayi faaliyetleri kapsamında Bursa’ya gerçekleştirilen gezinin verimli geçtiğini bildiren Yönetim Kurulu Genel sekreteri Ahmet Erdal, “İki şehir ticaretinin ve iş fırsatlarının geliştirilmesi kapsamında Bursalı sanayici ve iş adamlarıyla bir araya geldik. Farklı sektörlerden edinilen bilgilerle sektörel bilgi paylaşımlarında bulunduk” dedi.

ÖZDİLEK FABRİKA GEZİSİ

İlk olarak ANSİAD Üyesi ve Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek ile bir araya gelen ANSİAD Üyesi iş insanları, Özdilek Holding üretim fabrikasını gezdi. 1967 yılında parakende mağazası ile sektöre girdiklerini kaydeden Hüseyin Özdilek, bugün 8 bin 500 personel ile alışveriş merkezleri, havlu-bornoz ve ev tekstil üretimi, turizm, inşaat sektörlerinde hizmetlerine devam ettiklerini kaydetti. Türkiye’nin marka değeri yüksek ilk 100 şirketi içerisinde yer aldıklarını kaydeden Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özdilek, 2017 yılında da birçok yatırıma imza atarak istihdama katkı sağladıklarını kaydetti.

BUSİAD’A NEZAKET ZİYARETİ

BUSİAD Evi’nde gerçekleştirilen ve öğle yemeği ile başlayan programda iki kurum arasında iş birliği projelerine dikkat çekildi. Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Genel Sekreteri Ahmet Erdal, Bursa Sanayici ve İşadamları Derneği (BUSİAD)’ne nazik kabullerinden dolayı teşekkür ederek, ANSİAD çalışmaları hakkında bilgi verdi ve derneğin hayata geçirdiği projeleri aktardı. ANSİAD’ın 1990 yılında kurulmuş Antalya’nın en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olduğunu ifade eden Erdal, “ANSİAD’ın 160 üyesi bulunmakta ve üye profilimizi ağırlıklı olarak turizm, sanayi ve tarım oluşturmakta. Üyelerimizin toplam cirosu 8 milyar TL’yi ve ihracatı da 220 milyon doları bulmakta. 35 bin civarında çalışan sayısı mevcut. Dernek çatısı altında hizmet, eğitim, sağlık, ticaret, tarım, sağlık ve sanayi olmak üzere çeşitli sektörel gruplarımız mevcut” diye konuştu. BUSİAD’ın 300’e yakın üyesi olduğunu ve bu üyelerin sahip oldukları firmalardaki çalışan sayısının 100.000’i bulduğunu ifade eden Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ergun Hadi Türkay, söz konusu firmaların toplam cirosunun 20 milyar dolar ve ihracatlarının da 6,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. 

ÜRETİM FABRİKALARINA ZİYARET

TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası ziyaretiyle devam eden gezide, 1 milyon metrekare alan üzerinde faaliyet gösteren fabrika hakkında üretim sorumluları tarafından bilgi alındı. Dakikada 1 araç üretiminin yapıldığını kaydeden TOFAŞ Bölge Satış Müdürü Burak Karaoğlan, Türkiye’nin hem binek araç üretimi hem de hafif ticari araç üreten tek otomobil şirketi olduklarını belirterek, Tofaş’ın, yılda 450 bin araçlık üretim kapasitesine ve 10 bini aşkın çalışana sahip olduğunu kaydetti. ANSİAD heyeti, Tofaş Fabrika Gezisinde presten montaja tüm üretim alanlarını rehberler eşliğinde gezdi.

DURMAZLAR’DAN MARKA STRATEJİSİ

1956 yılında Ali Durmaz tarafından ilk kollu makas üretimiyle faaliyete geçtiklerini kaydeden Durmazlar Makine Satış ve Pazarlama Direktörü Kemal İleri, fabrika tarihi ve geçmişiyle ilgili bilgiler verdi. Durmazlar’ın makinelerinin tüm dünyaya Durma markasıyla sunulduğunu kaydeden İleri, markanın Durmazlar adından, küresel pazarda doğru konumlandırılmayı başarabilmek amacıyla türetildiğini belirtti. Heyet fabrika gezisinin ardından üretim hakkında bilgi aldı.

EVİNOKS’TAN ‘YAŞAYAN SHOWROOM’

Evinoks Otel ve Restaurant Servis Ekipmanları Yönetim Kurulu Başkanı N. Coşkun İrfan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen Evinoks Fabrika gezisinde, ANSİAD heyetine şirket hakkında bir sunum gerçekleştirildi. Müşterilere yönelik özel üretim ve yenilikçi yaklaşım ile seri üretim yaptıklarını dile getiren İrfan, tasarrufa yardımcı orijinal ürün tasarımları yaptıklarını kaydederek, çok fonksiyonlu, verimli, uzun ömürlü, farklı, estetik ve müşteri odaklı yaşam tarzını ön planda tuttuklarını kaydetti. Şirket binaları hakkında da bilgi veren İrfan, 16 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösterdiklerini belirterek, ‘Yaşayan Showroom’ projesini hayata geçirdiklerini dile getirdi. İrfan aynı zamanda akıllı bir bina sistemine sahip olduklarını belirterek, enerjisini kendisi üreten bir bina olduklarını dile getirdi.

SÜTAŞ ÇİFTİĞİ’NE ZİYARET

SÜTAŞ Süt Ürünleri A.Ş. Kurumsal İletişim ve İlişkiler Bölge Yöneticisi Dilay Çalışkaner’in eşlik ettiği ANSİAD heyeti, Sütaş Eğitim Merkezi ve Çiftliği’ni gezdi. SÜTAŞ çiftliğinde beslenen ineklerden elde edilen sütün yanı sıra sözleşmeli üreticilerden de her gün taze süt toplandığını kaydeden Çalışkaner, Muğla'dan Bingöl'e, Kastamonu'dan İskenderun'a, Türkiye'nin 32 ilindeki 1.161 köyden, 27.500 süt üreticisinden en kaliteli sütleri temin ettiklerini kaydetti. Karacabey ve Aksaray'daki Sütaş Süt Üretim Tesisleri'ne ulaşana kadar, toplanan sütleri 14 farklı test ile kontrol edip işlediklerini dile getiren Çalışkaner, sütün doğallığı ve kalitesini sürekli denetlediklerini belirtti. ANSİAD Bursa Gezisi, Ulu Camii, Yeşil Türbe, Yeşil Camii, Kozahan ve Yalova Hayrettin Karaca Arboterum ziyaretiyle son buldu.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   




ANSİAD’IN KONUĞU CUMHURİYET BAŞSAVCISI SOLMAZ OLDU


BASIN BÜLTENİ                                                                          

2017 / 35

ANSİAD 7. Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz oldu.  

ANSİAD’IN KONUĞU CUMHURİYET BAŞSAVCISI SOLMAZ OLDU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin kahvaltılı toplantısının konuğu Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz oldu. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın Toplantı Başkanlığı’nı yürüttüğü kahvaltıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, İlhan Karakaya, Hatice Öz ile ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantı, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz’ın ANSİAD Üyelerinin soruları yanıtlamasının ardından sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511



18102017

ANSİAD’DAN ANTALYA OSB’YE ÜYE ZİYARETİ


BASIN BÜLTENİ                                                                                     

2017 / 36

ANSİAD’DAN ANTALYA OSB’YE ÜYE ZİYARETİ

ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve Sektör Başkanları, üyelere yönelik nezaket ziyeretleri kapsamında Antalya OSB’de ANSİAD üyesi sanayicilerle bir araya geldi

ANSİAD üyesi sanayicilere gerçekleştirilen ziyarete, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, Ahmet Öztürk ve Hatice Öz, İnşaat Sektörü Başkanı Nail Karataş ile Sağlık, Eğitim ve Hizmet Sektörü Üyesi Necdet Alkandemir katıldı.  

ADOPEN YENİLİKLERİ

İlk olarak ANSİAD üyesi ve Adopen Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sak ile bir araya gelen ANSİAD heyeti, Adopen Plastik A.Ş.’nin yeni teknolojileri hakkında bilgi aldı. Yeni ürün, kalite ve hizmet çalışmaları hakkında bilgiler veren Sak, Adopen’in uluslararası kalite standartları çerçevesinde üretim yaptığını belirterek, “Üretim, Türkiye başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına ve 56’yı aşkın ülkeye de ihraç ediliyor” dedi.

ARTMİM’DEN ÖZGÜN BAKIŞ

ANSİAD heyetinin ikinci durağı, ArtMim Kurucu Ortağı ve ANSİAD üyesi Gökhan Külahçı oldu. Şirket hakkında bilgiler veren Gökhan Külahçı ile ardından öğle yemeğine geçildi. Yeni mimari projelerin konuşulduğu yemekte, Külahçı, “ArtMim tasarım felsefesinin temeli, farklı, çarpıcı ve göze hitap eden fonksiyonel tasarımlar. Bugüne kadar bir çok otel ve mekan tasarımı gerçekleştirdik ve hedefimiz özgünlük oldu” dedi. 

WBT TARIM ÜRETİM TESİSİ GEZİLDİ

WBT Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı H. Ergin Civan’ın üretim tesisi ziyaretiyle devam eden programda, şirket hakkında bilgi alındı. Ergin Civan eşliğinde üretim ve depolama tesisini dolaşan ANSİAD heyeti, kekikten adaçayına, biberiyeden defne yaprağına kadar işlenen ürünleri inceledi. 8 bin metrekare kapalı alana sahip olduklarını kaydeden Civan, ürünlerin makinalar ile işlenerek el değmeden paketlendiğini ve yurtdışına ihraç edildiğini kaydetti.

İNTERCAM’DAN ALTERNATİF ÜRÜNLER

2001 yılında sektöre giriş yapan İnter Cam ziyaretiyle devam eden programda, İnter Cam Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Babataş ile bir araya gelindi. 2004 yılında Şişecam’ın üretici bayiliğini üstlenerek üretim kapasitesini artırdıklarını dile getiren Babataş, “Antalya’da cam, ahşap, fayans, mermer, granit ve pleksiglass gibi yüzeyler üzerine flexi vitray uygulayarak, müşterilerimize ileri teknoloji ile yeni bir alternatif sunuyoruz” dedi. Isı Cam’da üretim kapasitelerinin yaklaşık 140 bin metrekare olduğunu dile getiren Babataş, “İnter Cam, Akdeniz Bölgesi'nde otel, alışveriş ve iş merkezleri, villa, konut olmak üzere pek çok projeye imza atıyor” diye konuştu. Heyet, daha sonra üretim fabrikası bölümüne geçerek, üretim hakkında bilgi aldı.

ANTALYA’NIN TEKSTİL FİRMASI RAL TEKSTİL

ANSİAD heyetinin son durağı, Ral Tekstil Üretim Tesisi oldu. Ral Tekstil Kurucu Ortakları İmral Atılgan ve aynı zamanda ANSİAD Sanayi Sektörü Başkanı Ramazan Atılgan’ın eşlik ettiği ANSİAD heyeti, Ral Tekstil Üretim Tesisi hakkında bilgiler aldı, ardından da tesisi gezerek tekstil alanında faaliyet gösteren firmanın çalışmalarını inceledi. 5 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösterdiklerini dile getiren İmral Atılgan, ayda 60 bin parça üretim kapasitesine sahip olduklarını dile getirerek, son teknoloji ürünleri ile yenilikçi üretime sahip olduklarını kaydetti. Ziyaret, Atılgan ailesine ait aile müzesi gezisinin ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   




AV. PROF. DR. ERSAN ŞEN; “3713 SAYILI KANUN FETÖ’YÜ KURTARDI”


BASIN BÜLTENİ                                                                       2017 / 37

 AV. PROF. DR. ERSAN ŞEN; “3713 SAYILI KANUN FETÖ’YÜ KURTARDI”

2003 yılında terörle mücadele kanununda yapılan değişikliği eleştiren Av. Prof. Dr. Ersan Şen, “Cebir ve şiddeti elverişli vasıtalarla kullanmayan yapılara kimse dokunamaz denildi. Hani şu 15 Temmuz sürecinde ve şu anda ABD’de olup aranan şahsın kurtulmasına neden olan kanun. Çünkü bütün soruşturmalar o kanun eksikliği nedeniyle kapatılmış” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 15’inci Olağan Toplantısı Akra Otel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığını ANSİAD üyesi Ragıp Ayağ’ın gerçekleştirdiği olağan toplantının konuğu, Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Prof. Dr. Ersan Şen oldu. “Hukuk Devleti İlkesi ve Hukuk Güvenliği Hakkı” konusunun konuşulduğu toplantıya, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Cengiz Yıldız, Antalya Hukuk Fakültesini Geliştirme Derneği Başkanı (AHD) Av. Cengizhan Gököz, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Antalya İl Başkanı Mustafa Aksoy, Antalya Barosu eski Başkanı ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Başdanışmanı Av. Zafer Köken, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı ve ANSİAD Geçen Dönem Başkanı Ali Eroğlu, Antalya Organize Sanayici ve İşadamları Derneği (OSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kasapoğlu, Isparta Girişimci sanayici İş Adamları Derneği (IGSİAD) Başkanı Hasan Büyükçam,  ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Devletin hukuku yönetmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını dile getiren Şen, “Yargının bağımsız olması demek hiç kimsenin baskı yapamaması anlamına gelir. Bağımsız anayasa, kanunlara, hukuk kurallarına göre hareket edip onlar çerçevesinde vicdani kanaatleriyle karar verebilmesidir. Ama esas olan tarafsızlıktır ki, tarafsızlığın teminatları vardır” diye konuştu.

‘2003 YILINDA KALDIRILAN KANUNU YERİNE KOYUN’

Terörle mücadele kanununda yapılan değişikliklere dikkati çeken Av. Ersan Şen, 1991 yılında kaldırılan ve 2003 yılında değişiklik yapılan içerikle ilgili eleştiride bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü; “140, 141, 142, 163 kaldırıldı herkes bayram etti, yerine terörle mücadele kanunu koyuldu 1991 yılında. 3713 sayılı kanun. Onun birinci maddesine baktığımızda cebir ve şiddet yoktur ön şart olarak. 2003 yılında terörle mücadele kanununda bir değişiklik yapıldı. Cebir ve şiddet Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasayla kurulu düzenine ve özellikle Cumhuriyetin niteliklerine karşı kalkışabilecek yapılanmaların ön şartı olarak kabul edildi. Yani cebir ve şiddeti elverişli vasıtalarla kullanmayan yapılara kimse dokunamaz denildi. Açın bakın ben söylemiyorum, kanun söylüyor. Hani şu 15 Temmuz sürecinde ve şu anda ABD’de olup aranan şahsın kurtulmasına neden olan kanun. Geçen yine belirttim 2003 yılında kaldırılan kanunu bir yerine koyun dedim. Çünkü bütün soruşturmalar o kanun eksikliği nedeniyle kapatılmış. Neyle gideceksin ki müdahaleye, diyor ki adam silah yok ki bende.”

SÖZDE ERGENEKON VE BALYOZ DAVALARI

Maksat ve strateji belirlenmesi konusunda çalışma yapılması gerektiğini belirten Şen, “Çıkıp oradan buradan Türkiye Cumhuriyeti’ne her şeyi söyleyeceksin her türlü yapılaşmayı her türlü örgütlenmeyi gerçekleştireceksin ondan sonra bir canavara dönüşeceksin, nasıl baş edeceksin. Maksadın ne strratejin ne, olanı bertaraf etmek için ve yenilerine kapı açmamak için ne yapacaksın?” dedi. Türk Ceza Kanunu’nda düzenlemenin şart olduğunu dile getiren Şen, “Mesela TCK kanunlarında darbe yapabilmek için cebir ve şiddetin dibine vuracaksın, onun dışında hiç bir şey yapamazsın. Sözde Ergenekon, Balyoz davalarında bir kavram uyduruldu, kanunda yok. O aşamalara geldiğinizde bile size müdahale edilemez. Çünkü niye, 2004 yılında TCK, TBMM’ne geldiğinde, cebir ve şiddet veya tehditle darbe suçunun işlenebileceği yazılıyken, 2004 yılında tehdit unsuru ifade hürriyetinin, örgütlenme hakkının korunması adına geri çekildi. Bakın şu tercih doğrudur, burası başka bir memleket olur anlarım, bu sorunlarını çözmüşsün anlarım, ama dengeyi iyi kuracaksınız” diye konuştu.

KHK’LAR KALICI TEAMÜLE DÖNÜŞMEMELİ

20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle başlayan OHAL sürecinde çıkarılan 28 KHK’nın doğru olduğunu dile getiren Av. Ersan Şen, “OHAL şimdi kalkmış olsa bile, en azından şu an tatbiki de mümkün değil, sıkı yönetim halinin, OHAL’in ilanına sebep olan, o sebepleri ortadan kaldırmayı mümkün kılabilecek geçici tedbirleri matuf ve sınırlı görmekle mümkündür. Yani, bu KHK’lar kalıcı, devamlı ve teamüle dönüşüp, olağan hukuki düzeninin kaybedildiği bir uzunlukta ve süreçte gerçekleştirilmemelidir” dedi. Hukukun ilke ve esaslarına göre kanun çıkarılacağını ve buna göre uygulanacağını kaydeden Şen, “Sadece kanun çıkarmak sorunu bir nebze çözse de önemli olan onu doğru ve dürüst uygulayabilmektir. Bu bakımdan hukukta, hukuk kuralarının kullanıcısı yargı, rasyonel, akılcı, ciddi, dürüst, eşit ve hukuki uygulamalar yapmak zorundadır” dedi. Türkiye’nin ihtiyacı olan en önemli meselenin yargı mensuplarının teminatlarının güçlendirilmesi olduğunu belirten Ersan Şen, “Çünkü ben yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı kavramlarının sadece anayasaya veya kanunlara soyut sözcükler olarak yazılmasının yeterli olmadığını düşünenlerdenim. Esas olan riyakatli, kapasitesi yüksek, hukuk misyonu olan hukukçuları kuvvetler ayrılığında, biraz önce belirttiğim hukuki denetimi yapabilecek, yeterli insanlar olarak o yerlere götürebilmemiz gerekmekte. Ayrıca onlara mesleki güvenceleri sadece sözle veya genel soyut metinelerde değil kanunlarda verebilmemiz de mümkündür. Bu, hukuk devleti ilkesinin ve hukuk güvenliğinin daha iyi yerleşebilmesi için gereklidir” diye konuştu.  

OHAL’İN UZAMASI ‘DEVLETÇİKLER’ OLUŞTURUR

OHAL’in uzatılması konusuna değinen Av. Prof. Dr. Ersan Şen sözlerini şöyle sürdürdü; “OHAL’in uzatılması konusu, ki ben onu 1 yıl olarak söylemiştim herkes bana gülmüştü, dedim 2 seneye şükredin 2 seneden daha fazla uzamaması için yalvarırsınız. OHALin uzamasının bir sorunu var, burada devletçikler oluşur, kendi başına buyruk hareket ederler, kendilerine göre karar verirler, kendilerini sistemin dışında görürler, denetimsiz görürler, bu yanlıştır. Buna asla izin verilmez vermeyeceğiz. Sistem de buna izin vermiyor.” ‘Senin savcın benim savcım’ şeklinde ayrıma gidebilecek farklı usul ve esaslarla tatbik edilen yargı siteminin fayda sağlamayacağını kaydeden Şen, “Bütün mahkemeler bütün insanlara ulaşabilecek, aynı usul ve esaslarla yargılama yapılabilecek şekilde dizayn edilmelidir. Yargı bir çatı altında toplanmalıdır. Senin mahkemen benim mahkemem, senin savcın benim savcım şeklinde ayrıma gidebilecek farklı usul ve esaslar tatbik edecek, yargı sisteminin fayda sağlamayacağına inanıyorum” dedi.

KHK’LAR KANUN DEMEK DEĞİLDİR

Kanun düzenlemenin anayasada ve TBMM iç tüzüğünde şekli ve şemali olduğunu belirten Şen, “KHK’lar kanun demek değildir. KHK’ların daha sonra da kanunla onaylanması da o KHK’ları kanun haline getirmez. Ben bunu hep söylüyorum, düzenlemeler yapın ama kalıcı düzenlemeler getirilmesin” dedi. Anayasa Mahkemesi’nin OHAL döneminde çıkarılan KHK’ları inceleyemeyeceğini söylediğini kaydeden Şen, “1991 yılında verdiği kararında, bu kararı da oy çokluğuyla vermişti, yargı ‘Ben Anayasa 148’inci maddeye göre kendimi yetkili saymıyorum’ dedi, ta ki OHAL durumu ortadan kalkıncaya kadar. Dolayısıyla o anlamda milletin iradesi doğru işlemiyor. Çünkü milletin iradesi demek temsili halkın, milletin, milletin içinde seçme kapasitesi olanların seçtikleri temsilcilerin, oralara gidip milleti yönetecek kanunları çıkarmasıdır” diye konuştu.

'MİLLETİN İRADESİ TEZAHÜR ETMİYOR’

Gelen bir soru üzerine yerel yönetimlerdeki istifalar konusunu değerlendiren Av. Prof. Dr. Ersan Şen, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bir diğer konu ise son zamanlarda mahalli idarelerde istifa etmek zorunda kalan veya bırakılan Belediye Başkanları ile ilgili. Beldiye Başkanları’nın durumunu anayasanın 127. Maddesi ve 67. Maddesi çerçevesinde incelediğimizde milletin veya seçmenlerin, anayasanın o maddelerinde gösterilen şartlar gerçekleşmedikçe alınmaması gerekir. Bu bakımdan milletin iradesi çerçevesinde tezahür etmediği görülüyor. Zaten bakıldığında prosedür bağlı olduğu siyasi partinin talebi doğrultusunda gerçekleşiyor. Ama diyeceksini ki bu şartlarda bu vaziyette göreve devam edebilmeleri fiilen mümkün mü? Kanatimce değil. Bu bir görevlerin layıkıyla yerine getirilmemesinden kaynaklı ise idari ve adli denetim mekanizmaları Türkiye Cumhuriyeti’nde ortada. Onun dışında başka bir görev, kan değişimi ise belediye seçimleri 5 yılda bir yapılır ondan önce yapılamaz, hele anayasa değişikliğiyle bu imkansızlaştı. Bugün anamuhalefet partisi lideri söylemiş, biz bu belediye yerel yönetim seçimlerini erkene alalım diye. Anayasa değiştirmeden bunu yapabilmek mümkün değil, anayasayı da 367 ile değiştirirseniz, o zaman Cumhurbaşkanı da uygun görürse onu halka götürmeden geçirebilir. Tabi bu siyasi bir tercihtir.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başknaı Ragıp Ayağ’ın, Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Prof. Dr. Ersan Şen’e günün anısına verilen plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 




CUMHURİYETİMİZİN 94. YILI KUTLU OLSUN!


Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını saygıyla ve minnetle anıyor, Cumhuriyetimizin 94. yılını kutluyoruz! 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun!




ANSİAD 2017 MEDYA ÖDÜLLERİ SÜRECİ BAŞLIYOR


Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), 1995 yılından bu yana her yıl yazılı, görsel, işitsel ve internet basını mensupları arasından başarılı medya mensuplarını seçerek, “ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİ” vermektedir.

ANSİAD medya ödülleri ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölgemizin ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, 2013 yılından itibaren il genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin kent ekonomisine, üniversite ve üniversite yaşamına katkı veren çalışmaları için “Genç İletişimci Ödülü” verilmeye başlanmıştır. Aşağıda katılım koşulları belirtilen yarışmaya katılmak isteyen basın mensuplarının, çalışmalarını 1 asıl, 1 dvd formatında en geç 20 Kasım 2017 Pazartesi günü saat 17.00'ye kadar ANSİAD Ofisine (Meydan Kavağı Mah. Perge Bulvarı Atmaca İş Merkezi C Blok No:56 K:1 D:101-102 07200 Muratpaşa/ANTALYA) teslim etmeleri gerekmektedir. (Bu tarihi geçen başvurular hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir.)

Saygılarımızla. 01 Kasım 2017

Hatice ÖZ

ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

“ANSİAD MEDYA ÖDÜLLERİ” KATILIM KOŞULLARI

Bu yarışmada; 01 Kasım 2016 – 01 Kasım 2017 tarihleri arasında yayınlanmış olan; Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunan özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygun eserler, “ANSİAD 2017 MEDYA ÖDÜLÜ” almaya hak kazanabilecektir.

Her dalda bir ödül verilecek olup, yarışmaya sadece bir dalda ve 3 çalışma ile katılım sağlanabilir. Adaylar çalışmalarını içeren dosyaya ekteki formu eksiksiz doldurarak eklemeli, eser ortak bir çalışma ürünü ise, birlikte katılım formu hazırlanmalı ya da ortağın izin yazısı alınmalıdır. Başka bir yarışmada ödül almış çalışmalar kabul edilmeyecektir. Bu nedenle adaylar, çalışmalarının başka meslek örgütleri tarafından ödüllendirilmemiş olduğunu katılım formunda belirtmelidirler.

Değerlendirme yapılırken, basın mensuplarının yerel konulara ve sorunlara mesleki ahlak kuralları çerçevesinde değinmesinin, yayımlanan yayın organında kitlelere ifade etmesinin dikkate alınacağı yarışmada ödüle esas alınacak ölçütler aşağıdaki gibidir:

-      Batı Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik ve sosyal gelişimine doğrudan katkıda bulunmak

-      Özgün, bağımsız ve dürüst gazetecilik ilkelerine uygunluk

Yapılan değerlendirme sonucunda; ödüle değer bulunan her dalın ödül sahibine başarı belgesi ve 10 gram altın hediye olarak verilecektir. Ödüller, 13 Ocak 2018 tarihinde yapılacak törenle sahiplerine takdim edilecektir.

Çalışmaları değerlendirecek Seçici Kurul; aşağıdaki 7 kişiden oluşur:

-      Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Temsilcisi (1 kişi)

-      Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Temsilcisi (1 Kişi)

-      Antalya Gazeteciler Cemiyeti Temsilcisi (2 Kişi)

-      Yaygın Medya Temsilcisi (1 Kişi)

-      Gazeteci & Yazar Erdoğan KAHYA

-      ANSİAD Temsilcileri (5 Kişi)

5 Dalda verilecek ödülün başvuru dalları ve kategorileri aşağıdaki şekildedir:

Yazılı Basın dalı

-        Haber

-        İnceleme-Araştırma

-        Röportaj

-        Makale

Görsel Basın dalı

-        TV Programı

-        TV Haberi

-        TV Röportajı

-        Belgesel

İşitsel Basın dalı

-        Radyo Programı

-        Radyo Haberi

-        Radyo Röportajı

İnternet Basını dalı

-        Haber

-        Röportaj

-        Makale

-        İnceleme-Araştırma

Genç İletişimci Ödülü dalı

İl genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin kent ekonomisine, üniversite ve üniversite yaşamına katkı veren çalışmaları için “Genç İletişimci Ödülü” verilmektedir.

-        Haber

-        İnceleme-Araştırma

-        Röportaj

-        Makale

-        TV Programı

-        TV Haberi

-        TV Röportajı

-        Belgesel ve kısa film

-        Radyo Programı

-        Radyo Haberi

-        Radyo Röportajı



basin
katilim

ERDOĞAN, ‘BÜYÜK FIRSATLAR VE BÜYÜK RİSKLER ÇAĞI KAPIMIZDA’


BASIN BÜLTENİ                                                                           ANTALYA, 3 KASIM 2017

2017 / 39

ERDOĞAN, ‘BÜYÜK FIRSATLAR VE BÜYÜK RİSKLER ÇAĞI KAPIMIZDA’

ANSİAD Başkanı Erdoğan, “Birkaç yıl sonra bırakın fabrikaları, 50 milyar makina birbirine bağlanacak, birbiriyle haberleşecek. Böyle bir çağda hukukun, siyasetin, yönetim sistemlerinin değişmeden kalması mümkün değildir.”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD)’nin ‘İş Dünyasında Teknolojik Dönüşüm Çözümleri’ başlığında, ‘Kanatların varsa uçmak kolay’ mottosuyla gerçekleştirdiği ANSİAD 1. Dönüşüm Zirvesi, Akra Hotel’de gerçekleştirildi. ANSİAD 1. Dönüşüm Zirvesi, açılış konuşmasını gerçekleştiren Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, “Endüstri 4.0 çağı başlamış bulunuyor, tren hareket etmiştir, bu treni yakalamak için daha fazla gecikemeyiz” dedi.

ENDÜSTRİDE DÖNÜŞÜM

Toplantının amacının, Türkiye’nin ve Antalya’nın endüstri 4.0 dönüşümündeki vizyonuna katkı yapmak olduğunu dile getiren Erdoğan, “Çin'de akıllı, elektrikli ve raysız tren sefere başladı, Paris'te sürücüsüz otobüs deneme seferine başlandı. Biz Antalya'da özel halk otobüslerinin sayısını tartışıyoruz. Yarın sürücüsüz otobüsler geldiğinde ne yapacağımızı düşünsek iyi olur" dedi. Endüstri 4.0'ın yeni bir akıl ve bilim çağı olduğunu belirterek, Türkiye'nin bunun gerisinde kalmaması gerektiğini dile getiren Erdoğan, "Sadece makinalar, fabrikalar değil seralar, tarlalar, oteller, hastaneler, evler, otomobiller, caddeler, kentler de dönüşecek" diye konuştu.

‘GEREKLİ NOKTADA DEĞİLİZ’

TÜSİAD ve TUBİTAK tarafından yapılmış olan öncü çalışmalar sonrasında Hükümetin de konuyu gündemine almış olmasını son derece olumlu bulduğunu belirten Erdoğan, “Bununla birlikte Almanya’dan sonra Fransa, hatta İngiltere hükümetlerinin bile endüstri 4.0 stratejilerine bakıldığında, diğer tarafta Güney Kore’nin yılda 40 bin sanayi robotu istihdam ettiğine, yani bizden 20 kat daha fazla robot kullandığına baktığımızda henüz gerekli noktada olmadığımız anlaşılmaktadır” dedi.

GEÇMİŞ KONULARDA KALAMAYIZ

Fikir özgürlüğüne saygı ve fikri mülkiyete saygının endüstri 4.0’ın önemli şartı olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bugün halen geçmişin konularını tartışmaya devam edip kalamayız. Birkaç yıl sonra nesnelerin interneti dönemi başladığında bırakın fabrikaları, 50 milyar makina birbirine bağlanacak, birbiriyle haberleşecek. Böyle bir çağda hukukun, siyasetin, yönetim sistemlerinin değişmeden kalması mümkün değildir” dedi. Büyük fırsatlar ve büyük riskler çağının kapımızda olduğuna dikkati çeken Başkan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Nesnelerin, robotların insandan daha akıllı hale gelmesi bir risktir. Bazı ülkelerin diğer ülkelerden çok daha akıllı hale gelmesi, yani ülkeler arasındaki teknoloji farkının çok açılması büyük bir risktir. Yarın teknoloji üreticisi ülkeler robotların haklarını tartışırken, bazı tüketici ülkeler robotların cinsiyetini, giyimini tartışırsa teknoloji farkı büyüyecektir. Bazı ülkeler Mars’a giderken, bazı ülkelerin etnik çatışmalara, mezhep kavgalarına boğulup kalması bir risktir. Yapay zeka gibi sınırsız bir gücün kötü emellerle kullanılması bir risktir. Fırsatların riskler kadar büyük olduğuna da şüphe yoktur. Büyük veriye sahip olan, yapay zekayı kontrol eden bir kişi, şirket veya ülke için imkanlar sınırsız olacaktır.”

ENDÜSTRİ 4.0 ÇAĞI BAŞLADI

Dönüşümün sadece sanayi sektörünün dönüşümü olmadığına dikkati çeken Erdoğan, “Endüstri 4.0 çağı başlamış bulunmaktadır, tren hareket etmiştir, bu treni yakalamak için daha fazla gecikemeyiz. Bu dönüşüm sadece sanayi sektörünün dönüşümü değildir. Sanayinin yanısıra, tarım, turizm, ticaret, sağlık gibi bütün sektörler dönüşmektedir” dedi. Eğitim ve hukuk sistemlerinin de dönüşmek zorunda kalacağını belirten Erdoğan, “Sadece makinalar, fabrikalar değil, seralar, tarlalar, oteller, hastaneler, evler, otomobiller, caddeler, kentler de dönüşecektir. Endüstri 4.0 aslında yeni bir akıl, yeni bir bilim çağıdır” diye konuştu.

OTOMASYON ENDÜSRTİ 4.0’IN BİR PARÇASI

Endüstri 4.0 ve işletmelere entegrasyonu konusunda bilgiler veren Kibar Holding A.Ş. Kurumsal Gelişim Başkan Yardımcısı Gökhan Lokmanoğlu, Endüstri 4.0 kavramını Almanya'nın ortaya çıkardığını kaydetti. Lokmanoğlu, “Endüstri 4.0 yapı, dijitalizasyon ve ürün ekonomizasyonunda odaklanıyor. Otomasyon endüstri 4.0'ın bir parçası. 5 yıl içinde ortam değişecek. Biz bu dönüşümü gerçekleştiremezsek, problem yaşayacağız" dedi. Kurumsal olarak yol haritasının belirlenmesinin önemine değinen Lokmanoğlu, “Günümüzde ölçekli, büyük olmak bir anlam ifade etmiyor. Geç kalan kaybolacak” diye konuştu.

SORUNLU ALANA YÖNELDİK

Türkiye'nin en başarılı e-ticaret girişimi Sefa Merve’nin hikayesi ve mobil işletmeler hakkında konuşan Sefa Merve Kurucusu Mehmet Metin Okur, “Sorunlu alanlara yönelmeden çok para kazanamazsınız. Biz bununla ilgili odak belirledik ve muhafazakar kesim için çözüm ürettik” dedi.  Okur, “İlk hedefimiz kadını sosyalleştirmek ve sokağa çıkarmak, ikincisi sokakta kadını görmek ve ekonomiye katkı sağlamak” diye konuştu.

DİJİTALLEŞMEDEN KORKMAYIN

Siber çağ ve güvenlik konusunda konuşmasını gerçekleştiren Reengen Enerji Teknolojileri A.Ş. Kurucu Ortağı Şahin Çağlayan, veri güvenliği ve nesnelerin interneti konusunda bilgilendirme yaptı. Çağlayan, “Siber güvenlik önlemlerinizi alırsanız dijitalleşmeden korkmanıza gerek yok” dedi. Siber güvenliğin önemli bir nokta olduğunu belirten Çağlayan, "Bir çok IoT şirketi siber güvenlik sebebiyle zorlanıyor, şirketler için siber güvenlik önemli bir noktadadır” diye konuştu. Genç girişimcilere de tavsiyeler veren Çağlayan, "Hayallerinize limit koymayın, güçlü olun. Biz de hiç yapılmayacak hatalar yaptık. Şu an Amerika'ya, Avrupa'ya ürün satabiliyoruz" dedi.

JAPONYA’DA TOPLUM 5.0 KONUŞULUYOR

Endüstri 4.0’ın geleceği hakkında bilgiler veren Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tunç Bozbura her konuda iyi olmanın artık önemli olmadığını kaydederek, “Eğer ben herhangi bir konuda iyiysem benim zayıf olduğum bir konuda iyi olan bir arkadaşım ile takım oluşturabilirim” dedi. Endüstri 4.0’ın 2010 sonrasında fiziksel ve dijital sistemler arasında bağlantı verimliliğini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Bozbura, “Endüstri 4.0’ın korkutan yanı var, fakat bu konuda çalışmalarıı sürdüren ülkeler de var. Bunlardan birisi Japonya. Endüstri 4.0 fuarında kendi Japonya konseptini çok enteresan bir şekilde sundu. Bu konsept toplum 5.0 oldu” diye konuştu. Toplum 5.0’ın endüstri çağı için önemli olduğuna dikkati çeken Bozbura, “Nedir bu toplum 5.0, teknolojik gücü doğru yönetecek akıllı toplum felsefesi. Eğer bir gelişme var ise toplumu da buna uydurabilmek önemli” dedi.

‘MADE İN CHİNA’ STRATEJİSİ

'Endüstri 4.0, İnsan ve Eğitim' hakkında sunumunu gerçekleştiren Prof. Dr. Şirin Karadeniz, çağa ayk uydurmanın yanında ilerlemeyi de yakalamanın gerekliliğine dikkati çekerek, “Bugün ilkokula başlayan çocukların yüzde 65'i, gelecekte şu an olmayan mesleklerde çalışacaklar, Çin'in 2025 stratejisi 'Made in China'. Gelecekte robotlar fabrikalara girecekse milyonlarca rutin işçi ne yapacak? Bunu için düşünüyorlar” diye konuştu.

TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜM VE YENİ İŞ MODELLERİ

Günün son oturumu ‘Dönüşen teknolojiler ve yenilenen iş modelleri’ konusunda, ANSİAD Dönüşüm Zirvelerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Lokman Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Öz moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek ve Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hande Türker’in konuşmacı olduğu panelde, teknolojik dönüşüm ve gelecekteki iş modelleri konuşuldu. Gelecekte yaşanan değişimlere işaret eden Prof. Dr. İsmail Yüksek, “Katma değerli ürün üretme konusunda gençlerimizi desteklememiz gerekiyor. Gelecekte ticaret dijital inovasyon fırsatları sağlamaya devam edecek. İnovasyon ve kişisel üretim artacak” dedi. Dijtalleşmede, işletmeler ve tüketici yaşamı hakkında konuşmasına başlayan Doç. Dr. Hande Türker ise, kişiselleştirilmiş pazarlama hakkında bilgi verdi. Türker, “Dijital ortamda satılamayacak ürün yok. Doğru ürün değil, doğru iş modeli, doğru strateji önemli” diye konuştu. Zirve sonunda konuklara, ANSİAD’ın da kurucu ortakları içerisinde yer aldığı ZeytinPark A.Ş. doğal ürün paketlerinden taktim edildi.

17 KURUM İLE İŞ BİRLİĞİ

‘Kanatların varsa uçmak kolay’ mottosuyla ANSİAD öncülüğünde yola çıkılan zirve, T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, T.C. Sağlık Bakanlığı, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Konyaaltı Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi, Aksu Belediyesi, Kaş Belediyesi, Demre Belediyesi, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Organize Sanayi Bölgesi (AOSB), Antalya Ticaret Borsası (ATB), T.C Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB),  İŞKUR, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), Antalya Bilim Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi İş Dünyası İle İş Birliği Uygulama Ve Araştırma Merkezi (AKİŞMER), Akdeniz Üniversitesi Girişimcilik ve Kariyer Topluluğu (GKT) paydaşlığında gerçekleştrildi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 




ANSİAD’IN KONUĞU AV. ÜMİT UYSAL OLDU


BASIN BÜLTENİ                                                                         ANTALYA, 09 KASIM 2017

2017 / 40

ANSİAD’IN KONUĞU AV. ÜMİT UYSAL OLDU

Başkan Uysal, “Toplamda şehrin hayat kalitesini arttırıyorsanız akılcı proje budur. Çılgın projelere değil akılcı projelere ihtiyaç var. Gerçek vizyon bu” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), İnşaat Sektörü Toplantısı’nın konuğu, Muratpaşa Belediye Başkanı Av. Ümit Uysal oldu. “Muratpaşa’da Kentsel Dönüşüm ve Kırcami İmar Planındaki Gelişmeler” başlığında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri İlhami Sancar Topay, Ahmet Öztürk ve Hatice Öz, ANSİAD Kurucu Başkanı ve eski Antalya Milletvekili Sadık Badak, ANSİAD Geçmiş Dönem Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, ANSİAD İnşaat Sektörü Başkanı Nail Karataş ve sektör üyeleri ile ANSİAD üyesi iş insanları katıldı.  Antalya’nın vizyonunun kültür ve nitelikli turizm şehri ekseninde kurulması gerektiğini belirten Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, “O cazibeyi ortaya koyabildiğimizde, dünyayla akredite ve entegre olduğumuzda kent olabiliriz” dedi.

KIRCAMİ SÜRECİ TAMAMLANIYOR

Muratpaşa’da temel ve sosyal belediyecilik alanında yaptıkları çalışmaları anlatarak konuşmasına başlayan Başkan Uysal, “Tüm bu çalışmalarda amacımız insana dokunmak, yaşam kalitesini yükseltmek. Son dönemde moda olan ‘çılgın proje’ gibi tanımlamalarla değil akılcı projelerle üretim yapma gayreti içerisindeyiz” diye konuştu. Kırcami imar planında yaşanan gelişmeler hakkında bilgi veren Başkan Uysal, Kırcami’de devam eden planlama sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sürece ilişkin ihtiyatlı konuşmayı tercih ettiğini belirten Başkan Uysal, “Onay için bölgenin bin ölçekli imar planlarını, gelecek hafta Büyükşehir Belediyesi’ne gönderiyoruz” dedi. Başkan Uysal, bunun artık planlama sürecinin tamamlanması anlamına geldiğinin altını çizdi.

TURİST KENDİNİ ENTEGRE HİSSETMELİ

Antalya için ortaya koyulacak olan vizyonun kentin kültürü, turizmiyle birlikte entegre olmasının önemli olduğunu vurgulayan Uysal, “Bir ülkeye turist gittiği zaman entegre hissetmesi gerekiyor, güvenlik sorunu yaşar mıyım diyerek düşünmemesi lazım, sokakta öpüşsem sorun olur mu dememesi lazım, kazıklanır mıyım, hanuta uğrar mıyım, dolandırılır mıyım dememesi lazım, bu ülkeyi entegre hissetmesi lazım. Turizm bir medeniyet işi, medeniyetlerin entegre ve güvenli hissetmedikleri yere ancak bizdek gibi otelden çıkmamacasına bir turizm yapılabilir, onu da başarıyla yapıyoruz” dedi. Antalya’nın kalbinde bir yerel yönetim pratiğini hayata geçirmeye çalıştıklarını ifade eden Başkan Uysal, “Toplamda şehrin hayat kalitesini arttırıyorsanız akılcı proje budur. Çılgın projelere değil akılcı projelere ihtiyaç var. Gerçek vizyon bu” dedi.

40 MİLYONLUK MÜLK

Başkan Uysal, Muratpaşa Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün idari hizmet binası ve şantiyelerinin bulunduğu Yeşilova Mahallesi’ndeki alana Antalya kamuoyunun gündemine oturan imar plan sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Artık bir kamu yönetim merkezi olarak da kullanılması imkansız hale gelen 12 bin 887 metrekarelik alanın çevre plan kararlarıyla uyumlu hale getirilip, bölgedeki ticari aks gelişimine de uygun olarak daha nitelikli kullanımı amacıyla hazırlanan imar plan değişiklik talebinin Büyükşehir Belediye Meclisi’nce reddedildiğinin altını çizen Başkan Uysal, “Kamunun 40 milyonluk mülkünü bir kararla sıfırladılar” dedi. 

MÜEYYEDESİNİN OLMASI LAZIM

“Tüyü bitmemiş yetimin hakkı değil mi bu?” diye soran Başkan Uysal, bu olumsuz kararın altında imzası bulunanların bir vicdan muhasebesi yapması gerektiğini söyledi. Başkan Uysal şöyle konuştu: “Şimdi hiçbir şey olmamış gibi milletin yüzüne bakıyorlar. Bu nasıl bir vicdan? Hangi gerekçeyle bu tutum kabul edilebilir? Ahmet’in, Mehmet’in yeri olunca, kulisler yapılıyor, geçiyor ama kamu, hakkı olanı da alamıyor. Siyasi nedenlerle, bölgede hesabı kitabı olanlar nedeniyle; arka planını bilemiyoruz. Ama milletin mülkünü öldürdün. Nedeninin hiçbir önemi yok. Yapılan işi odur. Bunun bir müeyyidesinin olması lazım. Kamu adına birilerinin ‘Ne oluyor?’ demesi lazım.” Toplantı, soru ve cevapların ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 




ANSİAD BAŞKANI ERDOĞAN’DAN 10 KASIM MESAJI


BASIN BÜLTENİ                                                                         ANTALYA, 09 KASIM 2017

2017 / 41

ANSİAD BAŞKANI ERDOĞAN’DAN 10 KASIM MESAJI

“Ekonomik kalkınmada bağımsız, güçlü ve refah seviyesi yüksek bir Türkiye hedefiyle Türk ekonomisinin güçlenmesine dair inancı taşıyan Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 79. yıl dönümü. Bir milletin kaderini değiştiren, büyük bir düşü gerçek yapan, tarih olan yaşam öyküsüyle, her türlü feragat ve fedakarlıkla dolu milletine adanmış yaşamıyla, güçlü ve kararlı üslubuyla Atatürk, evrensel tarihin enginliğinde unutulmaz bir şahsiyettir. Ekonomik kalkınma idealiyle siyaset, eğitim ve sanayileşme açısından daima ileriyi hedefleyen bir toplum idealini bize sunan, bu ideal ile birlikte savaştan yeni çıkan, yorgun bir ülkeyi ayağa kaldıran ve Türk toplumunu yeniden inşaa eden, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Büyük Kumandan Mustafa Kemal Atatürk’ü özlem ve saygıyla anıyoruz.”

 

Abdullah ERDOĞAN

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   

 

 




ANSİAD’DA YAPAY ZEKA VE KRİPTO PARA KONUŞULDU


Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 16’ncı Olağan Toplantısı Akra Otel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD üyesi Erol Kabadayı’nın gerçekleştirdiği olağan toplantının konukları, Akdeniz Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Doç. Dr. Ümit Deniz Uluşar ve Joint Ventures Kurucusu Ahmet Arslan oldu. ‘Yapay Zeka'nın Şirketler için Yarattığı Fırsatlar ve Tehditler?’ ile ‘Kripto Para Nedir ve Hayatımızı Nasıl Değiştirecek?’ konularında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Sadi Kan ve Lütfi Göbüş, Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Öz, ANSİAD Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Ergin Civan, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı.

YAPAY ZEKANIN HEDEFİ İNSAN GİBİ DÜŞÜNMEK

Modern yapay zekanın gelişimi ile ilgili bilgiler vererek sunumuna başlayan Doç Dr. Ümit Deniz Uluşar, “Yapay zeka son yıllarda oldukça popüler bir konu. Anlamı, bağımsız düşünceyi taklit eden yazılım olarak özetlenebilir ve dört temel hedefi vardır. Rasyonel davranmak, rasyonel düşünmek, insan gibi davranmak ve insan gibi düşünmek” dedi. Yapay zekanının gündemimize 1997 yılı itibariyle insanların bilgisayarlara karşı oynadıkları oyunlarla girdiğini kaydeden Doç. Dr. Uluşar, “İlki olmamakla birlikte belki de en popüler olanı 1997 yılında IBM’in geliştirdiği DeepBlue’nun dünya şampiyonu Rus satranç oyuncusu Gary Kasparovuvu 6 maçlık bir satranç oyununun sonunda 4-2 yenmesiydi. İlk maç 1996 yılında Filedelfiya’da oynandı ve Kasparov kazandı. İkinci maç 1997 yılında New York da oynandı. DeepBlue kazandı. Bu bilgisayarların, saltanatı süren bir dünya satranç şampiyonuna karşı turnuva koşullarında ilk galibiyetidir” diye konuştu.

BİLGİSAYAR İNSANA KARŞI

IBM Watson ve Jeopardy’nin 2011 yılında Riziko oyunuyla karşı karşıya geldiğini kaydeden Uluşar, “Bu oyunda sunucu size bir metin okuyor ve devamında ona en uygun soruyu bulmaya çalışıyorsunuz. Burada DeepBlue’dan farklı olarak bilgisayarın sunucunun konuşmasını anlaması, en uygun soruyu bulması ve bunu sesli olarak söylemesi gerekiyor. Ayrıca bu işlemi rakiplerinden daha hızlı bir şekilde gerçekleştirmesi gerekiyor. Bu yapay zeka açısından oldukça karmaşık bir süreç. Bu arada Watson internete bağlı değil. Sisteminde yüklü olan bilgilerle yarışıyor” dedi. 2016 yılına gelindiğinde Çinlilerin 3 bin yıl önce icat ettiği bir oyun olan Go oyununda Google’ın yapay zeka uygulaması AlphaGo ile Lee Sedol’ü karşı karşıya getirdiklerini dile getiren Uluşar, “Genel olarak yapılabilecek hamleler düşünüldüğünde yapay zeka için olayın en tepe noktasında bulunan bir oyun. AlphaGo profesyonel bir Go oyuncusunu, 18 defa dünya şampiyonu olmuş Lee Sedol’ü 4-1 yeniyor. Bu oyun dünya çapında 200 milyondan daha fazla sayıda kişi tarafından seyrediliyor” diye konuştu.

MODERN YAPAY ZEKA TARİHÇESİ

1950’li yıllarda bilgisayarların kullanımıyla birlikte yapay zekanın hayatlarımıza girdiğini belirten Uluşar, “1957 yılında geliştirilen genel problem çözücü bu yazılımlardan ilki sayılabilir. Arada birçok olay var ama önemli olan 80’li yıllarda popülerleşen yapay sinir ağları. İnsan beyninin sinir yapısının taklit etmeye yönelik bir girişim” dedi. 90’lı yıllarda yaşanan makine öğrenme, olay tabanlı yorumlama, bilgisayar görme, sanal gerçeklik gibi birçok konuda teorik gelişmelerin kaydedildiğini belirten Uluşar, “Gary Kasparov’un satrançta yenilmesi birçok insana acaba dedirten bir olay. Aynı yılda robotların ilk resmi futbol maçı robocup gerçekleştiriliyor. 2010’lu yılında Deep Lerning ve dev firmaların bu alanda attıkları adımların ön plana çıkmaya başladığı yıllar oldu” dedi.  

BİLGİSAYARLAR NE KADAR HIZLI

İnsanların bir toplama işlemini yaklaşık 1 saniyede yapabileceğini düşünerek, bilgisayar işlemcilerinin 1 saniyede yaptığı 33 milyon işlemi insanların bin yıl gibi bir sürede yapabileceğini dile getiren Doç. Dr. Uluşar, “Facebook'ta 2.5 milyon reklam veren ve 50 milyon küçük işletme bulunuyor. Kullanıcılar, bu sayfalarda milyarlarca yorum yazıyor. 1.37 milyar günlük kullanıcı ve 1.86 milyar aktif kullanıcısı olan bir platformda yüz tespiti gibi bir özellik mevcut ve fotoğraf yüklediğinizde direkt olarak yüz tespiti yapabiliyor” dedi. Yapay zekanın güncel uygulamaları konusuna değinen Doç. Dr. Uluşar, “Bahsetmek istediğim güncel uygulamalardan ilki kişisel asistanlar. Birkaç firmanın ürünleri ön plana çıkıyor, Amazon, Google ve Amazon firmasının ECHo’su ev ve ofis ortamı için tasarlanmış bir kişisel asistan. Google burada biraz arkadan geliyor. Apple’ın SİRİ’sini eminim aranızda kullananalar vardır. Cep telefonunda bulunan bu uygulama ile konuşarak bazı şeyleri yapmanız mümkün” dedi. Sürücüsüz araçlar, yeni nesil posta uygulamaları ve robotların, yapay zekanın hayatımıza entegre olma sürecini gösterdiğini kaydeden Uluşar, “Artık robot arkadaşlarımız olmaya başladı. Yakın gelecekte çocuk bakıcımız ya da evde bakıma ihtiyaç duyan kimselerin kullanabileceği robotların yaygınlaştığını göreceğiz. Özellikle gelişmiş ülkelerde yanlızlık artık büyük bir sorun olarak kendisini göstermekte ve robot teknolojileri bu konuya duyarsız kalmamakta” diye konuştu.

YAPAY ZEKANIN RİSKLERİ NELER

Yapay zeka konusunda durdurulamaz bir sürecin yaşandığını belirten Doç. Dr. Uluşar, “İnsanların yapay zekanın üstündeki kontrollerini kaybetmeleri ve robotların dünyayı kontrolü altına alması gibi risklerin olduğunu hepimiz öngörebiliriz. Ayrıca, yapay zeka kullanarak bazı ülkelerin dünyayı kontrol altına alması durumu da endişelendirici bir durum olarak karşımızda” dedi. Bazı iş kollarının ortadan kalkması durumunun toplum için önemli olduğunu kaydeden Uluşar, “Şirketler için konunun çok pahalı ve kompleks görülmesi ve doğal olarak göz ardı edilmesi gibi durumlar söz konusu, bununla birlikte şirketlerin yapay zekanın sağladığı imkanları kullanıp içselleştirebilecek kalifiye elemanlarının bulunmaması da yakın gelecekte karşımıza çıkabilecek riskler arasında” diye konuştu.

YAPAY ZEKA SÜRECİNE UYUM İÇİN NE YAPMALIYIZ?

Yapay zeka gibi bir gerçeğin karşımızda durduğu ve ciddi Ar-Ge çalışmalarının yapıldığını kaydeden Doç. Dr. Ümit Deniz Uluşar sözlerini şöyle sürdürdü; “AR-GE merkezlerimizi arttırmamız bu konuda ilk yapacağımız çalışma olabilir. Bununla birlikte, Doktora ve Yüksek Lisanslı personelin teşvik edilmesi, üniversite, sanayi işbirliği önemli. Üniversiteleri, sanayicilerin sorunlarına çözüm bulmaları konusunda zorlamalısınız, teknoloji üreten üniversite oluşturulmalı. Akıllı şehirler, akıllı ekonomi konusunda gelişmeleri takip etmeli,  üniversitelerin bu konuda katkıları alınmalı, ortak projeleri geliştirilmeli. Akıllı şehirler için üniversite ve belediyeler işbirliğinde büyük çaplı veri merkezleri oluşturulmalı. Yazılım ve elektronik yatırımların arttırılması bu konuda ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor.” 

BLOCKCHAİN VE KRİPTO PARA

Dünyada büyük rağbet gören ve kripto para olarak bilinen Blockchain ve Kripto Para’nın 2009’da açık kaynak kodlu yazılım olarak Satoshi Nakamato tarafından piyasaya sürüldüğünü kaydeden Joint Ventures Kurucusu Ahmet Arslan, “Satoshi’nin tanımına göre, elektronik paranın, arada bir finansal kuruluş olmaksızın, eşten eşe direkt olarak gönderilmesi olarak tanımlayabiliriz” dedi. Bitcoin’in bir blok zinciri olduğunu belirten Arslan, “Bu, kullanıcıların birbirine bağlandıkları bir ağ üzerinden, merkezi bir kontrole gerek duymadan işlem yapabildiği, aynı zamanda da her kullanıcının kontrol sağladığı bir yapı olarak görebiliriz” diye konuştu. Kripto para ekosistemine değinen Arslan, “Burada sadece tek bir system yok, milyonlarca denetim mekanizması var diyebiliriz. Ethereum, Litecoin, Ripple gibi platformlar ortaya çıktı. Kripto paraların işleme açılması da pazardaki büyümeyi olumlu yönde etkiledi” dedi.

AMAÇ, ARACI KURUMU ORTADAN KALDIRMAK

Bitcoin’in bir döküman yayınladığını ve orada yapmak istediklerini listelediklerini dile getiren Arslan, “Bir değerin, bir asetin A noktasından B noktasına transfer adilmesini aracı, merkezi bir kuruluş olmadan sağlayabilir miyiz? daha doğrusu bunu sağlamalıyız düşüncesiyle oluşan bir yapı” dedi. Bu yapılanmayı 1991 yılında akademisyenlerin hazırladığı, belgelerde zamandan kazanım sağlanması üzerine bir akademik çalışma olduğunun altını çizen Arslan, “Bu Satoshinin bulduğu bir fikir değil, bu dökümandan yola çıkılmış bir fikir. 96 yılında kaydedilen verilerin herhangi bir veri tabanından silinememesi ve sonradan manipüle edilememesi üzerine bir akademik çalışma var, buradan faydalanıyor” diye konuştu. Arslan, “Güvenilmeyen sunucular, birbirini tanımayan insanların bilgisayarları üzerinden tutulan bilgilerin yine sonradan manipüle edilememesi ve buradaki bilgilerin kriptolojiyle hassas olarak saklanmasından bahsediliyor. Yani bu, şu demek, A kişisi B kişisine bir şey gönderdiğinde bunu sadece ikisi bilsin, bu veri başka bilgisayarlarda olsa bile diğerleri burada ne olduğunu anlayamasın” diye konuştu.

BLOCKCHAİN TEKNOLOJİSİ

Bitcoin’in kullandığı teknolojinin Blockchain teknolojisi olduğunu belirten Arslan, “Türkçesi blok zinciri olarak çevriliyor. Şu an ne yapıyoruz hepimiz bir bankayla ya da aracı kurumla çalışıyoruz. Bu merkezi kurumlar nedir, Türkiye’de bankalardır. Satosinin yazdığı döküman bütün aracı kurumları ortadan kaldırmaya yönelik bir döküman ve insanlar kendi parasını kendi elinde tutabilir, kendileri özgürce transfer edebilirler diyor. Ve bütün kayıtlar herkese açık olacağı ve sonradan manipüle edilemeyeceği için sahtekarlığın önüne de geçilebilir diyor” dedi. Sistemi, sistemin kullanıcılarının denetlediğini dile getiren Arslan, “Mesela burada en büyük tehlikelerden birisi şu, A kişisinin 11 coini var ve B kişisine 10 tane bitcoin yolladı, sonra döndü bir başkasına 2 tane daha bitcoin yollamaya kalkıştı. Böyle bir şansı yok, bunu sistemdeki diğer kullanıcılar biliyor ve benim yaptığım işlemi onaylamıyorlar. Dolayısıyla arada bir IT şirketi olmadan, aracı olmadan yeterli bakiyem olmadığını yüzüme vuruyor, dolayısıyla işlemi gerçekleştiremiyorum” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Erol Kabadayı’nın konuklara plaket takdiminin ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   




ANSİAD’DAN YAPEX’E ÜYE ZİYARETİ


ANSİAD heyeti 25’inci kez kapılarını açan Yapex Fuarı’nda, dernek üyesi iş insanlarının standlarını ziyaret etti. ANSİAD İnşaat Sektörü tarafından organize edilen YAPEX Uluslarası Yapı Malzemeleri, İnşaat Teknolojileri, Yapı Yenileme ve Restorasyon Fuarı ziyaretinde, Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, Başkan Yardımcısı Sadi Kan, İnşaat Sektörü Başkanı Nail Karataş, dernek üyeleri Dinçer Kilit ve Egemen Yılmaz yer aldı. ANSİAD heyeti, ilk olarak Gelişim Teknik Sanayi Tic. Paz. A.Ş ve ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı’nın standını ziyaret etti. Ziyaretler, dış cephe mühendisliği firması BETA Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı Onur Keşçi, İsmail Volkan Mimarlık ve Antalya Sıhhi Tesisatçılar ve İnşaat Malzemecileri Derneği (ANTİMDER) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Volkan, Helicon Tasarım Yönetim Kurulu Başkanı Dinçer Kilit ile devam etti. Heyet, Mustafa Sak’ın Adopen firma standında yeni geliştirilen ürünler hakkında bilgi aldı ve son olarak Şerife Çetin’in Agne Tour firmasını da ziyaret ederek, yaşam, bakım, destek, rehabilitasyon turizmi hakkında görüşerek ziyaretlerine son verdiler.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr   




ANSİAD’DA İŞÇİ- İŞVEREN HAKLARI VE ARABULUCULUK SİSTEMİ KONUŞULDU


BASIN BÜLTENİ                                                                           ANTALYA, 22 KASIM 2017

2017 / 45

ANSİAD 8. Kahvaltılı Toplantısı, ‘İşçi-İşveren Hakları ve Arabuluculuk Hizmetleri ile İlgili Yapılan Son Yasal Düzenlemeler’ başlığında gerçekleştirildi.

ANSİAD’DA İŞÇİ- İŞVEREN HAKLARI VE ARABULUCULUK SİSTEMİ KONUŞULDU

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 8. Kahvaltılı Toplantısı, Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan’ın toplantı başkanlığında, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürü Nejat Deniz, Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürü Veli Tekkanat ve Arabulucu Av. Zümral Akıncı’nın katılımıyla Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Kahvaltıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, Ahmet Öztürk, SGK İl Müdür Yardımcısı Recep Şen, İŞKUR Şube Müdürü Mustafa Akgül, Mevlana Petrol Genel Müdürü Av. Egemen Özbey ile ANSİAD Üyesi iş insanları katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Başkan Erdoğan, “Toplantımız, işçi ve işveren ile ilgili ne gibi sorunlar yaşandığı, yeni düzenlemelerde ne gibi değişiklikler söz konusu ve çözüm önerilerinin konuşulacağı bir toplantı olacak” dedi. Erdoğan, “Objektif kararlar verilebilmesi adına yeni düzenlemeler yapıldı ve arabuluculuk sistemi oluşturuldu. Bundan sonraki işçi işveren sorunları muhtemelen arabulucu avukatlar aracılığıyla gerçekleşecek. Uzlaşma bizim kültürümüzde çok önemli ve uzlaşarak iki tarafta kazanabilir düşüncesindeyim. O nedenle de uzlaşma kültürünün oluşması adına, uzlaşmanın bir mağlubiyet değil iki taraf için de kazanç olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.  

GECİKMEYE 5 BİN TL CEZA

İlk olarak sunumunu gerçekleştiren Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürü Nejat Deniz, SGK uygulamaları ve mevzuat hakkında bilgilendirmede bulundu. Sigortalının çalıştırılmaya başlamasından itibaren işyerlerinin kendileri için işlerlik kazandığını dile getiren Nejat Deniz, “Bu çerçevede sigortalıların çalıştırılmaya başlandığında bize göre yapılması gereken ilk iş, işyeri bildirimi dediğimiz tescil olarak ifade ettiğimiz, işyerinin SGK’ya bildirilmesi durumudur. Bu da sigortalı çalıştırılmaya başlandığı güne kadar yapılması gereken bir süreyi ihtiva ediyor” dedi. İşyeri bildiriminin yapılması ve işveren bildirimin gerçekleştirilmesi gibi konuların kendileri açısından önem arz ettiğini kaydeden Deniz, “İşyeri bildirimi ve işçi bildirimi gibi konular bizim açımızdan belli bir süreye bağlıdır. Son 1 yıl içerisinde getirilen kolaylıklar ile birlikte artık iş- yeri bildirgelerini de internet ortamından gerçekleştirebilirsiniz” diye konuştu. Cezai olarak ciddi uygulamaların olduğunu kaydeden Nejat Deniz, sözlerini şöyle sürdürdü; “İşyeri bildirgesinde gecikme durumunda 5 bin TL gibi bir ceza ile karşı karşıya kalınabildiği gibi geç kalınsa bile 1 aylık bir süre içerisinde bildirim yapılırsa bu ceza 990 TL’ye indiriliyor. İşyeri bildirgesini SGK’ya süresinde vermek zorunludur. Eğer işyeri bildirgesi süresinde verilmemişse 1 ay içerisinde verildiği takdirde beşte bir oranında cezai indirim yapılır. Yine sigortalılarımızın bildiriminde de bir gün önceden bildirilmesi gerektiğini belirtmek isterim. Bu çerçevede sizlerin sigortalıları bildirmemeniz veya geç bildirmeniz halinde de cezai sorumluluğunuz söz konusu. O nedenle SGK tespit etmeden sizin bildirim yapmanız önemli. Örneğin işe giriş ve işten ayrılış bildirgesinde bir kişi için bin 777 TL ceza ödenmesi söz konusu iken bu ceza süresi geçtikten sonraki 30 gün içerisinde bildirilmesi halinde 333 TL’ye kadar düşmektedir.”

ANTALYALI İŞVERENE HER AY 79 MİLYON TL TEŞVİK

Antalya’da 427 bin kişinin, işveren teşviklerinden yararlandığını dile getiren Deniz, “Antalya’da her ay itibariyle, 78 milyon 574 bin TL’lik işverenlerimize teşvik desteği sağlanıyor. Yani her ay işverenlerimiz 78 milyonluk bir rakamdan teşvik olarak yararlanmakta. Bu ciddi bir rakam. 612 bin sigortalımızın olduğunu düşündüğümüzde burada yüzde 70 civarında bir oranla sadece teşviklerden yaralanan bir işveren kesimi olduğunu görüyoruz, bu da teşviklerin işverenlerimiz açısından benimsendiğini gösteriyor” dedi. Teşviklerden yararlanılması sonrasında ortaya çıkan risklerin de olduğunu kaydeden Deniz, “Biz kayıtlı istihdamı esas aldığımızdan dolayı kayıt ve belgelerin 10 yıl kadar saklanma zorunluluğu var. Bu on yıllık saklanma zorunluluğu içerisinde herhangi bir kayıt dışılık çıktığında bu teşviklerin geri alınması gibi bir durum söz konusu. O yüzden kayıt dışılığın olmaması sizleri teşviklerden yararlandırdığı gibi gelecek risklerden de koruyacaktır” diye konuştu. 

KAYIT DIŞI İŞÇİ TESPİTİNE 54 BİN TL CEZA

Kadın ve genç istihdamına yönelik işverenlerin adım atmaları açısından kolaylaştırıcı yasal düzenlemelerin yolda olduğunu dile getiren Deniz sözlerini şöyle sürdürdü; “Bir sigortalının bir gün çalışması halinde işverenin ödeyeceği rakam 19 TL, bir sigortalının bir gün kayıt dışı olarak tespit edilmesi halinde işverenimize maliyeti 7 bin 132 TL. Bir sigortalımızın 1 ay ödenecek rakamı 578 TL ama bunun kayıt dışı tespiti halinde işverenin ödeyeceği rakam 7 bin 700 TL. Bu bir yıllık süreç içerisinde bir sigortalı bazında konuyu ele aldığımızda, ödenecek teşvikli rakam 6 bin 900 TL iken bunun kayıt dışı tespiti halinde 54 bin 214 TL’dir. Bu konunun kritik olduğunu özellikle belirtmek isterim. Kayıt ve belgelerinizin 10 yıllık süre içerisinde her zaman denetime tabi olduğunu, bu çerçevede kayıt ve belgeleriniz istendiğinde 15 günlük süre içerisinde SGK’ya bildirmeniz gerektiğini, kurumun denetiminde engel olmanın da ayrı bir cezai durum olduğunu belirtmek isterim.”

İŞ DAVALARINA ARABULUCU ZORUNLULUĞU

İŞKUR Hizmetleri hakkında kısa bir bilgi vererek sözlerine başlayan Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Veli Tekkanat, katılımcıları iş mevzuatı hakkında bilgilendirdi. Resmi gazetede yayımlanan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 13 ve 14. Maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanununun 91 ve 92. Maddelerinde yapılan değişikliklere değinen Tekkanat, “Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri’nin, iş sözleşmesi fiilen sona eren, kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin doğacak şikayetleri inceleme, bu konuda işverene ve işveren vekillerine idari para cezası uygulama yetkileri kaldırılmıştır” dedi. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun, hizmet akdi fiilen sona eren işçilerle ilgili arabuluculuk zorunluluğu getirildiğini kaydeden Tekkanat, “İşçilerle ilgili bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda dava şartı olarak arabuluculuğa başvuru zorunluluğu getirilmiştir. Arabulucuya başvuru zorunluluğu 1Ocak 2018 tarihi itibariyle yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar ilgililer ister arabulucuya, isterse iş mahkemelerine başvuru yapabileceklerdir” diye konuştu. Hizmet akdi devam eden işçiler ile ilgili kanunda değişiklik olmadığını dile getiren Tekkanat, “İş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin konular iş teftiş grup başkanlıklarına gönderilmeye devam edecek. Teftiş kapsamında müfettişlerden gelen denetimle ilgili teftiş raporlarının sonuç kısmında bulunan 4857 sayılı İş Kanunu, 6337 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu ve 6735 sayılı Uluslararaası İşgücü Kanunu kapsamındaki idari para cezaları kurumumuz tarafından verilmeye devam edecektir” dedi.

TARAFLAR SERBESTÇE TASARRUF EDEBİLİR

Arabuluculuk ve arabuluculuk sisteminin işleyişi hakkında bilgilendirme gerçekleştiren Av. Zümral Akıncı, “Arabuluculuk sistemi mevzuatta yeni bir konu değil, 2012 yılından beri mevzuatımızda yer alan iradi olarak kullanılabilen bir sistem. Dünyanın birçok ülkesinde de verimli bir şekilde uygulanmakta” diye konuştu. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir sistem olduğunu dile getiren Av. Akıncı, “İş veya işlemlerden kaynaklanan, özel hukuk anlaşmazlıklarının taraflarca müzakere edilerek çözümlenmesini sağlamaya yönelik bir sistem. Arabulucu ise en az 5 yıllık deneyime sahip ve müzakereleri yürüten kişi olarak tanımlayabiliriz” diye konuştu. Arabuluculuk yöntemiyle özel hukuk uyuşmazlıklarında çözüme gidilebileceğini belirten Akıncı, “Bu kapsama her türlü ticari uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat davaları, sigorta hukukundan kaynaklı davalar, inşaat hukukundan kaynaklı davalar gibi çok çeşit kapsamda uyuşmazlık dahildir” dedi.

İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIKLARI İŞÇİ İRADESİNDE

İş mahkemelerinde ve arabuluculuk kanununda yeni yasal düzenlemeler yapıldığını belirten Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü; “1 Ocak 2018 tarihinden itibaren işçi veya işveren alacağı, tazminatı ile işe iade davalarında arabulucuya başvurmak dava koşulu haline getirilmiştir. Kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti gibi ücret alacaklarından kaynaklanan işçi işveren arasındaki uyuşmazlıklar ile yine iş akdinin işveren tarafından feshinden sonra işçi tarafından açılan işe iade davalarında işçi dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorundadır. Aynı yasa ile iş kazası veya meslek hastalıklarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ve bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları için arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilmemiş, bu husus tarafların iradesine bırakılmıştır.” 

DAVA ŞARTI: ARABULUCU

İş davası açanların arabulucuya başvurmadan dava açmasından kaynaklı kayıpların olabileceğini kaydeden Av. Akıncı, “Dava açan arabulucuya başvurmadan dava açarsa böyle bir durumda iş mahkemesindeki hakim, davayı dava şartı yokluğundan dolayı doğrudan reddedecektir” dedi. İşçinin arabulucuya başvurmasının ardından sürecin işleyici hakkında bilgi veren Akıncı, “Davayı açmak isteyen taraf, bu genellikle iş akdi sona erdirilen işçi olacaktır. Uyuşmazlığı yürütecek olan arabulucu, tarafları başvuru kendisine yapıldığı tarihten itibaren en kısa süre içerisinde müzakerelere başlamak üzere ilk oturuma davet edecektir” diye konuştu. Arabulucunun kendisine başvurulan tarihten itibaren 3 hafta içerisinde süreci sonlandırmakla yükümlü olduğunu belirten Akıncı, “Başvuru yapıldıktan birkaç gün sonra işverene sıfatıyla ilk oturuma davet edileceksiniz. Davete icabet etmeniz zorunlu değil, ancak yeni yasal düzenleme ile tarafların etkin bir şekilde arabuluculuk müessesesinden faydalanmaları sağlanmak istenmiş, bu sebeple oturuma katılmayan tarafa bir takım yaptırımlar yüklenmiştir. Davet işveren olarak tarafınıza geldikten sonra geçerli bir mazeretiniz olmaksızın ilk oturuma katılmazsanız, arabulucu gerekli tutanakları alarak arabuluculuk faaliyetini sona erdirecektir” dedi. Sürecin bundan sonra davanın açılması olarak gerçekleşeceğinin altını çizen Akıncı, “Arabulucu işçiye gerekli belgeyi verecek ve işçi bu belgeyle davayı açabilecek. Dava açıldıktan sonra, dava kısmen veya tamamen reddedilse bile mahkeme yapılan yargılama giderlerini oturuma icabet etmeyen işveren tarafına yükleyecektir. Ayrıca davayı kazansanız, yani işçi tarafından açılan dava kabul edilmese ve işveren bir avukatla kendini temsil ettirse dahi karşı tarafın ödeyecek olduğu vekalet ücretini alamayacaksınız” diye konuştu. Toplantı soru ve cevapların ardından, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 

 




ANSİAD GİRİŞİMCİLİK GÜNLERİ’NDEN MUHTEŞEM FİNAL


2017 ANSİAD YILIN GİRİŞİMCİSİ ÖDÜLÜ BARIŞ YAŞA’NIN OLDU

ANSİAD 15’inci Girişimcilik Günleri’nin finalinde Girişimcilik Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenen Girişimcilik Günleri, ödül töreni ve kapanış kokteyliyle sona erdi. Akra Hotel’de düzenlenen geceye, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal, Antalya Bilim Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necati Ağıralioğlu, Konyaaltı Belediyesi Başkan Vekili Cansel Çevikol Tuncer, KOSGEB Antalya Müdürü Kazım Akgün, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Barut, TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komtesi Başkanı Serap Kocaoğlu, Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Dr. Ebru Manavoğlu, AB Çalışmalarını Destekleme Merkezi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Titiz, SGK İl Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Sülün, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Muhammed Özdemirci, çok sayıda STK temsilcisi ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, ANSİAD’ın 15 yıldır sürdüregeldiği girişimcilik günlerinin bu yıl sonuna geldiklerini kaydederek, “Girişimcilik adına güzel etkinliklere imza attığımızı inanıyorum, STK olarak bu işi bizim gibi uzun süredir yapabilen sanıyorum yoktur. Türkiye’nin geleceği ve istikbali olan gençlerimize hizmet vermekten dolayı çok mutluyuz” dedi.

BAŞARILI VE ÖRNEK GİRİŞİMCİ BARIŞ YAŞA

2017 ANSİAD Yılın Girişimcisi Ödülü, Shakespeare Coffee & Bistro konseptiyle günün her saatinde insanların keyif alarak zaman geçirebileceği bir mekan yaratarak 2001 yılından bu yana farklı illerde 8 ayrı noktaya ulaşması, daima taze ve kaliteli malzemelerle hem dünyadan hem de Türkiye’den tatları konuklarıyla paylaşarak gastronomi ve restoran sektörüne yeni bir vizyon kazandırması,  2014 yılından bu yana 5 farklı noktada hizmete giren fırından yeni çıkmış ekşi mayalı ekmekler, dünya pastanesinden örnekler, pastalar ve kahveler servis eden ve butik bir alan oluşturan Pikan Bakery & Coffee konseptindeki başarılı ve örnek girişimciliği nedeniyle Global Gıda Tur. Tic. San. Ltd. Şti. sahibi ve ANSİAD Üyesi Barış Yaşa’ya verildi. Barış Yaşa’ya ödülü Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal tarafından takdim edildi.

GÜNGÖR PEKŞEN ÖZEL ÖDÜLÜ KADİR DURSUN’A

ANSİAD’ın Geçmiş Dönem Başkanı ve Yüksek Danışma Kurulu Başkanı, geçtiğimiz yılllarda hayatını kaybeden Güngör Pekşen anısına 2010 yılından bu yana verilen ANSİAD Girişimcilik Günleri Güngör Pekşen Özel Ödülü’nün sahibi bu yıl Kadir Dursun’un oldu. Yaptığı proje ve organizasyonlarla doğu halkına klasik müziği sevdirmeye yönelik projeleri, Antalya Piyano Festivaline katkıları, Adıyaman’ın Tut ilçesinde, tüm köylüleri de içine katarak ‘Dut Ağacı’ yetiştirip doğal ‘Dutbahçem Geleneksel Ürünleri’ni bir girişimcilik örneğiyle buluşturması nedeniyle iş insanı ve Forte Prodüksiyon Org. Müz. Yap. Rek. Gıda Tarım Tur. San. ve Tic. A.Ş. sahibi Kadir Dursun’a verildi. Dursun’ ödülü Konyaaltı Belediye Başkan Vekili Cansel Çevikol Tuncer tarafındna taktim edildi.

5. İŞ FİKRİ YARIŞMASI’NIN KAZANANLARI BELLİ OLDU

ANSİAD 15. Girişimcilik Günleri kapsamında düzenlenen ANSİAD Girişimcilik Ekosistemi Projesi, ödüllü ‘5. İş Fikri Proje Yarışması’na bu yıl 275 proje ile 515 öğrenci başvurdu. Ön elemeyi geçen 36 proje, düzenlenen canlı finalde yarışarak, Ön Lisans ve Lisans kategorisi ile Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde de ilk üç başarılı proje ödülün sahibi oldu. Lisans ve Önlisans kategorisi birincisi, Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi Emre Akgül olurken, ödülünü SGK İl Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Sülün’ün elinden aldı. Akgül, ‘Elektrostatik Egsoz Emisyon Filtresi’ iş fikriyle ödüle layık görüldü. Lisans ve Önlisans kategorisi ikincisi, ‘Motosiklet Kazalarında 112 Acil Servise Haber Veren Yeni Nesil Motosiklet Kaskları’ ile Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencisi Bahattin Düzenli olurken, ödülü TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Serap Kocaoğlu tarafından kendisine takdim edildi. Kategori üçüncüsü, ‘Conetwork’ iş fikri projesiyle Akdeniz Üniversitesi öğrencileri Gürsu Yaman, Enis Necipoğlu, Ahmet Fırat Gürbüz ve Göktürk Ülker olurken, ödüllerini Şehir Plancıları Odası Başkanı Dr. Ebru Manavoğlu’nun elinden aldılar.

YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA KATEGORİSİ

ANSİAD 15. Girişimcilik Günleri’nde Yüksek Lisans ve Doktora kategorisinde birincilik ödülünün sahibi Akdeniz Üniversitesi Yüksek Lisans öğrencisi Onur Karaman oldu. Karaman, ‘Biyobozunur Plastiklerin Geliştirilmesi Projesi’ ile ödüle layık görülürken, ödülü kendisine İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Muhammed Özdemirci tarafından takdim edildi. İkincilik ödülü Akdeniz Üniversitesi’nden Deniz Kayıkçı, End. Müh. Ahmet Adem, Dr. Selim Ertürk ve Dr. Çağlar Yüksel’in oldu. ‘Endüstriyel Ölçekte Bor Fiber, Volfram Tel ve Bor Triklorür (Bcl3) Üretimi’ ile ikinci olan Deniz Kayıkçı’ya ödülünü KOSGEB Antalya Müdürü Kazım Akgün takdim etti. Kategori üçüncüsü, Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Anıl Şahin ‘Yeni Nesil, İnovatif, Üstün Özelliklere Sahip Akıllı Fizyoterapi Giysilerinin Geliştirilmesi’ iş fikri projesi ile ödüle layık görüldü. Şahin’e ödülü, ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Barut tarafından takdim edildi.

FİKİR ŞENLİĞİ’NE KATILAN ÖĞRENCİLERE TEŞEKKÜR PLAKETİ

ANSİAD 15. Girişimcilik Günleri kapsamında bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Liselerarası Fikir Şenliği etkinliği ile ilgili projeye katılan lise öğrencilerine katkılarındna dolayı teşekkür belgeleri takdim edildi. Özel Konyaaltı Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi öğrencileri, Kaan Kartepe, Batuhan Melik Yıldırım, Dilanaz Taşdemir, Melike Kocaer ve Arda Kaçar’a ve Özel Antalya Akant Anadolu Lisesi öğrencileri Sarp Arda, Melike Tat, Güney Atalmış, İlayde Deniz Bayraktar ve Şerife Atakan Kale’ye teşekkür belgeleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Lütfi Göbüş tarafından takdim edildi. Adem Tolunay Anadolu Lisesi öğrencileri Ruşen Ali Yılmaz, Uzay Adıyaman, Uğur Alibal, Andrei Klimko ve Konyaaltı Mehmet Zeki Balcı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, Yağmur Yentur, Alaattin Yıldırım, Iraz Sıla Yıldız, Gülümser Sudenur Türkon ve Buse Sena Sepin’e teşekkür plakelerini ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadi Kan takdim etti.

ANSİAD GİRŞİMCİLİK GÜNLERİNE KATKI VERENLERE TEŞEKKÜR

ANSİAD 15. Girişimcilik Günleri’ne katkı veren Akra Hotel adına Akra Hotel Genel Müdürü Gökhan Polat, KL08 Sokak Lezzetçisi şirket ortağı Mustafa Talat Sözen, Ender Yapı Malz. Ltd. Şti. firma sahibi Ender Kuzucu ve Agne Tours adına Gökhan Kaya’ya teşekkür ödülleri ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan tarafındna takdim edildi. ANSİAD Girişimcilik Ekosistemi paydaşlarına teşekkür belgeleri ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Girişimcilik Komitesi Başkanı Işık Yargın tarafından verildi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




PROF. DR. BOZTOSUN’DAN ‘BİNALARA KANSER DENETİMİ’ ÖNERİSİ


ANSİAD’da yılın son Kahvaltılı Toplantısı’nın konuğu, Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi, Fizik Bölümü, Nükleer Fizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Boztosun oldu.

PROF. DR. BOZTOSUN’DAN ‘BİNALARA KANSER DENETİMİ’ ÖNERİSİ

Bina yapı malzemelerinin radyoaktif madde bakımından test edilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. İsmail Boztosun, “Kentsel dönüşümün gündemde olduğu bugünlerde, bina yapı malzemelerinin radyoaktivite açısından uygunluğunun denetlenmesi gerekir” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) kahvaltılı toplantısının konuğu olan Akdeniz Üniversitesi, Fen Fakültesi, Fizik Bölümü Nükleer Fizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Boztosun, Antalya iş dünyası için ‘Nükleer Tekniklerin Sanayi ve Endüstride Uygulamaları’ konulu bir sunum gerçekleştirdi. ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan’ın toplantı yönetmenliğinde gerçekleştirilen kahvaltıda, Prof. Dr. Boztosun, nükleer uygulamalardan hangi alanlarda faydalanılabilineceği hakkında bilgi verdi. Antalya Akra Hotel’de düzenlenen kahvaltıya, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Sadi Kan ve Lütfi Göbüş, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Erdal, İlhami Sancar Topay, Ahmet Öztürk, Hatice Öz ve Ercan Özbek ile ANSİAD üyesi iş insanları katıldı.

TÜRKİYE’DE İLK FOTONÜKLEER REAKSİYON

Nükleer fizik ve enerji üzerine temel kavramları anlatan ve Türkiye’de ilk fotonükleer reaksiyon deney sistemini başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Prof. Dr. Boztosun, “Akdeniz Üniversitesi’nde kanser tedavisinde kullanılan ve çöpe atılacak olan hızlandırıcıdan yola çıkarak Linak ve Gama Spektrometresi’ni geliştirdik. Türkiye’de ilk nükleer uygulamayı yaptık” dedi. Gıdalarda, toprakta ve yapı malzemelerinde radyoaktivite analizi yaptıklarını ve sertifikalandırdıklarını kaydeden Prof. Dr. İsmail Boztosun, “Böylelikle tahrip etmeden, gıdada pestisit kalıntısını analiz ederek onu madde üzerinden arındırıyoruz. Tohum ıslahına yönelik gen mutasyonu gerçekleştiriyoruz, bitki ıslahı için önemli olanaklar sağlıyoruz. Kimyasal kalıntıları çözüyoruz, adli açıdan önemli balistik sonuçlar çıkartabiliyoruz. Tahrip etmeden tarihi eserlerin gerçekliğini de tespit edebiliyoruz” dedi.

‘RAF ÖMRÜNÜ UZATIYORUZ’

Tarım kenti olan Antalya’da raf ömrünün uzatılması ve kısa sürede analiz edilmesi konusunda gama sterilizasyon ile tarıma değer kazandırdıklarını dile getiren Prof. Dr. Boztosun, “RadFresh dediğimiz taze gıda nükleer uygulamasıyla, gıdalarda küflenme ve böceklenme nedeniyle yaşanan milyonlarca dolarlık kayıp önlenecek, raf ömrü on katına kadar artırılacak” diye konuştu. Yöntemin tıp alanında, medikal ürünlerin sterilizasyonu için de ideal olduğunu belirten Boztosun sözlerini şöyle sürdürdü; “Gıdalarda bozulma ve çürümeye neden olan mikroorganizmaların yok edilerek raf ömrünün 3 katına uzatılması, hastalık yapıcı mikroorganizmaların zararsız hale getirilmesi, yumru ve köklerde filizlenmeyi önlemek, yaş meyvelerde olgunlaşmanın geciktirilmesi durumlarında önemli bir artı sağlıyoruz. Ayrıca, böceklenmenin önlenmesi, kırmızı et, tavuk ve deniz ürünlerinde hastalık etmeni mikroorganizma ve parazitlerden temizlenmesi, raf ömrünün uzatılması, tohumların verimli bir şekilde çimlenmesi için bakterilerden arındırılması konusunda da çalışmalarımız mevcut.”

‘KANSERLİ’ BİNALARIN DENETİMİ

RadSecure ile bina ve yapı malzemelerinin radyoaktif madde bakımından test ederek sertifikalandırdıklarını belirten Boztosun, bu teknolojilerin sanayide rahatlıkla kullanılabileceğini kaydetti. Binalarda yapı malzemesi olarak kullanılan bileşenlerin kanseri tetiklediğini dile getiren Boztosun, “Bu amaçla, kentsel dönüşümün gündemde olduğu bu günlerde ‘bina yapı malzemelerinin radyoaktivite açısından uygunluğunun denetlenmesi’ çok önemlidir. Beton, kum, tuğla, demir, pvc, mermer gibi bileşenler denetlenerek uygunluğu kontrol edilmelidir” dedi. Prof. Dr. İsmail Boztosun, “Tüm bu sonuçlar ile inşatta kullanılan malzemenin her türlü inşaat yapılarında kullanılmasında bir sakınca olmadığı, insan sağlığını olumsuz etkileyecek bir unsur bulunmadığı yapılan analizler sonucu onaylanabilir” diye konuştu. Toplantı, soru ve cevapların ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




ANSİAD 2017 YILIN MEDYA ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU


ANSİAD’ın 1995 yılından bu yana yazılı, görsel, işitsel ve internet dalında gelenekselleşen medya ödülleri sahiplerini buldu.

ANSİAD medya ödülleri ile; Batı Akdeniz Bölgesi il ve ilçelerinde yazılı basın, görsel ve işitsel basın ile internet medyası alanlarında hizmet veren medya mensuplarının desteklenmesi ve bölge ekonomik hayatının gelişmesine katkıda bulunacak eserlerin üretilmesini özendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, 2013 yılından itibaren il genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimcilerin kent ekonomisine, üniversite ve üniversite yaşamına katkı veren çalışmaları için “Genç İletişimci Ödülü” verilmeye başlanmıştır. 1 Kasım 2016- 1 Kasım 2017 tarihlerinde yayınlanan çalışmaların kabul edildiği yarışmaya, Batı Akdeniz Bölgesi’nde yayın yapan 18 medya mensubu 36 eserle katılmıştır.  Yazılı Basın, Görsel Medya, İşitsel Medya ve İnternet Haberciliği dalında 15 kategoride ve Genç İletişimci Ödülü Dalı’nda ödüle layık görülen çalışmalar 13 Ocak 2018 Cumartesi günü, Hotel Su’da gerçekleştirilecek olan ANSİAD 28. Kuruluş Yıldönümü Balosu’nda takdim edilecektir.  

Değerlendirmeyi yapan Seçici Kurul;

- Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan GÜLDAĞ

- Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet AYHAN

- Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer ÖZKAN

- Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt YENİ

-  Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yön.Kurulu Üyesi & NTV Antalya Temsilcisi Sibel ATASOY

- ANSİAD Kurucu Üyesi Himmet ÖCAL

- ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah ERDOĞAN

- ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı M. Sadi KAN

- ANSİAD Basından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hatice ÖZ

- Gazeteci & Yazar Erdoğan KAHYA

26 Aralık 2017 tarihinde toplanan Seçici Kurulun, şartnamede belirlenmiş ölçütler çerçevesinde yaptığı değerlendirme sonucunda;

Dünya Gazetesi’nden Fikri CİNOKUR’a, “Hollywood'un Şerifleri Antalya'nın Silahını Kullanıyor” başlıklı çalışmasıyla, ‘Yazılı Basın Dalın’nda birincilik ödülüne,

TRT’den Mesut PALA’ya “Memleketten Haber Var Programı- Ahşap Heykel Yapan Çiftçi” adlı çalışmasıyla ‘Görsel Basın Dalı’nda birincilik ödülüne,

www.mygazete.com internet sitesinden Büşra TANRITANIR’ın “Çıralı AB'ye Girdi” adlı çalışması “İnternet Basını Dalı’nda birincilik ödülüne layık görüldü.

İl genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimciler için verilen Genç İletişimci Ödülü’ne ‘Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Semih ERSÖZLER’in “Krizi Görüp Biocan'ı Kurdu Solucan Gübresi Üretiyor” başlıklı çalışması ödüle değer görüldü.

Ayrıca, Hürriyet Gazetesi’nden Salim UZUN’a, “7 Bin Yıllık Tarihe Kepçe” başlıklı araştırma haberiyle jüri özel ödülü verilmesine oy birliğiyle karar verildi.

Değerli medya mensuplarına Antalya'nın ekonomik gelişmesine ve düşünce hayatına katkılarından dolayı teşekkür ediyor, çalışmalarındaki başarılarının devamını diliyoruz.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




ANSİAD 19. OLAĞAN TOPLANTISI’NIN KONUKLARI HAKAN GÜLDAĞ VE ATTİLA KÖKSAL OLDU


ANSİAD toplantısında Hakan Güldağ ve Atilla Köksal, Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri ve 2018 ekonomik beklentileri değerlendirdi

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2017 faaliyet yılı 19’uncu ve yılın son Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Üyesi ve AntBahar Grup Yönetim Kurulu Üyesi Berkay Bahar’ın yaptığı toplantıya, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ayhan, Antalya Bilim Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Özkan, Yörük Sanayici ve İşadamları Derneği (YÖRSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Semih Beken, Dünya Gazetesi Antalya Bölge Temsilcisi Duygu Şahin Durmaz, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. FODER (Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği) Başkan Yardımcısı ve Ünlü Menkul Değerler A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Attila Köksal’ın ‘Türkiye’de Finansal Okuryazarlık’ hakkındaki sunumuyla başlayan toplantı, Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın ‘2018’e Ekonomik Bakış ve Ufuk Turu’ hakkındaki konuşmasıyla devam etti.

PARASINI YÖNETEN HAYATINI YÖNETİR

Türkiye'de Finansal Okuryazarlık" başlıklı bir sunum gerçekleştiren Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) Başkan Yardımcısı ve Ünlü Menkul Değerler A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Attila Köksal, Türk insanının tasarruf yapmadığını belirtti. Teknolojinin gelişmesi sayesinde özellikle çocukların her şeye ulaşılabildiğini ama tasarruf yapmayı öğrenemediğini belirten Köksal, yaşam süresinin uzamasına rağmen sadece emekli maaşıyla geçinebilme anlayışının tedirgin ettiğini ifade etti. İhtiyacımız olmayan şeyleri aldığımızın altını çizen Köksal, “Bize ait olmayan paraları harcıyoruz, birikim yapamıyoruz. Çocuklarımızın yaşam alanları AVM’ler oldu” dedi. Köksal, “Bir yandan sürekli artan enflasyon ortamı, bir yandan krizler, yatırımımızı nasıl koruyalım, nasıl para biriktirelim, sürekli bir arayış içinde olduk. Türkiye tasarruf yapmıyor, Çin gayri safi milli hasıla safhasının yüzde 50'si kadar tasarruf yapıyor, biz sadece yüzde 14'ü kadar tasarruf yapıyoruz. Türk halkının yüzde 50'si TL tasarruf mevduatında yüzde 30'u döviz girdisinden tasarruf altında, yani yüzde 80'i mevduatla tasarruf yapıyor. Biraz emeklilik fonlarında artma var. Ekonomimizin yüzde 5 ya da yüzde 15'inin yastık altında olduğu söyleniyor. Bu tablonun Türkiye ekonomisine hiçbir katkısı, yardımı yok. Ekonomiye bir türlü gereken kaynağı sağlayamıyoruz” diye konuştu. Toplumun yaşlandığını ve yaşam beklentisinin uzadığını dile getiren Köksal, “Dedelerimiz 40’lı yaşlara, anne-babalarımız 60’lı yaşlara kadar yaşadılar.  Bizim çocuklarımız 80’li yaşlara kadar yaşayacaklar. Dolayısıyla 65 yaşında emekli olduktan sonra, ileride bunun da uzama ihtimali var, çünkü sgk sstemimiz eğer yaşam beklentisi çok uzarsa büyük bir sıkıntıya girecek. 65 yaşından sonra 95 yaşına kadar emekli maaşıyla yaşamak durumunda olan milyonlarca insan olacak. Doğru, verimli yatırımlar yapamıyoruz. Bu nedenlerden dolayı geleceğe güvenle bakamıyoruz, finansal açıdan gittikçe daha karamsar bir topluma dönüşüyoruz” diye konuştu.  

KRİZLER PARA YÖNETİMİMİZİ ETKİLEDİ

1970 – 2015 yılları arasındaki enflasyon oranları değerlendiren Köksal, “Özellikle 1975-2005 arasındaki 30 yıllık dönemde Türkiye’de enflasyon oranı dünyanın başka hiç bir ülkesinde görülmedik bir şekilde yüzde 30 ile yüzde 140 arasında oynadı. Bu eşi benzeri görülmemiş ortam, benim enflasyon jenerasyonu adı verdiğim bir güruhu yarattı” diye konuştu. Bunun yanı sıra bir çok kriz yaşadığımızı dile getire Köksal, “Rusya Krizi, Asya Krizi, bir sabah geldik Maliye Bakanı intihara kalkışmış, piyasalarımız sarsıldı, bankacılık krizi oldu, 1999’da bugüne kadar çok büyük krizlerle sürekli çırpındık durduk. Bir yandan enflasyon ortamı, bir yandan da sürekli krizler borsa düşüyor çıkıyor bu ortamda bizler de yatırım tasarruf, birikim mi yapalım, paramızı nasıl koruyalım. Altın mı alalım, yoksa Banker Kastelli yüksek faiz veriyor ona mı verelim gibi sürekli bir arayış içerisinde olduk ve bu bizi çok derinden etkiledi” dedi.

3 MİLYON KİŞİ KREDİ BORCUNU ÖDEYEMİYOR

Varlık getirileri hakkında bilgi veren Köksal, “31 yıl boyunca parasını dövizde tutan eritmiş aslında. Hazine bonosunda tutup neredeyse yüzde 9 kazanmak varken, dolarda tutup yüzde 3,5 kaybetmiş. Ne demek bu, 1986’da yüz lira olan para 87’de 96 liraya düşmüş, böyle eriyerek gelmiş bu güne” ifadelerini kullandı.  Türk halkının yıllardır en büyük yatırım aracı olan altının yıllarca zarar ettirdiğini belirtten Köksal, “Hane halkı borcu yükseliyor. Bu bankaların bireysel kredi vermesi, kredi kartı vermesi nedeniyle yaşanan bir gelişme. Bugün itibariyle bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi sayısı 3 milyonun üzerinde. Bu oldukça büyük bir rakam. Bulgaristan 8 milyonluk bir ülke, neredeyse oradaki yetişkin sayısı kadar bizde kredi borcunu ödeyemeyen insan var. Ve soruyoruz emeklilikte rahat edeceğinize inanıyor musnuz diye, vatandaşı yüzde 90’ı karamsar. Nasıl emin olsun, birikimde yok elinde” dedi.  

TÜKETİM VE TASARRUF ALIŞKANLIKLARIMIZ SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL

Yatırım alışkanlıklarımız tamamen değişmesi gerektiğinin altını çizen Köksal, “Bu nedenlerden dolayı özellikle yeni nesillerden başlayarak tüm vatandaşlarımızı finansal konularda bilgilendirmemiz ve bilinçlendirmemiz gerekmektedir” diye konuştu. ‘Nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin hiçbir önemi yoktur’ diyerek sözlerini sürdüren Köksal, “20-25 yaşlarında ayda 100 TL biriktirirsen ve bunu düzenli yaparsan, yılda yüzde 3 reel faizle 56 yaşında senin 80 bin liran olur. 200 TL biriktirirsen bunun iki katı olur” dedi. Dünyada 7.6 milyar insan yaşadığını dile getiren Köksal sözlerini şöyle sürdürdü; “Bunların yüzde 70’i günde 10 dolardan az bir parayla yaşıyor. Yani ayda 300 dolardan daha az bir para. Yaklaşık 3.8 milyar insan günde 2.5 dolarla geçiniyor. Dünyanın en zengin 9 insanının varlığı 3.8 milyar insanın varlığından daha fazla. En zengin 9 insanın net varlığı dünyanın yarısından daha fazla. Müthiş bir gelir dağılımı problemi var, bence insanlığın sonunu da bu getirecek. Bir milyar insan da açlık sınırında yaşıyor, 700 milyon çocuğun üstünde çatı yok. 2 bin 220 Dolar tutarında birikiminiz varsa ve borcunuz yoksa dünyadaki insanların yarısından daha varlıklısınız, yani 3.8 milyar insandan daha zenginsiniz. 71 bin Dolar’ınız varsa yüzde 90’dan daha iyisiniz. Ayda 250 lirayı kenara koyduğunuzda çocuğunuz orta yaşlara geldiğinde karşısından gelen 10 insanın 9’undan daha zengin olacak.”

2017’Yİ NASIL GEÇİRDİK 2018’DE NELER BİZİ BEKLİYOR

Dünya Gazetesi Hakan Güldağ, ‘2018’e Ekonomik Bakış ve Ufuk Turu’ konulu konuşmasında, 2017 yılında yaşana ekonomik gelişmeleri ve 2018 beklentilerini anlattı. Konuşmaya merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile ilgili bir anısıyla başlayan Güldağ, “Rahmetli Demirel’e sormuştuk ekonomiyi naısl değerlendiriyorsunuz diyerek, bir kelimeyle mi söyleyeyim dedi, evet efendim dedik. ‘İyi’ dedi. Peki iki kelimeyle söyleseniz ne diyecektiniz diye sorduk, ‘iyi değil’ dedi. Şimdi benimki de bu özet, bir yanıyla bakarsanız iyi, bir yanıyla bakarsanız iyi değil” dedi. Güldağ, ekonomi verileri ile ilgili açıklanan 10 yıllık rakamlardan yola çıkarak değerlendirmelerini gerçekleştirdi. Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) ekonomiye rahat bir nefes aldırdığını kaydeden Güldağ, sürdürülebilirliği olup olmadığına bakmak gerektiğini dikkati çekti. Uluslararası Yatırım Pozisyonu ve işsizlik oranında artış olduğunu vurgulayan Güldağ, “İşsizlik oranında, son dönemde bir azalma oldu, 10.2 son oran. İstihdam seferberliğinin bir katkısı da oldu ama sürdürebilir miyiz, çok öyle görünmüyor" dedi. Kasım ayı enflasyonunun yüzde 12.98 olduğunu belirten Hakan Güldağ, "Enflasyon rakamları aralıkta düşecek, yüzde 13'ün altına gelecek, yüzde 12 civarında olacak. Ondan sonra da düşmesi için fırsat var. Aralıkta baz etkisinden dolayı biraz geri gelecek, yüzde 1.64 gibi. Bütün aralık aylarının en yüksek enflasyonunu yaşadık geçen sene, o devreden çıkınca onun yerine gelecek rakam enflasyonu biraz aşağı çekecek. Ocak ayında da çok yüksek bir enflasyon yaşanmıştı, o da devreden çıkacak, enflasyonun hafif aşağı geldiğini göreceğiz” diye konuştu.

ENFLASYON FİYAT BEKLEYİŞLERİNİ BOZUYOR

Enflasyon rakamlarıyla ilgili asıl konuşulması gerekenin farklı bir nokta olduğunu aktaran Güldağ, “Enflasyon toplumsal sözleşmeyi bozar hale geldi, fiyat bekleyişlerini bozuyor. Kirayla ilgili bekleyişleri de insanların zam taleplerini de bozuyor. Önümüzdeki süreçte bu hayat pahalılığı bu şekilde devam ederse o zaman bu düdüklü tencerenin fazla ısınması bizim başımıza sıkıntılar çıkarabilir. İşin sokakta kavgayla bitmemesi için bir takım tedbirleri almak durumunda hükümet, ekonomi yönetimi de bunun farkında" dedi.

2018’DE İLK YARI OLUMLU İKİNCİ YARI SIKINTILI

Üçüncü çeyrekte gerçekleşen 11.1 oranında büyümeyi de değerlendiren Hakan Güldağ, "Büyüme üçüncü çeyrekte 11.1 çıktı, bu rakam hayli yüksek. Fakat şunu unutmayalım, 11.1 dünyada rekor ama biz geçen sene aynı dönemde küçülme rekorlarından birini kırmıştık. 11.1'in esas olarak anlamı, o baz üstüne gerçekleşen büyümedir, bunu da akıldan çıkarmamak lazım. Küçümsemeyelim, önemli bir büyüme ama çok da abartılacak bir şey değil, bunun da devamının gelmesi zor görünüyor. Esas bakmamız gereken, makine teçhizat yatırımları çünkü bir büyümenin kalitesi esas yatırım ile ortaya çıkar. Makine teçhizatta üretime dönüşecek yatırımın omurgasını teşkil ediyor. Orada eksi 2.35 9 ay, son çeyrekte geçen senenin baz etkisiyle yüzde 15 artış var ama dokuz aylık eksi 2.35. Bizim kamyon satışlarında dikkat ettiğimiz kamyon barometremiz var, orası artı 2'yi gösteriyor, bizim makine teçhizat yatırımlarında seneyi artı 2 ile kapatma ihtimalimiz var. Bunun da 2018'e olumlu etkide bulunacağım tahmin edebiliriz. 2018'in ilk yarısı daha olumlu, ikinci yarısını daha sıkıntılı görüyoruz" açıklamasını yaptı. Toplantı, ANSİAD Başkanı Abdullah Erdoğan ve Toplantı Başkanı Berkay Bahar’ın, Köksal ve Güldağ’a plaket takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




ANSİAD BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN’IN YENİ YIL MESAJI


ANSİAD BAŞKANI ABDULLAH ERDOĞAN’IN YENİ YIL MESAJI

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, yeni bir yıla girerken sevgi ve barış dileklerinde bulundu

2018 yılının savaşların, acıların ve felaketlerin geride kalmasını temenni eden Erdoğan, “Ekonomide bir önceki yıla oranla daha iyi bir yılı geride bıraktığımıza inanıyorum. İş dünyası olarak, her yıl olduğu gibi 2018’de katma değere sahip üretim, ekonomide büyüme ve istihdam beklentimiz devam edecek. Demokrasi ve barış yegane temennimiz olmakla birlikte, eğitim bir ülkenin geleceğinin güvencesidir diyor, eğitimde fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırarak, tüm okullarımızda kaliteyi top yekün arttırmamız gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Türkiye halkı ve Türk iş adamları olarak hep birlikte daha iyisini yapabileceğimize inanıyor, Türkiye denince akla demokrasisi örnek olan, dünya siyasetinde sözü dinlenen, ekonomisi örnek gösterilen bir ülke haline geleceğimizi umut ediyorum. Başta hukuk ve eğitim olmak üzere, gerekli ekonomik ve kurumsal dönüşümlerimizin gerçekleştiği, reformist ekonomi politikaları, çağdaş bir eğitim anlayışı, dünyayla bütünleşmemizin önemini kavrayan bir dış politika, evrensel kurallara bağlı işleyen bir yargı sistemi ve yolsuzlukla mücadele endeksinde yükselen bir ülke olmayı ve 2018’in bir atılım yılı olmasını temenni ediyorum. 2018 yılının toplumsal uzlaşının sağlandığı, ekonomiye odaklandığımız bir yıl olması, yeni yılın sevgi ve barış getirmesi dileklerimle. Mutlu yıllar.”

 Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




ANSİAD YILIN MEDYA, SANAT VE BAŞARILI İŞ İNSANI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU


BASIN BÜLTENİ                                                                                                   ANTALYA, 14 OCAK 2018

2018 / 01

ANSİAD YILIN MEDYA, SANAT VE BAŞARILI İŞ İNSANI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

ANSİAD YENİ YÖNETİMİYLE BİLRİKTE 28’İNCİ YILINDA

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 28’inci kuruluş yıl dönümü balosu Hotel Su’da gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen törene, Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Aksu Belediye Başkanı Halil Şahin, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, ANSİAD üyesi iş insanları, iş, sanat ve medya dünyasının önde gelen temsilcileri ile çok sayıda konuk katıldı. Balonun açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan, “Bizi biz yapan bizi Türkiye yapan ortak değerlerimizden birisi de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’ü milli birliğin sembolü yapan; ona bütün milletin, hatta dünyanın duyduğu saygıdır” dedi.

YÜKSEK TEKNOLOJİYE ÖNEM VERMELİYİZ

Türkiye ekonomisinin zor bir 2016 yılını geride bıraktığını kaydeden Erdoğan, “2017’de büyüme rekoru kırdı. Hükümetin vergi, kredi ve istihdam destekleri başarılı oldu. Üçünce çeyrekte yüzde 11 büyüdük. Yılsonu beklentisi yüzde 7 civarında. Bu büyüme Türk özel sektörünün gücünü ve dinamizmini gösteriyor. Antalya olarak biz de 2016’da ciddi bir düşüşten sonra 2017’de toparlandık. 10 milyon turisti geçtik. 2018’de hedefi 13-14 milyona çıkardık. Ancak ithalat yüzde 20 artarak 234 milyar dolara çıktı” dedi. Yapısal reformları yapmazsak büyüme devamlı olmaz diye Erdoğan, “Enflasyon, işsizlik, gelir dağılımı ve cari açık sorunlarını çözmeden uzun vadeli büyümeyi gerçekleştiremeyiz” diye konuştu. Türkiye’nin ileri teknoloji üretmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, “Dijital dönüşümü ve bilgi üretmeyi başarmak zorundayız. Bu çağda ancak yapay zekayı yönetebilen toplumlar bilgi üretebilir” dedi.

ERDOĞAN’DAN DEMOKRASİ VURGUSU

Demokrasi, hukuk ve adaletin Türkiye’yi küresel bir güç haline getireceğini belirten Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü; “Sorunların temelinin darbelerde ve darbe anayasalarında olduğunu, demokrasilerde çarenin tükenmediğini, bütün sorunların demokrasi ve hukuk ile çözülebileceğine inanmalıyız. Azınlığın çoğunluğa çoğunluğun azınlığa tahakküm etmediği katılımcı bir demokrasi kurmalıyız. Milletin kan bağı, din bağı, dil bağı değil, hukuk ve kültür bağı olduğunu anlamalıyız. Ahlakın özünün de hukuk olduğunu anlamlıyız. Bir ülkeyi ayakta tutan ana direk adalettir. Adaletsizlik toplumsal güveni, barışı, hoşgörüyü yok eder. Adalet zayıfı güçlüye karşı korur. Güçlünün değil haklının sözünün geçmesini sağlar. Devletin tüm inanç ve inançsızlık türlerine aynı mesafede olduğu, aynı hakkaniyetle yaklaştığı bir sistem küresel güç olmanın şartıdır. Dünya Hristiyan, Müslüman, Yahudi diye ayrılmıyor. Başarılı, saygın, gelişmiş, adaletli ülkeler ve geri kalmış ülkeler diye ayrılıyor. Liyakat ilkesine önem vermeliyiz. İşi ehil olana veriniz kutsal buyruğuna riayet etmeliyiz.  Her vatandaşın fırsat eşitliğine sahip olduğu, sadece külfetin değil, nimetin de adil paylaşıldığı bir düzen oluşturmalıyız.”

‘BİZ’ OLMAK VE UZALAŞMA ÖNEMLİ

Dünyayı değiştiren teknoloji devrimine, dijital ekonomiye, iklim değişikliğine ayak uydurmak için radikal bir eğitim reformuna ihtiyacımız olduğunu kaydeden Erdoğan, “Kadınlar, iş hayatına, sosyal hayata daha aktif bir biçimde ve erkeklerle aynı oranda katılmadıkça Türkiye küresel bir güç olamayacaktır. Uzlaşma ve “biz” olmak önemli. En çok ihtiyacımız olan şey, sakinlik, sükûnet ve birbirimize tahammül etmektir. Bulunduğumuz mahallelerden çıkıp konuşmalı ve birbirimizi anlamalıyız” dedi. Uzlaşmanın bir yenilgi değil iki taraflı galibiyet olduğunu belirten Erdoğan, “Maalesef, bugün birbirimizin derdini, acısını, hatta mahvolmasını umursamaz olduk. Birbirimizin dilini anlamaz olduk. Birbirimizin samimiyetini, amacını, niyetini sorgular hale geldik. Her birimiz biz dediğimizde kendi inancımızdan, kendi etkin kökenimizden, kendi mezhebimizden, kendi ideolojimizden, kendi partimizden insanları kastediyoruz. Bu nedenle yeni bir BİZ tanımı yapmalıyız” ifadelerini kullandı. Bizi Türkiye yapan ortak değerlerimizden birinin Mustafa Kemal Atatürk olduğunu dile getiren Erdoğan, “Atatürk’ü milli birliğin sembolü yapan; ona bütün milletin, hatta dünyanın duyduğu saygıdır. Bu temel ilkelerle biz olmayı başarabiliriz ve bunu yaptığımızda Türkiye büyük tarihi mirasına layık olacaktır” dedi. Yeni yönetimi tebrik eden Erdoğan, “Türkiye’nin çağdaş uygarlığın en ileri ülkelerinden biri olması ANSİAD’ın nice 27 yıllara sevgi ve saygı ile ulaşması dileklerimle.  İki yıldan bu yana bu görevde bize verdiğiniz destekler için kurucularımıza, geçen dönem başkanlarımıza, Yönetim Kurulu üyelerime ve sektör başkanlarıma, hepinize sonsuz sağılarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. Abdullah Erdoğan’ın konuşmalarının ardından, ANSİAD Gecen Dönem Yönetim Kurulu’na çalışmalarından dolayı dönem anısına gravürleri takdim edildi. 

ANSİAD’IN YENİ BAŞKANI SADİ KAN

ANSİAD’ın 3 yılda bir gerçekleştirilen olağan genel kurulunda, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ile Batı Akdeniz Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu'nun (BAKSİFED) genel kurul süreçlerine uyum sağlanması için bir yıl erkene alındı. Akra Hotel'de basına kapalı olarak gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda, ANSİAD Geçen Dönem Başkan Yardımcılığını yürüten Mimar ve Şehir Plancısı Sadi Kan, ANSİAD’ın yeni başkanı oldu. ANSİAD Ödül Töreni’nden konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan, “Önce başkanlık divanımıza, sonra da değerli üyelerimize ANSİAD’da nöbet görevini bu dönem bizlere verdikleri için teşekkür ediyorum. Bu onurlu görevi geleneklerimize, ANSİAD değerlerine birebir bağlı kalacak şekilde yürüteceğimize dair buradan sizlere söz veriyorum” dedi. ANSİAD’ın ortak akıl ve ortak değerler platformu olduğunu kaydeden Yönetim Kurulu Başkanı Kan, “28 yıllık bir kurum kimliği içerisinde bulunuyoruz. ANSİAD’da fikir ve proje yarışı olur fakat benlik yarışı asla olmaz. ANSİAD, sürekli öğrenen, bilgi üreten ve bilgiyi topluma yayan gerçek bir sivil toplum kuruluşu hareketidir” diye konuştu.

GELİŞMİŞ TOPLUMLARIN TEMELİNDE İNSAN VAR

Kalkınmanın ve gelişmenin sırrının insanlara değer vermekten geçtiğini kaydeden Sadi Kan, “Mutlu bir toplumda, gelişmişliğin ve ekonominin temelinde insana ve tabiata değer vermek vardır. İnsan değerliyse, tabiat değerliyse, emek, fikir, mal ve hizmette değerlidir. Bizler kalkınmanın, gelişmenin sınırını insanlara değer vermeden geçtiğini tecrübelerimizle yaşadık” dedi. Antalya’yı üretim ve ihracatta Dünyada ve Türkiye’de temsil eden iş insanlarının birçoğunun ANSİAD üyesi olduğunu sözlerine ekleyen Kan, “Bu nedenle ANSİAD, hem Türkiye hem de Antalya vizyonuna katkıda bulunan ortak akıl ile olmalı.  Türkiye vizyonu deyince akla büyük projeler geliyor. Oysa vizyon kavramının temeli kimliktir, ilke ve değerdir. Bu ilkeler ve değerler bizim için kimliktir ve vizyon da bu olmalıdır” ifadelerini kullandı. ANSİAD olarak 28 yıl boyunca Antalya’nın birçok önemli projesine öncü olunduğunu, katkı verildiğini kaydeden Kan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Antalya olarak ilk yapmamız gereken şeyin ortak akıl ve ortak değerler geliştirmek olduğunu biliyor ve buna inanıyoruz. Antalya binlerce yıllık tarihine ve dünyada eşi az bulunan tabiatına gereken değeri verirsen turizmi, tarımı ve diğer bütün sektörleri çok daha doğru yönetir. Biz bu çerçevede önce ANSİAD olarak, yerel yönetimlerimizle ve bütün sivil toplum örgütleriyle büyük bir iş birliğine gireceğimizi ve bu gayreti göstereceğimizi söylemek istiyorum. Mevlana felsefesiyle herkesle kucaklaşacağız. Her ANSİAD üyesinin bir konuda bir kurum nezdinde bizim elçimiz, proje liderimiz olması gerektiğine inanıyorum. Son iki yılda çok yenilik yaptık ve ilerleme kaydettik. Bu ilerlemede katkısı olan herkese, başta Abdullah Erdoğan olmak üzere tüm arkadaşlarıma tekrar teşekkür ediyorum.”

YENİ YÖNETİM KURULU

Seçim sonucunda Sadi Kan başkanlığındaki ANSİAD'ın yeni yönetim kurulu Tülin Özkan, Rana Demirer, Ali Bal, Akın Akay Akıncı, İlhan Karakaya, Necdet Alkandemir, Sarper Dermut, Ercan Özbek'ten oluşurken, haysiyet divanı üyeliklerine ise Hilmi Ünsal, Mehmet Hacıarifoğlu, H.Ergin Civan, Ali Eroğlu ve Abdullah Erdoğan seçildi.

MEDYA ÖDÜLLERİ VERİLDİ

ANSİAD’ın 1995 yılından bu yana yazılı, görsel, işitsel ve internet dalında gelenekselleşen medya ödülleri düzenlenen gecede verildi. Dünya Gazetesi’nden Fikri Cinokur’a, “Hollywood'un Şerifleri Antalya'nın Silahını Kullanıyor” başlıklı çalışmasıyla, ‘Yazılı Basın Dalın’nda ödülü, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek ve ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi. TRT’den Mesut Pala’ya “Memleketten Haber Var Programı- Ahşap Heykel Yapan Çiftçi” adlı çalışmasıyla ‘Görsel Basın Dalı’nda ödülünü Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal tarafından verildi. www.mygazete.com internet sitesinden Büşra Tanrıtanır’ın “Çıralı AB'ye Girdi” adlı çalışması “İnternet Basını Dalı’nda birincilik ödülüne layık görüldü. Tanrıtanır’a ödülünü Aksu Belediye Başkanı Halil Şahin tarafından takdim edildi. İl genelindeki üniversitelerin ilgili fakülte ve yüksekokullarında iletişim, gazetecilik ve medya alanlarında başarılı çalışmalar yapan genç iletişimciler için verilen Genç İletişimci Ödülü’ne ‘Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Semih Ersözleri’in “Krizi Görüp Biocan'ı Kurdu Solucan Gübresi Üretiyor” başlıklı çalışması ödüle değer görüldü. Ersözlere ödülü, ATSO Başkanı Davut Çetin tarafından takdim edildi. Ayrıca, Hürriyet Gazetesi’nden Salim UZUN’a, “7 Bin Yıllık Tarihe Kepçe” başlıklı araştırma haberiyle Jüri Özel Ödülü verilirken, ödülü CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın tarafından takdim edildi.

YILIN SANAT ÖDÜLÜ MİMAR ÖZCAN KIRMIZIOĞLU’NA

Bu yıl ANSİAD Sanat Ödülü’nün sahibi, modern mimari örnekleri ile Antalya’ya kazandırdığı önemli eserleri nedeniyle, Yüksek Mimar Özcan Kırmızıoğlu oldu. Rahatsızlığı nedeniyle aramıza katılamayan Kırmızıoğlu’nun ödülünü, ANSİAD Kurucu Üyesi Mimar Ercan Evren’e MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Günal tarafından takdim edildi.

YILIN İŞ İNSANI BURAK ÖZKAN

Antalya’nın değişmesi, gelişmesi ve güçlenmesi yönünde gösterdiği yaratıcı ve girişimci çabaları, sosyal sorumluluk bilinci, istihdam kapasitesi ile ülke ve bölge ekonomisini kalkındıran çabaları nedeniyle ANSİAD 2017 Yılın Başarılı İş İnsanı Ödülü, ANSİAD Üyesi ve Antalya Likya Şarapları A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özkan’ın oluyor. Özkan ödülünü, kardeşi ve ortağı Doruk Özkan ile birlikte, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak ve ANSİAD Başkanı Sadi Kan tarafından takdim edildi.

ANSİAD 28. Kuruluş Yıl Dönümü Balosu ve Ödül Töreni, ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun konseri ve ardından Dolunay Obruk ve Orkestrası’nın sahne aldığı geceyle sona erdi.

 

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511

 




ANSİAD’IN KONUĞU HASAN ŞİRİN PASİFİK YOLCULUĞUNU ANLATTI


Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 2’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD üyesi ve Arıcan Boru Sanayi Ticaret A.Ş. sahibi Ömer Arıcan’ın yaptığı toplantıya, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Toplantının konuğu olan ANSİAD üyesi, Andifli Yatırım & Troya Tohum & Güney Fide &

Agrotalya Tarım Kurucu Ortağı Hasan Şirin ve eşi Zehra Şirin, ‘Kandiba’nın Batı’ya Yolculuğu’ sunumu ile Bodrum’dan Karayipler’e oradan da Fiji Adaları’na yelkenli ile gerçekleştirdikleri yolculuklarını ve deneyimlerini misafirlerle paylaştılar. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Sadi Kan, terörle mücadeleyi bütün yüreğiyle desteklediğini kaydederek, “Afrin’de gerçekleştirilen Zeytin dalı Harekatı’nda Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan ve Antalyalı hemşehrimiz Oğuz Kaan Usta’nın şehit düştüklerini üzüntüyle öğrendik. Kahraman askerlerimizin ailelerine ve tüm Türkiye’ye başsağlığı, sabır diliyorum” dedi.

DENİZCİLİĞİ YOLDA ÖĞRENDİK

Yeterli denizcilik tecrübesi olmadan yola çıktıklarını kaydeden Hasan Şirin, “Atlantik geçişimizi üç kişilik ekibimizle tamamladık, Antalyalı ekibimiz ben, eşim Zehra ve onun yeğeni Fatma Gül’den oluşuyordu. Ayrıca, köpeğimiz Carlos’u saymazsak olmaz” ifadelerini kullandı. Yelkenli ile tanışmalarını yoğun tempoda bir arayış olarak anlatan Şirin, “Yelken dersine mi gitsek derken kendimizi ilk teknemiz aldık. Tekneyi aldıktan sonra Antalya Marina’ya geçtiğimizde kendimize sormuştuk, ‘acaba yalnız başımıza marinadan çıkıp Sıçan Adası’na gidip gelebilir miyiz?” dedi. Yolda öğrenerek, deneyimleyerek denizciliği öğrendiklerini dile getiren Şirin, “Akdeniz koylarında, Fethiye Koylarında yaz aylarını teknemizle geçirmeye başladık” diye konuştu. Yerli ve yabancı gezginlerin kitaplarını okuduklarını dile getire Zehra Şirin, “Hazırlıklarımız sadece Atlantik geçişi değil, açık deniz seyri içindi. Kendimizi denize hazırlarken temel dalış eğitimi ve ilk yardım kurslarına gittik. İlaç ve tıbbi malzeme listelerimizin oluşturulmasında ve pratik ilk yardım eğitimlerinde doktor dostumuzdan destek ve yardım aldık” dedi.  

HEYACANLI VE UNUTULMAZ ANLAR

Seyahat boyunca birçok anı biriktirdiklerini kaydeden Hasan Şirin, “Bizi takip eden, ilk önce balina mı yoksa köpek balığı mı olduğunu anlayamadığımız bir an yaşadık. Daha sonra diğer teknelerden yapılan bir anonsla orka olduklarını öğrendiğimiz 12-13 metre boylarında iki orka bizi takip ediyordu. Teknenin altına gelince çok büyük olduklarını fark ettiğimiz bu orkalar ile kovalamaca yol boyunca videoya alabildiğimiz ender anlardandı” ifadelerini kullandı. Yaptıkları seyahatin hayatlarında neler değiştirdiği üzerine gelen bir soruya cevap veren Şirin, “Ne değişmedi demek daha doğru olur. Hayatımda önemli deneyimler kazandığım, eşimle karı-koca iken dost olduğum bir yolculuk oldu” dedi. Bundan sonra da seyahatlerine devam edeceklerini kaydeden Şirin sunumunu Mevlana’nın sözleriyle bitirdi; “Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel, Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Ömer Arıcan’ın, Hasan ve Zehra Şirin’e günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




ANSİAD YÖNETİM KURULU’NDAN VALİ KARALOĞLU’NA ZİYARET


Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu, Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyarete, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan, Başkan Yardımcıları Dr. Tülin Özkan ve Ercan Özbek, Genel Sekreter Dr. Rana Demirer, Mali Yönetmen Akın Akay Akıncı, Toplantı Yönetmeni Sarper Dermut ve Toplantı Yönetmeni Yardımcısı Necdet Alkandemir katıldı. ANSİAD çalışmaları ve dönem projeleri hakkında bilgiler veren Başkan Sadi Kan, ANSİAD olarak iş dünyası ve kent için çalışmalara devam edeceklerini dile getirdi. Ziyaretin sonunda Başkan Kan, Vali Karaloğlu’na Antalya surlarına ait olan, Antalya Müzesi’nde sergilenen Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın oğlu 2. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılan Selçuklu Kitabesi’nin el yapımı açma kağıt tablosunu ve ANSİAD’ın ortağı olduğu Zeytin Park A.Ş.’nin hediyeliklerini takdim etti. Ziyaret toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




ANSİAD YÖNETİM KURULU’NDAN BAŞKAN TÜREL’E ZİYARET


Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’i makamında ziyaret etti. Ziyarete, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan, Başkan Yardımcıları Dr. Tülin Özkan ve Ercan Özbek, Genel Sekreter Dr. Rana Demirer, Mali Yönetmen Akın Akay Akıncı, Toplantı Yönetmeni Sarper Dermut ve Toplantı Yönetmeni Yardımcısı Necdet Alkandemir katıldı. ANSİAD çalışmaları ve dönem projeleri hakkında bilgiler veren Başkan Sadi Kan, ANSİAD olarak iş dünyası ve kent için çalışmalara devam edeceklerini dile getirdi. ANSİAD’ın iş dünyasını temsil eden önemli bir STK olduğunu kaydeden Başkan Türel, Antalya’da sürdürülen projeleri hakkında ANSİAD Yönetim Kurulu’nu bilgilendirdi. Ziyaretin sonunda Başkan Kan, Başkan Türel’e Antalya Kaleiçi’nin 1885 ylında Gustav Niemann tarafından çizilen gravürü ve ANSİAD’ın ortağı olduğu Zeytinpark A.Ş.’nin hediyeliklerini takdim etti. Ziyaret toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

 

 

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




FARUK GÖKSU’DAN ANTALYA’YA KELEBEK MODELİ


Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 3’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD İnşaat Sektörü Başkanı ve Egedem İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Halil Yılmaz’ın yaptığı toplantıda, Uzlaşma Yöneticisi & Şehir Plancısı A. Faruk Göksu ‘Mahalleleri Yeniden Keşfetmek’ konulu bir sunum gerçekleştirdi. Toplantıya, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı ve ANSİAD üyesi iş insanları katıldı. Antalya için ‘Kelebek Modeli’ni önerdiğini kaydeden Faruk Göksu, “Toroslar ve yaylalarla birlikte sahil bandını uyumlu hale getirmezseniz yeterince faydalanamazsınız” dedi.

EKONOMİ VE EKOLOJİ DENGESİ KURULMALI

Kent kimliği ve mahalle karakterini yaratmanın zor olduğu bir döneme girdiğimizi kaydeden Faruk Göksu, “Biz Türkiye’de üçüncü dönüşüm sürecinin yaşandığının bilincinde olmalıyız. Kentlerimiz üçüncü kez yıkılıp yeniden yapılıyor” diye konuştu. Antalya için ilk defa 2013 yılında ANSİAD toplantısında ‘Kelebek Modelini’ açıkladığını kaydeden Göksu, “Kelebeğin iki yönü, batı dediğimiz Kaş’ı da için alan bölge, diğer tarafta doğu bölgesi. Turizmin yoğunlaştığı katma değerin en üst düzeyde olduğu ama kente hiçbir katma değer sağlamayan bir ekonomi var” dedi. Yanlış turizm stratejileri nedeniyle kent merkezinin öldüğünü kaydeden Göksu, “Şimdi siz iki kanatla sahildeki kanatları uyumlu hale getirip bütünleştirmezseniz yeterince faydalanamazsınız. O nedenle, bu çeşitliliği birliktelik haline getirebilmek için neler yapılabilir onu tartışmak gerekiyor. Kelebeğin ana merkezi kent merkezi, ben yıllardır biliyorum maalesef kent merkezi ölüyor” diye konuştu. Antalya’nın uluslararası ve ulusal ağlara bağlı stratejik bir kent olduğunu belirten Göksu, “Antalya kırsal kalkınmasıyla, kentsel dönüşümüyle, kıyısal gelişimiyle, küresel pazara olan entegrasyonuyla masaya oturup bu kent modelini tartışmalı. Yani yarattığı ekonomiyi, ekolojiyle, Toroslar’la iş birliği yaparak oradaki değerlerle harmanlayarak yeni bir kent ekonomisi yaratması gerekiyor” dedi.  

TÜRKİYE’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ YOK

1950’den günümüze ülke olarak 3 kez dönüşüm süreci yaşadığımızı kaydeden Göksu, “Dönüşüm süreçlerine baktığımızda iki tane yapı tipolojisi üretti kentlerimiz. Birincisi gecekondu, ikincisi de apartmanlar. Artık sitelerden bloklardan bahsetmeye başladık” diye konuştu. TOKİ eliyle yaşanan dönüşüm sürecinin tek tip yapı tipolojileri oluşturduğunu belirten Göksu, “70 yılda ne oldu diye sorarsak 3 kez dönüştük. Şimdi iyiye mi gidiyoruz, bunu herkes kendi açısından değerlendirebilir. 2981 sayılı kanun tüm gecekonduları apartmanlaştırdı, bugün yaşadığımız süreçte önemsediğimiz iki tane yasa var, 5366 ve 6306 sayılı yasa. Bunlar hem tarihi alanlarda hem de mahallelerimizde dönüşümün kolaylaştırılması teşvik edilmesi için bir takım yaptırımlar ortaya getiriyor. Ama süreçte hep kent kaybetti” ifadelerini kullandı. Kentsel dönüşümün 15 yıldır konuşulduğunu belirten Göksu sözlerini şöyle sürdürdü; “Bana sorarsanız ‘Türkiye’de kentsel dönüşüm projesi yok. 100 tane kentsel dönüşüm tanımını İngilizceden Türkçeye çevirdik. En beğendiğim tanımı ben tekrarlamak istiyorum, ‘Kentsel dönüşüm, gayrimenkul geliştirme değildir. Gayrimenkul geliştirme, piyasa güçleri ile gerçekleşir.’ Bu açıdan baktığımızda bizim bütün dönüşüm projeleri birinci süreçte, ikinci süreçte olduğu gibi imar haklarının artırımına dayalı, kentlerimize özgü bulduğumuz kat karşılığı paylaşımla kentleri yoğunlaştırmakla ortaya çıkan bir model. Tanım şöyle devam ediyor, ‘Kentsel Dönüşüm ise özellikle kamu desteğine gereksini duyulan yoksulluk bölgelerinde, ekonomik ve sosyal boyutu da içeren, uzun vadeli eylemler bütünüdür. Şimdi biz bu üç süreçte bu atanıma göre neyi ıskaladık, sosyal gelişmeyi ve ekonomik kalkınmayı ıskaladık. Yani biz ekonomimizi gayrimenkul odaklı geliştirdik. Ama üçüncü dönüşüm sürecinde boş arazide dönüşüm yamadığımıza ve gayrimenkul geliştiremediğimize göre burada insanların yaşadığını düşünerek bu sosyal ve ekonomik bileşenleri dikkate alma zorunluluğumuz var. Eğer kentleri yeniden düşüneceksek biz vizyonu unuttuk, kent kuramlarını unuttuk, gelecek hikayelerini yazmayı unuttuk. O nedenle vizyon kavramını yeniden keşfetmemiz lazım.”

TASARIM YAPMAYI ISKALADIK

Bir mahalleyi dönüştürmenin olumsuz etkilerinin de göz önünde bulunması gerektiğinin altını çizen Göksu, “Buradan gidenler nereye gidiyor, ne kadarı geri dönecek, ne kaybediyor, sorularının cevabını bulamazsak bu önemli değil” dedi. Tasarım kavramını dönüşümde atladığımızı dile getiren Göksu, “Parsel bazında yap-sat projesiyle kentleri ne kadar tipsizleştirdiğimizi ya da tipleştirdiğimizi hepimiz yaşadık. Kentlerin geleceğini yeniden düşüneceksek bir takım stratejiler üretmemiz gerekiyor. Bunlardan birincisi kimlik, kaybolan kent kimliğini geri kazanmamız gerekiyor” diye konuştu. Gayrimenkul odaklı kentler yarattığımızı belirten Göksu, “Biz gayrimenkul odaklı kent ekonomileri yarattık. Kolayımıza geldi. Maket üzerinden satmak, imar hakları bedava, belediyeler istediği gibi nasıl verildiğini biliyorsunuz. Bizim yeni ekonomik kalkınma kavramlarını bulmamız lazım” dedi. Toplantıda, Antalya Eğitim ve Araştırma Vakfı (ANTEV) Başkanı Osman Vural, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Tülin Özkan ve ANSİAD Üyesi Dr. Yusuf Örnek’e ANTEV’e katkılarından dolayı teşekkür belgelerini takdim etti. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Halil Yılmaz’ın, konuk konuşmacı Faruk Göksu’ya günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




EMEKLİ ORGENERAL İLKER BAŞBUĞ; ‘TÜRK ORDUSUNA GÜVENİN, SABIRLI OLUN’


Başbuğ; “TSK’ya güvenin, TSK çok acılar çekti, Fakat bu ordunun mayası sağlam. Türk ordusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün ordusudur. Cumhuriyeti kuran ordu da, vatanına ve milletine canı pahasına hizmet eder.”

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 4’üncü Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Başkanı ve Kan Mimarlık & Şehircilik Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Türkiye Cumhuriyeti 26. Genel Kurmay Başkanı Emekli Orgeneral M. İlker Başbuğ oldu. ‘Ortadoğu ve Türkiye’ konusunun konuşulduğu toplantıya, Almanya Federal Cumhuriyeti Konsolosu Martin Vetter, Yörük Sanayici ve İş Adamları Derneği (YÖRSİAD) Başkanı Semih Beken, Antalya İş Kadınları Derneği (ANTİKAD) Başkanı Dr. Aynur Doğan, Isparta Girişimci Sanayici İş İnsanları Derneği (IGSİAD) Başkanı Dilek Özdemir ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un eşi Sevil Başbuğ, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Osmanlı Devleti’nden günümüze kadar olan sürecin değerlendirmesini yapan Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Osmanlı Devleti’nin hakimiyetinin sağladığı düzene barışa dikkat çekti. Başbuğ, “Tarihsel açıdan baktığımızda Ortadoğu, Osmanlı İmparatorluğu döneminde barış içerisinde.       Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim tarzı çok farklı, orada yaşayan insanları, dinsel ve etnik farklılıkları ayrıştırmadan barış ve sulh içerisinde yaşayan bir düzen kurmuş” dedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Musul ile ilgili ‘Musul’u da alın’ gibi bir vasiyeti olduğuna dair söylentiler olduğunu kaydeden Başbuğ, “Ben böyle bir yazıya, belgeye rastlamadım. Konuyla ilgili olanlara da sordum, onlar da böyle bir şeyin olduğunu bilmiyor” diye konuştu.

ABD IRAK’TA BOŞLUK YARATTI

ABD’nin politikalarında öncelikler olduğunu kaydeden Başbuğ, “Dünyaya hakim olan bir devlet. Bu dünyada çeşitli stratejik bölgeler var. Bunlardan bir tanesi Orta Doğu, buradan Çin Denizi’ne gidiyorsunuz. Dünyayı stratejik bölgelere ayırın, dünya devleti, o bölgede güçlü bir devlet olmasını istemez. Bölgeyi etkileyebilecek güce erişecek büyük bir devlet istemez. Dünya devleti olarak bölgede güç dengesi kurmalısınız, en kolay yolu bu. ABD’de Orta Doğu’da diyor ki bölgesel dengelerin ABD’ye karşı değişmesi, ABD’ye güvenlik sorunu oluşturur. O devlete karşı sizin orada dengeyi sağlayacak bir devlet yaratmanız lazım ki o gücü orada dengeleyebilsin” dedi. Amerika’nın 2003’te Irak’a müdahalesinin stratejik bir hata olduğunu dile getiren Başbuğ, “Burada yaşanan süreçte boşluk oluştu. Bu boşluğu kim dolduracak derken hiç beklenmedik bir şekilde Rusya buraya girdi. İsrail’in de bu sürece dahil olacağı konuşuluyor. İsrail de bu resmen girerse tam bir felaket olur” diye konuştu. ABD’nin Ortadoğu’yu kendi aleyhine olan bir gücün kontrolüne bırakmayacağını belirten Başbuğ, “Kim olabilir bunlar Rusya ve İran. Son stratejilerine bakarsanız, İran’ı dünyanın terörist devletleri desteklemede önde gelen ülkesi olarak görüyor. ABD’nin her attığı adımın İran’la ilişkisine bakmak gerekiyor” dedi.

‘GÜÇLÜ ORDU, GÜÇLÜ TÜRKİYE’

ABD’nin büyük bir dünya devleti olduğunu belirten İlker Başbuğ, “ABD’nin dünyanın her denizinde donanması var. Denizlere hakim. Dünya devleti olabilmeniz için hatta bir bölgede güçlü olmak ve dediğinizi yaptırmanız için deniz kuvvetlerinizin olması gerekir. Bu olmadan ne bölge, ne de dünya devleti olabilirsiniz. ABD’nin dünyanın en güçlü silahlı kuvvetleri olduğu gerçeği var. Büyük bir ekonomik güç, bunun yanında en büyük teknolojik gücü, teknoloji, ekonomi, silahı olduğu zaman ortaya büyük bir dünya devleti çıkıyor. Rusya bunun yanında bir güç ama ABD ile eşit noktada değildir. Uyuyan değil büyüyen potansiyel bir devlet var o da Çin. ABD için potansiyel tehdit Çin’dir” ifadelerine yer verdi. Güçlü ordu, güçlü Türkiye sözlerine saldıranlar olduğunu belirten Başbuğ, “Vay efendim orduyu neden önce kullanmışız. Güçlü ordu olmadan güçlü Türkiye olması mümkün mü? Şimdi aynı şeyi Donald Trump söylüyor. 800 milyar Dolar civarında orduya bütçe ayırdılar. Çünkü Trump diyor ki, benim dış politikamın arkasında enstrüman ordu olacak. Bir ülkedeki silahlı kuvvetlerinin görevi nedir, sorunlarla karşı karşıya olan bir ülke iseniz, ana fonksiyonu dış politikadaki milli menfaatlerinizin sağlanmasında caydırıcı olmak ve size tehdit olacak dış tehditlere karşı savunmadır” diye konuştu.

YAŞANANLARDAN DERS ÇIKARTMAK LAZIM

Irak’ta 2003’ten 2018’e kadar yaşanan sürece değinen Başbuğ, bugün Suriye’de de aynı şeylerin yaşandığına işaret ederek Irak’ta yaşananlardan ders çıkartmamız gerektiğini belirtti. 2011 yılında dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın savaş başladıktan kısa bir süre sonra Suriye’de rejimin değişeceğine yönelik açıklamaları olduğunun altını çizen Başbuğ sözlerini şöyle sürdürdü; “Bugün Suriye konusunda değerlendirmeleri okuduğunuz zaman kaosun ve acıların daha 10-15 yıl süreceğinden bahsedenler var, bu korkunç bir olay. 2012 yılına geldiğiniz zaman Esad, Afrin’i terör örgütü YPG’nin eline bırakıyor. Afrin neresi, bugün Zeytindalı Harekatı’nı gerçekleştirdiğimiz yer. Esad bu bölgenin kontrolünü ne zaman bıraktı YPG/PYD’ye, niye bıraktı? PYD partinin ismi, YPG silahlı unsur. Partinin silahlı unsuru olur mu? PYD ne zaman kuruldu, 2002 yılında. Suriye’de ve İran’da siyasi parti olunacaktır. Alınan kararla 2003 yılında yapılanıyor ve başına Salih Müslüm’i veriyorlar. 2003 yılında Salih Müslim PKK’nın asli yapılanması içinde yer alan bir isim.”

‘AFRİN, HAKLI VE GEREKLİ BİR OPERASYONDUR’

2016 yılına gelindiği zaman Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonuna başladığını dile getiren Başbuğ, “Fırat Kalkanı operasyonu elbette gerekli, haklı ve doğruydu. Zamanlaması üzerinde tartışabilirsiniz, daha erken olmaz mıydı diye. El-Bab operasyonu ile devam ettik. Bunlar doğruydu. Bunu yaparsanız Fırat’ın doğusunu kontrolünde tutan PYD-YPG Fırat’ın batısına ilerleyecek dolayısıyla Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü koridoru oluşacaktır. Buna müsaade edilemez mümkün değil. Yabancı devletler neden anlamıyor, anlıyorlar da hakikaten izahı anlaşılması çok zor tabii ki. Bir tarafta terör örgütünün uzantısı sınırlarınız boyunca bir yapılanmaya gidiyor, siyasi dönüşme ihtimali var, siz bunu seyredeceksiniz, böyle bir şey olabilir mi? Mümkün değil. Meksika sınırınıza gelse bir terör örgütü otursa, hududunuzda yeni yapılanmaya kalksa siz müsaade eder misiniz? Küba’da Castro’ya müsaade etmediniz. Türkiye’nin sorunu bu, hududu boyunca terör devleti oluşuyor. İdlip’in ardından Afrin bekleniyordu. Kesinlikle haklı bir operasyondur. Uluslararası hukuk açısından sıkıntı yoktur, haklıdır. Hudutlarınızda Afrin, Hatay’ın dibinde, YPG, PYD, PKK vardı. O bölgede PKK’nın kendisinin de olmasıydı. IŞİD unsurlarının olduğu yönünde bilgiler vardı. Haklı ve gerekli bir operasyondu, başarıyla devam ediyor” diye konuştu.

 

BAŞBUĞ, ‘SABIRLI OLUN’

2013 yılında Suriye’nin kuzeyinde kürt kantonları kurulduğunu belirten Başbuğ, “Tablo şu, 2015’de bu resmi tam görüyorsunuz. PKK, Suriye’de sizin hudutlarınız boyunca bir yapılanmaya gidiyor, devletleşmeye gidiyor. Böyle bir şeyi Türkiye kabul edebilir mi, bu mümkün mü? Toprak kontrolü, yönetim, idare var. Bir de silahlı gücü var. Devletleşmeye giden bir yapılanmayla karşı karşıyasınız, bunu Türkiye’nin kabul etmesi mümkün mü elbette değil” dedi. 2016 yılında Fırat Kalkanı Operasyonu’yla başladığımızı sürecin gerekli ve haklı bir sürç olduğunun altını çizen İlker Başbuğ, “TSK 2015 yılında Güney Doğu’da meskun mahallelerde yaptığı operasyonlarla üstün tecrübeye sahip oldu ve kazandı. Teknolojik imkanları da mevcut ve Afrin’i de en iyi şekilde planlayıp operasyonu yürüttüklerini görebiliyoruz. TSK operasyonu en iyi şekilde planlamıştır, en iyi şekilde gereğini icra edecektir” dedi. TSK’nın verdiği bilgilerle yetinelim, harekatın detayının tartışılması doğru değil, biraz sabırlı olmamız gerekir. Zor bir harekat, mümkün olduğu kadar en az şehit vererek harekatı yürütmeliyiz. Dikkatli gitmeliyiz. ‘Neden hızlı gidilmiyor’ diyenler var. Kıbrıs Harekatı’na benzetenler oldu. Burada teröristle mücadele ediyorsunuz, öbür tarafta klasik savaştı. Burada dar bir arazide gidiyorsunuz. Sabırlı olmamız lazım. İkinci nokta orada yaşayan masum insanlara zarar vermemeniz lazım. Bunun için de dikkatli, yavaş ve planlı hareket etmeniz gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

ORDUMUZUN MAYASI SAĞLAM

Esas sorunun Fırat’ın doğusunda olduğunu ve çözümün oradan gerçekleşmesi gerektiğini belirten İlker Başbuğ, “Buz dağının altındaki sorun Fırat’ın doğusundadır. Bunları biraz zamana bırakacağız. Zaman bize gösterecek neler olacağını. TSK’ya güvenin, TSK çok acılar çekti, 2007-2014 döneminde. Fakat bu ordunun mayası sağlam. Acılara rağmen görev verildiği zaman onları bir tarafa bırakıyor, acısını yüreğine basıyor, canı pahasına verilen görevi yapmak için çalışıyor. Şehitler veriliyor, kolay bir olay değil. Tecrübelerimiz var, teknolojik olanaklarımız en iyi seviyede. Biz güveneceğiz. Türk ordusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün ordusudur. Cumhuriyeti kuran ordu da, vatanına ve milletine canı pahasına hizmet eder. Onlara güvenerek maddi ve manevi desteği vererek, gelişmeleri sakinlikle, sabırla bekleyeceğiz” dedi. ‘Büyük Orta Doğu Projesi’nde sıra Türkiye’ye gelir mi’ şeklinde kendisine yöneltilen soruya cevap veren Başbuğ, “Gelir kardeşim, aklını kullan, engelle, ona göre dikkatli ol. Çünkü gelmez dersen tarihi unuttun demektir. Onun için güçlü olmamız lazım. Esasen önemli olan milletin bütün olması ve milli konularda milletin arkasında olmasıdır. İç kaleyi sağlamlaştırmamız lazım, yarın sıra gelebilir” diye cevapladı. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın Türkiye Cumhuriyeti 26. Genel Kurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’a günün anısına Antalya Kaleiçi’nin 1885 yılında Gustav Niemann tarafından çizilen gravürüne ait tablosunu takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




ANSİAD’TAN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJI


Ülkemizin demokrasi, ekonomik büyüme ve sosyal kalkınmasında hedeflerine ulaşabilmesi toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıyla doğru orantılıdır. Kadınların, çalışma hayatı, eğitim ve yönetim kademelerinde ve birçok alanda eşit katılımına katkı koymalı ve bunun için çabalamalıyız.

ANSİAD olarak demokrasinin güçlenmesi, toplumsal refahın sağlanması nedeniyle nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınların toplumdaki fırsat eşitliklerinden faydalanabilmesi adına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün öneminin farkındayız. Bu nedenden dolayı da kadınların iş gücüne katılma ve istihdam oranındaki yerinin sağlamlaştırılmasının, ülkemizin başlıca hedefleri arasında olması gerektiğini belirtmek isteriz.

Cinsiyete dayalı iş bölümü yaklaşımını ortadan kaldıracak, kız çocuklarının fen, teknoloji ve matematik alanlarına yönelmesini teşvik edecek kalkınma modelleri oluşturmak, kadınların potansiyellerini gerçekleştirmesinde kilit noktadır. Kadınların eğitim seviyesi arttıkça, istihdam oranları da buna doğru orantıda artmaktadır. Geçtiğimiz yılın TÜİK verilerine göre, kadın istihdamı yüzde 30’larda seyretmektedir. Bu nedenle de işgücüne katılım ve istihdam oranlarını artıracak politikalar öncelikli olmalıdır. Yönetim organlarında daha çok kadının görev alma gerekliliği ve işyerlerinde toplumsal cinsiyet eşitliliğine yönelik programlarla, kadınların çocuk sahibi olduktan sonraki süreçte iş yaşamından uzaklaşmasını engelleyecek kurumsal kreş bakım hizmetlerinin ülke genelinde arttırılması büyük bir önem taşımaktadır.

Kadına yönelik şiddete karşı sıfır tolerans yaklaşımı için çalışmalar yürütülmeli ve toplumsal olarak harekete geçilmelidir. Kız çocuklarını koruyan anlayıştan asla taviz verilmemeli, geleceğimizin teminatı olan kadınlarımız erken yaşta evlilik gibi bir anlayışa dayanak olacak tavırlardan korunmalıdır.

Kamuda, parlamentoda, iş hayatında kadınların temsilinin, kurumlarımıza ve ülkemize güç katacağına inançla, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlar, tüm kamuoyunu toplumsal cinsiyet eşitliğine öncelik vermeye davet ederiz.

Sadi Kan

ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




ANSİAD’DA AİLE ŞİRKETLERİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KONUŞULDU


Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 5’inci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Üyesi ve AGT Ağaç Sanayi Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Semih Söylemez’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı & Lila Kağıt Yönetim Kurulu Üyesi Aydın Öğücü, TAİDER Önceki Dönem Yönetim Kurulu Başkanı & TETA Teknik Tarım Yönetim Kurulu Üyesi, Sumer Tömek Bayındır, TAİDER Denetim Kurulu Üyesi & Levent Kimya Yönetim Kurulu Üyesi & ANSİAD Üyesi Atıl Pekşen oldu. ‘Aile Şirketlerinde Sürdürülebilirlik: Büyük ve Küçük Ölçekli İşletmelerde Kurumsallaşmanın Yeri’ konusunun konuşulduğu toplantıya, Isparta Girişimci Sanayici İş İnsanları Derneği (IGSİAD) Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD Üyesi ve Genç Organize Sanayi Derneği (GENÇOSD) Başkanı Canan Gürkan ve GENÇOSD Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Toplantı öncesinde Mehmet Semih Söylemez, ANSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından, ANSİAD üyelerine armağan edilen ‘Birlikte Başarmak’ adlı kitabını imzaladı. Mehmet Semih Söylemez’in bir anısını anlatarak başlayan toplantıda, Söylemez sözlerini şöyle sürdürdü; “AGT Anonim şirket oldu, herkesin resmi maaşları belirlenecek. Babam şirkete ilk başladığımda bana, ‘oğlum senin maaşın ne olsun’ diye sordu. Baba ben bu görevi herhangi bir şirkete yaptığımda ne ödüyorsa bana o olsun dedim. Çok olmaz mı oğlum dedi.” 5 yıldır TAİDER içerisinde olduğunu kaydeden Söylemez, “Sadece kendinize özel olduğunu düşündüğünüz sorunların aslında bir çok aile şirketinde yaşandığını görebilirsiniz. Tüm dünyada olduğunu gördüğünüzde rahatlıyorsunuz ve çözümün nerede olduğunu görüyorsunuz” dedi.

AİLE ŞİRKETLERİ SADECE MADDİ SERMAYE DEĞİLDİR

TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Öğücü, kurumsallaşmanın önemine dikkat çekerek, “Bir aile şirketi sadece maddi sermaye değildir. Sosyal entelektüel sermaye de çok önemli. Bu nesilden nesile aktarılıyor” dedi. Şirketlerin kendi ihtiyaçlarına göre yapılanmaya gitmesi gerektiğinin altını çizen Öğücü, “Stratejik olarak günün sonunda nereye varmak istediğiniz çok önemli. 1990’lar başında KALDER Derneği olarak bir kalite derneği ortaya çıktı. O zaman herkes dudak büktü. Ama bugün dünyadaki ekonomik ve finansal sınırların kalktığı bir ortamda artık ihracat yapmak istiyorsanız mutlaka bir kalite belgeniz olması gerekiyor. Kurumsallaşma bence budur” diye konuştu. Sadece 2017 yılında dünyadaki şirket alım satımları 3.2 Trilyon Dolar olduğunu belirten Öğücü, “Bu bizim gibi sermaye ihtiyacı olan ülkeler için kritik. Biz ne kadarını alabilmişiz bu 3.2 Trilyon Dolar’ın, yaklaşık binde 5’i kadar. Yabancı yatırımcı veya bugün çok iyi projeleriniz olduğunda finansman elde etmek mümkün. Bankalar neye bakıyor, öncelikle sağlıklı kurumsal yapı var mı yok mu? Bu şirket sürdürülebilir mi? Şu anda baba şirketi yönetiyor, acaba babaya bir şey olursa çocuklar bunu devam ettirebilir mi? Ya da kurumsal yapı içerisinde yeterli profesyoneller var mı?” dedi. Kurumu geleceğe taşıyacak düşüncelerin olması gerektiğini kaydeden Öğücü, “Ben kısaca kurumsallaşma deyince, nereye varmak istiyoruz, bugün imkanlarımız var dünya arenasında bir çok Türk şirket var. Hedeflerimizi buraya koyacaksak, ülke çağında bir değer olacaksa şirketlerimiz elbette kurumsallaşma gerekiyor” dedi.

KURUMSALLAŞMA BİR ARAÇ

TAİDER Geçmiş Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Sumer Tömek Bayındır, kurumsallaşma kavramının kendisi için tek bir kelime ile ifade edilebileceğini belirterek, “Kurumsallaşmayı anlatmak gerekirse aklıma gelen ilk kavram amaç değil araç olduğudur. Kesinlikle çok değerli bir araç” diye konuştu. TAİDER Aile İşletmeleri Derneği’nin en büyük misyonu aile şirketlerinin sürdürülebilirliğine farkındalık yaratmak olduğunu belirten Bayındır, “Hep söylediğimiz şey, ‘sistemli olmak’. Bir sistem olduğumuzda bir aslında gitmek istediğimiz yere gidebiliyoruz. Bu nedenle de bir araç olduğunu söyleyebilirim. Gerekliliği konusu çok net. Bu araca binmeden ileriye gidemiyoruz. Şirket olarak, aile olarak, ülke olarak emelimiz neyse kurumsallaşmak zorundayız” ifadelerini kullandı. Sumer Tömek Bayındır, 24 yaşındayken babasının şirketi kendilerine devredip gittiğini belirterek, “Alışılmış bir baba değildi. İşi hobisiydi ve günlük işi bize devrettikten sonra tökezleyerek, dolandırılarak bir şekilde geldik bu güne. Bir de sözsüz miras var bize geçen. Ailenin çekim gücü, bir aileyi görmek istiyor bizim müşterilerimiz. Herkes alt yapı sorunundan bahsediyor, kimse üst yapı sorunundan bahsetmiyor. Biz burada ne yapabiliriz, yönetim kurullarını iyi kullanmamız gerekiyor. Herkes aynı senkronda değil ve herkes işimi biliyorum şeklinde düşünüyor. Bizim değerlerimiz ne dediğimizde herkes için farklı olabiliyor. Enerji kaybetmemenin yolunun stratejik ve değerler konusunda birliktelik olduğunu düşünüyorum” dedi. 

‘HESAP VERİLEBİLİRLİK, ŞEFFAFLIK VE DÜRÜSTLÜK’

TAİDER Denetim Kurulu Üyesi ve ANSİAD Üyesi Atıl Pekşen, kurumsallaşmaya ilgili Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)’nün ‘kurumsal yönetim ilkeleri’ raporuna değindi. Pekşen, “Kurumsal yönetim ilkeleri denilen bir kavram var. Bunu OECD çalışıyor ve bu konudaki raporunu dünyada OECD yayınlıyor. Yani her ülkeyi inceliyor, Türkiye’de kurumsal yönetim nasıl uygulanıyor, Avrupa’da, Amerika’da nasıl uygulanıyor. Bunun doğru uygulamalarını da her sene bir kitap halinde yayımlıyor” diye konuştu. Pekşen, “Bu çerçevede, kurumsal yönetim için birkaç söylenilen şey var. Hesap verilebilirlik, şeffaflık, dürüstlük, yönetim ve icra erklerinin birbirinden ayrılmasıdır. Bunları düşündüğümüz zaman daha açıklayıcı oluyor kurumsallaşma” diye konuştu. Bir kurumda hesap verilebilirliğin ciddi bir yük olduğunu kaydeden Pekşen, “Bugün babam sağ olsa, ben bu şirketin genel müdürü olmak istiyorum dese ve hisseler de bende olsa ‘işten kovulmayı göze almak zorundasın’ derim. Dev şirketlerle rekabet ediyorsun, hesap verilebilirlik açısından önemli. Bir takım kurdunuz ve takım kaptanı bütün tanıdıklarını takıma dolduruyor. Bunu ne kadar sağlıklı bulursunuz ki” dedi. Aile anayasasının dengede olması gerektiğini belirten Pekşen, “Şirket menfaatlerini düşünmek gerekiyor. Aileler anayasalarını yazarlarken yardımcı olan danışmanlar diyorlar ki siz şirket odaklı bir aile misiniz yoksa şirket odaklı bir aile mi? O dengeyi kurarak bir aile anayasası yazalım istiyorlar” diye konuştu. Toplantı sonunda, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Mehmet Semih Söylemez’in, Aydın Öğücü, Sumer Tömek Bayındır ve Atıl Pekşen’e günün anısına plaket takdimi ve Öğücü’nün Başkan Sadi Kan’a Ege Orman Ürünleri’nden oluşan hediye paketini takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




PROF. DR. ÖZLALE, “TOPLAM DÖVİZ İHTİYACI 200 MİLYAR DOLAR”


Prof. Dr. Özlale, “Önümüdeki sene, Türkiye’de kısa vadeli dış borç stokunun toplamı 170,5 milyar dolar. Buna yaklaşık 45 milyar Dolarlık cari açığı da eklersek toplam döviz ihtiyacı 200 milyar Dolar civarında. Faizlerin yükseldiği dönemde bu önemli bir risk” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 6’ncı Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı ve Bahatur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Işık Yargın’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı, Forbes Dergisi köşe yazarı ve Über Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortağı Prof. Dr. Ümit Özlale oldu. ‘Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler’in konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı, Forbes Dergisi köşe yazarı ve Über Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortağı Prof. Dr. Ümit Özlale, bin yıl önce Anadolu topraklarında ticaret olduğunu belirterek, “Tarihsel olarak baktığınızda 2000’li yıllardan itibaren dünyada para hiç bu kadar bol olmadı. Para çok fazla, fakat yavaş yavaş normalleşme emareleri başladı, bu da parasal sıkılaşmayı getiriyor” dedi.

ABD İZOLE OLMAYI TERCİH EDİYOR

Parasal sıkılaşma ve ticaret savaşlarının dünyadaki iktisadi faaliyetlerin ağırlıklı olarak bulunduğu bölgelerle paralel gittiğini kaydeden Prof. Dr. Ümit Özlale, “ABD’de üç faiz artışı daha güçlü ihtimal. Önümüzdeki 5 sene büyük altyapı yatırımları planlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, serbest ticaret anlaşmalarına mesafeli durarak ve gümrük vergileri koyarak ticaret savaşlarını başlattı. Bu serbest ticaret anlaşmaları Türkiye ihracatı açısından önemli ve olumludur” dedi. Amerika’nın kendini dünyadan izole etmeye çalışan bir ekonomi politikası olduğunu belirten Özlale, “Burada Çin’in İpek Yolu Projesi ile dünyaya entegre olmaya çalışması kendi ekonomisi açısından olumludur. Çin 1B1R projesiyle dünya ticaretine ve enerji kaynaklarına daha entegre olmaya çalışırken ABD daha izole bir politika izliyor. Bu izledikleri yol Çin’e daha çok büyüme getiriyor” diye konuştu. Dünyadaki dolar artışına karşı Merkez Bankası’nın nasıl bir politika izleyeceğini bilmediğini kaydeden Özlale, “Dolar’ın ne olacağını bilmiyorum ancak faizlerin dünyada artacağını biliyorum. Merkez bankası faiz artışına direnirse biz Dolarda yeni rekorlar görürüz” dedi.

BUGÜNÜN SAVAŞLARI VERİ ÜZERİNE

2025 yılında gerçekleşmesi beklenen gelişmelerde Sanayi 4.0’ın önemine değinen Prof. Dr. Özlale sözlerini şöyle sürdürdü; “Dünya nüfusunun yüzde 10’u internete bağlanabilen giysiler kullanacak, giyilebilir teknolojilerle bu dünyaya hazırlanmamız gerekiyor. İnternete bağlı 1 trilyon civarında sensör olacak. Veri gizliliği diye bir şey kalmadı. Sanayi 4.0’ın yaratacağı en büyük psikolijk çöküntülerden birisi mahremiyetin ortadan kalması. İki üç gün önceki skandalı hatırlıyorsunuz. Facebook’un bir siyasi araştırma şirketine verilerini satması. WhatsApp Facebook’a 18 Milyar Dolara satıldığında 55 kişi çalışıyordu. 55 kişinin çalıştığı bir yazılımın Turkcell, Türk Hava Yolları ve Petrol Ofisi’nin toplamına eşit bir değere sahip olmasını nasıl açıklayabiliriz? Bunların üçünden daha değerli olan bir şirket nereden kazanıyor? Bilgileri satıyor. 1900’lü yılların savaşı hammadde üzerineyse bugünün savaşları da veri üzerine.”

SANAYİ 4.0 İLE YENİ İŞ SAHALARI OLUŞACAK

Dünyada bazı megatrendler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özlale, “Otonom araçlar, 3-D yazıcılar, uzmanlaşmış robotlar gibi fiziksel, nesnelerin interneti ve platform modelleri gibi dijital ve DNA dizilemesi, sentetik biyoloji gibi biyoloji alanında trendler söz konusu” dedi. Bugün dünyada Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 10’unun block zinciri gibi dijital platform modelleriyle depolanacağını kaydeden Özlale, “Blockchain teknolojisi üzerinde bir balon var ancak bir Çiftlikbank asla değil. Geliştirilebildiği süreçte müthiş bir teknoloji. Dünyanın en büyük taksi şirketinin taksisi yok, dünyanın en büyük tatil sitesinin oteli yok, bunların hepsi platformlar üzerine kurulmuş durumdalar. 1900’lerden daha kolay şu anda zengin olmak” diye konuştu. Yeni iş sahalarının ortaya çıkacağını dile getiren Özlale, “Yaşlanan dünya ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, Sağlık Teknolojileri, Nefes alma teknolojileri, Girişimcilik ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, Girişim ve Risk Sermayesi, Eğlence sektörü ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, Gaming, Tüketici eğilimleri ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, On-line Retail ve Eğitim teknolojileri alanlarında kendini yetiştirmiş insanlara ihtiyaç duyulacak. Örneğin eğitim için buraya bir süre sonra ben gelmeyebilirim, ama hologramım gelebilir” dedi. İş dünyasının yüzde 66’sının aradığı nitelikle eleman bulamadığını söylediğini belirten Özlale,  “Bu ‘beceri uyumsuzluğu’. Teknoloji öyle büyük bir hızla ilerliyor ki yeni dünyanın ortaya çıkarttığı iş modellerini öğretecek bir eğitme sahip değiliz” diye konuştu.

İMALAT SANAYİNDEN ÇIKTIK

Türkiye’nin yüksek büyüdüğü dönemlerin dışarıdan sermaye geldiği dönemler olduğunu sözlerine ekleyen Özlale, “Yabancı sermayeyi çekmek için yüksek faiz önermelisin. Üst orta gelir düzeyinde olan bir ülke 10 yıl içinde, yüzde 81 olasılıkla yüksek gelirli bir ülke haline gelebiliyor. Bu bizim için ne demek? Türkiye, 2023 hedeflerine ulaşabilirdi ama olmadı demek” dedi. 1960’lardan 90’ların sonuna kadar Türkiye’nin milli gelir içerisindeki sanayileşme oranının giderek arttığını belirten Özlale, “2000’lerin başına geldiğimizde kendi gelir gurubunun üstünde bir sanayiye sahip. Fakat sonra sanayiden çıkan ve inşaata yönelen bir ülke var. Türkiyenin 3 yerde çok temel hatası var, erken sanayisizleşme, tarım ve eğitim. Orta uzun dönemde bu üç sac ayağını oturtmazsan ileriyi de göremiyorsun” diye konuştu. En büyük 15 imalat sanayi içerisinde yer alan bir ülkeyken 2000’lerin sonunda bu tablodan çıkıldığını belirten Özlale, “Bu yıl da tahminimce yüzde 7 bir büyüme gelecek. Milli gelir rakamlarına bakıldığında da son çeyrekte artan makine teçhizat yatırımları, kurla artan maliyetlere rağmen güçlü talep var. KGF, teşvikler ve baz etkisi büyük önem taşıyor. Hükümet bu tabloyu sürdürmeye çalışacak. Kredilerin hız kesmesiyle birlikte kaynak sıkıntısı da oluştu. Bu büyümenin bir diğer maliyeti de cari açık olacak. Bu da 47.1 milyar Dolar civarında” dedi.

TÜRKİYE’DE 11 MİLYON İNSAN GELİRİ OLMADAN YAŞIYOR

Türkiye’de büyümede temel bir problem olduğunu belirten Özlale sözlerini şöyle sürdürdü; “İrlanda’da bir çalışan 288 bin Dolarlık bir katma değer sağlayabiliyor. Sağlık ve yazılım konusunda bir çalışma gerçekleştiriyorlar ve nitelikli ara eleman yetiştirecek şekilde eğitim sistemlerini düzeltiyorlar. Genç nüfusun dörtte birinden fazlası ne bir eğitim kurumuna devam ediyor, ne de çalışıyor. Bu oran aynı yaş grubundaki kadınlarda yüzde 37,1’e ulaşmış durumda. Bu ülkede büyük bir şehrin nüfusu kadar genç kadın ne okuyor, ne de çalışıyor. İstanbul’da 1 milyon insan denizi görmemiş, yani yüzde 7 büyüme güzel, fakat bu başarı devamında dengeli bir büyüme getirmiyor. Türkiye’de karşılıksız gelirle geçinen hane halkı sayısı 2.5 milyon, yani 11 milyon insan herhangi bir geliri olmadan geçiniyor.”

‘KGF YARDIMLARIYLA LÜKS ARABA ALINDI’

Kısa dönemde temel problemin özel sektörün yatırım yapmayıp çok fazla dış borçlanma yaptığını dile getiren Prof. Dr. Özlale, “Türkiye Çin’den sonra şirket borçlarının değişimi açısından en hızlı ülke. Bir başka problem de hane halkı borcu, 3,5 yıl önce 359 milyar lira olan yükümlülükler 500 milyar liraya ulaştı. Toplam borçların yüzde 38’i konut alımı, yüzde 3,5’u taşıt alımı için alınan kredilerden. İhtiyaç ve bireysel kredilerin toplam içindeki payı yüzde 55’ten fazla. Yaklaşık 300 milyar TL borcun karşılığında gösterilecek bir teminat, varlık yok. Bu borcun sahipleri TÜİK’in gelir dağılımı verilerinde en az geliri olan yüzde 60’lık kesim” diye konuştu. Türkiye’de kısa vadeli dış borç stokunun toplamının 170,5 milyar Dolar olduğunu kaydeden Özlale,  “Bankalar 94,5 milyar Dolar, Reel sektör 69 milyar Dolar dış borç ödeyecek veya bulacak. Buna yaklaşık 45 milyar Dolarlık cari açığı da eklersek toplam döviz ihtiyacı 200 milyar Dolar civarında. Faizlerin yükseldiği dönemde bu önemli bir risk. Doların yükselmesinin iktisadi ve siyasi riski, faizin yükselmesinin iktisadi ve siyasi riskinden daha fazla” diye konuştu. Özlale, Kredi Granti Fonu’nun desteğine rağmen kredi büyümesinin hız kestiğine işaret ederek, “Aslında temel risk budur. KGF yardımıyla alınan krediler ne yapıldı derseniz, lüks araba alındı” dedi.

TÜRKİYE’nİN VASATLIK PROBLEMİ VAR

Beklentilerde bir kötüleşme olduğu için daha sıkı bir para politikasını savunduğunu kaydeden Özlale, “Enflasyonu yükselten iki ana etken kur hareketleri ve gıda fiyatları. Gıda fiyatlarına Merkez Bankası'nın yapabileceği çok fazla bir şey yok. Gıda fiyatları çok daha geniş bir çerçevede fazla geç olmadan ele alınmalı” diye konuştu. Türkiye’nin vasatlık problemi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özlale sözlerini şöyle sürdürdü, “Türkiye’nin bir marka stratejisi yok! Marka ülkeler raporunda Türkiye yok. Bir ankete göre üzerindeki ‘Made in Italy’ yazısına göre markaya pozitif bir algı besler misiniz diye soruluyor. Evet besleriz cevabı alınıyor. Türkiye bu listede yok. Çünkü çok basit ürünlerde önemli katma değeri elde edemiyor. İtalya’nın kişisel gelir açısından en zengin ikinci kişisi, Nutella’yı üretiyor. Türkiye dünyadaki fındığın yüzde 60’ından fazlasını üretiyor. Dünyada yüzde 60’dan fazlası Türkiye’de üretilen bir ürünü markalaştırırsan bu zenginliğe ulaşabilirsin. İspanya’da 1 ve 2’nci sıra aynı şirket. 85 milyar Dolar ile Zara. Zara’yı Zara yapan şey ne? Türkiye hazır giyimde mükemmel, fakat neden markalaşamıyor? Rafta kalma süresini kısaltıp, çok iyi tasarımcılarla çalışırsanız birkaç küçük değişiklikle ciddi kar ve marka değeri elde edebilirsiniz. Siz kalkınma istiyorsanız bunu şirketlerle yapmak zorundasınız, illa bunu yapmak için uzay teknolojisi mi kullanmanız gerekiyor. Hayır, bunu yapmak için iş modellerimizi değiştirmemiz gerekiyor. Devlet teşvikleri cömert, fakat nokta atışı teşvik maalesef yok. Bunların hiçbir tanesi sizin sanayileşmeniz için yardımcı olmayacak. Daha farklı bir model geliştirilmesi gerekiyor.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Işık Yargın’ın, Prof. Dr. Ümit Özlale’ye günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




TÜREL; ‘ŞEHİRLERİN KARAKTERLERİNİ BELEDİYE BAŞKANLARI BELİRLİYOR’


Şehri inşa çalışmalarıyla şehre bir karakter yüklemeye çalıştıklarını kaydeden Başkan Türel, “Antalya bugün dünyanın göz bebeği bir şehirse, Antalya’ya doğru karakter yüklemek sorumluluğu belediye başkanı olarak omuzumdaki en ağır yüktür” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 7’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel oldu. ‘Antalya ve Türkiye Gündemi’ başlığında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Antalya’da hayata geçirilen projelere değinerek özlerine başlayan Başkan Türel, kruvaziyer liman ve Konyaaltı Sahil Projesi’ne karşı çıkılmasına değinerek, “Şehre karakter yüklemekle işe başlamıştık. Şimdi turizm karakter oluşturmak için çalışıyoruz. Maalesef Antalya deniziyle barışık bir şehir değil” dedi.

“OMUZUMDAKİ EN AĞIR YÜK”

Belediyecilikle ilgili İskender Pala’nın sözlerine değinen Türel, “Şehirler insanların karakterlerini belirler, gerçekten müthiş bir tespit. Hadi bırakın şehirleri bir şehrin içerisinde iki ilçede bile insanların farklı yaşam karakterleri olduğunu görürsünüz. İskender Pala’nın bu sözlerine bir de ben söz ekledim, şehirler insanların karakterini belirler ama şehirlerin karakterlerini de belediye başkanları belirliyor” diye konuştu. Şehri inşa çalışmalarında şehre bir karakter yüklemeye çalıştığını kaydeden Türel, “Bizim işimizin de zorluğu burada işte, şehri ihya ve inşa çalışmalarıyla şehre bir karakter yüklemeye çalışıyoruz. O yüzden Antalya bugün dünyanın göz bebeği bir şehirse Antalya’ya doğru karakter yüklemek sorumluluğu şahsen benim belediye başkanı olarak omuzumdaki en ağır yüktür” dedi. Antalya’ya bir vizyon çizdiklerini kaydeden Türel, “Bunu doğru çizersek belki bunu geri dönüşü 10 sene 15 sene sonra olacak ama bu kısa dönemlerde keza belediye başkanlığında 10’uncu yılıma giriyorum, yapmış olduğumuz çalışmalar bizler görevde olmadığımız dönemlerde fikir olacak” diye konuştu.

ANTALYA’YA TURİZM KARAKTERİ

Antalya’nın bir turizm şehri olarak turizm karakterinin mutlaka ön plana çıkması gerektiğini dile getiren Türel, “Peki yeterli mi, hayır. Çünkü Antalya’da tarım da var, ayrıca bunlarla birlikte Antalya’nın turizm ve tarımını zedelemeyecek sanayinin de güçlü bir şekilde yer alması lazım. Antalya şu anda Türkiye’nin 5. Büyük şehri. Antalya’da bir süre sonra Türkiye ekonomisinin yarısı İstanbul ise ve Türkiye ekonomisinin bütün yükü İstanbul üzerindeyse, bu yükü paylaşan en önemli şehirlerden birisi olacağız” dedi.

“EKSİKLİKLERİMİZİ TAMAMLAMAMIZ LAZIM”

Antalya’ya bir turizm şehri karakteri yüklenecekse bununla ilgili eksikleri tamamlamak gerektiğini dile getiren Türel, “Dünyadaki rakiplerimize bakıyoruz birçok işi seneler önce yapmış biz daha bunları yapmaya çalışıyoruz. Zaman zaman projeler tartışılıyor, tartışılacak tabi ki. Çünkü Paris’e baktığınızda 1800’lü yıllarda bu demir yığınını istemiyoruz diye müthiş gösteriler olmuş Eyfel Kulesi için. Ama bugün Eyfel, Paris’in sembolü. O yüzden bunlar birçok şehirde olağan durumlar. Ben bu toprakların bir evladıyım” diye konuştu. 

ESNAF TURİZM PASTASINDAN YARARLANMALI

Antalyalı esnafın turizm pastasından istediği payı alması gerektiğini kaydeden Türel sözlerini şöyle sürdürdü; “Biz Antalya’da kruvaziyer liman diyoruz, yat limanları diyoruz, çağdaş toplu ulaşım için raylı sistem diyoruz, sahil projeleri diyoruz. Benim ATSO başkanlığımdan beri aynı şeyi söyleriz, Antalyalı esnaf turizm pastasından istediği payı alamıyor. Bu tartışma halen 20 senedir devam eder. Dolayısıyla en büyük hedefimiz, gelir düzeyi yüksek turistleri getirmek. Antalya’ya ucuz turist geliyor kesinlikle diyemeyiz, dememeliyiz. Biz gelenden razıyız, memnunuz. Gördüğümüz kadarıyla da gelen turist profilini yukarı çıkarmamız lazım. Gelir düzeyli turist dünyada neyle geziyor, bir tarifeli sefer. İşte o yüzden Antalya’ya havayoluyla turist getirme çalışmalarımız devam ediyor.”

“KRUVAZİYER LiMANI KORKUTELİYE Mİ YAPAYIM”

Antalya’da kruvaziyer liman çalışmalarına karşı çıkıldığını belirten Başkan Türel, “Kruvaziyer liman, bun dile getirdiğimizde karşı çıkıldı, alın şehir dışına taşıyın dendi. Şehre uzak noktada bir kruvaziyer limanın esnafa ne gibi bir faydası olabilir? Kimisi çıkıyor diyor ki bu liman sahillerimizi kapatacak. Arkadaşlar biz bunu Antalya halkı için yapıyoruz. Ben kruvaziyer limanı Korkuteliye’mi yapayım, Gündoğmuş Akseki’ye mi yapacağım. Liman yapılacaksa deniz kenarına yapılacak tabi ki de. Dolayısıyla bu liman için sahilde bir yer ayıracağız” dedi. Kıyı erozyonu meselesinin çözülebilir bir konu olduğunu dile getiren Türel, “Kıyı erozyonu meselesi artık dünyada bilim insanların çözdüğü bir konu. Teknoloji artık denizin ortasına, suyun içerisine otel yapıyor. Biz şimdi kruvaziyer limanla kıyı erozyonunu çözemeyeceğimiz gibi bir düşünceyle aman yapmayalım tartışmaları üzerinden vakit kaybediyoruz” diye konuştu.

“15 YILDIR KİMSE GÖRMEMİŞTİR”

Kruvaziyer için ayrılan alanda kamu kurumlarının misafirhaneleri olduğunu belirten Türel, “Bana deniliyor ki oradan halk denize giriyor, oraya yat limanı yapma. Arkadaşlar o söylenilen yeri şu salonda ben de dahil 15 yirmi senedir kimse görmemiştir. Serbest Bölge kavşağından limanın mendireğine kadar olan alanı kastediyorum. Orayı gören yok” dedi. Konyaaltı sahilinde ücretsiz ulaşımın da müjdesini veren Başkan Türel, “Konyaaltı sahilinde halka açık alanlara yatırım yapıyoruz. Konyaaltı’na Varyan’tan Boğaçayı’na kadar yeni aldığımız kararla ücretsiz toplu ulaşım sağlıyoruz. Vatandaşlarımız sıcağın altında 4 kilometre alanda istediği yere kolayca ulaşabilsinler diye” ifadelerini kullandı. 

“SORUNLAR BUGÜN BAŞ GÖSTERMİŞ DEĞİL”

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Türel televizyonlarda geçen son dakika haberlerinden birçoğunun dış politika olduğunu belirterek, bunun da Türkiye'nin artık dünyada gündem belirleyen ülke olduğunu gösterdiğini kaydetti. Türkiye'nin dış politikada yaşadığı sorunların sadece bugün birden baş göstermiş sorunlar olmadığını aktaran Türel, yüz yıllardır, bin yıldır bu topraklarda küresel güçlerin her zaman Türkiye'nin güçlü olmaması için mücadele ettiğini dile getirdi. Gelişmiş bir Türkiye'nin istenmediğine dikkati çeken Türel, "Bu yüzden ayağımıza prangalar vurulmaya, başımıza çoraplar örülmeye çalışılmış. Bunları eskiden biliyorduk. Özellikle dış politika konularında mücadele etmek ancak ülkenin gücüyle mümkün olabiliyor. Dolayısıyla eskiden birçok konularda meseleleri halının altına süpürmek durumunda kalıyorduk. Artık çok daha farklı bir ülke olarak, dünya üzerinde gözüküyoruz" diye konuştu.

AFRİN DESTANI

Türel, Türkiye'nin eskiden Kuzey Irak'ta bırakın operasyon yapmayı, hava harekatı yapma noktasında dahi ciddi sıkıntılar yaşarken bugün artık sınır dışı harekatlarının gündemde olduğuna değindi. Askerin, polisin, güvenlik güçlerinin ortaya koyduğu zaferlerin, tarihteki diğer destanları hatırlattığını vurgulayan Türel, özellikle Afrin destanının Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümüne denk gelmesinin güzel bir rastlantı olduğunu aktardı. "Suriye bataklığına giren Türkiye oradan çıkamaz, çok ciddi sorunlar yaşar" denildiğini ancak o destansı zaferin herkesi gururlandırdığını belirten Türel, dış politikanın, küresel güçlerin artık iç politikanın vazgeçilmez unsurları olduğunu söyledi. Türkiye’nin bir taraftan sınır dışında savaşıyorken bir taratan G20 ülkeleri içerisinde birinci olduğunu kaydeden Türel, “Bunlar ekonominin ezberlerinin de bozulduğunu gösteriyor. Bir ülke savaşa girse ekonomik göstergeler negatife gider. Ama bizde olağan hayat devam ediyor, sizler hiç savaş yokmuş gibi ithalatınızı ihracatınızı sürdürebiliyorsunuz” diye konuştu.

“EKONOMİNİN EZBERLERİ BOZULUYOR”

Operasyonlarla terör örgütleri temizlendikçe barış, huzur ve ekonomik istikrarın güçleneceğinin altını çizen Türel, şöyle konuştu: "Türkiye'de artık son yıllarda birçok ezber bozuluyor. Bir ülke savaşa girdiğinde ekonomik veriler çok ciddi şekilde negatife doğru gider ama çok enteresan Türkiye bir taraftan sınır dışında savaşıyorken bir taraftan dünyanın en çok büyüyen ülkelerden bir tanesi. Kendi kıtasında birinci olabiliyor. G-20 ülkeleri içerisinde birinci olabiliyor. Bunlar ekonominin ezberlerinin bozulduğunu gösteriyor. Ne zaman herhangi bir ülke, gelişmiş ülke de olabilir savaşa gitse ekonomik veriler ciddi şekilde negatife doğru gider. Türkiye bu noktalarda da ezber bozuyor. Türkiye gerçekten sınır dışında bir savaşın içerisinde ama olağan hayat devam ediyor. Sizler işlerinizi savaş yokmuş gibi başarılı bir şekilde yürütüyorsunuz." İthalatın ihracatın rayında gittiğine işaret eden Türel, Türkiye'nin kalkınmasını sürdürdüğünde huzur ve barışın sürekli hale geleceğini anlattı. Konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan Türel, EXPO 2016 Antalya'nın yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığında olduğunu, bu alana yönelik turizm amaçlı veya sağlık anlamında projelerin düşünüldüğünü kaydetti. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın, Başkan Menderes Türel’e Ressam ve Grafik Sanatçısı Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan’a ait ‘Atlar ve Hatlar’ gravürünü takdimiyle sona erdi.  

Toplantıyla ilgili detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




“Erken seçim gibi senaryolarla vakit kaybetmemeliyiz”


Suriye meselesi, ABD ve Rusya arasında artan gerilim gibi coğrafi sorunlar Türkiye ekonomisini olumsuz şekilde etkilemektedir. Ekonomimizin artan cari açığı ve özel sektörün döviz borcu dolayısıyla ekonomide verimliliği artıracak yapısal reformlara ihtiyacımız varken erken seçim senaryolarıyla vakit kaybetmemeliyiz. OHAL sürecinde yapılacak olan seçimlerde, dış dünyaya karşı ülkemizin düşeceği durum yeniden düşünülmeli, süratle Türkiye’nin sorunlarına, üretimine ve ekonomisine odaklanılmalıdır.

 

M. Sadi KAN

Yönetim Kurulu Başkanı

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  




ERKEN SEÇİM AÇIKLAMA


Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün yapmış olduğu açıklamalar doğrultusunda, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerinin ülkemiz ve milletimiz adına hayırlı olmasını temenni ediyorum. Önümüzdeki süreçte seçime girecek olan partilere başarılar diliyorum.

 

M. Sadi KAN

Yönetim Kurulu Başkanı




MİMAR SİNAN GENİM KALEİÇİ’Nİ ANLATTI


Üç Kapılar olarak bilinen Hadrianus Kapısı’nın bugün etkisiz olarak kullanıldığını belirten Genim, “Dünyanın kaç şehrinde böyle bir giriş kapısı var şehri belirleyen? 1800 senelik bir kapı. Bu bir meta ve bu metayı satmasını beceremiyorsanız kusur metada değil satmasını beceremeyen kafadadır” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 8’nci Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD üyesi İsmail Volkan Mimarlık Mühendislik Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Mimar İsmail Volkan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Dr. M. Sinan Genim oldu. ‘Geçmişten Geleceğe Kaleiçi’ başlığında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Antalya’nın Kaleiçi Bölgesi’ni M.S. 2. yüzyılda çizilmiş bir harita üzerinde anlatan Mimar Dr. Sinan Genim, “Kaleiçi bölgesi, Rum mahallesi, Türk mahallesi ve Musevi mahallesi olarak ayrılıyor. Antalya bugün yaygın bir alan, bugün Kaleiçi dediğimiz bölge küçük bir alan olarak burada kalıyor” dedi.

KUSUR METADA DEĞİL

Antalyalılar tarafından Üç Kapılar olarak bilinen Hadrianus Kapısı’nın bugün etkisiz olarak kullanıldığını belirten Genim, “Dünyanın kaç şehrinde böyle bir giriş kapısı var şehri belirleyen? 1800 senelik bir kapı. Cam muhafaza yapmışlardı biliyorsunuz. O oradan kaldırıldı, yaşlı bir insanın oradan ayağını burkmadan, kırmadan geçmesi pek mümkün değil. Sağından solundan geçiyorlar. Niye bu çözülmüyor? Kime söyleseler, Antalya’da eli kalem tutan her insan oraya bir çözüm üretebilir” diye konuştu. Tarihi yapıların tanıtımından zayıflık olduğunu belirten Genim, “Bu kadar etkili bir sermayenin, ülkeye ve ekonomiye etkili bir şekilde katılımını sağlamaktan aciziz bu gerçekten acı verici bir şey. Bu bir meta ve bu metayı satmasını beceremiyorsanız kusur metada değil satmasını beceremeyen kafadadır” dedi.

SOKAKTA YANLIŞ MALZEME

Kaleiçi sokaklarında çektiği fotoğraflarla yapılan yanlışlar ve evlerin üzerlerindeki kaybolan işçiliklerden bahseden Genim, çatlayan ve bozulan sokaklardaki kullanılan yanlış malzemeyi eleştirdi. Genim, “Yumuşak taşları kullanmayın, kenarında set taşlar var gayet güzel duruyorlar. Fakat geri kalanlar çatlamış ve kırılmış. Bizim mimar arkadaşlarımız var, mimarın temel kabullerinden birisi, başarılı olmak istiyorsanız işlerinizi basitçe halletmeniz gerekir. Karmaşık ve komplike işlerin içinden bir süre sonra çıkamazsınız ve başarı elde etmek bir süre sonra mümkün değildir” diye konuştu.

‘YAPMAK İÇN YAPILMIŞ’

Kaleiçi’nde çektiği bir fotoğraf üzerinden yapılan yanlışı aktaran Genim sözlerini şöyle sürdürdü, “İyi niyetle görme engelliler için bir bant döşenmiş. Karşıda da başka bir bant var, yani burada yolun solundaki banttan sonra görme engelli vatandaş bantın bittiği yerden yolun sağına geçecek ve buradan devam edecek. Bu yapmış olmak için yapılan bir şey. Bunun başında bir adam yok mu? Ben yaptım oldu.” Kaleiçi’nde bir otel önünde yer alan cam kapaklarla ilgili çalışma yaptıklarını kaydeden Genim, “Daha önce üstünü kapatmışlar, içerideki buhar tepesine işliyor, bir şey görmeniz pek mümkün olmuyor. Yerden de bir karış yukarıda, adam da buraya bir şeyler koymak mecburiyetinde kalıyordu, çünkü takılan düşüyor. Kurul üyesi olduk 6 ay uğraştık sıfıra getirmek, düzenlemek için. Yazık günah” dedi.

GENİM; ‘SANA MI KALDI?’

Kaleiçi’nin simgelerinde biri olan Kesik Minare’ye Suna İnan Kıraç Vakfı olarak talip olduklarını dile getiren Mimar Genim sözlerini şöyle sürdürdü; “Antalya’ya böyle bir armağan yapalım istedik, çünkü altında da bir antik yapı var. 1846’dan beri kullanılmıyor. Ben yaparım dedi vakıflar idaresi. Geçen gün gördüm arkasına bir iskele kurmuşlar, ne yapacaklar belli değil. Ne yaparlarsa yapsınlar, bütün mesele bugün insan hayatına katkısı olan bir yapı oluşturmak. Hıdırlık Kulesi ben bildim bileli boştur. İçine küçük bir şey yapılabilir, ziyarete açılabilir. Sürekli kapısı kilitlidir.” Yapılardaki özel simgelerin birer birer kaybolduğunu ya da tahrip edildiğini belirten Genim, “Tekeli Mehmet Paşa Camii’nin köşesine 200 yıl önce bir Mührü Süleyman işlenmiş, bunu aklı evvel bir vatandaş Yahudi yıldızı diye kazımış. Sana mı kaldı ya, senin mi aklına geldi bu? Bunu yapan adam farkında değildi de sen mi düzeltiyorsun bu işi? Kimse sesini çıkarmadı” diye konuştu.

KALEİÇİ ÖZGÜNLEŞMELİ

Kaleiçi gibi bir potansiyeli şehre kazandıramamanın çok üzücü olduğuna değinen Mimar Genim, “Orada imitasyon ürünler değil, özgün ve kendine has tasarımlar yapılmalı. Resim, hediyelik obje gibi çalışmalar yapılmalı. Bunun için neyimiz eksik çok merak ediyorum. 55 senedir hayatımda bu işler için uğraştım, yazdım, çizdim, geldiğimiz sonuçta kişisel olarak verdiğim emeğin karşılığı olmadığını düşünüyorum. Çok daha fazla şey yapmak vardı ama bürokrasi ile uğraşmaktan bazı şeyleri oturtamamaktan önümüzde bu kadar şey kaldı” dedi. Antalya’da önünde fotoğraf çektirecek birkaç bina olduğunu belirten Genim, “Bunlardan biri de Antalya Kültür Sanat (AKS) binası. Bundan övünç duymuyorum, utanç duyuyorum. Antalya’da bugün on binlerce bina var. Gelecekten özür dilerim, biz kendimize düşeni yeteri kadar yapmadık emek sarf etmedik. Kusura bakmayın ama ben dahil bugün burada hepimiz buradaysak bu çarpıklıklardan nemalandığımız için. Bunu düzeltmemiz lazım” dedi. Toplantı, Başkan Sadi Kan ve Toplantı Başkanı İsmail Volkan’ın, Mimar Dr. Sinan Genim’e, seramik sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuş heykelini takdimiyle sona erdi. Toplantı sonrası Mimar Sinan Genim, Başkan Sadi Kan’a ‘Beyoğlu’nda 6 Yapı 6 Öykü, 1969-2018’ kitabını imzalayarak hediye etti.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




GİZEM ÖZTOK ALTINSAÇ; “PARA PİYASALARININ KONSANTRASYONU SEÇİM”


Altınsaç; “Bu seçim dönemi biraz daha tedirginlik var ve daha yüksek bir risk söz konusu. 5 yıldır piyasalar tatmin olmadı. Gün sonunda baş başa kaldığımız soru, ekonomi takımı kim olacak, yeterli bir takım olacak mı? Piyasalardaki güvensizliğin temel sebebi bu” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 9’uncu Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Yönetim Kurulu Üyesi, Burcu Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. H. Rana Demirer’in gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Bloomberg HT ‘İlk Söz’ & ‘Küresel Piyasalar’ Programları yorumcusu, İstanbul Bilgi Üniversitesi & Özyeğin Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Global Yatırım Holding & Actus Portföy Araştırma Direktörü Gizem Öztok Altınsaç oldu. ‘Piyasalar Neyi Fiyatlıyor? Global ve Türkiye Ekonomisi Son Dönem Gelişmeleri’ başlığında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. 2013 yılından beri Türkiye’nin bir seçim döngüsü içerisinde olduğunu kaydeden Gizem Öztok Altınsaç, “Piyasanın ilgilendiği şey seçim ve konsantrasyon politikada, ekonomide değil. Yatırımcılar risk gördükleri ülkeden uzak durmayı tercih ederler” dedi.

‘ENFLASYON İÇİN BİR BEKLENTİM YOK’

Finansal piyasaların her zaman rasyonel hareket etmediğini kaydeden Altınsaç, “En temel sorun maliye ve para politikasının koordineli hareket etmemesi, en temel risk ise finansman ihtiyacı” diye konuştu. Gelişmiş ekonomilerde faizlerin yükselişte olduğunu belirten Altınsaç, “Dünyada faizler yükseliyor ve yükselecek. Gelişmekte olan ülkelerde özel sektörde en çok dış borçlanma Türkiye ve Çin’de. Bilanço genişletme nedeniyle 2020’ye doğru borçlanma söz konusu” ifadelerini kullandı. Enflasyonda resmin değiştiğini ve piyasaların Türkiye’de rahatsız olduğunu dile getiren Altınsaç, “Maalesef piyasadaki rakamlar yüksek. Enflasyonu tek haneye düşüremezseniz teknik açıdan 11’de 12’de tutmanız mümkün değil. Bunu aşağıya çekmeniz gerekiyor. Bunun için bir beklentim yok, seçim dönemine girmiş durumundasınız, seçime odaklanılmış durumda, konsantrasyon başka yere kaymış durumda fakat piyasalar kısa vadede bunu fiyatlıyor. Büyük hedefler için maalesef küçük hedeflerden vazgeçilmesi gerekiyor” dedi.

'EN BÜYÜK ENDİŞEM 2019 BÜYÜME RAKAMLARI’

Piyasaların tedirginlik yaşadığını belirten Gizem Öztok Altınsaç sözlerini şöyle sürdürdü, “Benim en büyük endişen büyümeye odaklı, 2019 büyümesi. Umarım yanılıyorumdur.  Piyasa tedirgin şu anda, Mayıs ayları genelde zor olur. Bir de global tarafta destekleyici olmayınca Mayıs- Haziran aylarında piyasanın riskleri artıyor. Bu seçim dönemi tedirginliğin olduğu, dallı budaklı senaryoların yaşandığı bir dönem ve daha yüksek bir risk söz konusu. Beni bir piyasa analisti olarak ilgilendiren şey ekonomi politikaları. Nasıl bir ekonomi yönetimi olacak? Ben de büyümelerin desteklenmesi gerektiğini düşünen bir analistim, fakat büyümeyi de kontrol etmek gerekiyor. Ben rasyonel olarak 1-1,5 yıllık dönemde bir reform beklemiyorum açıkçası.”

SEÇİMDEN SONRA NE OLACAK BEKLENTİSİ

Finansal piyasaların beklenti satın almasına yönelik seçimden sonra ne olacağı konusunun önemli olduğunu belirten Altınsaç, “Seçimle ilgili bir beklentinin satın alındığını düşünmüyorum, şu anda satın alınan beklenti seçimden sonra ne olacağı. 5 yıldır piyasa tatmin olmadı, başka bir süreç başladı. Bizim gün sonunda piyasa olarak baş başa kaldığımız soru şu, ekonomi takımı kim olacak, yeterli bir takım olacak mı, esas görmeyi istediği şey ekonomi stabilize olacak mı?” dedi. Piyasalardaki temel güvensizliğin temel sebebinin kişilerden ve partilerden bağımsız olduğunu kaydeden Altınsaç, “Piyasanın satın aldığı sonrasında nasıl bir süreç olacağı, bence soru işareti oradan kaynaklanıyor. Buradaki soru işareti problem yaratıyor. Enflasyonu kim düşürecek, merkez bankası 200-300 baz puan arttırabilir mi, öngörülebilecek bir durum değil. Sorun bununla çözülebilecek bir sorun da değil. Bundan sonrasında maliye politikası talep ve büyüme kaygısıyla, eşgüdümle hareket edilmeyen bir durumla karşı karşıya problem yaşıyor” diye konuştu.  

‘TL’NİN DEĞER KAYBI YÜZDE 16’

2017’de herkesin beklentisini aşan bir gelişme yaşandığını kaydeden Altınsaç, “Dünyada senkronize bir büyüme gerçekleşirken biz bunu değerlendiremedik” dedi. Piyasaların günlerdir kur gittiğini belirten Altınsaç, “Enflasyon da yüksek gidiyor ama bu enflasyondan dolayı olmadı, piyasa yatırım yapılabilir durumun altına düştüğünden dolayı maliye tarafındaki 24 Milyar Dolarlık hikayeyi sevmedi. Sürekli olarak ‘nereden fonlanacak’ sorusu alıyoruz. Ağızdan bazı cümleler çıkıyor ancak arkasında dayanak yok, piyasa ise bunu sorgular.  Bu iş Kasım 2017’de başladı, davalarımız var devam eden, Amerika ile devam eden F-35 davası var onun dışında bulunduğumuz coğrafyada çok fazla sorun yaşıyoruz. Piyasalar da bir o kadar çok tedirgin oluyor” dedi. Ziraat Bankası’nın konut kredilerinden bahsedildiğini fakat donlamanın nereden yapılacağına dair bir bilgi verilmediğini dile getiren Altınsaç, sözlerini şöyle sürdürdü; “Kaynağı var ise fonlansın, fakat konu genel olarak dış finansman ihtiyacı. Yılbaşından bu yana ABD Doları karşısında gelişmekte olan ülkelerin para birimleri düşüşte, yılbaşında bu yana TL’nin Dolar karşısında değer kaybı yüzde 16. 2013’ten bu yana Güney Kore Wonu değer kazandı. Maalesef bizim Moodys artışımız güme gitti. Biz en fazla sıkıntı yaşayan para birimiyiz. Moody’s'in Türkiye’nin notunu kırmasındaki dış finansman riskinin arttığı cümlesini azımsamamakta fayda var. Rakamsal bakarsak, dış borçlanmanıza temel oluşturan faiz Libor+spread’den oluşuyor. Libor faizi son 2-3 aydır yüzde 1.50’den yüzde 2’ye hızla yükselmiş durumda ve dış faktör aleyhinize. Özel sektör borcunun özellikle Çin ve Türkiye gibi ülkelerde son 6-7 yıldır muazzam arttığına gözlemleyebiliyoruz. Türkiye’nin özel sektör dış borcu son 7 yıldır büyük bir hızla artıyor. GSYH’ye oransal yüzde 20’lerden yüzde 32’lere fırlamış durumda.”

2008’DEN BERİ FAİZ YÜKSELİYOR

2018 ilk çeyrekte ekonomik rakamlarda sürecin değiştiğini belirten Altınsaç, “Hem ülke risk priminde (credit spread) bir genişleme var hem de enflasyon cari denge gibi bir takım rakamlarda yapısal zayıflama mevcut. Moody’s tarafından son gelen not düşüşünün ardından TL varlıkların yeniden bir değerleme sürecine tabi olma riski de var” dedi. 2008 global krizinden bu yana faiz göstergelerinin yükseldiğine işaret eden Altınsaç, “2017’de sürekli yaşanan değer kaybı ve enflasyonun neredeyse bir yıl tek haneyi görmeyişi, faiz en yüksekte. 2008’den bu yana baktığınızda her gün bir kademe daha yukarı çıkan bir faizimiz var” diye konuştu. BIST 100 Endeksi’nin Mart ayından bu yana belirgin olarak emsallerinden ayrıştığını dile getiren Altınsaç, “Şubattan itibaren göstergeler aşağıya doğru gidiyor. Bu yüksek faizi fiyatlıyor olabilir, belirsizliği fiyatlıyor olabilir, karlılık düşüşü ya da büyümeyi de fiyatlıyor olabilir” dedi.

‘100 KOYDUYSANIZ ŞU AN 45 DOLARDASINIZ’

Gelişmekte olan ülkelerin hisse senetlerinden oluşan MSCI’ın negatif bir fiyatlandırma sürecinde olduğunu belirten Altınsaç sözlerini şöyle sürdürdü; “2013 yılından itibaren 100 koyduysanız 45 Dolardasınız şu an. Türkiye emsallerinden negatif bir fiyatlandırma sürecine tabi. Şu anda piyasanın sıkıntısı Türkiye fonlamayı nasıl yapacak sorusu. Dünyada hiçbir kurum parite tahmini yapamaz, faiz farklarını görmek çok zor. ABD Başkanı Donald Trump’tan sonra faiz farkı devam ediyor, şu anda bütün analistler paritenin düşmesini bekliyor. Türkiye’ye bakıyoruz pariteler eski tahmin 4.10’da. Şu anda kimse doğru bir tahminde bulunamıyor. Gelişmekte olan ülkelerin enflasyonu 5’lerden 3’lere doğru geliyor. Türkiye bu süreci değerlendiremedi, kendi sepetinde enflasyon düşüyor bizde tam tersi yükseliyor.”

‘SÖZEL MÜDAHALELERDEN VAZGEÇİLMELİ’

Türkiye’nin borçluluk oranının en hızlı artan ülkeler arasından olduğunu kaydeden Altınsaç, “Yüzde 100 hesap üzerinden bakarsak GSYMH da oranı yüzde 150. Bunun temeli özel sektörde, banka dışı genişlemeden kaynaklanıyor. Artan özel sektör borcu neden tehlikede, büyümemizdeki sevimsiz tablo alarm veriyor. Kur ve faiz diyor ki bir şey yap. Yolun hala başındayız. 100 baz puan faiz artışı özel sektör için inanılmaz büyük bir sorun. Kendini daha zor fonlayan ülkelerden daha fazla faiz talep edilir. Türkiye kredi derecelendirmesinde bulunduğu konumu hak eden bir ülke değil” diye konuştu. Haziran ayında faiz artırımı beklediğini dile getiren Altınsaç, “Sözel bir takım müdahalelerden vazgeçilirse piyasa bunu sever. Sayın Naci Ağbal’ın bu fonlamaların nasıl yapılacağına dair bir açıklaması olursa piyasalarda bir anda pozitif değişim olacaktır” dedi. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Dr. H. Rana Demirer’in, günün anısına Bloomberg HT yorumcusu Gizem Öztok Altınsaç’a, 1885 yılında Gustav Niemann tarafından çizilen ve Antalya’nın simgelerinden biri olan Üçkapılar gravürüne ait tablosunu takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




ANSİAD BAHARA MERHABA DEDİ


Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD), geleneksel Bahara Merhaba Kokteyli'nin 8'ncisi Akra Hotel’de gerçekleştirildi

ANSİAD'ın geleneksel olarak düzenlediği Bahara Merhaba Kokteyli'nin 8'ncisi, Orkestra Şefi Orhun Orhon’un yönetimindeki Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası'nın 'Bahar Konseri' eşliğinde yapıldı. ANSİAD 8. Bahara Merhaba Kokteyli ve Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası Konseri’ne Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Akaydın, Muratpaşa Belediyesi Başkan Yardımcısı Murat Şimşek, Antalya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Mustafa Özen, Almanya Federal Cumhuriyeti Konsolosu Martin Vetter, ANSİAD Üyesi iş insanları, kamu ve özel sektör temsilcileri ile basın mensupları katıldı. Kokteylin açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Başkanı Sadi Kan, “2011 yılından bu güne kadar devam eden etkinliğimizde, 2013 yılından itibaren müthiş performanslarıyla bizlerle olan Antalya Filarmoni Derneği Başkanı Sayın Prof. Dr. Abdullah Uz nezdinde tüm orkestra sanatçılarımıza ve değerli sanatçımız Bayram Bayramoğlu’na teşekkür ediyorum” dedi. Başkan Kan, “2017 yılında ANSİAD Kurucu & Şeref Üyesi Ercan Evren ve ANSİAD Başkan Yardımcısı Dr. Tülin Özkan önderliğinde kurulan ve ilk konserini Ocak ayında kuruluş yıldönümü balomuzda veren ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun kıymetli koro üyelerimize ve şefimiz Osman Gazi Akçalı’ya teşekkür ediyorum” diye konuştu.

ANSİAD ÇOK SESLİ KOROSU’NDAN DİNLETİ

Antalya Filarmoni Derneği Oda Orkestrası ve Şef Orhun Orhan yönetiminde verdiği konser ve ANSİAD Çok Sesli Korosu’nun da 3 şarkı seslendirdiği gecede, Başkan Sadi Kan sanatçılara ve koro üyelerine çiçek takdiminde bulundu. Etkinlik, kokteylin ardından sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




ANSİAD YÖNETİMİNDEN TÜSİAD’A ZİYARET


ANSİAD yönetimi, bölgesel, ulusal ve uluslararası konularda proje ortaklıklarını görüşmek üzere TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik ile bir araya geldi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan ve yönetim kurulu üyeleri, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Erol Bilecik’e ziyarette bulundu. Ziyarette, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Dr. Tülin Özkan, Ercan Özbek, Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Dr. H. Rana Demirer, Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bal, Mali Yönetmen Akın Akay Akıncı, Toplantı Yönetmeni Sarper Dermut ve Toplantı Yönetmeni Yardımcısı Necdet Alkandemir yer aldı. ANSİAD'ın çalışmaları ve projeleri hakkında bilgiler veren Başkan Kan, ulusal, bölgesel ve uluslararası projelerin hayata geçirilmesi konusunda TÜSİAD Başkanı Bilecik ile fikir alışverişinde bulundu. Başkan Kan, ANSİAD ve TÜSİAD'ın sıkı iş birliğinin özellikle eğitim ve sanayide dönüşüm konularında devam edeceğini dile getirdi. Ziyaret anısına Başkan Kan, Bilecik'e Zeytinpark A.Ş hediyeliklerinden ve 3 bin yıllık Elmalı hazinesi Dekadrahmiler'in bilgelik simgesi olan baykuş rölyefini takdim etti.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




İŞLETMELERDE STRATEJİK YÖNETİM


Prof. Dr. Ülgen; “Yaşamda ve iş ortamında hiçbir şey bir fotoğraf kadar belirgin ve net değildir. Çalışma ortamının gerçekleri genellikle Picasso'nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak karşımıza çıkabilir” dedi.

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 10’uncu Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı ve Kan Mimarlık & Şehircilik Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Kan’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Metresan Ölçü Aletleri San. Tic. A.Ş ile MedApp Medikal Sistemler San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve LightApp Aydınlatma Sistemleri San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hayri Ülgen oldu. ‘İşletmelerde Stratejik Yönetim’ başlığında gerçekleştirilen toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Picasso & Diego Velazquez  “The Royal Family” ve “Las Meninas” resimleri üzerinden yapılan bir deneyi anlatarak sözlerine başlayan Prof. Dr. Hayri Ülgen, “Yaşamda ve iş ortamında hiçbir şey bir fotoğraf kadar belirgin ve net değildir. Çalışma ortamının gerçekleri genellikle Picasso'nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak karşımıza çıkabilir. Picasso'nun resmine bakıp, Velazquez'in resmini görebilenlerin başarı olasılıklarının daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz, diğerleri kübik şekillere bakıp yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecektir” dedi.

ANLATILAN SİZİN HİKAYENİZ OLMASIN

Stratejik yönetimi, gelecekte var olabilmenin yönetimi olarak ile getiren Prof. Dr. Ülgen, “Çevresindeki değişkenlerin farkına varamayan, bağlantıları göremeyen şirketler zamanında müdahale gösteremediği için yavaş yavaş suda ısıtılan ve kaynayan kurbağa hikayesine benziyor. Bu yüzden dikkat edin anlatılan sizin hikayeniz olmasın” diye konuştu. Strateji kelimesinin Latince ‘Statum’, yani yol ve çizgi kelimesinden geldiğini kaydeden Prof. Dr. Ülgen, “Eski Yunan’da, General Strategos’un savaşta birlikleri yönetme bilgisi ve sanatı. Stratejinin bilimsel bir disiplin olarak gelişmesi askeri alanda taşıdığı öneme borçludur. Askeri strateji ise savunma ve hücum yönünden askeri amaçların etkin ve verimli bir biçimde gerçekleştirilmesidir” dedi. Stratejiyi bir savaşta orduların girişecekleri hareketlerin ve operasyonların tasarlanması ve yönetilmesi sanatı olarak nitelendiren Prof. Dr. Ülgen, “Askeri strateji denilince aklıma başka bir kavram geliyor, örneğin Amerika, Vietnam’da başarılı oldu mu? Hayır olamadı, nedeni de stratejisinin elindeki donanıma, paraya dayalı olmasındandı. Ayrıca karşısında nereden çıkacağını bilemediği Vietnamlı askerler vardı. İçinde bulunduğunuz çevre, sizin başarılı olup olmayacağınıza etki ediyor” diye konuştu.

KOŞULLAR VE STRATEJİ

Koşullara göre savaş taktiğinin değiştiğini kaydeden Prof. Dr. Ülgen, “Bu açıdan bizim işletmelerde stratejik yönetim dediğimiz, işletmenin günlük ve olağan işlerinin yönetimi ile değil, işletmenin uzun dönemde yaşamını sürdürebilmesini mümkün kılacak ve ona rekabet üstünlüğü ile ortalama kar üzerinde getiri sağlayabilecek işlerin yönetimi ile ilgilidir” dedi. Uzun dönemli nihai sürece ulaşabilmek için planlama, organize etme, yürütme ve kontrol mekanizmasının işlemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ülgen, “Bu stratejik yönetim, uzun dönemde yaşamını devam ettirebilmesi, sürdürülebilir rekabet üstünlüğü ve ortalamanın üzerinden getiri sağlayacaktır” diye konuştu.

REKABET ÜSTÜNLÜĞÜ VE RAKİPLER

Farklılık yaratmanın ve de sürdürülebilir olmanın nasıl bir sistem olduğunu anlatmaya çalıştıklarını dile getiren Prof. Dr. Hayri Ülgen sözlerini şöyle sürdürdü; “Bununla ilgili de iki türlü evrim var. Charles Darwin’in ‘Biyolojik Türlerin Evrimsel Değişim Teorisi’ne atıf yapanlar işletmelerin de aynen biyolojik türler gibi çevreye uyum sağlamaları gerektiğini, uyum sağlayamayanların yaşamlarını sürdüremeyeceklerini ileri sürmektedirler. Ludwig von Bartelanffy’nin ‘Genel Sistem Yaklaşımı’ bu teoriyi yönetim bilimine uygulayan çeşitli yazarlar, işletmelerin bir üst sistem içinde, kendine ait alt sistemlerden oluşan ve tüm sistemlerin birbirleriyle etkileşim içinde bulunduğu bir bütün olarak kabul edilmesi gerektiğini öne sürmüşlerdir.” Modernist Stratejik Yönetim görüşüne göre, işletmelerin uzun dönemde yaşamlarını sürdürebilmek ve rekabet üstünlüğü elde etmek için uğraşmaları gerektiği tezini savunduğunu belirten Prof. Dr. Ülgen, “Rekabet üstünlüğünün sürdürülebilmesi, işletmelerin değer yaratan stratejilerinin rakipler tarafından taklit edilemediği ve uygulanamadığı durumlarda mümkündür” dedi. Geleneksel yönetime göre stratejik yönetimde işin içerisine dış çevrenin girdiğini belirten Prof. Dr. Ülgen, “Stratejik yönetimde rakipler var. Rakiplere göre bir strateji oluşturmak gerekiyor” diye konuştu.

SEKTÖRDE ENGEL ÇOK İSE CAZİP DEĞİLDİR

Stratejik yönetim sürecinde öncelikle stratejik bilinç oluşturulması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Ülgen, “En önemli evre analiz, ondan sonra misyon, vizyon, amaç ve hedeflerimizi, temel ve alt stratejileri belirleyip kontrol edip uyguluyoruz. Ancak bu bir süreç ve sürecin sonunda yaptığınız işi kontrol etmeniz gerekiyor” dedi. Kontrolün, stratejik hedefe ulaşmada önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ülgen, “Eğer stratejiyi yanlış kurduysanız onu değiştiriyorsunuz. Eğer dış çevreyi analiz edemediyseniz onu değiştirip yeniden analiz ediyoruz” diye konuştu. Sektör ve iş çevresi rekabet analizinde rekabeti etkileyen güçlere dikkati çeken Prof. Dr. Ülgen, “İş çevresine girebilecek yeni firmaların yarattığı tehdit, işletmenin ürününe alternatif olabilecek ikame malların yarattığı tehdit, tedarikçilerin pazarlık gücü, müşterilerin pazarlık gücü, pazarda yer alan rakipler arasındaki rekabetin şiddeti” dedi. Asıl önemli olanın ise rekabetin şiddeti olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ülgen, “Aynı segmentte olan araçlar rekabet içerisinde olur. Eğer bir sektöre giriş engelleri çok ise bu cazip bir sektör değildir” diye konuştu.

MÜŞTERİYE DEĞER YARATMAK

Rekabet üstünlüğü sağlayabilecek faaliyetlerin ve yeteneklerin belirlenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Hayri Ülgen, “Değerin yaratılıp, yaratılmadığı müşterinin satın aldığı mal ve hizmeti algılaması sonucu ortaya çıkar. İşletme müşteriye değer yaratmak yaklaşımından hareketle, faaliyetlerinde bu değerin yaratılmasına yardım edecek olayları analiz etmek zorundadır” dedi. Değerin yaratılması sürecinde, zincirde, değeri belirleyen iki unsur bulunduğunu belirten Ülgen, “Değer yaratan faaliyetlerin toplam maliyeti ve bu faaliyetlerin sonucu elde edilen toplam gelir. Toplam gelir ile toplam maliyet arasındaki fark işletmenin kâr marjıdır. İşletmeler bu marjı arttırıp rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışırlar” diye konuştu. Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın, Prof. Dr. Hayri Ülgen’e günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

 

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU VE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MENDERES TÜREL’DEN ANSİAD’A ZİYARET


Dışişleri Bakanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’ni ziyaret etti. Bakan Çavuşoğlu ve Başkan Türel’i ANSİAD Başkanı Sadi Kan, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Yüksek Danışma Kurulu Üyeleri karşıladı.

ANSİAD Başkanı Sadi Kan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in ziyaretinden büyük mutluluk duyduklarını kaydetti. ANSİAD projelerinden ve çalışmalarından bahseden Başkan Kan, “Antalya’nın üniversiteler şehri olması için daha önce başlattığımız bir projemiz var.  Bunun için vakfımız ANTEV ile yüksek teknoloji bölümleri olan bir üniversite kuracağız. Antalya’nın gelişimi adına bizim için önemli bir konu olduğundan dolayı sizin desteğinizi bekliyoruz” dedi. T.C. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Bugüne kadar Antalya Sanayici ve İşadamları Derneğimiz ile yakın temaslarımız oldu. ANSİAD, Antalya için çalışan ve projeler üreten takdir ettiğim bir sivil toplum örgütü. Bundan sonraki süreçte eğitim başta olmak üzere, birçok alanda somut projeleri de hayata geçireceğimizi umut ediyorum. Antalya’da ANTEV ile birlikte bir üniversite kuruluşu içerisinde olmanızdan memnun oldum. Projelerimiz içerisinde Antalya’da 10 üniversite hedefimiz var. Dünyanın her yerinden öğrencilerin gelebileceği yeni üniversiteleri kentimize kazandıralım. Sizi bu projenizde desteklemeye hazırız” diye konuştu. Bakan Çavuşoğlu, ANSİAD üyelerinin ihracata katkı oranından duyduğu memnuniyeti de dile getirerek, “500 Milyon Dolar ihracat hacmi hedefimize ulaşmak için daha çok çalışmalıyız” dedi. ANSİAD Başkanı Sadi Kan, Bakan Çavuşoğlu’na ziyaretleri için teşekkür ederek günün anısına Prof. Dr. Saim Tekcan’ın “At’nağme- Atlar ve Hatlar” gravürüne ait tablosunu takdim etti.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511




SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE T.C. CUMHURBAŞKANI ADAYI KARAMOLLAOĞLU ANSİAD’IN KONUĞU OLDU


Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) üyeleriyle buluştu. Toplantı Başkanlığını ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın yaptığı toplantıda konuşan Karamollaoğlu, dünya ve ülke gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. AKP iktidarının ekonomi politikaları üzerinde duran Karamollaoğlu, “Türkiye iyi yönetilemiyor. Bizim bu yönetim tarzını düzeltmek için, siyasi üslup, yönetim anlayışı, Türkiye vizyonu olarak üç ana temelde başlıklarımız var” dedi. Hükümet tarafından 90 yıllık Türkiye Cumhuriyeti birikiminin yok edildiğini kaydeden Karamollaoğlu, “Yerine ise AVM, park ve yüksek binalar yapıldı. Siyasi üslup, yönetim anlayışı ve Türkiye vizyonumuz ile ülkenin geleceğine talibiz. Bunun için de yeterli kadrolarımız var” diye konuştu.

‘BEN İSLAMCI DEĞİLİM’

İsrail ile olan münasebetlerde de en büyük söz düellolarını yapan ülke konumunda olmamıza rağmen, en fazla tavizi veren ülke olduğumuzu dile getiren Karamollaoğlu, “Bunu özellikle bilmenizi isterim. Mavi Marmara meselesi çok ciddi bir hatadır. İnsanlar yakınlarını kaybetmişler onların hakkını aramalarını engelliyorsunuz” dedi. Müslümanlık denildiği zaman fedakarlıkların olması gerektiğinin altını çizen Karamollaoğlu, “Ben hiçbir zaman İslamcı olmadım ama ben Müslümanım. Bunun arasındaki farkı eminim değerlendirebilirsiniz. Müslümanlık dediğimiz zaman doğruluk dürüstlük, fedakarlık söz konusu, yolsuzluk ve israftan kaçınma söz konusu. Fakat bunlar yok oluyor her şey bir veya iki simgeye indirgeniyorsa orada bir yanlışlık var demektir. İnsanlar benim anladığım kadarıyla bundan dolayı bir akıl tutulması içerisindeler” diye konuştu.

FENERBAHÇE’DEKİ DEĞİŞİM 24 HAZİRAN’DA DA YAŞANACAK

Doların yükselişiyle ilgili olarak hükümetin ‘üzerimize oynuyorlar’ sözlerini eleştiren Karamollaoğlu, “Evet doğru söylüyor olabilirsin, oyun oynanıyor olabilir. Peki sen bu oyuna karşı hangi ekonomik tedbirleri alıyorsun? Bunları sormak lazım” dedi. Karamollaoğlu, 24 Haziran seçimlerinin büyük sürprizlere gebe olduğunu belirterek, “ Fenerbahçe Kongresi’nde yaşananların ben bu seçimlerde yaşanacağını düşünüyorum. Bir dip dalga var. Nerden bunu biliyoruz? Anketler yapan şirketler diyor ki eskiden sorularımıza 3 kişiden 2’si cevap veriyordu şimdi ise ancak 1’i cevap veriyor. Vatandaş endişeli fikrini, oyunun rengini söyleyemiyor. Bu sessiz çoğunluğun seçimde büyük bir sürpriz yapacağını bunların ise bize doğru bir eğilim gösterdiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

DEĞİŞİME İHTİYAÇ VAR

İktidarın ‘Türkiye’nin beka problemi var’ söylemlerinin yanlış olduğunu dile getiren Karamollaoğlu, “Bana göre Türkiye’nin değil, iktidarın bir beka problemi var. Onun için bir değişime ihtiyaç var. Politikaların değişmesi gerekiyor. Kendileri değiştirirse politikalarını ‘hay hay’ der bakarız. Bakalım becerebiliyorlar mı? Ama yapamıyorlarsa da bu sistemin değişmesi gerek. Beceremediklerini zaten kendileri de itiraf ediyor. Bu arkadaşlar en çok değişen bakanın Mili Eğitim Bakanı olduğunu söylüyorlar. Milli Eğitim Bakanını kaç kez değiştirdiler? Her bakan değişikliğinde sistemi de sil baştan değiştirdiler. Eğitim, sağlık yaz-boz tahtasına döndü. Bu beceremediklerinin en açık göstergesidir” dedi.

‘BUNLAR SEÇİM RÜŞVETİ’

Son günlerde Milliyeti Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘af’la ilgili yaptığı açıklamaları da eleştiren Karamollaoğlu, “Seçim öncesi af konuşulması ve çıkarılmasını doğru bulmuyorum. Aynen seçim öncesi emekliye bin Türk Lirası ikramiye verilmesi gibi. Bunlar seçim rüşvetinden başka bir şey değil kanaatimce. Seçim öncesinde acele bir şekilde bu tarz konular gündeme geliyor. Bekle seçimden sonra yap. Bunları neden seçimden sonra yapmıyorsun?” diye konuştu. Karamollaoğlu, devlet yönetiminde kuvvetler ayrılığı olması kanaatine sahip olduklarını ifade ederek, “Tek kişinin kuralları koyduğu, kararları aldığı, adaleti uyguladığı bir sistemde, farklı düşüncelerin tartışılmasına dahi fırsat verilmeyen, vatana ihanete kadar giden suçlamalar olursa farklı fikirler için de bunun kabul edilebilirliği yok” dedi. Yürütmenin kamu adına hükümet eli ile yapıldığını, denetleme işinin kamu adına meclis tarafından yapılması gerektiğini anlatan Karamollaoğlu, “Adalet bu iki kurumun tamamen dışında olmalıdır. Kuralları meclis koyar, kanun çıkarır ama kanun uygulanması noktasında müdahale edemez" diye konuştu.

‘OHAL ADALETİN RAFA KALKTIĞI BİR HALDİR’

Türkiye'nin yönetiminde birinci kıstasının kuvvetler ayrılığı prensibi olduğunu dile getiren Karamollaoğlu, “Adalet bir ülkede sağlanmıyorsa devlet yoktur, baskıcı rejim vardır. Adalete güven kalmadı, rafa kaldırıldı. Olağanüstü hal (OHAL) adaletin rafa kaldırıldığı bir haldir. Yeri geldiğinde OHAL olabilir ancak bir dönem ya da iki dönem uygulanabilir. Adalet çalışmıyorsa haksızlık yapma ihtimali artar ve isyan duygusunu körükler. Ahlaki değerlerin korunması gerekiyor. Ahlaki değerler korunamıyorsa o zaman yolsuzluklar artar. İsraf, baskı ve haksızlıklar artar. İnsanlar yönetimde bulunanların gönlünü almak için başka yöntemlere başvururlar ve yalakalık artar. 'Aya köprü kuracağız' denilse ‘buna bile inanacak seçmenimiz var' denmesini afaki ve yanlış görüyorum” dedi.

‘FARKLI SÖYLEMLERE İHTİYAÇ VAR'

Türkiye'deki siyaset üslubunu ve insanların bu konudaki münasebetlerini tasvip etmediğini kaydeden Karamollaoğlu, bunun kısır çekişmeye neden olduğunu söyledi. Üslup nedeniyle kutuplaşmanın oluştuğunu belirten Karamollaoğlu, “Siyasiler olarak biz hasım değil sadece rakibiz. Vatandaşa iyi hitap edersek memlekette huzur ve barış olur. Farklı söylemlere ihtiyaç var. Çok aykırı fikirleri sil baştan reddederseniz durumunuzu ileri götüremezsiniz. Siyasette mesafe kat etmek istiyorsak mutlaka farklı fikirlerin gündeme gelmesine imkan tanımamız lazım” diye konuştu. Toplantı soru ve cevapların ardından, ANSİAD Başkanı Sadi Kan’ın, Saadet Partisi Genel Başkanı ve T.C. Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu’na plaket takdimiyle sona erdi.

Detaylı bilgi için;

Ebru ÇENGELOĞLU

Basın Danışmanı

E-mail: basin@ansiad.org.tr  

Tel: 0242 3120303

Fax: 0242 3215511